Bizim işi ayı da yapar

  • Giriş : 23.10.2006 / 00:00:00

42 yıldır setlerde olan Sümer Tilmaç, kimsenin şöhrete kapılmaması gerektiğini söyledi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


O Süper Reis Bey'in avukatı, Baba'nın Nihat'ı, Kahpe Bizans'ın Süper Gazi'si, Kanlı Nigar'ın Deli Eşref'i... Türk sinemasında 42 yılda 200'e yakın projenin içerisinde yer aldı. Sümer Tilmaç'tan bahsediyoruz... Şimdi ise atv'nin hafta içi hergün tekrarı yayınlanan İlk Aşkım'da canlandırdığı Necmi karakteri ile evlerimize konuk oluyor. Canlandırdığı karakteri yıllar önce Süper Baba'da oynadığı Nihat rolüne benzeten usta oyuncu "İnsanlar sempatik bulsun diye uğraşıyoruz. Zaten beni artık Hulusi Kentmen yerine koydular" dedi. Son yıllarda çekilen filmlere baktığımızda, hemen hemen hepsinde Sümer Tilmaç'ı görmemiz mümkün. Usta oyuncu hemen hemen bütün filmlerin içerisinde yer almasını ise "Bit pazarına nur yağıyor" diyerek açıkladı.

AKLINI KAÇIRAN ÇOK OLDU

* Süper Baba'nın üstünden yıllar geçti ama ne dizi unutuldu, ne de orada canlandırdığınız Nihat karakteri... Hatta burada canlandırdığınız Necmi karakteri de Nihat'tan esintiler taşıyor... Evet. Seyirci sempatik bulsun diye uğraştık. Ama sempatik bulan da bulmayan da sağolsun. Seyirciler bazı insanları severler. Zaten beni artık Hulusi Kentmen yerine koymuş vaziyetteler. Ben onları seviyorum, onlar da beni seviyor. Hayat böyle devam ediyor.

* Yıllardır setlerdesiniz ama inanılmaz bir enerjiniz var. Bunu neye borçlusunuz? Hayatı bırakmamak ile ilgili bir şey bu. Ünlü bir laf vardır; "Bütün mezarlıklar kendinden vazgeçilemeyeceğini sanan insanlarla dolu" diye. 'Ben buyum' demeye gerek yok. Ne olduğunu bileceksin. Aklını kaçıran pek çok arkadaşımız var böyle. Sokağa çıktığında artist olduğunu herkese hissettiren! Sokağa çıktığımda ne iş yaptığımı unutuyorum. Şu anda benim yaptığım işi ayılar da gayet iyi yapıyor. Yani yönetmen iyi olursa ayıları da oynatıyor. O bakımdan kimse 'Ben oyuncuyum' diye hava atmasın. Çünkü televizyon sabun köpüğü gibi bir şey. Başlar ve biter. Üç gün sonra unutulursun. Ondan sonra o adam da kendini unutur! Yazık olur. Ben 7 buçuk sene Bakırköy'de çalıştım.

PSİKOLOJİ ÖNEMLİ!

* Akıl hastanesinde mi çalıştınız? Fahri olarak çalıştım orada. Bir sivil toplum örgütü vardı. O grupla beraber biraz akıl hastalarına yakın yaşadım. Zaten bizim işimizde de akıl hastaları fazla. Hatta bununla ilgili de Antalya'da 'Sanatçı Barınağı' diye bir yer yaptım. Bununla ilgili barınmak isteyenler, ya da bir şeyi öğrenmek isteyenleri bekliyorum. Çünkü bu işte önemli olan psikoloji. Hasta olduklarını anlayıp yardım almak isterlerse, bir an önce gelsinler biz onları tedavi edip gönderelim.

HAYALİMDİ

* 'Sanatçı Barınağı' dediniz. Nasıl bir yer burası? Bu devletin yapması gereken bir şeydi. Ben yıllardır böyle bir şey yapmak istiyordum. Ev kirası vermekten hayatım karardı. "Bir yerim olursa, arkadaşlarımın barınabilmesi için yuva yapacağım" diyordum.

* Hangi sanatçılar barınıyor? Biz bu konuda isim vermiyoruz. Barınak ismini verdiğimiz için rencide olurlar diye tereddüt ediyoruz. Medya bunu pek ciddiye almaz. Başka bir şeylerle ilgileniyor. Mesala ben kayınvalidemin poposunu ısırsam bu çok ciddi bir olay olur! İçimden ısırmak çok geçiyor ama haber olmasın diye kayınvalidemin poposunu ısırmadan böyle şeyler yapıyoruz. Toplumun içindeki psikiyatrlık sorunları halletmek istiyorum. Ama kendiminkini halledemediğim için toplumunkini de halledemiyorum.

* Sık sık kayınvalidenizden bahsediyorsunuz. Nedir bu kayınvalide düşmanlığı? "Kayınvalidemi sevmiyorum" demiyorum. Aslında bizim durumumuzdaki insanlar için kayınvalidelerini sevmeleri için bir sebep yaratmaya çalışıyorum. Sebebine gelince, kayınvalidenin kendi oğlu varsa, damadı daha fazla sevme şansı yok. Bizim de şefkate ihtiyacımız var. Sokak çocuğuz biz ya! Sokaklarda; Beyoğlu'nda, Tarlabaşı'nda büyüdük. Şimdiki jenerasyonun görmediği birçok şeyi gördük. İki yakamız bir türlü bir araya gelmedi.

SANATÇILAR HALKTAN KOPUK

* Tiyatronun halktan uzak kalmasının nedenini neye bağlıyorsunuz? Bizim arkadaşlarımız zaten halk demiyorlar. Helk diyorlar! İngilizcesini söylüyorlar. Halktan kopuklar. Psikoloji insanda çok önemli. Hatta bunu Cumhurbaşkanı adayıyken Kamer Genç'e bir televizyon programında söylemiştim. "Bana deli mi diyorsun?" demişti. "Ben de ona 'delirmeye çok müsaitsiniz demek istiyorum' demiştim. Sonra anlaştık ama.

* Antalya'da yaşıyorsunuz. Orada neler yapıyorsunuz? Belek'te çiftliğim var orada. Çiftliğin bir bölümünde çiftlik turizmi var. Nedenine gelirsek; benim için toprak, gerçekten çok önemli. Eskilerin bir deyimi vardır; 'Toprağın verdiğini hiçbir şey vermez' diye. Ben bunu yaşam biçimi olarak söylüyorum. İnsanın bir çiçek yetiştirmesi bile çok önemli bir olay. Benim birçok ağacım, çiçeğim var. Gelen gidenim çok.

* Yeni projeler var mı? Bit pazarına nur yağıyor. Genç bir adamı benim halime getirip, benim yaşımda birini oynatmak mümkün değil. Bizim gibi hıyarlar da az kaldı. Attan düşecek, balkondan aşağı atlayacak... Şimdiki insanlar gittikleri zaman ilk konuştukları şey, kaç para alacağı. 'Bu proje tarzım değil' şeklinde kaprisleri var. Bizim her proje tarzımız. Bizim okulumuz burası oldu. Son yıllarda çekilen hemen hemen bütün filmlerde oynadım. Bu arada Cem Yılmaz'ı çok kıskandığımı söyleyelim.

* Neden? Bana çok yetenekli geliyor. Sahne tahtası adamı sevsin derler. Sahne tahtası onu çok seviyor. Sonra seyirci seviyor.

BUGÜNE GELMEK ŞANS

* Giyim tarzınız da biraz Cem Yılmaz'ı andırıyor aslında... Babası gibi... Dedemiz de zaten Süleyman Demirel. Ama ben onu taklit etmiyorum. Ben hep böyleydim. Beni keşfedemediler. Ben onun keşfedilmemiş haliyim.

* Setteki performansınız zaten gayet iyi. Sette kırıp geçiriyorsunuz gülmekten. Sahnedeki performansım da iyi. İçimde kalmasın Yılmaz Erdoğan'a da bir şey söyleyeyim. Yılmaz Erdoğan'ın 'Haybeden Gerçek Üstü Konuşmalar' diye bir kitabı vardı. Kendinden rica ettim. Daha sonra bunu oynamaya başladık. Birtakım casuslar tarafından oyunun iyi oynandığını öğrendi ve kendisi oynamaya başladı! Yılmaz kardeşimdir ama bu dedikoduyu yapacağım arkasından.

* 42 yıldır oyunculuk yapıyorsunuz. Geriye dönüp baktığınızda pişman olduğu- nuz bir şey var mı? Geriye baktığım zaman 'Bugüne nasıl gelebildik' diye düşünüyorum. Bugüne gelmek bile büyük bir şans. Biz kimseyi ezmedik ama bizim de üstümüze çok bastılar. Mesela Ferdi Tayfur ilk filmini çekmeye geldiğinde 'abi abi' diyordu. Daha sonra uçtu. Emrah da öyle. Bazı insanların heykellerini yaptırmaları lazım. Paraları da çok. Ama hiçkimseyi tanımaz hale geldiler.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious