Büyükanıt ne demek istedi?

  • Giriş : 03.10.2007 / 15:58:00

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ne demek istedi?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ali Bayramoğlu, Org. Büyükanıt'ın Harp Akademileri öğretim yılı açılışında yaptığı konuşmayı masaya yatırdı.

Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak

Büyükanıt ne demek istiyor?

Bir vesile oluyor ya da bir vesile buluyor, konuşuyorlar.

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Harp Akademileri öğretim yılı açılışı töreninde konuştu.

Gazetelerde konuşmanın özeti ve yorumları var…

Yorumlardaki orta nokta şu:

"Asker burada, siyasi iktidarın yanı başında, siyasetin göbeğinde…"

Org. Büyükanıt bir bakıma orduya ve sokağa şunu söylüyor:

"Önümüzdeki günlerde Anayasa Değişikliği gibi siyasi alanda atılacak tüm adımlar ya da Kürt sorunu gibi meselelerde yaşanacak tüm gelişmelerde, bunlar etrafında doğabilecek krizlerde asker doğrudan taraf olacaktır ve siyasi ağırlığını koruyacaktır…"

Durum bildik…

Genelkurmay Başkanı konuşmasında, askeri kurumun siyasi ağırlığını vurgularken dış politika konusunda karar verici gibi davranırken ve Kürt meselesi üzerinden parlamenter hayata siyasi kriterler koyarken, ordunun kendisine biçtiği siyasi işlevi bir kez daha tüm açıklığıyla ortaya döktü.

Bu işlev, en hafifinden "siyasi karar mekanizması üzerinde denetim kurmak ve siyasi gidişatı yönlendirmek" olarak tanımlanabilir.

Ne var ki, askerler ortada herhangi bir siyasi işlev olmadığını söylerler.

Nitekim Büyükanıt da konuşmasında, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin iç politika ile ilgisi olmaz ve olmamalıdır. Ancak, ülkemizin ve rejimimizin temel direkleri üniter, ulusal ve laik devlet yapımız bizim var olma nedenimizdir ve olmaya devam edecektir…" diyordu…

Aslında böylece ülkenin temel "muamması"na değiniyordu.

Buna göre "ordunun siyasetle ilgisi olmadığını söylemesi, aslında ilgisi olduğu konuları siyaset dışı ilan etmesi ve siyasi tartışmalara, siyasi partilere kapatması anlamına gelir"…

Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasında da "bu sorun üzerinden" iki önemli çatışma pisti, askerin siyasete müdahale edeceği iki kanal görünüyor.

Bunlardan birincisi Kürt meselesidir.

Melese daha çok DTP'nin TBMM'deki varlığına, DTP milletvekillerinin tavır ve beyanlarına yönelik asker tepkisidir.

Açık: Askerin DTP'ye karşı aldığı tavır, aslında meşru bir siyasi parti üzerinden parlamentoya yönelik bir tutumu simgeler ve ima eder.

İkinci kanal anayasa tartışmalarıdır.

Bu açıdan dikkat çekici olan Büyükanıt'ın ordunun dokunulmazlarının sayısını arttırması, daha doğrusu devletleştirdiği, siyasete kapattığı konuların arasına TSK'ya ilişkin düzenlemeleri eklemesidir.

Genelkurmay Başkanı yeni anayasada "askeri vesayet rejimi"nin temel taşlarına dokunmayın mesajı veriyor, şöyle diyordu:

"Bizim taraf olduğumuz ve vazgeçmeyeceğimiz unsurlar vardır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı, üniter yapıdan oluşan, ulus devlet yapısının, bu temel yapıya dayalı, laik devlet yapısının ve Silahlı Kuvvetlerin yerleşik düzenlemeleridir. Ancak Türkiye'de böyle bir atmosferin çeşitli çevrelerde oluşmaya başladığını ve geldiğimiz noktada da adeta devleti budayarak bireyi yüceltmek gibi bir eğilimin ortaya çıktığını görüyoruz… Devleti budayarak bireyi yüceltmek gibi bir eğilimin ortaya çıktığını görüyoruz…"

İşte size dev gibi sorun pisti daha…

Demokrasiye uzak o zihniyet kendisine yeni yollar ve kanallar arıyor…

Ve ne zaman, ne yapacağının sinyalleri veriyor…

Baş etmenin yolu belli: Akıl, demokrasi ve toplumsal ittifak…

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious