Burhan Öçal: Amacım, Burhan Öçal sound'u yaratmak

Burhan Öçal: Amacım, Burhan Öçal sound'u yaratmak.10835
  • Giriş : 22.03.2008 / 23:52:00

Burhan Öçal, "Amacım, Burhan Öçal sound'u yaratmak. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile" diyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çıkardığı her albümde çıtayı biraz daha yukarı çeken, verdiği her konserde hayran kitlesini genişleten Burhan Öçal, "Amacım, Burhan Öçal sound'u yaratmak. Benim için ritim önemli. Sandalye, tahta getirsinler onları da çalarım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile" diyor.

Müzikteki başarınıza geçmeden önce, bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğdunuz, peki ya sonrası...

- Ailem amatör müzisyendi. Dedem beyaz Araplar’dan, anne tarafım ise Kırgız Pomakları’na uzanır. Şu mix’e bakın, muhteşem! Bir kere, genetik miras açısından çok şanslıydım. Kırklareli’nde doğdum. Bizim ailede şarkı söylemek çok önemliydi. Hanendelik yani vokalistlik hep yapılan bir olaydı. Taş plaklardan, oradan buradan duyduklarıyla bateri çalardı babam, 1932 senesinde Kırklareli’nin ilk caz kuartetini kurmuştu. Ben de yaratıcı bir çocuktum. Banyomuzun duvarında asılı duran galvaniz leğenleri, gong gibi kullanırdım. Eskimiş süpürgelerin koçanından davul tokmağı yapar, öyle langur lungur vururdum.

24 yaşında, ne çocuk ne de olgun sayılırken hayallerinizin peşinden yurtdışına gitmek nasıl bir heyecandı?

- Benimkisi biraz rizikoydu... Herkes göze alamaz. İki büyük hayalim vardı gençken, ya Hollywood starı olacaktım ya da New York’ta caz yaparak parlatacaktım yıldızımı. O yılların Türkiye’sinde, kültürü ve sanatı teşhir edecek mekan yoktu. Aklım fikrim hep yurtdışındaydı. Bıkmıştım düğünlerde çalmaktan. Hayal kurmak ve onların peşinden gitmek için ideal bir dönemdi 24 yaşım... Muzaffer Tema, babamın arkadaşıydı. Los Angeles’ta onu bulacaktım. Komşu kasaba sanki... İmkanlarım kısıtlı, mal varlığım ise cebimdeki 350 dolardan ibaretti. Karayolunu seçmeye mecbur kalmıştım. Önce İsviçre’ye; kan kardeşimin yanına savruldum. Takıldım kaldım orada. Gecikmeli hayat tarifesiyle yıllar sonra bir konser için gidebildim ABD’ye. Bir "movie star" olamadım ama müzikte iyi işler ortaya çıkardığımı zannediyorum.

Pek çok kişi müziğe yurtdışında başladığınızı, sonra Türkiye’ye geldiğinizi sanıyor. Buradaki müzik otoritelerinin sizi fark etmeleri, epey vakit aldı galiba...

- Şov dünyasında şöhret hedeflenir. Ama benim en başından beri böyle bir kaygım yok. Keşfedilmek gibi bir derdim de... Popstar muamelesi görmek isteyen kim? Konser master’ı yaptık artık, Kore’de bile fan club’ım var. Türkiye’de sevileceğim diye müziğimi buraya göre ayarlayamam. İstanbul’da çalayım ama Londra’da da çalayım... Tek derdim evrensel olmak. Dünya müzik piyasasında bilinen bir ismim var. Seçimlerimden ötürü pişmanlık duymuyorum.

Müzik aracılığı ile zamanın ve kültürlerin sınırlarını aştığınıza inanılırken, müziğiniz için "kaynaşım müziği" deniyor. Müziğinizin temelinde ne yatıyor?

- Vurmalılar, enternasyonal dili konuşuyorlar. Hatta nota bile bilmeseniz olur. Farklı olan, sound’ları ve ölçüleri. Her türlü vurmalı enstrümanı çalarım. Benim için ritim önemli. Sandalye getir, tahta getir, onları da çalayım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile. Esas enstrümanım drum, yani bateri. Tamburu, udu, sazı, kendimi anlatacak kadar çalarım. Virtüöz değilim ama tamburdan en etkileyici sesin nasıl çıkarılacağını iyi bilirim. Aslında bütün telli çalgılarla aram iyidir, kemençe dışında... Bendir ve zil çalarım. İlk eşim piyanistti, ondan piyano dersleri almıştım. Notayı ise askerde öğrendim.

Saniyede 16 vuruş ile dünyanın en hızlı parmaklarına sahip olduğunuz söyleniyor, doğru mu?

- Dünyanın en iyilerini saymaya kalksanız, iki elin parmaklarını geçmez. Ben de onlardan biriyim. Tekniğim biraz farklı
olduğu için şu an saniyede 12 vuruş yapıyorum. İyi eğitilmiş bir askerim. İstersem, 20’ye çıkarabilirim. Ve galiba doğuştan "vurmalı"yım.

DEĞERLERİMİHİÇ UNUTMADIM

Osmanlı sultanlarını müzikle anmak, Pete Namlook ile ortak yürüttüğünüz bir projeydi. Serinin üçüncü albümü "Sultan Orhan"dan sonra, tahta kimi çıkaracaksınız?

- Aslında Burhan Öçal müziğinin peşindeyim, Osmanlı sultanlarının renkli hatırasını ise fon olarak kullanıyorum. Projenin politik bir tavrı yok. Yakında IV. Murat’ı yapacağım. Bazı padişahların ilginç özellikleri var, onları değerlendirmekten yanayım.

Sokak kültürüne yabancı değilsiniz ama aristokrat bir tavrınız var... Hem ruhunuza hem dış görünüşünüze yansıyor bu.

- Yapay katkı maddesi bulunmaz bende, doğal halim bu... Dolce Gabbana marka takım giyiyorum sahnede. Elimde tespih, belime kuşak bağlayıp, çay bardaklarının içindeki kaşıklarla dans ediyorum. Hatta bazen ayakkabılarımın arkasına basıyorum. Ne de olsa orijinali öyle... Merak duygusu uyandırıyorum önce, ardından beğeni ve alkış geliyor. Doya doya yaşadım çünkü, yaşadıklarımı biriktirdim. Değerlerimi hiç unutmadım.

Peki, karizma desek? "Turkish Clark Gable" olduğunuzu düşünen hayranlarınızın sayısı bir hayli fazla. Şov dünyasının gereklerine uymak için mi bu kadar şıksınız?

- İlk izlenim çok önemli, kolay kolay silinmez hafızalardan. Seçtiğiniz kıyafetler ise kendinizi anlatırken kullanabileceğiniz en kestirme yoldur. Özel şeyler ilgimi çeker. Giydiğim her kıyafet bana hitap etmeli, illa moda olması gerekmez. Bir keresinde Zürih’e giderken yanımdaki Kayserili sanayicinin, kolumdaki Patek Philippe saatten gözünü alamayıp sorduğu "Ne iş yapıyorsunuz?" sorusuna verdiğim "Darbukacıyım" cevabı da kendine has bir tarzımın olduğunun göstergesi. Tabii zavallı sanayici viski üstüne viski içmiş uçuş boyunca.

Ulaşılmazın peşindeyim

İşinizi yaparken neyi hedefliyorsunuz?

- Her şey bayatladı. Batı müziğinde denenmeyen yenilik kalmadı. Su altında yaşayan balıkların, unutulmuş kabilelerin müziğini bile yaptılar. 10 yıl içinde Doğu’yu da bitirirler. Geleceğe bakmak lazım. Standart şeylerden hoşlanmıyorum, hiçbir çekmeceye girmiyorum. Belirli bir sınıfın zevkine hizmet etmek yerine, derinliği olan çalışmalar üretiyorum. Mayamda caz var. Aslını sorarsanız, ulaşılmazın peşindeyim.

HÜRRİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious