Canlı yayında 'İrtica Belgesi' gerginliği

Canlı yayında 'İrtica Belgesi' gerginliği.16347
  • Giriş : 25.06.2009 / 19:20:00
  • Güncelleme : 25.06.2009 / 18:53:22

Ayşenur Arslan ve Mehmet Altan askeri savcının kararını tartıştı. Bakın ikilinin görüş ayrılığı nereden çıktı?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CNN Türk'te yayınlanan Ayşenur Arslan'ın hazırlayıp sunduğu Medya Mahallesi'nin bugünkü konuğu Star Gazetesi yazarı Mehmet Altan'dı...

Bilindiği gibi günlerdir medyanın gündemini 'İrtica belgesi' meşgul ediyor...

Programın konusu da yine 'İrtica belgesi ve bu konuyla ilgili gün gün yaşanan' gelişmeler oldu. Askeri Savcılığın açıklaması Ayşenur Arslan ve Mehmet Altan'ı görüş ayrılığına düşürdü.

Ayşenur Arslan gazetelerin manşetleriyle programa başladı. Mehmet Altan'ın yazı yazdığı Star Gazetesi'nin manşetine sıra gelince ikili arasında polemik başladı.

Star'ın 'Albay'a o imza sorulmamış' başlığına dikkat çeken Ayşenur Arslan, Mehmet Altan'a 'Ben Genelkurmay'ın açıklamasında Albayın ifadesi alındı cümlesini hatırlıyorum. Gerçekten o imza sorulmamış mı?' diye sordu ve ikili arasındaki diyalog şöyle gelişti:

Mehmet Altan: Hürriyet'te de manşette var. Yani Hürriyet'te de aynı şey ama onu büyütmek yerine görmeye de bilirdi. Küçük bir şekilde görmüş. Hürriyet'in bu haberi veren manşetinin yanında tek sütun gördüm.

Ayşenur Arslan: Yanlış da anlaşılmasın, Star Gazetesi'nin sen orada yazıyorsun diye böyle öne çıkardım. Hedef almak gibi bir niyetim yok ama benim dün okuduğum, askeri savcılıktan yapılan açıklamaya göre, albayın evinin arandığı, kişisel bilgisayarında arama yapıldığı hatta bazı şeylere el konduğu ve albayın da ifadesinin alındığı yolunda bilgi veriliyor.

M.A.: Şu noktaya kadar görüştüğümüz şey temel hak ve özgürlüklerle ilgili evrensel huku kurallarıyla ilgili bakış açıları... Başörtüsünden belge tartışmasına kadar. Burada esasında gazeteciliğe tarafsan ve evrensel hukuk kurallarıyla demokrasiye de gazetecilik kurallarıyla birlikte taraf isen suçlanan asker, soruşturmayı yapan asker, kanaate varan asker... Niye gelişmiş demokrasilerde askeri mahkemeler yok. Çünkü emir komuta ile çalışıyor.

A.A.: Bu sorunun muhatabı kim?

M.A: Bu sorunun muhatabı Türkiye'de anayasalarla beraber siyaset kurumunu da oluşturan irade. Ve bu iradenin içinde oyun oynamayı içine sindiren siyaset kurumu. Ama bunlar ayrı ayrı kurumlar değil çünkü 12 Eylül rejiminin içinde bu oyunu oynamayı kabullendiğin vakit zaten halk iradesinin demokratik talepleri ya da olması gereken bir irade gösteremiyoruz. Buradan aslında gazeteciliğe gelebiliriz. Mesela bana söylediğin şey 'El kondu' diyor askeri savcı. Mesela Taraf Gazetesi'nde '5 gün sonra gittiler' diyor.

A.A: Peki nedenini biliyor musun? Açıklama da o da var... Deniyor ki, 'Söz konusu savcılıktan, söz konusu belgenin bize gelmesini bekledik.'

M.A.: Ya neyse ne... Hayır bu da bir soru... Anlatmaya çalıştığım bu... Daha bir çok sorunun yanıtı verilmemiş.

A.A: Tamam da şimdi yanıtı olan bir şeyi niye soruyoruz? Çünkü çok teknik bir şey soruyoruz. 'Niye 5 gün sonra gidildi?' İşte bende yanıtını söylüyorum...

M.A: Ben seni suçlasam, sen yayın yasağı koysan bana, araştırmayı sen yapsan, kararı da sen versen... Şimdi buna mı inanmak lazım ya da bunu biraz daha sorgulamak mı lazım? Aslında da gelişmiş bir ülkede, gerçek bir demokraside böyle bir şey olamayacağını mı söylemek lazım. Yani bakış açıları çok önemli.

A.A.: Sevgili Mehmet biz özel bir konuyu mu konuşuyoruz yoksa temel bir durumu mu konuşuyoruz?

M.A: İkisini birden konuşuyoruz. Bakış açılarını yerli yerine oturtmak için uğraşıyoruz. Temel ilkeler tespit edildiği vakit ona göre yayın yapıyorsun. Her günlük hadiseye bir temel yayın ilkesinden ve kriterlerden bakıyorsun. Şimdi askeri yargı danıştay'ı, yargıtay'ı yer yüzünün hiç bir ülkesinde yok. Şimdi bu senin için temel kriterlerinin arasında nerede yer alıyor? Ve sen yayın yaparken bunu ne kadar önemsiyorsun? Aslında kamplaşmayı ortadan kaldıracak nokta Avrupa Birliği standartları... Oralarda olan ve olmayan temel kriterler olursa gazetecilik kendi başına daha rahat işler. Onun için de bütün bu manşetlere ben bu açıdan bakıyorum.

A.A.: Ama bakarken de... Şimdi bak temelde haklı olmak çok önemli ama ayrıntıda da aynı titizliği bekliyorsan, ben çok somut kimseyi hedef almadan ya da sorgulamadan söylüyorum. Mesela 'Niye 5 gün sonra verildi' diyorsun.

M.A.: Hayır, o da bir soru diyorum.

A.A: Ben diyorum ki, yanıtı verilmiş. Ya da albay imzası olmamış ama albayın ifadesinin alınması ne demektir?

Hürriyet gazetesi'nin manşetinden örnekleme yapan Mehmet Altan: Mesela Hürriyet'in manşetinde farklı imza sorulmadı yazıyor. Bu da manşet olabilir. Bu çok önemli bir şey değil mi? 21 tane imzası var... 20'si aynı... Soruşturmanın altına attığı da ayrı... Yani burada hukuku mu gözeteceğiz yoksa onun çerçevesinde gazeteciliği mi gözeteceğiz? Yoksa askeriye ve camia arasındaki kavgada taraf mı tutacağız? Şimdi bu taraf tutmayayım, gerçek bir gazeteciliğe, evrensel hukuk kurallarında yaptığın vakit, şimdi o sorunun yanıtı var... Peki bu sorunun yanıtı var mı?

AYŞENUR: 'BENİ ASKERİ SAVCIYI SAVUNMA DURUMUNDA BIRAKMA'
A.A: Evet, evet... Bu sorunun da cevabı var.

M.A: Peki nedir?

A.A: Diyor ki, ıslak imza değil... Orjinalini tek tek sorduk diyorlar. Adli Tıp'a soruyorlar, Emniyet'e soruyorlar, Tübitak'a soruyorlar... Beni Allah aşkına askeri yargıyı savunmak zorunda bırakma.

M.A: E bu yaptığın savunma.

A.A: Benim elimde askeri savcılığın açıklaması varsa ve soruların yanıtları burada varsa ben susayım mı?

M.A: Hayır susma tabiki. Ama her sorunun cevabı yok.

A.A: Hayır... Hepsinin elbette yok. Ama ben senin gündeme getirdiklerine cevap veriyorum. Ben burada oturup Taraf'ın gündeme getirdiği sekiz soruyu cevaplayacak değilim.

M.A: Aslında bu olayın hemen ertesi gününde Ergenekon savcıları bu albayı sorgulasaydı bu şüpheler bu kadar artmazdı.

A.A: Şimdi asker oraya gönderdi. Şu yanlış anlamayı ne olur kaldıralım. Bu karar 'Albayla ilgili bir şey yapmaya gerek kalmamıştır' demiyor... Diyor ki, 'Adli yargının kapsamına girdiği için görevsizlik kararı verdim, gönderdim...'

Mehmet Altan ve Ayşenur Arslan arasında süren 'Askeri savcılığın açıklaması' polemiği program sonunda da görüş birliğine dönüşmedi. Fakat tartışmayı Yeni şafak yazarı Yasin Doğan'ın köşe yazısıyla bölen Ayşenur Arslan elindeki yelpazeyle canlı yayındaki gergin havayı gevşetmeyi başardı.

'Yasin Doğan'ın köşe yazısını görelim ve daha sonra da bu konu üzerine açıklamalarda bulunalım... Ve böylelikle Mehmet Altan'dan da biraz müsade isterek biraz ferahlayayım' diyerek yelpazaesini sallamaya başladı Ayşenur Arslan. İşte O andan itibaren hem kendisi hem de Mehmet Altan gülmekten kendini alamadı.

GAZETECİLER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*