Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi."/>
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi." />
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi." />
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi." />

BOZDAĞ:YSK'NIN BAKANLAR İÇİN VERDİĞİ KARAR DOĞRUDUR"

BOZDAĞ:YSK'NIN BAKANLAR İÇİN VERDİĞİ KARAR DOĞRUDUR
  • Giriş : 30.11.2013 / 14:23:13

BOZDAĞ:YSK'NIN BAKANLAR İÇİN VERDİĞİ KARAR DOĞRUDUR"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

BOZDAĞ:YSK'NIN BAKANLAR İÇİN VERDİĞİ KARAR DOĞRUDUR"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ömer Dinçer beyin imzası olan evrakların 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlara doğrulusunda yazılmış evraklar olmadığını söyledi.
Yozgat Bozok Üniversitesi tarafından düzenlenen temel atma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, tören öncesi bazı gazetelerde yer alan "Başbakan adına Müsteşar Ömer Dinçer, devletin bütün kurumlarına bir yazı yazdı" iddialarına yanıt verdi. Bozdağ, "Ömer Dinçer beyin imzası olan evrak 2004'te MGK'da alınan karar doğrultusunda yazılmış bir evrak değildir, gönderilmiş bir evrak değildir, bununla uzaktan yakından bir irtibatı yoktur. İrtibat nerden vardır manşeti atanların bu yazıyla bu MGK kararı arasında irtibat kurma gayreti çabası vardı. Bu daha önce Başbakanlık Uygulama Takip ve Koordinasyon Merkezi olarak bilinen 28 Şubat sürecinde kurulmuş bir yapı vardı. 2010 da hükümet olarak bu yapıyı kaldırdık. Bu yapının rutin işleridir, bu kararla hiçbir alakası yoktur. İrtibatta kurulamaz ama tabi gün tartışmaları nedeniyle bazı çevreler bununla irtibat kuruyor. Ben bu irtibat kurma gayretlerini doğru ve etik bulmuyorum. Gazetecilik meslek ilkelerine de uygun görmüyorum. Alakasız bir konuyu getirip bir başka yere bağlamak ahlaki bir yaklaşım değildir, dürüst bir habercilik değildir. Bunu özellikle ifade etmek isterim. Türkiye'nin geldiği noktayı iyi değerlendirmek lazım. Türkiye'nin 2004'te konuştuğu konularla 2008'de konuştuğu konularla 2013 yılında konuştuğu konular birbirinden farklıdır 2004'ün Türkiye'si ile 2013'ün Türkiye'sinin aynı olduğunu söylemek çok büyük haksızlıktır. Esasında yaşananlar ortaya çıkanlar Türkiye'nin demokratikleşme konusunda ne zor dönemeçleri açtığını AK Partinin ne büyük zorlukları aşarak Türkiye'yi ve milletimizi getirdiğini göstermesi bakımından da son derece önemlidir. Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon kurulunu biz kararıdır. İrtica ile ilgili her zaman MKG'nin gündeminde tehdit gibi algılanan bir konuyu MKG'nın gündeminden de biz çıkardık. Bizden önce her zaman olurdu. Biz hükümetlerimiz döneminde bu konuda da atım attık, burada da değişimler yaptık baktığınız zaman Türkiye'de başörtüsünde yaşanan sıkıntıyı biz çözdük. İmam Hatip Liselerin önünü açan adımları biz attık. Kuran kurslarını yasaklayan sınırlayan düzenlemeleri ortadan kaldıran adımları biz attık. Bizden önceki hükümetler döneminde baktığınızda bütün bu faaliyetlerin tamamı irticai faaliyet lanse ediliyor. Bunu yapan partilerin kapatılması için davalar açılıyordu. Hatta bizimle ilgili açılan davaya baktığınızda 2008'in 14 Mart davasına bu yapılanların hepsi bu davanın konun içerisinde yer alıyor. 2008 Ocak ayında Anayasının 10 ve 42 maddesinde yüksek öğrenimde okuyan öğrencilerin başörtülü üniversiteye gitmesini açan düzenlemeyi yaptık. Arkasından Anayasa Mahkemesi iptal etti ve bizim aleyhimize kapatma davası açıldı. Laiklikle ilgili imam hatip liseleriyle ilgili farklı düşüncelerimiz nedeniyle bizlerle ilgili kapatma davasında pek çok delil sunuldu. Bugün söylenen konuların büyük bir kısmı bunların içerisinde yurt dışındaki Türk okullarına yardım yapılmasına ilişkin genelge bunun içindedir, özel okullara öğrenciler ilişkin adımlar bunun içindedir, katsayı engelini kaldırmak için attığımız adımlar bunun içindedir. Başörtüsüyle ilgili düşüncelerimiz bunun içindedir. Ama bakın bugün gelinen Türkiye'ye katsayı kalkmıştır, başörtüsü hem üniversitede hem de kamuda serbest hale gelmiştir. İmam hatip liselerinin önü açılmıştır, orta kısımlar açılmıştır. Ortaöğretim kurumlarına Peygamber efendimizin hayatı ve Kuranı kerim seçmeli ders olarak konulmuştur. Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu da 2010 yılında kapatılmıştır. Bütün bunlar bizim yaşadığımız zorlukları nasıl aştığımızı nasıl mücadele ettiğimiz gösteriyor. Milletimizde bu mücadeleyi gayet iyi biliyor. Kimse AK Partinin demokratikleşme konusunda. Bu milletin değerlerine sahip çıkma konusundaki samimiyetini lekelemeye kalkmasın bizim milletimiz b noktadaki samimiyetimizi bilmektedir. Bizim bu samimiyetimizden en ufak bir eksilme azalma söz konusu değildir. Biz yine kurulduğumuz günkü gibi ayını inanç aynı samimiyetle yolumuza devam ediyoruz" dedi.

YSK'NIN BAKANLAR HAKKINDAKİ KARARI DOĞRUDUR

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yüksek seçim Kurulu'nun (YSK) bakanlarla ilgili kararının kanuna uygun bir karar olduğunu kaydetti. Bozdağ, "Muhalefet partileri bu konuda farklı farklı değerlendirmeler yapıyorlar ama eminim ki kanun okumadan değerlendirmeleri yapıyorlar. Kanunu açıp okumuş olsalardı YSK'nın kararının tıpa tıp uyduğunu göreceklerdi. Şuanda belediye başkanı olanlar, başkanlıktan istifa ediyor mu etmiyor. O zaman onlar belediyenin imkanlarını kullanıyor mu seçimde. Kullanıyor. Her partiden belediye başkanları var buna dair bir eleştirileri yok. Bakanların böyle bir imkanı da yok. Çünkü bakanların mahallinde kullanabileceği heen hemen kendi bakanlarıyla ilgili yok denecek kadar imkan var ama belediye başkanları daha çok imkan var ve onu kullanıyorlar. Bir defa YSK'nın kanununa uygun bir karardır. Ama bakanlar istifa etmeli mi etmemelimi veya bakanlıktan ayrılmalımı ayrılmamalımı bunu sayın bakanlarımız elbette değerlendirecektir. Sayın başbakanımız mutlaka bir değerlendirmesi olacaktır. Bu konuda yasal bir engel yoktur. İstifalarını bakanlıktan ayrılmalarını zorunlu kılan bir engel yoktur. Ama buna rağmen ayrılabilirler veya farklı bir değerlendirme yapılabilir. Yani bütün bunlar yasalara uygun şeylerdir" şeklinde konuştu.























BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ, "2004 YILI MGK KARARI TAVSİYE NİDELİĞİNDEDİR"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozağ, 2004 yılında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları tavsiye niteliğinde kararlar olduğunu belirterek, Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemini bizzat kurulun başkanı olan sayın cumhurbaşkanın yürüttüğünü söyledi.
.Yozgat Bozok Üniversitesi Kampus alanında düzenlenen temel atma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetelerde yer alan 2004 yılı MGK kararlarını değerlendiren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Milli Güvenlik Kurulu'nun gündemine bu konu hükümetimiz tarafından getirilmemiştir ve dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Sezer gündemi oluşturmuş ve gündemde yerini almış orada bir değerlendirme olmuştur. Bir defa bunun özellikle bilinmesini istiyorum. Sanki gündeme AK Parti Hükümeti getirmiş gibi bir değerlendirme yapılıyor. Fevkalade yanlıştır.
İkincisi Milli Güvenlik Kurulu kararını hayata geçirme yönünde hükümetimiz döneminde herhangi bir bakanlar kurulu kararı alınmamıştır, her hangi bir adım atılmamıştır. Tarih bunun şahididir, kayıtlar bunun şahididir. Bunu özellikle ifade etmek isterim. Yani hiçbir adım atılmamıştır. Tabiri caiz ise Yalçın Bey'in de ifade ettiği gibi esasında buna yok muamelesi yapılmıştır. Bununla ilgili hükümetlerimiz döneminde atılmış bir adım alınmış bir karar kesinlikle yoktur. Yıllar sonra bunun böyle olduğu biline biline gündeme getirilmesi de oldukça manidardır" dedi.
Özellikle hükümetlerimiz döneminde pek çok adım attık diyen Başbaran Yardımcısı Bozdağ, "Yurt içinde yurt dışında ülkemizde yaşayan imkanlarını çoğaltan adımlar attık. Zaman zaman hizmet grubuna yakınlığımız ve onları desteklediğimizden dolayı bizi eleştirenler oldu. Özel öğretim kurumlarına biz öğrenci gönderme kararı alan bir tasarı meclise gönderdik, tasarı yasalaştı sayın Cumhurbaşkanı veto etti. O zaman basında yazılanlara baktığımızda hizmetin okullarına hükümetin gönderme projesi olarak algılandı. Ve bundan dolayı hükümetimiz eleştirildi. AK Parti'yi kapatma davasına baktığımız zaman bizim bu noktadaki tutumuzdan dolayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bizim kapatılmamız için pek çok delil sundu. Öte yandan Türkiye'de pek çok alanda attığımız adımlar ortadadır. Yurt içinde ve yurt dışında okullara verdiğimiz değer ortadadır. Okullara verdiğimiz destek ortadadır. Ve pek çok adım attık, Türkiye'de pek çok özel üniversite kuruldu, vakıf üniversitesi ve bunların içerisinde pek çoğu da yine hizmete ait üniversiteler. Eğer AK Parti hükümetinin böyle bir düşüncesi değerlendirmesi olmuş olsaydı bu üniversiteleri kuran kanunları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkarmazdı. Onun için bu söylenen sözlerin tamamı hükümetimizi yıpratmak maksatlı söylenmektedir. Bunu milletimizin çok iyi bilmesi lazımdır. Biz memleketimizde iyi hizmet eden milletimizin hayrına yararına çalışan herkesin hem duacısı olduk bu güne kadar hem destekçisi olduk. Onların aleyhine bir iş ve işlem yapmadık, yapılmasına da asla izin vermedik, bunun özellikle bilinmesini isterim" diye konuştu.
Bu gün yine bu haberi gündeme getiren gazete bizim bu yöndeki açıklamalarımızın gerçek dışı ifade eden bir haber yayınladı diyen Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Biz bu konuda bir adım atmadık dedik, bak işte hükümet yalan söylüyor diyerek büyük bir çarpıtmayı ortaya koydu, adeta büyük bir yalanı ortaya koymuş oldu. Çünkü bahse konu gazetede yer alan haberdeki yazışma Milli Güvenlik Kurulu kararının uygulanmasına dair bir yazışma kesinlikle değildir. 2010'da Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu kaldırıldı. O zamana kadar bu kurulun rutin çalışması vardı bizden önceki hükümetler döneminde olan bir çalışma. Ve onunla alakalı bir yazışmayı sanki 2004'de olan Milli Güvenlik Kurulu kararlarının hayata geçirilmesine dönük bir yazışmaymış gibi haberleştirmek manşete çekmek bunu Türkiye kamuoyunun gündemine getirmek haberci ahlakı ile de gazetecilik meslek ve ilkeleri ile de bağdaşmaz bir durumdur. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar ama belli ki beş dakikalık yanma oldu, öyle anlıyorum ben. Fevkalade yanlış büyük bir çarpıtma, büyük bir karalamadır bunu milletimiz takdir edecektir" ifadelerini kullandı.







BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ "DERSHANELER İLE İLGİLİ ÇALIŞMAMIZ BİR DÖNÜŞÜM PROJESİDİR"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, dershanelerin kapatılmasının Anayasaya aykırı olduğu yönünde yapılan değerlendirmelere de katılmadığını, bunun teşebbüs hürriyeti ve toplu sözleşme hürriyeti çerçevesinde değil, eğitim ve öğretim hürriyeti kapsamında Anayasa'nın 42. Maddesi çerçevesinde değerlendirilecek bir konu olduğunu söyledi.
Yozgat Bozok Ünivesitesi tarafından düzenlenen temel atma törenine katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dershanelerin kapatılmasına yönelik çalışmaları değerlendirdi. Bozdağ, Dershanelerle ilgili çalışmaların bir dönüşüm projesi olduğunu belirterek, "Türkiye'nin eğitim sistemi içerisinde hepimiz evlatlarımızın dershanelere gitmesi ve oraya bağımlı hale gelmesinden rahatsızız. İstiyoruz ki sistemimiz daha iyi olsun ve insanlarımız dershaneye gitmeden üniversiteye girebilmenin yollarını bulsun. Bu güne kadar hükümet olarak biz dershaneye ihtiyacı azaltmak için çok ciddi adımlar attık. Türkiye'deki fen liseleri sayısının 2002 ile 2013 arasındaki artışına baktığınızda bunu göreceksiniz. Anadolu liselerinin, Anadolu Öğretmen Liselerinin sayılarını ve diğer kaliteli okulların sayılarını biz dönemimizde çok artırdık, derslik sayılarını çok iyileştirdik, öğretmen sayılarını çok artırdık, yaptığımız bütün bu çalışmalar eğitimde kaliteyi artırma, öğrencilerimizin dershaneye olan ihtiyaçlarını azaltmak adı altında yaptığımız çalışmalardır. Eğitim etüt merkezlerine SODES programları çerçevesinde verdiğimiz desteklerde bu maksatla yapılan çalışmalardır. Ve geldiğimiz noktada Türkiye orta öğretimden yüksek öğrenime geçişte dershanenin olmadığı bir yapıya doğru çevrilmek zorunda, bir değişimi yaşamak zorundadır" dedi.
Esasında dershanelerin bu günün gündemi olmadığnı Türkiye'nin 1980'li yıllardan beri değişimi, dönüşümü gündemde olan Milli Eğitim Şura Kararlarına konu olan kalkınma planlarına konu olan bir husus olduğunu ifade eden Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Sanki bu gün Türkiye'nin gündemine getirilmiş veya Türkiye gündeminde tartışılan bazı konularla ilgili olarak gündeme getirilmiş bir konu gibi takdim edilmesi fevkalade yanlıştır. 1988'de AK Parti diye bir parti yoktu. 1996'da 7. Kalkınma planı hazırlanırken AK Parti diye bir parti yoktu. Daha önce milli eğitim şuralarında AK Parti diye bir parti yoktu. Bizim dönemimizde hazırlanan kalkınma planında da hakeza bu konu var. Yine milli eğitimin strateji belgesinde bu kou var. AK Parti'nin programında da bu konuda dönüşüm iradesini ortaya koyan hususlar var. Bütün bunlar bu konunun bu gün Türkiye'nin gündeminde olan bir konu olmadığı, uzunca bir zamandır Türkiye'nin gündeminde olduğu AK Parti'nin gündemine de yeni girmediği 2003'ten beri AK Parti olarak biz bu konuyu gündemimizde tutuyoruz. Programımızda bu konuya işaret eden düzenlemeler var ve bu çerçevede adımlarımızı atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz, 2008'den sonra da yoğunluklu olarak Türkiye'nin gündeminde, ondan sonraki süreçlerde yapılmış taslak çalışmaları var, hazırlıklar var, bir takım adımlar atıldı ve bu gün gelinen noktada bu adımların sonucudur. O nedenle bunu sabahtan akşama gündeme getirilmiş veya Türkiye'nin gündemindeki bazı olaylarla irtibatlandırılmış bir konu gibi takdim etmek fevkalade yanlıştır. Bu Türkiye'nin eğitim sisteminde dershaneye dönük çarpık bir yapıyı ortadan kaldırmak amacıyla yapılan bir dönüşüm projesidir. Bir değişim projesidir" diye konştu.
DERSHANELERİN KAPATILMASI TEŞEBBÜS HÜRRİYETİNE MÜDAHALE DEĞİLDİR
Dershanelerin kapatılmasının Anayasaya aykırı olduğu yönünde yapılan değerlendirmelere katılmadığına değinen Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Çünkü bu konuyla ilgilenen bazı dostlarımız çalışma ve toplu sözleşme hürriyeti çerçevesinde değerlendiriyorlar. Teşebbüs hürriyeti ve toplu sözleşme hürriyeti çerçevesinde değerlendiriyorlar. Doğrudur, teşebbüs ve toplu sözleşme hürriyeti ile ilgili bir boyutu elbette vardır, dershaneyi kuran ve işletenler bakımından. Ama bunun esas boyutu eğitim ve öğretim hürriyeti ile ilgilidir. Bu konu çalışma ve teşebbüs hürriyeti bakımından sadece ele alınacak bir konu değildir, bu eğitim ve öğretim hürriyeti kapsamında Anayasa'nın 42. Maddesi kapsamında değerlendirilecek bir konudur. Özel bir hükümdür Anayasa'nın 42, özel hüküm olduğu zaman bir başka hükümle onu ortadan kaldıran bir yaklaşımı ortaya koymak yanlış olur. Eğitim ve öğretimle ilgili düzenlemelerin kanunla yapılabileceğine amirdir. Anayasamız tabi bu konularda bir düzenleme yapıldığında bu eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi kapsamında yapılabilecek bir düzenleme olacaktır. Dolayısıyla bu düzenlemenin etkilediği başka kişiler de olacaktır" ifadelerini kullandı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious