Bu sözler tartışılır

  • Giriş : 19.11.2006 / 00:00:00

Rum Patriği Bartholomeos’tan tartışılacak sözler

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Altıncı asırdan beri bu unvanı taşıyoruz. Ekümenik sözünün siyasi bir içeriği yok. Benim ısrar ettiğim tek şey bu unvan. Bu unvandan asla feragat etmem. Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılmasına herhalde derin devlet izin vermiyor".

Ortodoks dünyasının en önemli lideri Fener Rum Patriği Bartholomeos’u, 1971’den beri kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulu’nda ziyaret ettik. Aslında amacımız, Papa 16. Benediktus’un kritik gezisini tartışmaktı. Ama boş koridorları, boş sınıflarıyla "hayalet okul", ister istemez röportajın gidişatını değiştirdi. Faytonla "Papaz Okulu"na çıktığımızda, 66 yaşındaki Patrik’i bahçede yürüyüş yaparken bulduk. "Zayıflamışsınız" dedik. "Perhiz yapmıyorum ama günde 18 saat çalışıyorum. Ve stres" dedi. Önce öğrenci, ardından müdür yardımcısı olarak bu okulda 11 yılını geçirmiş. "Arı kovanı gibiyidi. Şimdi hayalet gibi. Burada olmak beni üzdü" dedi. On küsur yıldır tanıdığım Bartholomeos’un hayattaki en önemli gayelerinden biri, bu okulun açılması. O yüzden Papa’yla ilgili olması planlanan röportaj dönüp dolaşıp Ruhban Okulu konusuna geldi. Milli Eğitim bünyesinde papaz yetiştiren okul, 1971’den beri kapalı. Neden kapalı olduğu konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Ankara’da. Röportajdan sonra Patrikle alelacele öğlen yemeği yiyip onun öğleden sonraki ayine yetişebilmesi için ada vapuruyla şehre döndük. Yemek sırasında, okulla ilgili kendisineverilen sözleri, yetkililerin ağzından duyduklarını anlattı. Daha sonra manşete çektiğimiz "Herhalde derin devlet istemiyor" sözü çıktı ağzından. Yaklaşık 20 asırlık bir geleneğin temsilcisi, çaresizlik içindeydi. "Bizi eritiyorlar. Buradan gitmemizi istiyorlar. Ama gitmeyeceğiz."

ÖZAL YAŞASAYDI OKUL AÇILIRDI

Ben gençken burası arı kovanı gibiydi. Şimdi hayalet okul. Dışarıdaki Atatürk büstünde ’Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ yazıyor. Ne olurdu burada kendini ilime adamış 100 öğrenci olsaydı. Bir Müslüman ülke için gurur kaynağı olurdu. Özal yaşasaydı, açardı. Patrikhanemizin restorasyonu için 47 yıldır verilmeyen izni bir imzayla halletti. Özal’ın bambaşka bir dünya vizyonu vardı. Ben de zaman zaman mezarına gidiyorum, çiçek götürüyorum.

EKÜMENİKLİKTEN VAZGEÇMEM

Kilise idaresi kolay değil. Kuzey ve Güney Amerika, İngiltere, Almanya, Batı Avrupa, Yeni Zelanda, Kore ve Hong Kong kiliseleri bize bağlı. Ama ekümenik değiliz! Bizim için ekümenik problemi yoktur. Altıncı asırdan beri bu unvanı taşıyoruz. Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde de bu unvanı taşıdık ve taşımaya devam edeceğiz. Ekümenik unvanı sonyıllarda sıkıntı oldu. Sanki ben icat ettim gibi yazıyorlar. Ekümenik sözünün siyasi bir içeriği yok. Benim ısrar ettiğim tek şey bu unvanın bize ait olduğu. Bunda ısrarcıyım ve feragat edemem. Gelecek nesillere mecburiyetimiz var. Bu unvanı bırakamam.

NEREDE LAİKLİK?

Papa, dünya hükümetleri, İran ve Libya gibi Müslüman ülkeler dahil herkes bizimle yazışmalarında ekümenik unvanını kullanıyor. Kimsenin bir sorunu yok. Neden Türkiye’nin var? Türkiye laik bir devlet. Din ve devlet işleri ayrıysa, devlet makamları nasıl bir dini kurumun içişlerine karışıyor, bizzat ismine itiraz ediyor.

DEVLET OLMAYIZ

Devlet olma hayalimiz yok. Teklif edilse bile reddederim.

KIBRIS’IN BEDELİNİ BİZ ÖDEDİK

Bize karşı önyargılar var. Çünkü Rum Ortodoks Cemaati’nin durumu, Türk-Yunan ilişkilerine rehin bırakılmış vaziyette. Kıbrıs yüzünden yeterince çektik. Bedel ödedik. 180 binden 3 bine indik. Siz bir düşünün niye gitti bu insanlar? Neden yok olup evlerini, barklarını bıraktılar?

ERİTİLİYORUZ

Biz Türk vatandaşı olarak mevcut haklarımızı istiyoruz. Türk vatandaşı olarak, vergi veriyoruz. Askerlik yapıyoruz.Oy kullanıyoruz. Vatandaş olarak her şeyi yapıyoruz. Aynı hakları istiyoruz. Ama olmuyor. Eritiliyoruz. Suriye’de bile Ortodoks bakan var. Burada Ermeni ya da Ortodoks bakan düşünebilir misiniz?

LAİK DEVLETTE AYRIMCILIK

Laik devlette hiç ayrımcılık olmamalıydı. Ancak laik devlette din ayrımcılığı var. Bu büyük bir tezat. Bu okul laikliğe ters dediler. Peki 1923’den 71’e kadar nasıl açıktı? Lozan’a göre okulun açık olması lazım. Lozan’a aykırı olsa kapatılırdı. Bu okul Atatürk döneminde de açıktı.

AKP’DEN ÜMİTLİYDİM

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bana "Bu okulu 24 saatte açarım" demişti. Sayın Çelik "Hukuki engel yok" dedi. Ama ortada siyasi irade yok. AKP hükümeti ilk geldiğinde ümitliydik. Güzel sinyaller verdi. Dine saygılı bir parti diye ümitlendik, o zaman bize de saygı olur, ruhban okuluna sıcak bakar diye ümitlendik. (AK Parti’de ’imam hatip konusunda bir açılım yapmadan ruhban okulunu açamayız’ yolundaki eğilim hatırlatıldığında) Müslümanlar ilahiyat okumak istiyorlarsa, 24 ilahiyat fakültesi var. Biz nerede okuyacağız? Selanik ya dabaşka yerlere gönderiyoruz gençleri, 10 taneden biri geri geliyor. Ben geleceğin personelini nerede hazırlayacağım? Nerede din adamı yetiştireceğiz? Gökten zembille mi inecek?

PATRİKHANE GİTSİN İSTİYORLAR

Bu demektir ki Türkiye, patrikhaneyi kapatmak istiyor. Kadromuz yok. Eğitim imkanı yok. Metropolitler 70-80 yaşında. Nüfusumuz azaldı. Yunanistan’dan yardımcı olsun diye genç arkadaşlar çağırdık. İkamet izni alamadık. Bu çözüm mü? Basbayağı bizi istemiyorlar. Biz nasıl ayakta kalacağız?

BEN ATİNA’DAN SORUMLU DEĞİLİM

Devlet kendi öz vatandaşlarına eziyet çektiriyor. Devlet babadan hakkımızı istiyoruz. Kıbrıs diyorlar, Batı Trakya meselesi diyorlar. Ben kendi haklarımı istiyorum devletten. Başbakan’la görüşmemizde, Atina’da cami açılmasını gündeme getirdi. Ben de açılması gerektiğini düşünüyorum. Ama burada benim kabahatim ne? Ben bir Türk vatandaşı olarak nasıl Atina’dan sorumlu olabilirim.

BURALARDAN GİTMEYİZ

Gitmeyiz. Biz 17 asırdır buradayız. Ve burası Ortodoks aleminin merkezi. Ortadoks dünyasının en önemli makamlarının Tük topraklarında olması bir nimettir. İstanbul medeniyetler beşiğidir diyoruz. İstanbul için önemli değil mi? Bize daha büyük saygı lazım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious