Bürokratik şekil fetişizmine Radikal çıkış

Bürokratik şekil fetişizmine Radikal çıkış.8846
  • Giriş : 22.06.2009 / 22:19:00

Sivil alana müdahale eden kirli eylem planlarına tepki çığ gibi, cunta kalıntılarından güya nefret ediyoruz, içeriği yok sayan şekilcilik hastalığından fena halde bıktık ya… Bu sivil uyanış görüntüsü koskoca bir yalan!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ersin Tokgöz'ün tepki dolu yazısı...

Totaliter/otoriter devlet yapısından, resmi soğukluğu yaşamın sıcaklığına her zaman yeğ tutan ve tek tip yaratmaya çalışan resmi ideoloji savunucularından, “kara kaplı defter dedi ki”den başka bir şey bilmeyen memuruslardan çok fena şikâyetçiyiz ya. Yalan.

Hani moda oldu, daha önce görmediğimiz şekilde çıkışlar yapılmaya başlandı, cuntanın tüm uzantılarını reddeden sivil uyanış başladı ya… Yalan.

Militer baskılardan fena sıkıldık, bir an önce sivilleşmek için doğum sancıları yaşıyoruz, darbecileri, halka ve seçtiklerine karşı kirli eylem planları düzenleyenleri topa tutuyoruz ya… Yalan.

4. Murat kalıntılarını da, üniversiteden askeriyeye kamusal alan geyiği ile şekilcilik faşizmini çok fena eleştiriyoruz da bitsin bu ortaçağ taassubu diyoruz ya… Yalan.

Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. Çünkü hep eski hal muhal. Bir adım ileri gidebilmiş değiliz.

Askere boşuna çakıyoruz. Sanıyoruz ki, silahıyla süslenerek görünür kılınmış üniforma denklem dışı kalırsa sivilleşeceğiz. Resmi ideoloji köleliğini beynimizin her hücresine nakşedip ihaleyi tutar yanı kalmayan militer reflekse çıkararak biz de normal olacağız. Ne kolaycılık!

GERÇEK…

Eğer yalan değil, gerçekten de 2009 Türkiyesi çok farklı diyorsanız bakın ne oldu…

Daha bu hafta, bir toplantıda asılan poster Atatürk'e benzemiyor diye yer yerinden oynadı. En özgürlükçüler bile tek bir noktada birleşti: SKANDAL. Ve skandalın daha da büyüğünde yine isminde düşünce olan bir derneğin öncülük ettiği görüşün altına imza atıldı: “Bir ilin Sağlık Müdürlüğü'nde Atatürk posteri olmaması bile büyük bir skandaldır!” Tartışanlar da skandalın tarafları da hep sivildi. Güya.

Ve bir şey daha oldu: Çorum Valisi Mustafa Toprak bir toplantıda kürsüye çıkan saha mühendisini onca insanın içinde azarladı, kınadı, salondan attı. Sebep; kot pantolonu ve top sakalıydı. Nasıl olurdu böyle bir şey? Türk milleti adına ne büyük bir ayıptı.

Ve bunlar olunca ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir şey… Hep yakındığımız resmi ideolojinin totaliter yanını, görsel unsurlarını bir kez yine kutsallaştırarak daha bir sağlamlaştırdık. Atatürk'ün ışıltısını veremeyen posteri lanetleyerek Kemalizm'i, top sakallı memuru salondan atarak Türklüğün şanını kurtardık.

YALANDAN VE GERÇEKTEN GERİYE KALAN…

Kimse o valiye “Türk'e yakışan nedir ki, kot pantolon ve top sakal Türk milleti adına ayıp oluyor?” demedi. Türk'e yakışan kıldan tüyden işlerde şahinleşip içerikle ilgilenmemek miydi yoksa? Kılık kıyafet yönergesine uyup hiçbir şey üretmeyen memur hali Türk milleti adına ayıp değil miydi? Vali bununla ilgilenir miydi? Konu dışı.

Peki ya bir posteri olmak ya da olmamak derecesinde rejim sorunuyla ilişkilendiren sivil dernekler? Özgürlükçü takım? Bu tavırlarıyla göstergesine secde ettikleri ideolojinin koyduğu hedefin içeriğinin neresindeydiler? Yoksa içerikle uğraşmak bizi aşar mıydı?

Evet… Maalesef bu sefer de aştı.

Çünkü umut başka bir şey gerçek başka… O mühendisin elleri önünde bağlı mahcup halini gördünüz mü? Ya valinin makamından aldığı güçle büründüğü ezici buyurganlığını? Ya da salondaki onca insanın valinin yakışıksız tutumu karşısında tek ses etmemesini?

İşte umudun önünü tıkayan gerçek bu. Bizim gerçeğimiz.

RADİKAL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*