Bolu halkı çareyi mahkemede arıyor

  • Giriş : 07.02.2007 / 00:00:00

Rakamlara göre, Türkiye'nin en zengin ikinci kenti olduğu için '5084' dışında kalan Bolu, TÜİK'le mahkemelik.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ekonomisini ağırlıklı olarak kanatlı hayvancılık sektörü ve turizmle ayakta tutan Bolu, Teşvik Yasası'nın en çok mağdur ettiği illerden biri olarak isyan ediyor. 2004 yılında yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana tek bir çivi bile çakılmayan Bolu, kendisini Türkiye'nin
ikinci zengin ili gösteren Türkiye İstatistik Kurumu'na da (TÜİK) ateş püskürüyor. Bu nedenle teşvik kapsamı dışında kalan kentte oluşturulan sivil birliktelik kurumu mahkemeye vermiş. "En zengin ilçemiz bizden ayrıldı. Kanatlı hayvan sektöründeki rakamlar mükerrer. Bunun yanı sıra TÜİK deprem yardımlarını da gelir olarak saydığı için Bolu kâğıt üzerinde zengin oldu" diyerek yanlışlığın düzeltilmesini istiyorlar.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) yanı sıra Dünya Hazır Giyim Sanayicileri Federasyonu Başkanlığı da yapan Umut Oran, bu kez Bolu'da sanayici ve Bolu ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı olarak çıkıyor karşımıza. AKP hükümetinin gündeminde olmamasına rağmen, yatırım için teşvik gerektiğini belirterek yasanın çıkmasına da önayak olan Umut Oran, tüm ısrarlı anlatımlarına rağmen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanlışta ısrar ettiğini ve yasanın bu haliyle çıkarıldığını belirtiyor.
"Bırakın yatırım çekmeyi, bölgemizden yatırımcılar bile gitti. 'İkinci Bahar', 'İstanbul Gömlek', 'Lale Tekstil' ilk aklıma gelen firmalardan sadece birkaçı diyen Oran, yasayla ilgili olarak herkesin bildiği, ancak her seferinde hayrete düştüğü çarpıcı açıklamalarda bulunuyor:
"Düzce'ye bağlı kaynaşlı ve benim fabrikam (Domino Tekstil) arasında sadece birkaç kilometre mesafe var. Aynı işi Düzce'de yapan bir arkadaşım bir pantolonu 7.8 YTL'ye üretirken, ben 9 YTL harcıyorum. Yüzde 2 kâr oranlarının bile çok önemli olduğu günümüzde benim o arkadaşımla rekabete girmem bekleniyor. Bırakın beni, işin farklı bir boyutu daha var. Organize sanayi bölgesinde yan yana iki fabrikayı düşünün. Birisi, elektriği ucuza alıyor. Arazisini bedelsiz almış. İşçisinin maliyeti az. Diğeri ise, bunların hiçbirinden faydalanamıyor. Teşvikten önce yatırım yaptığı için cezalandırılıyor. Ve siz bu iki insanın aynı pazarda rekabet etmesini istiyorsunuz. sayın Başbakan'a defalarca anlattım. Her seferinde ikna olmuş gibi göründü. Ama yine bildiği yanlışa devam ediyor."

'Sanayicileri Mısır'a götürüyorlar'
Bolu'nun Doğu'da Çankırı, Batı'da ise Düzce ile yollarının kesildiğini ve istihdamın her geçen gün zorlaştığını dile getiren Umut Oran, hükümete eleştirilerine Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile devam ediyor. "Yatırım yapılsın diye yanlış teşviklerle sanayiciyi çaresiz bırakan hükümetin bir bakanı, işadamlarını alıp Mısır'a götürüyor ve yatırım yapmalarını istiyor. Böyle bir istihdam ve kalkınma politikası olur mu? Başbakan'ın şapkasını eline alıp düşünmesi lazım. 1999'da depremle sarsılan Bolu ekonomisi 2004 yılında Teşvik Yasası ile iyice zora sokuluyor. Bolu Tüneli'nin açılması da ekonomiye bir yara daha açıyor. Teşvik Yasası Bolu'yu iki yönden kuşattı. Bize yatırımcı nereden gelecek? Ya Ankara'dan ya İstanbul'dan gelecek. Fakat İstanbul'dan gelen Düzce'ye, Ankara'dan gelen ise Çankırı'ya takılıyor. Düzce bir yıldır yatırımcı kabul etmiyor. Eğer Bolu da kapsam içinde olsaydı bari oradan kaçan bize gelirdi. Bolu'nun otelleri var, yetişmiş işgücü var. Eğer Bolu teşvik kapsamında olsa daha çok yatırım çekerdi."

'Turizm alanında kümeleniyoruz'
Bölgesel ve sektörel teşvikin önemine de değinen Umut Oran, Bolu'nun yapısı itibarıyla turizm alanında kümelenme çalışmasına başladıklarını da vurguladı. Her bölgede hangi sektörde yatırım yapılacağının belirlenmesi ve buna göre teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizen Oran, "Biz kendi imkânlarımızla turizm konusuna eğildik. Bolu turizm için çok uygun bir yer. Bundan sonraki yatırımların da ağırlıklı olarak turizmden yana olması gerekiyor. Bu modeli Türkiye'nin her yeri için uygulamak doğru. O bölge için uygun olan sektörleri belirleyip ona göre yatırım yapılmalı. Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerine baktığınız zaman bu modelin doğru olduğunu görüyorsunuz. Örneğin ABD'de 50 eyalet bulunuyor. Her eyalet, kendi birim ücretini, vergi oranını belirliyor. Bölgelerarası farklı ücretler uygulanıyor. Almanya'ya bakıyorsunuz aynı sistem uygulanıyor. İtalya'da Çin'de de aynı sistem uygulanıyor. Bolu'da verdiğiniz 500 YTL maaşla İstanbul'da verdiğiniz 500 YTL aynı mı? İstanbul'da bu parayla evden bile çıkamazsınız. Burada farklı. Bu da bir çeşit teşviktir. İstanbul'da yatırım yapacaksanız işçinize yüksek maaş vermeyi göze alacaksınız. Anadolu'da yapacaksanız ona göre daha farklı bir ücret vereceksiniz. Çinde 36 bölge var. Hepsinde de ayrı ücret ve ayrı teşvik sistemi uygulanıyor. Kümelenme çalışmasını ilk kez Adıyaman'da tekstilde uyguladık ve çok başarılı olduk."

Her bölgeye ayrı teşvik
Kümelenme çalışmasının Türkiye genelinde nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili de konuşan Umut Oran, şunları söyledi:
"Bölgelerimizin ve illerimizin potansiyeli olan sektörlerinin üzerinde odaklanarak bir sanayi havzası modeliyle kalkınma sağlanabilir. Bu çalışmada bölgelere farklı yatırım indirimi, çalışma koşulları, vergi muafiyetiyle yatırımcı teşvik edilir. Bunun adı 'Türkiye'nin sektörel kümelenmeyle bölgesel kalkınma modelidir. Ve Türkiye için en uygun olanı da budur."

'Fabrika için arazi bile bulamayız'
Devletle mahkemelik olan Bolu'nun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabahattin Ahmet Yamaner, teşvik konusuna başka bir pencereden bakıyor. "Teşvik verilmedi, ama verilseydi Bolu'da arazi mi var? Nereye kuracaktık organize sanayi bölgesini?" diyen Yamaner, kentte asıl sıkıntının il gelişme planının uygulanamamasından kaynaklandığını söylüyor. Bolu'nun yüzölçümü olarak küçük olduğunu ve mevcut durumunun yatırıma uygun olmadığını dile getiren Yamaner, olası yatırımların Gerede tarafında olması gerektiğini savunuyor. Kentin asıl kurtuluşunun turizmde olduğunu ve buna göre kentin büyümesi gerektiğini dile getiren Yamaner, şöyle konuştu:
"Şu anda Bolu'da 4-5 bin işsiz var. Planlı yatırımlarla bunlara iş bulmak çok da zor değil. Önemli olan Bolu'da turizmi ayakta tutmak. Eğer kanatlı hayvan sektörünü, belli bir bölgede tutabilseydik şimdi turizm yatırımı için daha çok yerimiz olacaktı. Ben Bolu'da termal turizmin geleceğinin parlak olduğuna inanıyorum. Yaylalarımız ve doğamız bizim için büyük avantaj."

'Darbeyi çevreden aldık'
5084 sayılı yasanın kendilerine en büyük darbeyi çevre illere verilmesiyle vurduğunu da dile getiren Yamaner, "Eğer ortada kalmasaydık bu kadar zarar görmezdik. Teşvikler sektörel olsaydı bize de turizm yatırımı gelirdi. TOBB teşvikten yararlanamayan illerde neler yapılabileceğiyle ilgili çalışma yapıyor. Biz de bu raporu bekliyoruz" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious