Bugün dünya böbrek günü

  • Giriş : 08.03.2007 / 00:00:00

İlk kez geçtiğimiz yıl kutlanmaya başlanan Dünya Böbrek Günü'nün bu yılki teması 'Böbrek hastalığı sık görülür, tehlikelidir ve tedavi edilebilir' olarak belirlendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Temel görevi, kanı, toksinler ve fazla sudan arındırmak olan böbrekler, organların her gün 200 litreye yakın kanı filtre ediyor, kan basıncının kontrolüne yardımcı oluyor, alyuvar üretiyor ve kemiklerin sağlıklı kalmasını sağlıyor.

Uluslararası Nefroloji Derneği (ISN) ile Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu'nun (IFKF) hazırladığı internet sitesinde dünya genelinde 500 milyondan fazla insanın böbreklerinde hasar olduğu, farklı kıtalardan ve ırklardan yaklaşık her 10 yetişkinden birinde çeşitli tiplerde böbrek hasarı görüldüğü belirtildi.

Kronik böbrek hastalığı ve kalp-damar hastalıklarının 2015 yılı itibariyle 36 milyon kişinin yaşamına mal olabileceği uyarısında da bulunuldu.

Hacettepe Üniversitesi'nde görev yapan Doç. Dr. Mustafa Arıcı, kronik böbrek hastalığının gelişmiş ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde de önemli bir sağlık sorunu olmaya başladığını, diyaliz hastası sayısının hem ülkede hem de dünyada hızla arttığını belirtti.

Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye'de 1996 yılında 9 bin 855 olan diyaliz hastası sayısının 10 yıl içinde 38 bin 235'e yükselerek, yüzde 300'ün üzerinde artış gösterdiğini anlatan Arıcı, ''ABD'de ve dünyanın bazı ülkelerinde yapılan çalışmalar, diyaliz hastası sayısının kronik böbrek hasta sayısının 50 ile 100'de biri olduğunu düşündürmektedir'' dedi.

Kronik böbrek hastalığının, ''Böbreğin süzme gücünün üç aydan daha uzun bir süreyle ve kalıcı olarak azalması'' şeklinde tanımlanabileceğini belirten Arıcı, bu süre içinde idrarında albumin ya da böbrek hastalığına bağlı kan bulunan veya polikistik böbrek hastalığı olanlarda da kronik böbrek hastalığından söz
edilebileceğini söyledi.

Erken evrede dikkat çekici belirti yok

Kronik böbrek hastalığı tanısının, basit bir kan ve idrar testiyle konulabildiğini belirten Arıcı, erken evrelerde çok dikkat çekici belirtiler olmadığı için, tanının genellikle ileri evrelerde konulduğunu söyledi.

Arıcı, kronik böbrek hastalığı açısından en önemli uyarı işaretlerini sıraladı:

Kan basıncının birden bire ve şiddetli yükselmesi,
Sıvı alışkanlığından bağımsız olarak geceleri idrara çıkmaya başlanması,
Vücutta ödem oluşması,
İdrarda kan görülmesi veya idrar renginin çay rengine benzer şekilde koyulaşması,
Ateşle birlikte böğür ağrısı ve idrar yaparken Ağrı olması,
Sebebi açıklanamayan halsizlik ve yorgunluk hali bulunması.

Gece uykuda idrara çıkma

Kronik böbrek hastalığı açısından en önemli risk faktörlerinin diyabet, hipertansiyon, şişmanlık, sigara tüketimi, 50 yaş üzerinde olmak, ailesinde şeker hastalığı, hipertansiyon ve böbrek hastalığı bulunması ve koroner kalp hastalığı veya kalp yetmezliği olduğunu belirten Arıcı, hastalığın en erken bulgusunun sıvı alışkanlığından bağımsız olarak gece uykuda idrara çıkma olduğunu söyledi.

Kronik böbrek hastalığının bir numaralı nedeninin diyabet olduğuna dikkati çeken Arıcı, Türkiye'deki 5 milyon diyabet hastasının neredeyse yarısında böbrek hastalığı görüldüğünü söyledi.

Arıcı, ''Diyabeti olanlar mutlaka her yıl kronik böbrek hastalığı açısından tetkik edilmelidir'' dedi.

Hastalığın iki numaralı nedeninin ise hipertansiyon olduğunu belirten Arıcı, ülkede her üç erişkinden birinde hipertansiyon bulunduğunu söyledi.

Arıcı, hipertansiyon tanısı olan kişilerin düzenli kan ve idrar tetkikleriyle kronik böbrek hastalığı açısından takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

Arıcı'nın hastalığın önüne geçilmesinde dile getirdiği uyarılar:

Daha anne karnındayken, sağlıklı bir hamilelik süreciyle başlayacak koruyucu önlemler, yaşamın ilk yıllarından itibaren sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle sürdürülmelidir.
Bireylerin ideal kiloda kalması sağlanabilir ve fazla tuz alması kısıtlanabilirse, kronik böbrek hastalığının en önemli 2 nedeni olan diyabet ve hipertansiyonun, dolayısıyla da kronik böbrek hastalığının görülme sıklığı azalır.
Toplumsal bilinç artırılarak, hastalığın uyarı işaretleri ve risk faktörleri varlığında hastalığın erken teşhisi sağlanabilir.
Erken evrede teşhisle birlikte alınacak önlemler, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır, hatta durdurur.
İleri evrelerde saptanan hastalarda, hastalığın yavaşlatılması daha zor ve durdurulması güç olur,
Bu evrelerdeki hastalar, hastalığın komplikasyonları açısından, özellikle de kalp damar hastalıkları açısından takip edilmelidir.
Son dönem böbrek yetmezliğine ulaşan hastalarda, ideale en yakın tedavi
böbrek naklidir. Bunun sağlanması için organ bağışının artırılması gerekir.

40 bin hasta böbrek bekliyor

Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Ulusal Koordinasyon Kurulu Başkan Yardımcısı ve
Organ Nakli Koordinatörleri Bilim Kurulu Başkanı Operatör Dr. Ata Bozoklar,
Türkiye'de böbrek bekleyen yaklaşık 40 bin hasta bulunduğunu belirtti.

Bir hastanın devlete 5 yıllık maliyetinin 287 bin dolar, 40 bin hastanın ise
toplam 8 milyar dolar olduğunu anlatan Bozoklar, ''Bu 40 bin hastaya şimdi hemen nakil yapılsa ülke her yıl 1 milyar dolar kazanır. Hastaların yaşam kalitesi de artar. Bu nedenle organ bağışı mutlaka artırılmalıdır'' dedi.

Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 2005 yılında hem canlı hem de kadavradan olmak üzere, toplam 926 hastaya böbrek nakli yapıldı.

2000-2005 yılları arasında canlı ve kadavra vericilerinden yapılan toplam böbrek nakillerinin sayısı:

Yıllar-nakil sayısı:

2000-368
2001-491
2002-550
2003-605
2004-775
2005-926

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious