Çakıcı'ya "Keşke Öcalan'la evlenseydim" indirimi!

Çakıcı'ya
  • Giriş : 24.11.2007 / 16:37:00
  • Güncelleme : 24.11.2007 / 16:45:08

Uğur Kılıç cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Alaattin Çakıcı'nın cezasına indirim yapıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 1995'te Uludağ'da işlenen Uğur Kılıç cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla yargılanan Alaattin Çakıcı hakkında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 19 yıl iki ay hapis cezasını oyçokluğu ile onadı.

Öldürülen Uğur Kılıç’ın, öldürülmeden önce kamuoyuna yansıyan “Onunla evlenmem bir hataydı. Keşke Abdullah Öcalan ile evlenseydim. Şimdi benim gözümde Abdullah Öcalan bile ondan daha onurlu bir erkek” sözleri Çakıcı’nın daha az ceza almasına neden oldu.

Mahkeme, Uğur Kılıç’ın bu sözlerinden dolayı Çakıyı’ya ‘tahrik’ indirimi uyguladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘bozma’ talepli tebliğnamesinde, Çakıcı’ya tahrik indirimi uygulanmasına karşı çıktı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Başsavcılığı’nın tebliğnamesinde belirtilen itirazları yerinde görmeyerek mahkemenin kararını oyçokluğuyla onadı. Karara muhalif kalan bir Yargıtay üyesi karşı oy yazısında, “Boşandıktan sonraki davranış tahrik oluşturmaz” dedi.

KARŞI OY KULLANAN YARGITAY ÜYESİ: “ÖNCE ÇAKICI TAHRİK ETTİ”

Üye, karşı oy yazısında şu görüşlere yer verdi:

“Mahkemece tahrik uygulamasına esas alınan, dosyaya konulmuş gazete, dergi ve kitapçıklar olayların oluş sırasına göre dikkatle incelendiğinde tahrik uygulaması bakımından değerlendirme yanlışı yapıldığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Öldürülen sanığın yönlendirmesiyle kamuoyunca yakından bilinen ünlü bir yolsuzluk olayına karışmış, sanığın tercihleri dışında davranması ve istenmemesine karşın bu davada tanıklık yapması kızgınlık yaratmış, olaylar bu şekilde başlamıştır. Bu tarihte yurt dışında kaçak yaşayan sanık, görsel basında yayımlanmasını sağladığı bir kasette, öldürülenin kişiliğine ve namusuna yönelik aşağılayıcı, hakaret ve tehdit oluşturan sözler içeren açıklamalarda bulunarak ilk önce olayı kendisi başlatmıştır. Öldürülen, bu açıklamaların yayımlanmasının önüne geçebilme uğraşı vermiş, başarılı olamayınca da hakaret içeren karşı açıklamalarda bulunmuştur.”

“HAKSIZ DAVRANIŞTA BULUNAN KİŞİ, HAKSIZ TAHRİK ALTINDA KALDIĞINI İLERİ SÜREMEZ”

Karara muhalif kalan Yargıtay üyesi, sanık Alaattin Çakıcı ile öldürülen Uğur Kılıç arasında karşılıklı hakaret içeren sözlerin söylendiğine dikkat çektiği karşı oy yazısında, “Tahrik uygulaması bakımından aranan ön koşul, tahrik oluşturan davranışın haksız olması gerekmektedir. Gerek öğretide, gerekse yerleşik uygulamada genel kabul gören bir anlatımla, ‘önce haksız davranışta bulunan kişi, haksız tahrik altında kaldığını ileri süremez, tahrik hükümlerinden yararlanamaz’. Ancak, etki tepki ilişkisi bakımından, önceki haksız davranışa karşı gösterilen tepki oransız ve daha ağırsa bu oransız tepki tahrik oluşturabilecektir” görüşünü dile getirdi.

UĞUR KILIÇ’IN ÇAKICI’YI ALDATTIĞI ISPATLANAMADI?

Üye, karşı oy yazısında şunları belirtti:

“Mahkeme Nuriye Uğur Ali Kılıç’ın öldürülmesini tasarlayarak azmettiren sıfatıyla Alaattin Çakıcı’nın cezalandırılmasına karar vermiştir. Öncelikle belirtelim ki, suçun kanıtlanmasına, niteliğine ve tahrik dışında uygulama yerindedir. Esas mahkemesi, ‘evlilikleri süresince öldürülenin başka bir kişiyle ilişkisinin olduğuna ilişkin kanıt bulunmadığı, boşandıktan sonraki davranışlarının haksız tahrik oluşturmayacağı’ yolunda yerinde bir saptamada bulunduktan sonra, dosyaya sunulan gazete ve dergilerde yer alan açıklamalarında öldürülenin sanık için, ‘ ? C ruh hastası adamı tedavi etmek için sakin davranmaya çalışırdım, çünkü adam pranoyak... Onunla evlenmem bir hataydı, keşke Abdullah Öcalan ile evlenseydim. Şimdi benim gözümde Abdullah Öcalan bile ondan daha onurlu bir erkek...’ gibi sözlerinin tahrik oluşturacağı kabul edilmiştir. Sanıkla öldürülen 1991 yılında evlenmişler ve 1994 tarihinde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandıkları, ancak boşanmalarından sonra da ilişkilerini sürdürdükleri anlaşılmaktadır.”

Yargıtay üyesi karşı oy yazısında, mahkemece tahrik uygulamasına esas alınan, dosyaya konulmuş gazete, dergi ve kitapçıkların olayın oluş sırasına göre dikkatle incelenmesi halinde tahrik uygulaması bakımından değerlendirme yanlışı

yapıldığını belirterek şöyle dedi:

"Öldürülen sanığın yönlendirmesiyle kamuoyunca yakından bilinen ünlü bir yolsuzluk olayına karışmış, sanığın tercihleri dışında davranması ve istenmemesine karşın bu davada tanıklık yapması kızgınlık yaratmış, olaylar bu şekilde başlamıştır."

Üye karşıoy yazısını şöyle tamamladı:

"Sonuç olarak, sanık ile öldürülen arasında karşılıklı hakaret içeren sözler söylendiği, ancak, olay sanık tarafından başlatılmış, ondan sonra kendisine karşılık verildiği ortadadır. Bu durum ceza hukuku uygulamasında bir cezasızlık nedenidir. Böylece karşılıklı hakaretlerde etki tepki dengesi aşılmadığı gibi, önce haksız davranışta bulunan kişi, naksız tahrik altında bulunduğunu ileri süremez, tahrik hükümlerinden yararlanamaz ilkesi gereğince, sanığın haksız tahrik altında bulunduğuna ilişen Mahkeme kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious