Bush'un hataları terörizmi besliyor

  • Giriş : 12.02.2007 / 00:00:00

Bush, her yere dağılmış, ama aynı zamanda hiçbir yerde de olmayan hayalet terör örgütü Kaide'ye karşı ordularla savaşmayı deneyerek vahim hata yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Irak'taki iç savaşta düşmanımız kim? Başta düşman Saddam Hüseyin ve onun ordusuydu. Onları çabucak yendik. Fakat işgalimiz hem Kaide'yi hem de Mehdi Ordusu'nu Irak'a davet etti. Bunlar şimdi Irak iç savaşının birer parçası. Bu çatışmada ikisiyle birlikte savaşmak, zaten battığımız bir çukuru daha da derinleştirmekten başka işe yaramıyor. Artık bizim olmayan bir savaşı nasıl kazanabiliriz?

Iraklılar kendi kaderlerine demokratik bir tarzda karar veremezler, çünkü ülkenin sırtında çok fazla etnik öfke, intikam, haksızlık ve tarihsel sürtüşme yükü var. Hükme ancak güçlü olan kazanır kuralıyla varılacak. Sünni ayaklanmasına veya Filistin direnişine 'terörist' demek, Kaide gibi gerçek terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek anlamına geliyor. Gerek Sünniler gerekse Filistinliler hayatta kalmak ve tarihsel kabul için savaşırken, Kaide dünyadaki güç dengesini değiştirmek istiyor.

Kaide Bush yüzünden Irak'ta
Paradoks şurada: Bush terörizme karşı savaş ilan ederek, terörizmin köklendiği ülkeleri daha da istikrarsızlaştırıyor. Bu ülkelerin halkları ancak egemenliklerini savunmak için seferber olacaktır, bu onları hatalı bir şekilde terörizmi savunmaya, en azından barındırmaya yönlendirse bile. Bir ülkenin halkına zarar vererek dostlar kazanamazsınız veya demokrasi inşa edemezsiniz. Bush'un, sırf savaşmak uğruna düşmanlara yeni düşmanlar ekleyen siyasi oyununu durdurmalıyız. Bu politika Amerikalıların canına mal oluyor, harcanan milyarlarca dolar da cabası. Böyle bir stratejiyi kabul etmeniz için, Süpermen'in sadece bir çizgiroman karakteri olmadığına inanmanız gerek.

Irak savaşı, Saddam Hüseyin'in Kaide'yle ittifak kurduğu, terörizmi desteklediği ve kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle dayatıldı. Aslında Saddam Hüseyin Filistinli intihar bombacılarının ailelerini destekliyor, fakat çatışmada daha doğrudan yer almıyordu. İsrail'e düşman olduğunu açıkça beyan etmişti, fakat İsraillilerin ve Washington'daki yeni muhafazakârların resmettiği kadar güçlü veya tehlikeli değildi. Saddam Hüseyin'in laik rejimiyle Kaide'nin dini fanatizmi arasında hiçbir zaman gerçek bir sempati oluşmadı. Kaide Irak'a ancak, Bush'un Saddam Hüseyin'i devirip bir fırsat
kapısı açmasından sonra girdi.

Kaide'yi ABD'nin 'bir numaralı düşmanı' ilan etmek, örgütün dünya çapındaki prestijinin güçlenmesine ve yeni üyeler kazanmasına yol açmaktan başka işe yaramadı. Kaide'nin ilk başarısı, Bush'tan tam da stratejik bakımdan istediği savaşı alması oldu. Bush'un terörle savaşı Afganistan ve Irak'a bölmesiyle 'kör istedi bir göz, Bush verdi iki göz' dediler.

Bugün Kaide Irak'taki iç savaşın aktörlerinden biri; gelişmiş istihbarata ve etkili silahlara sahip bir dizi Sünni direniş grubunun da dahil olduğu bir çatışma bu. Şii milis orduları bugün daha büyük ve hiç olmadıkları kadar iyi eğitimli. Bütün bunlar Irak'ı dünyadaki en karmaşık çatışma bölgesi kılıyor. Bush'un 2003'te bulduğu Irak değil, tam da yetersizliğinin bize armağan ettiği bir Irak bu.
ABD ordusuna, başka bir orduyu değil, Ordu olmayan Kaide'yi yenmek gibi imkânsız bir görev verilmesi affedilmez ve bedeli ağır bir hataydı. Karşımızda dünyanın her yanına dağılmış, ama aynı zamanda hiçbir yerde de olmayan teröristlerden menkul bir hayalet örgüt vardı. Kaide'yi alt etmeniz için içine sızmanız, iletişimlerini çözmeniz ve operasyonlarını sekteye uğratmanız gerek. Bunun için de bir orduya ihtiyacınız yok. Kaide'nin karşısına orduyu çıkarmak, oyunu örgütün sahasında oynamak anlamına geliyor. Kaide hiçbir kaide tanımaksızın öldürerek prestijini artırıyor, sadece saklanarak zafer kazanıyor ve varlığını, inanılmaz ucuz bütçeli operasyonlarla tesis ediyor. Kaide'yi çökertmek, askeri harekât değil, etkili karşı istihbarat ve polisiye önlemleri gerektiriyor.

Kaide Irak'a yönelik bir tehdit değil. Sünni direnişine hakim olma şansı da yok. Kaide, muazzam ve başarılı terör eylemleri düzenlemeye yönelik etkileyici bir kabiliyete sahip karanlık bir örgüt. Fakat devlet yönetiminde veya kurumsal örgütlenmede hiçbir deneyimi yok.

Kaide Afganistan'da en iyi bildiği işe, terörizm eğitimine odaklandı, yönetimiyse Taliban'a bıraktı. O yönetim şimdi gitti, fakat Taliban'ın yeniden dirilişi, Kaide'nin terör taktiklerini benimsemesiyle mümkün oldu.
Velhasıl terörle savaşı kazanmıyoruz.

ABD çekilmezse savaş yayılır
Bush bizi tam ters yöne sevk etti. Gide gide yol kalmadı. Irak'taki ABD askerlerinin, net bir takvim dahilinde derhal azaltılması, bölgeye işe yarar bir çözüme niyetli olduğumuzu gösterecektir. Ordusu çekildiğinde ABD belki arabulucu olarak rol oynayabileceğini ve gelecekteki Irak'ın ticari ortağına dönüşebileceğini idrak edebilir. Başarısız bir askeri harekattan, Irak'ın komşularını da kapsayan güçlü bir diplomatik taarruza geçiş yapmak en iyi, belki de tek yol. Başka türlü Irak'taki iç savaşın Ortadoğu'ya ve Körfez ülkelerine yayılmasını önlemek çok zor. Ya bunu önleriz ya da terörizm en büyük zaferini kazanır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious