Bu filmin sponsoru sizler olacaksınız

Bu filmin sponsoru sizler olacaksınız.12550
  • Giriş : 19.11.2008 / 10:06:00

Birbiri ardınca Hakka yürüyen son üç gazinin yaşarken son kez buluşup helalleşmesini anlatan belgesel film vizyona girdi. Siz hala görmediniz mi?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yıllardır dile getirdiğimiz ve sanat camiasının da süre geldikçe haykırdığı 'bizim tarihimiz sinemada neden yok?” sorusuna küçük bir cevap verebilecek '120' filmi 2008'in şubat ayında gösterime girmişti. '120' filmi bizi umutlandıran, bu duyguyu yaşatırken de hâlâ sinemayı ülkesinin hizmeti için de kullanabilecek bir sanat dalı olduğunu hatırlayan yönetmenlerin varlığına işaret etmişti.* '120' filminden sonraki süreçte Nesli Çölgeçen de meşakkatli 'Son Buluşma' belgesel filmini gösterime sürdü.

Büyük firmalar bu filmi es geçti

Aslında 'Son Buluşma' filmi kadar yapım aşamasında yaşanan ayrıntılarda ilgi çekici, çünkü vatan millet adına ahkam kesenler ve küçük olaylarda milliyetçilik nutukları atan o malum büyük firmalar böyle bir filme sponsor olmayı layık görmemişti. Onları rahatsız eden unsur ya filmin içinde geçen cümleler ya da filmin az para kazandırma olasılığı olabilir. O malum firmalara aslında en iyi cevabı, “Benim filmin sponsoru halktır” diyerek Nesli Çölgeçen veriyor. Onlar kültürel anlamda en alt tabakaya hitap eden filmlere sponsor ola dursunlar biz gazilerimizin oynadığı 'Son Buluşma' filmini irdeleyelim.

Filmin ilk karelerinde Kurtuluş Savaşı'ndan bize miras kalan son üç gazimizi tanımaya başlıyoruz. Nişancı Er Gazi Ömer Büyük, hikâyesini anlatırken bir güldürü ustası edasında konuşması ve kendine has davranışlarıyla kamera karşısında sırıtmadığı gibi seyirciyi güldürmeyi başarırken, doğallığı ve söylediği türkülerle daha ilk dakikalarda seyircinin gönlüne taht kurmayı da biliyor.

Gaziler: “Savaşa hazırız”

Daha sonra ise Süvari Çavuş Gazi Yakup Satar'ın evine konuk oluyoruz. Bu evde biraz daha ciddi bir gaziyle karşılaşıyoruz. Kendinden emin tavırları ve seyirciye (belki de askerlik sırasında kazındığı) şarkı sözlerini mırıldanıyor. Hastane odasını tercih etmeyip tedavisini evinde sürdüren biraz da bitkin haldeki Gazi Veysel Turan'ın evine girdiğimizde ise onu 'yumruk kadar çamurlu ekmek yiyebiliyorduk o da varsa' diye savaşın zorluklarını anlatırken buluyoruz. Söyledikleri o kadarla sınırlı kalıyor çünkü cümleleri boğazına takılıyor.
Film ilerledikçe bizi güldüren ve neşesine bizi ortak eden Gazi Ömer Büyük'le yollara koyuluyoruz. Önce Anıtkabiri daha sonra ise sırasıyla gazi arkadaşlarını ziyaret ediyoruz. Ziyaret sırasında şimdinin gençlerin 'ben şu kadar gol attım' cümlelerine nisbet yaparcasına, 'Ben 3 savaşa katıldım' bir diğeri ise gururla, 'Ben 4 savaşa katıldım.” diyor. Film, samimi ortamda, provasız çekimlerin vuku bulduğu gazilerin doğal halleriyle öylece akıp gidiyor.

Film seyirciyi doyurmadan bitiyor

Nesli Çölgeçen belgeselinde belgelerden ve tarihi görüntülerden çok gazilerin doğal hallerine odaklanmış, belki istediği ortamı da yakalamış, fakat böyle bir filme tarihi görüntülerin akıtılması ve gazilerin önceden anlattığı hikayelerin bir kısmını duymak seyircinin hakkıydı. Seyirci merakla bunları beklerken daha gazilerin savaşlardaki rolünü dahi öğrenemeden film bitiyor. Gazi oyuncuların doğal halleri seyirciye sempatik gelse de özellikle de Gazi Ömer Büyük'ün dolaştığı mekanlardaki insanların yapmacık tavırları, konuşmaları ve öğrencilerin gaziden imza istemesi fazlasıyla sırıtıyor. Filmde kullanılan kameranın kalitesiz ya da düşük teknoloji ürünü olması hasebiyle görüntü akarken (özellikle de doğa sahnelerinde) puslanması beyaz perde de hoş bir görüntü oluşturmuyor. Fakat bu küçük olumsuzluklara rağmen 'Son Buluşma' filmi, son dönemde vizyona giren ve hiçbir amacı olmayan Türk filmleri içinde kaliteli bir yapım olarak yerini alıyor.

Belgeselde göze çarpan husus ise üç gazinin de bulundukları duruma aldırmadan hala 'vatan için savaşırım' diyebilirken, gazinin akrabası olan bir bayanın 'kendine kalacak bir ev iste' diye çıkışmasıdır. Onların vefat etmeden önce aldıkları aylık ve o aylık verilene kadar çektikleri ızdırap ise seyircinin yüreğini burkuyor.

(Milli Gazete)

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*