Borcu olanları zor günler bekliyor

Borcu olanları zor günler bekliyor.11737
  • Giriş : 28.11.2008 / 12:38:00

Merkez Bankası, borcunu ödeyemeyenlerin sayısında artış olacağını açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Merkez Bankası, 2008 yılının ikinci yarısında YTL;nin değer kaybetmesi, ABD dolarının avro karşısında değer kazanması ve finansman maliyetlerindeki artışlara paralel olarak önümüzdeki dönemde, başta açık pozisyon taşıyanlar olmak üzere, reel sektör firmalarının mali bünyelerinde bozulma ve buna bağlı olarak borç geri ödeme kapasitelerinde gerileme beklendiğini bildirdi.

Merkez Bankası tarafından hazırlanan ve yılda iki kez yayımlanan, ''Finansal İstikrar Raporu'' yayımlandı.

Rapora göre, 2008 yılının Eylül ayında kamu borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ile döviz kuruna duyarlı borç stokunun payı azalmaya devam ederken, bu yılın on ayında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin harcamaları karşılama oranı ve faiz dışı harcamaların vergi gelirleriyle karşılanan kısmı artış gösterdi.

2009 yılı Programı;nda 2008 yılı merkezi yönetim gelir ve harcamalarının başlangıç hedeflerini aşması ancak, merkezi yönetim bütçe açığının azalması öngörülüyor.

Bununla birlikte, merkezi yönetim gelirlerinin önemli bir kısmının özelleştirme gelirleri ve diğer gelir kalemlerinden oluşması nedeniyle IMF tanımlı faiz dışı fazlada hedefin altında kalınması bekleniyor.

Önümüzdeki dönemde, mali disiplinin korunması ve kalitesinin artırılması ekonomik istikrar açısından önem arzetmeye devam etmekte. Son yıllarda, hanehalkının finansal yükümlülüklerinin gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının artmasına rağmen, söz konusu oran halen AB;ye yeni katılan üyeler de dahil birçok ülkeden düşük bir seviyede oldu.

Hanehalkı yükümlülüklerinin değişken faizli ve dövize endeksli kısmının sınırlı olmasının hanehalkının ekonomik konjonktürdeki olumsuz gelişmelerden diğer ülkeler hanehalkına göre daha az etkilenmesine neden olduğu belirtilen raporda şöyle denildi:

''Öte yandan, bankaların tüketici kredisi verme koşullarını sıkılaştırmalarına bağlı olarak önümüzdeki dönemde, bireylerin, kredi kartlarını bir kredi aracı olarak kullanmaya daha fazla yönelmeleri muhtemeldir. Tüketicilerin kredi ihtiyaçlarını, faizi tüketici kredilerine göre daha yüksek olan kredi kartlarıyla karşılamaları ise borcunu ödeyemeyenlerin sayısında artışa yol açabilecektir.

Esas itibariyle bir ödeme aracı olan kredi kartlarının amacına uygun olarak kullanılmasına özen gösterilmesi, finansal piyasaların sağlığının korunması açısından önem arzetmektedir.''

Banka dışı özel kesimin uzun vadeli yurt dışı kredilerini yenileme oranının, 2001 krizinde dahi yüzde 100;ün altına düşmediği belirtilen raporda. Ancak, geleceğe yönelik bir değerlendirme yapılırken, 2001 krizinde sorunun daha çok Türkiye kaynaklı olduğu, bugün ise küresel kriz nedeniyle yurt dışı kredi imkanlarının daraldığının göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulandı.

2007 yılının, reel sektör firmalarının karlılıklarını koruduğu ve mali bünyelerinin sağlıklı seyrettiği bir yıl olduğu ifade edilen raporda şöyle denildi:

''Bununla birlikte, 2008 yılının ikinci yarısında YTL;nin değer kaybetmesi, ABD dolarının avro karşısında değer kazanması ve finansman maliyetlerindeki artışlara paralel olarak önümüzdeki dönemde, başta açık pozisyon taşıyanlar olmak üzere, reel sektör firmalarının mali bünyelerinde bozulma ve buna bağlı olarak borç geri ödeme kapasitelerinde gerileme beklenmektedir. Bu durum, Türk bankacılık sektörünün tahsili gecikmiş alacaklarında bir miktar artışa neden olabilecektir.''

-''TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ GÜÇLÜ YAPISINI KORUMAKTA''-

Rapora göre, dünyanın önde gelen bankalarına ciddi miktarlarda sermaye katkısı yapıldığı bir dönemde, bankacılık sektörümüzün sermayesi, 2001 krizinden sonra kararlılıkla uygulanan reformlar sayesinde güçlü yapısını koruyor. Bankacılık sektörü büyümesini sürdürürken, mevduat ve kredinin GSYH;ye ve kredinin mevduata oranları artmaya devam etti.

Kredilerin bankacılık sektörü aktifleri içindeki payı artışını sürdürdü. Bununla birlikte, son yıllarda Türkiye'de kredi büyümesi, parasal sıkılaştırmanın da etkisiyle diğer gelişmekte olan ülkelere göre sınırlı kaldı. Önümüzdeki dönemde, küresel kriz nedeniyle yurt dışından kaynak sağlamanın zorlaşacağı da gözönüne alındığında, kredi artış hızının daha da yavaşlaması beklenmekte.
Bankacılık sektörü, kur riski taşımama eğilimini sürdürüyor. Bankacılık sektörünün bilanço içindeki açık ve bilanço dışındaki fazla pozisyonun seviyesi, uluslararası piyasalardaki likidite koşullarına bağlı olarak azaldı.

Bankacılık sektörünün temel fon kaynağı mevduat olup, toptan fonlama kaynaklarına bağımlılığı düşük ve likidite yeterlilik rasyoları yasal sınırların oldukça üzerinde. Bununla beraber, küresel likidite koşullarındaki gelişmeler, bankaların likidite yönetiminin önemini artırmakta.''

-''MERKEZ BANKASI, GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALDI VE ALMAYA DEVAM EDECEK''-

Merkez Bankası'nın, bu dönemin en az sorunla atlatılabilmesini ve ödemeler sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasının devamını teminen gerekli önlemleri aldığı ve almaya devam edeceği vurgulanan raporda, bununla birlikte, bu tedbirlerin amacına ulaşabilmesi için bankaların ihtiyatlı ve etkin likidite yönetimlerine devam etmelerinin önem arzettiği belirtildi.

Raporda, ''Türk bankacılık sektörünün karlılık performansı, 2008 yılı üçüncü çeyreğinde sınırlı da olsa azaldı. Önümüzdeki dönemde ekonomik konjonktürdeki olumsuz gelişmelerin bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını artırması ve dolayısıyla karlılık performanslarını olumsuz etkilemesi beklenmektedir'' denildi.

Rapora göre, sektörün sermaye yeterliliği rasyosu, 2008 yılının üçüncü çeyreğinde gerek özkaynakların artışı ve gerekse risk ağırlıklı aktiflerin artış hızının yavaşlaması sonucu arttı. Halen yasal sınır ve hedef rasyonun üzerindeki yüksek seviyesini koruyor.

Yapılan senaryo analizlerine göre, sektörün mevcut sermaye yapısı çeşitli şok varsayımları altında oluşabilecek kayıpları karşılayacak düzeyde. Ayrıca, BDDK;ca alınan, bankaların 2008 yılı karlarının dağıtımını izne bağlama kararı, bankaların güçlü sermaye yapılarının sürdürülmesine katkıda bulunacak.

Risklerin arttığı bu dönemde bankacılık sisteminin sağlamlığı çok daha fazla önem kazanmakta. Bankacılık sektörünün sağlamlığının bir göstergesi olarak izlenen Finansal Sağlamlık Endeksi, 2007 yıl sonuna göre karlılık, sermaye ve faiz riski endekslerindeki azalışa bağlı olarak, 2008 yılı Eylül ayında gerilemiş olmakla birlikte olumlu seviyesini korudu.

Küresel krizin diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte ülkemizde de daha fazla hissedilmeye başlandığı bu dönemde, tüm ekonomik birimlerin riskleri etkin bir şekilde yönetmeleri, finansal piyasaların sağlığı açısından gerekli görülüyor. Bu çerçevede, mali disiplinden taviz verilmemesi, kamu otoritelerin şimdiye kadar olduğu gibi gereken tedbirleri eşgüdüm içerisinde ve zamanında alması, ekonomik istikrarın korunması açısından daha da önem kazandı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*