Büyükanıt'a takdir, Sezer'e tepki

  • Giriş : 14.04.2007 / 00:00:00

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın demokrasi ve hukuku öne çıkaran konuşmasından sonra Sezer’den tansiyonu yükselten bir açıklama geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Demokratikleşme çabalarını bile ’tehdit’ olarak değerlendiren Sezer, rejimin tehlikede olduğunu ileri sürdü; ancak somut delil ortaya koymadı.

Cumhurbaşkanı Sezer’in, görev süresinin dolmasına bir ay kala Harp Akademileri’nde yaptığı konuşma tepki çekti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça Türkiye’de tansiyonu yükseltme çabaları artıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın demokrasi ve hukuk çerçevesindeki konuşması her kesimden takdir toplarken, görevini devretmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in dünkü açıklaması tepki çekti. Harp Akademileri’nde subaylara seslenen Sezer, demokratikleşme çabalarını bile ’tehdit’ olarak değerlendirdi. Özelleştirmeye karşı çıkan Sezer, imam hatip mezunlarına devlet kademelerinde iş verilmemesini istedi. Siyasal rejimin tehlikede olduğunu ileri sürdü; ancak somut deliller ortaya koymadı.

AK Partili milletvekilleriyle yaptığı toplantıda Sezer’in açıklamalarını değerlendiren Başbakan Tayyip Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı’nın konuşması gayet dikkatliydi; ancak Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadelerinde aynı hassasiyeti bulamadım." dedi. Rejimin tehlikede olduğuna halkın inanmadığını vurgulayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Tam tersine Türkiye’ye sadece Türkler değil, yabancılar da güveniyor." değerlendirmesinde bulundu. Sezer’e sert tepki gösteren eski Türk Demokrasi Vakfı Başkanı Emre Kocaoğlu, Cumhurbaşkanı’nın giderayak siyasi rejime en büyük darbeyi vurduğunu savundu. Kocaoğlu, "7 yıl önce milletvekiliydim ve kendisine oy vermiştim. Görevde kaldığı sürede demokrasiyi öğrenememiş olmasına çok üzüldüm. Rejime yaptığı bu büyük saldırıdan ötürü oyumu haram ediyorum." dedi. Sezer’in meseleleri abarttığını dile getiren gazeteci-yazar Cüneyt Ülsever, siyaset yapan Cumhurbaşkanı’nın ’muhalefet lideri’ gibi konuştuğuna dikkat çekti. Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu da ’rejim tehlikede’ iddiasının gerçekçi olmadığını dile getirdi.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, ortaya konulan görüşlerin Türkiye gerçeğini yansıtmadığını belirtti. Büyükanıt’ın ’daha demokrat ve sivil’ bir davranış sergilediğini anlatan Kuzu, ne rejimin ne de laikliğin tehlikede olduğunu ifade etti. Diğer tepkiler özetle şöyle:

Avni Özgürel (Gazeteci): Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini çok kişisel, artık görev süresi sona ermiş cumhurbaşkanının kişisel yorumları olarak görmek ve kendisi dışında bir kesimin değil, mesela yarın (bugün) miting yapacak grupların hislerine tercüman olma özelliği taşıyan bir konuşma olarak değerlendirebiliriz.

Dr. Levent Korkut (Anayasa Hukukçusu): Cumhurbaşkanı Sezer, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünden çok, devlet ideolojisine vurgu yapıyor. Genelkurmay Başkanı bir asker olmasına ve konuşmasında başka açılardan bazı sorunlar olmasına karşılık Anayasa’ya ve hukuka saygı konusunda daha vurgulu, daha tarafsız bir konuşma yaptı.

Dr. Ekrem Serim (Yargıtay Onursal Üyesi): Sayın Cumhurbaşkanı Sezer’in, daha önce Anayasa Mahkemesi Başkanı iken söylediği ama görevi süresi boyunca hiç gündeme getirmediği cumhurbaşkanının yetkilerinin fazla olduğu konusunu 7 yılın sonunda söylemesi manidar.

Salim Uslu (Hak-İş Başkanı): Büyükanıt, Sezer’e göre daha demokrat konuştu. Cumhurbaşkanı’nın konuşması toplumu karamsarlığa sevk edecek içeriklerle dolu. İddia edilen tarafsız Cumhurbaşkanı profilinden uzak bir profil çizmiştir.

Hasan Celal Güzel (Eski Bakan): Anlaşılan Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı konuşmada en çok hayal kırıklığına uğrayanların başında Sezer geliyor. Ordunun başı, "asker sesini yükseltecek" demiyor. Demokrasiye hukuka bağlılığından bahsediyor. Demokratik rejimin yürütülmesinden sorumlu olan Cumhurbaşkanı, askeri kışkırtıyor. Bu fevkalâde ayıp bir şey. Ne Türk askeri ne Türk milleti onun tahriklerine katılmayacak.

Hakkı Öznur (BBP Genel Başkan Yardımcısı): Orgeneral Büyükanıt, Sezer’den daha aklıselim bir yaklaşım ortaya koydu. Sezer’in konuşması üslup olarak daha sert ve yanlış. Bu üslup giderayak Türkiye’yi gerer. Ülkenin kamplaşmasına, cepheleşmesine ve toplumsal barışı bozar. Orduyu siyasetin içine çekmek hem orduyu yıpratır, hem de demokrasiye büyük zarar verir. Esas tehlike Türkiye’de demokrasiye balans ayarı yapmak isteyenlerden gelmektedir.

Mehmet Şandır (MHP Genel Başkan Yardımcısı): Sayın Cumhurbaşkanı bilgiye dayalı konuşmak durumundadır. Elindeki bilgi ve belgeler kendisini bu boyutta endişeye sevk etmişse, dikkate alınmalı. Ancak, eksik olan husus bu tespitlerin öznesi kimdir? MHP’ye göre rejimin tehdit altında olmasının sebebi Türkiye’nin AK Parti tarafından yönetiliyor olmasıdır.

[SEZER’İN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI]

Türkiye’de siyasal rejim, Cumhuriyet kurulduğundan beri, hiçbir dönemde günümüzde olduğu kadar tehlikeyle karşı karşıya kalmamıştır.

Türkiye’yi çağdışı rejime sürüklemek isteyenlerin demokrasiden söz etmelerinin oyun olduğu görülmelidir.

Laik Cumhuriyet’in temel değerleri ilk kez açıkça tartışma konusu yapılmaktadır. İç ve dış güçler, bu konuda aynı amaç doğrultusunda çıkar birliği içinde hareket etmektedir.

İşin dikkat çekici yanı, Türkiye Cumhuriyeti rejimini ılımlı İslam’a dönüştürmek için, dış ve kimi iç odakların çıkar birliği yapmaları ve bunu demokratikleştirme adı altında gerçekleştirmeye çalışmalarıdır.

Türkiye’de son 15-20 yıldır yaşanan toplumsal gelişmeler, toplumsal ve bireysel yaşamda sergilenen çağdışı görüntüler, dinci fetvalar, saldırılar ve karışmalar, kamusal alanlarda türban kullanılmamasına ilişkin tüm yüksek yargı kararlarına karşı tutumlar, görevi din adamı yetiştirmek olan okulları bitirenler ile tarikat ve cemaat mensuplarının devletin her kademesine yerleştirilmeye çalışılmaları, Türkiye’nin nereye götürülmek istendiğinin anlaşılması için yeterli olacaktır.

Stratejik konu ve kuruluşların özelleştirilmesinden vazgeçilmelidir.

Ulus devletin, ulus birliği ve ülke bütünlüğünün, tekil devlet ve laik Cumhuriyet’in koruyucusu ve güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri de, ilk kez iç ve dış odakların hedefi durumuna gelmiştir. Bu odaklar niyetlerini açıkça sergileyerek işi "hesap sorma" söylemine kadar vardırmışlardır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, anayasal rejimin korunması yönünden, tüm anayasal organ ve kurumlar gibi görevli ve taraftır. Orduyu yıpratarak etkisizleştirmek için, zamanlaması ayarlanmış bir oyun oynanmaktadır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious