Boşanma, çocukların psikolojisini bozuyor

  • Giriş : 06.03.2007 / 00:00:00

Batı ülkelerinin yanı sıra Türkiye'de de geçimsizliğe bağlı artan boşanma olayları, hem çocuklar hem de toplum üzerinde olumsuz etkiye sahip.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Boşanmanın ciddi psikolojik ve sosyal hadiselere neden olduğunu ifade eden bilim adamları, bu sorunun Türkiye'de hızla arttığına dikkat çekiyor.

Eşler arasındaki geçimsizlik, kavga ve boşanma olayının çocuk ile gençler üzerindeki etkilerini araştıran Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Köylü, CİHAN'a yaptığı açıklamada boşanmanın çocukların, toplumun hatta ülkenin geleceğini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koydu.

Boşanma hadiselerinin başında aile içi geçimsizliğin ilk sırada yer aldığını ifade eden Mustafa Köylü, bu olayın Türkiye'de eğitim seviyesi yüksek olan bölgelerde daha fazla olduğunu tespit etti. Erkeklerde 25- 29, kadınlarda ise 30- 34 arası boşanmaların daha yaygın olduğunu belirleyen Köylü, boşanma ile sonuçlanan evliliklerin ise en fazla 5 yıl sürdüğünü kaydetti. Boşanmanın çocuğu olmayan veya az olanlarda daha fazla görüldüğünü vurgulayan Köylü, çocuklarda uyuşturucu, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklar ile intihar, saldırganlık, depresyon, stres gibi psikolojik olaylarının görülmesinde boşanmanın etkisinin tahminden fazla olduğunun altını çizdi.

Boşanma sonucunda çocuklarda kimlik, kliniksel, sosyal, yaşamsal, cinsel ve ekonomik açıdan sıkıntılar baş gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Köylü, "Olumlu kimlik özellikleri ile vicdan geliştirmede, davranışlarını kontrol etmede ve akademik açıdan başarıya ulaşmada çocuk babaya büyük ihtiyaç duymakta. Babanın olmadığı yerde çocuk, saldırganlaşabiliyor. Klinik sorunu olarak çocuklar, gerileme yaşayıp, temel gelişimsel görevleri yapmaktan ve kendi akranları arasına karışmaktan kaçınıp depresyona giriyor. Ancak bunlar arasında en çok göze çarpanı stres ve saldırganlıktır. Boşanmadan sonra çocuklar veya gençler, depresyona girip intihara teşebbüs edebiliyor. Hatta daha da kötüsü tıbbi müdahale gerektiren sağlık sorunları ile karşı karşıya kalabiliyor." dedi.

Çocuklarda ve gençlerde çalışmak zorunda kalacak olan anne tarafından terk edilme veya reddedilme duygusunun sonucu olarak sosyalleşememe ve artan saldırganlık davranışlarının görüldüğüne değinen Köylü, "Çocuklar, toplumda işbirliği, anlaşma ve uzlaşma konularında yetersiz kalıyor. Sigara, alkol ve uyuşturucuya sarılıp, eğitimlerindeki performansları düşüyor. Ekonomik sorunlara bakıldığında ise çocuklar maddi açıdan kötü şartlarda yaşamaya mecbur kalıyor. Bu da gençlerin yüz kızartıcı suçlara eğimli hale gelmesine neden oluyor. Bunun sonucunda da gasp, kapkaç, hırsızlık, dolandırıcılık gibi toplumsal olayları yaygın hale geliyor." diye konuştu.

Psikolog Selin Öztürk ise, boşanma olayının hangi yaş gurupları arasındaki çocukları ne oranda etkilediği konusunda bilgi verdi. 3 yaşındaki çocukların genellikle böyle bir olay karşısında kızgınlık, ağlamada artış, korku, ayrılık kaygısı, uyku ve mide sorunları, saldırganlık ve gelişimsel sorunlar yaşadığını dile getiren Öztürk, "4- 5 yaşındaki çocuklar, anne ve babalarının ayrılmalarından genellikle kendilerini suçlayarak, çevreye karşı saldırganlıklarını artırıyor. Tek edilme korkusu yaşayarak, daha fazla kabus görüyor ve hayal alemine dalıyor. Okul dönemi çocukları, huysuz, zihni dalgınlık, daha fazla saldırganlık ve öfke duyup kendi cinsel kimliğinden rahatsız olma, reddedilme ve aldatılma gibi hisler yaşıyor. Ergenlik çağındaki gençler ise düşük bir benlik tasarımı ve olgunlaşmamış otonomi geliştiriyor. Ebeveynlerine karşı duydukları kızgınlık, kişiler arası sorunlara neden oluyor. Uyuşturucu madde kullanımı, düşük okul performansı, uygun olmayan cinsel davranışlar, depresyon ve benzeri tutumlar içine giriyor." ifadelerini kullandı.

Sosyolog Kerem Altun da bu tip davranışlar gösteren bireylere karşı toplumun tutumunu değerlendirdi. Psikopat diye tabir edilen gençlerin bir bölümün psikolojilerinde aile içi şiddet veya boşanma hadiselerinin yattığını kaydeden Altun, "Bu tip davranışsal bozukluk gösteren kişilerden halkımızın son derece rahatsız olduğu bir gerçek. Ancak bu kişilerin her an ne yapacağı belli olmadığı için genellikle haklı olarak onlardan kaçma eylemi gösteriliyor. İşin içine bir de işsizlik eklenince ya uyuşturucu batağına sürükleniyorlar, yada yüz kızartıcı toplumsal suçlara bulaşıyorlar. Televizyonlarda yayınlanan haberler veya sokakta yaşanan hadiseleri gören diğer gençler ise kötü arkadaşlarının etkisiyle ayrı tip davranışlar gösterebiliyor. Bu da sorunun toplum bazında çözülmesini güçleştiriyor." şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious