Cassio Lincoln hakkında her şey

Cassio Lincoln hakkında her şey.10866
  • Giriş : 10.10.2008 / 16:10:00

Son haftaların formda ismi Lincoln, sıkınıtılarla dolu çocukluk dönemini anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Son haftalarda oynadığı futbol, attığı ve attırdığı gollerle dikkatleri üzerine çeken Cassio Lincoln, GS TV'ye konuştu..

İşte Brezilyalı yıldızın açıklamaları;

En baştan başlamak istiyorum, Galatasaray'a geldiğin ilk günden hatta daha öncesinden Schalke'deyken Fenerbahçe'ye attığın iki golle Galatasaray taraftarının sevgisini kazanmıştın. İstanbul'a geldiğinde seni çok güzel bir Galatasaray taraftarı karşıladı. O güne dönelim neler hissetmiştin?

Ben buraya ilk geldiğimde andan itibaren Galatasaraylı bir oyuncuymuşum gibi hissettim. Öyle hissettirdiler bana. Türkiye'ye ilk geldiğimde televizyonlarda hep Fenerbahçe'ye karşı Schalke'yle oynadığımız maçın görüntüleri vardı, orda attığımız goller vardı. Daha sonra bana yapılan karşılamayı ise benim sözcüklerle anlatmam mümkün değil. Ben bunun görüntülerini bir DVD'ye kaydettirdim, onu saklıyorum. İleriki bir gün çocuklarıma anlatmak yerine bunu göstermeyi tercih edeceğim, çünkü ben anlatırsam inanmazlar böyle bir karşılama yapıldığına. Bunun tek çaresi benim elimdeki gerçek kanıt olan DVD yi gösterip bakın beni İstanbul'da böyle karşıladılar diyeceğim onlara.

Brezilya'nın Türkiye'deki yıldızlarından birisin. Peki futbolcu olmasaydın hangi meslekte olurdun?

Benim bunu düşünmeye hiç vaktim olmadı ki, 9 yaşından itibaren Atletico Mineiro'da oynamaya başladım. 9 yaşında bir çocuk zaten bu konular üstünde hiç kafa yormaz. Bende daha sonra hep Futbol oynadığım için acaba futbolcu olmasaydım ne yapardım diye düşünecek vaktim olmadı. Şimdi tek başıma kaldığımda düşünüyorum Futbol olmasaydı ne yapardım diye. Benim çocukluğum o kadar büyük bir yoksulluk içinde geçti ki, bizim bazen evde ne yiyecek ne içecek bir şeyimiz olurdu. Bence eğer futbolcu olmasaydım Brezilya'nın o fakir halkının bir ferdi olurdum bende. Brezilya'da zorluk çeken gençlerden biri olurdum diye tahmin ediyorum.

Bir Brezilyalısın ve Brezilya denince bizim aklımıza Rio karnavalı, sokakta dans eden insanlar, güler yüzlü insanlar ve tabii Futbol geliyor. Peki sen Brezilya'ya gittiğinde Türkiye'yi sorduklarında Türkiye hakkında neler söylüyorsun?

Bana sordukları zaman ben her şeyden önce yemekler biraz benziyor diyorum. Çünkü en çok ne benziyor diye soruyorlar, iklimden bahsediyorum güzel bir iklimde yaşadığımızdan bahsediyorum. Şehirlerden, örneğin İstanbul'dan bahsediyorum kendilerine…Çok kalabalık olduğunu, çok yoğun bir trafik yaşandığını, trafikte aynı Brezilyadaki gibi kimsenin kimseye saygısı olmadığını anlatıyorum.

Yemeklerden bahsettin. Yemekler hakkında biraz şikayetçi olduğunu duydum. Çok lezzetli olduğu için şikayet ediyormuşsun. Ben bir sporcuyum hepsini yememeliyim diyormuşsun doğru mu bu?

Benim Türk yemekleriyle hiçbir zaman hiç sorunum olmadı. Ben zaten yiyebildiğim kadarını yerim daha fazlasını yememeye hep gayret ederim ve özellikle çok acı olmadığı zamanda.Ben her zaman kendime Türk mutfağında yiyebilecek güzel bir şeyler buluyorum .Türk mutfağıyla hiç sorunum yok

Yaptığın ilk açıklamada tanrı beni olmam gereken yere gönderdi ve beni evlat edinen evim yani İstanbul demiştin. Sana bu sözleri söyleten şey nedir?

Tanrıya gerçekten çok şükretmem gerek. Çünkü ailem bazen benim yeni bir takımın seçmelerine girmek için kayıt parası yatıramayacak ekonomik durumlarda oldu. Ayrıca bizim ailemizde herkes çok inançlıdır. Ben sizinde herhalde bildiğiniz gibi hep dua eden, hep incilini yanında taşıyan, soyunma odasına götüren bir adamım. Gelebildiğim nokta için hep tanrıya şükrettim ben ve benim dualarım hep şu şekildeydi: Tanrım ne olur beni istediğin şekilde yönlendir. Senin benim için iyi olduğumu düşündüğüm şeyleri yapmama yardımcı ol. Herhalde benim için iyi olanı, hayırlısı oydu ki Schalke de kontratım sürerken ben Galatasaray'a transfer oldum. Dolayısıyla ben bunun benim için iyi olduğunu düşünüyorum. Benim bugün fakirlere yardım edebileceğim ufak bir miktar param varsa, ben bunu da tanrıya borçluyum. Hayır işlerine mümkün olduğunca yardım etmeye çalışıyorum. Brezilya'da yardımcı oldum bir vakıf var. Otuz aileye maddi destek sağlamaya gayret ediyoruz. Ben bütün bunları tanrıya borçluyum, dolayısıyla ben ona her zaman teşekkür ederim. Ben Galatasaray' dan bana teklif geldiği zaman kendi kendime düşünürken, kendi kafamda tanrıya bir soru yönelttim. Kontratım sürdüğü halde acaba nasıl gidebilirim, ya da ne yapmam gerekir ki bu transferi gerçekleştiririm diye. Bence o bana bir cevap verdi gibi, hissettim, 'git yöneticilerle konuş bu işini kolaylaştıracaklar ve gideceksin'. Gittim, konuştum, gerçekten de benim istediğim gibi oldu.

Seni biraz buradan tanıyoruz, antrenmanlar da görüyoruz. Çok sevecen, çok güler yüzlüsün. Her zaman insanlarla iyi iletişim kuruyorsun, peki sen kendi içinde nasıl birisindir? Nelere sinirlenirsin, nelerden mutsuz olursun, unutkan mısın mesela? Bize kendini anlatabilir misin?

N'oldu? Kötü bir izlenim edinmişsiniz gibi geldi benim hakkımda

Hayır çok sevecen olduğunu söylemiştim, çok güzel iletişim kuruyorsun insanlarla sürekli güler yüzlüsün, sürekli gülümsediğin için de nelere sinirlendiğini merak ettim.

Ben sabahları kalktığım zaman o gün işlerim yolunda gitmesi için ve tüm çevremdekilerle iyi ilişkiler içinde bulunmak için dua ederim. Bu benim karakterim. Tabi ki bir insan her gün çok iyi olamaz. Benim de kendimi kötü hissettiğim günler tabi ki olacaktır bir hafta boyunca. Burada ya da yalnızken fark etmez. Beni en çok kızdıran şey ise yalan söylenmesi ya da hakkımda kötü konuşulması, hakkımda yalan söylenmesi ya da benim hakkımda kötü konuşulması gerçekten beni çok kızdırıyor.

Peki şimdi biraz futbola geçiyoruz. Geçen yıl Galatasaray'a geldiğinde çok iyi bir başlangıç yapmıştın ve sonrasında 6. hafta Kalli'nin seni kadro dışı bırakmasıyla bütün medyada gözler üzerine çevrildi. Şanssız bir sakatlık yaşadın, sürekli medyada seninle ilgili bir şeyler yazıldı çizildi. O dönemde kendi içinde neler yaşadın ?

Dediğim gibi herkesin bazı kötü günleri olur. Sizinde belki yaptığınız röportajın hayatınız boyunca yaptığınız en iyi röportaj olmadığını düşündüğüz günler olmuştur. Bu benim içinde böyle bir dönemdi. Ve dolayısıyla benim çokta hatırlamak istemediğim, dolayısıyla üzerinde çok konuşmak istemediğim kısa keseceğim bir dönem; Galatasaray için elimden gelen her şeyi yapamadığım bir zaman içerisindeydim. Fakat medya tarafından bakıldığı zaman, medya ne yazık ki sizin bir sorununuz olup olmadığını sakat olup olmadığınızı bir tarafınızın ağrıyıp ağrımadığını düşünmez. Onlar için önemli olan bir tek şey vardır. Sahanın içinde olmak ve iyi oynamak. Oysa sizin iyi oynadığınız ya da kötü oynadığınızı o maçta şöyle ya da böyle yaptığınızı söylemek başka şeydir. Aileye dokundurarak gerçekten hiç olmayan şeylerden bahsetmek, bir şeylerin araksında nedenler arayıp çıkarımlara varmak farklı bir şey. Ben hakkımda kötü yazıldığı zaman değil yalan yazıldığı zaman çok üzüldüm, takdir edersiniz ki ben gazete okuyamıyorum. Çok ender zamanlarda bana gösterilen bir iki çekici çarpıcı haber bana tercüme edildiği zaman neler yazılıp çizildiğinden haberim oluyor. Zaten çokta ilgilenmiyorum ben bununla, fakat yinede hakkımda yalan yazıldığı zaman çok kızıyorum çok üzülüyorum.

Peki şimdi bu seneye geçiyoruz, geçen yıl ki şampiyonluğun meyvesi olarak Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı kazandı Galatasaray. Ama ne yazık ki çok erken veda etti. Şimdi UEFA'da ve Süper Lig'de yoluna devam ediyor. Aynı zamanda Türkiye Kupası'yla birlikte üç kulvarda şampiyonluk hedefleyen Galatasaray'ın bir futbolcusu olarak bu yolda nasıl görüyorsun takımın şansını?

Ben bu yıl için son derece iyi düşüncelere sahibim, çok ümitliyim. Fakat üç kulvarda birden yarışırken asla şu düşünülmemeli, “Galatasaray ligde çok iyi gidiyorsa UEFA Kupası'nda da çok iyi sonuçlar alacaktır. Ya da Türkiye Kupası'nda da işleri muhakkak çok iyi olacaktır” diye düşünülmemesi gerek. Çünkü her üç kulvarında birbirinden farklı özellileri var. Ben Schalke'de uzun yıllar Şampiyonlar Ligi'nde görev yaptım ve Galatasaray'ın en büyük hedefinin de bu olduğunu biliyorum. Evet bu sene bunu yapamayacağız ama UEFA şampiyonasında mümkün olduğunca ilerlemeye gayret edeceğiz. Fakat hiç kimsenin bunun kolay olacağı sanısına kapılmaması gerekir.

Süper Lig ile ilgili, hakemlerle ve Türk futbolcularla alakalı olarak neler düşünüyorsun?

Ben Türkiye'de oynanan futbolun her yıl daha iyiye gittiğini düşünüyorum ve her ne kadar çok büyük bir potansiyeli barındırsa da benim daha önceden çok iyi tanıdığım örneğin bir Alman Ligi'yle bir tutulmaması gerektiğini de biliyorum. Fakat buna rağmen bu potansiyel Türkiye'de var. Çok iyi oyuncuların son yıllarda Türkiye'ye geldiğini görüyoruz. Daha önceleri Türkiye liginin çok iyi olmadığı düşünüldüğü için bu oyuncular gelmezlerdi ve çekinirlerdi. Benim önümde 2 yıllık bir kontrat daha var ondan sonra Türkiye'de kalır mıyım, daha kaç yıl boyunca Türkiye'de oynarım… Bu belli olmaz. Onu tabiî ki şimdiden kestirmek mümkün değil. Fakat ben elimden geleni yaparken diğer yandan da Türkiye'de herkesin elinde olan potansiyeli değerlendirerek her yıl Türk futbolunun üzerine biraz daha fazla koyduğunu gözlemliyoruz.

Bu yıl Galatasaray'ın kadrosuna çok önemli isimler katıldı. Meira, Baros ve Kewell ile çok iyi anlaştığını görüyoruz. Peki diğer takımlardan görüştüğün arkadaşların var mı ve Meira ile Baros ile ilgili neler söyleyeceksin ?

Benim için benim sahada gösterdiğim oyun özelliklerim nedeniyle -ki ben sahada herkesin nasıl yerleştiğine, kime nasıl pas ya da paslar verebileceğime, kimi nasıl pozisyona sokabileceğime önem veren bir oyun zekasına sahip olmaya çalışıyorum. Oyuncuları saha dışında değil de saha içinde hızlıca tanımak, onların saha içindeki özelliklerine alışmak benim için çok daha önemli. Bu yeni gelen üç arkadaşımızla gerçekten çok iyi anlaştığımız iyi bir grup oluşturduğumuz doğru. Fakat sadece benim oynadığım oyun bölgesinde değil örneğin defansta da bu yıl çok iyi, çok güçlü bir defansımız olduğunu kabul etmek gerek. Benim için her şeyden önemli olan mümkün olduğunca çabuk bir şekilde saha içinde oyun arkadaşlarımı tanıyıp, onlarla birlikte nasıl en fazla verimi alabileceğimizi tespit etmek. Diğer yandan tabiî ki herkesle saha dışında da ilişkilerim devam ediyor. Daha çok hep bizim kulübün oyuncularıyla görüşüyoruz.

Peki Skibbe ve Ümit Davala ile ilgili neler söyleyeceksin?

Bence iyi bir teknik ekibimiz var. Ama unutulmaması gerek ki iyi de bir takımımız var. Bu da onların işlerini kolaylaştırıyor, futbolda bildiğiniz üzere sadece kazandığınız zaman iyi iş yapmış sayılırsınız. Bu gerek futbolcular gerekse teknik ekip için böyledir. Bu yıl ben öyle tahmin ediyorum ki iyi çalışarak, tanrının da yardımıyla, biz bize gereken hak ettiğimiz başarıyı elde edeceğiz .Çok konuşmak istemiyorum bu konuda fakat iyi oyun oynuyoruz.

Antalyaspor maçının sonunda bazı gerginlikler yaşandı. Sen kaleci Ömer'in yanına gittin ve orada bazı şeyler yaşandı, bize o anı anlatabilir misin?

Ben o gün yalnızca onun yanına gidip son derece iyi maç çıkarttıklarını ve Antalya'nın o gün maçtan bir puan elde ettiğini ve böyle bir şeyi yapmasına gerek olmadığını söylemek istemiştim. Sonuç itibariyle karşısında oyun oynadığınız taraftar bütün bir hafta, bütün bir ay boyunca para kazanıp para biriktirip o parayı evine götürmektense gelip o maç için bilet alarak size olan sevgisini ya da ilgisini göstermeye gelmiş. Sizde onların karşısında maddi durumları onlardan kat kat daha üstün oyuncular olarak onlara saygısızlık göstermemek zorundasınız, göstermemelisiniz. Seyirciye karşı saygısızlık beni gerçekten üzen bir durum. Bugünde düşündüğüm zaman o günü yine aynı sıkıntıyla hissediyorum içimde. Benim söylemek istediğim sadece buydu kendisine karşı. Fakat öyle yanına gittiğim zaman o da bana karşı agresif bir tutum sergiledi. Hakem ikimize de kart çıkardı, fakat benim kendisine kötü bir şey yapmadığımı takdir ettiği için daha fazla büyütmeden olayı kapattık.

Sen taraftarını ateşleyen bir futbolcusun. Konyaspor karşılaşmasında attığın golden sonra hadi hep birlikte, hep birlikte bağıralım hareketleri yaptın. Sonra Kewell gol attı sonra sen yine taraftarlara aynı hareketleri yaptın. Saha içinde ve saha dışında çok neşeli tavırlarını herkes görüyor. Peki sana göre Galatatasaray takımının en eğlenceli oyuncusu kim?

Her oyuncunun taraftarı ateşleme yöntemi farklıdır. Ben bazen öyle yapıyorum diğer taraftan Servet bir topa sert vurduğu zaman taraftarın çok heyecanlandığını görüyorsunuz: Herkesin saha içinde uyguladığı yöntem farklıdır. Fakat ben öyle zannediyorum ki bizim oyuncularımızın tümü seyirci ile iyi ilişkiler içerisindeler. Ben bizim taraftarımızın çok iyi, çok yürekten bir taraftar olduğunu biliyorum. Bazen o anda yaptıklarından çok daha iyisini yapabileceklerini de biliyorum ki taraftarımızın bilmesi lazım, onlarda bizim gibi oyuna katıldıkları anda sahada yanımızda bir kişi daha varmış gibi oynuyoruz. Bu desteği kestikleri zamanda bu 12. oyuncunun eksikliğini hissediyoruz. Herkes elinden geleni Galatasaray'a katmaya gayret ediyor ve taraftar da bunu bilerek devamlı olarak oyunun içerisinde olması gerek. Benimde takım içerisinde en neşelilerden biri olduğumu söylerler. Ama benim dışında çok neşeli, devamlı olarak takımın havasını yükselten arkadaşlar da var. Örneğin Arda, diğer yandan Orkun. Bunlar hep takımın neşesini sağlar.

Galatasaray-Konyaspor karşılaşmasında aynı zamanda Galatasaray taraftarında hüzün vardı. Ultraslanların Koordinatörü Alpaslan Dikmen vefat etmişti ve tüm maç boyunca onun ismiyle tezahürat edildi. Hatta goller bile onun ismi ile duyuruldu, neler hissettin daha önce böyle bir şey yaşamış mıydın?

Bana Alpaslan'ın vefatını anlattılar. Ben geride kalan ailesine, tanırının, bu acıya dayanamayacağı için kuvvet vermesini diliyorum. Galatasaray taraftarı hakkında ben her zaman söyledim, büyük bir güce büyük bir bağlılığa sahipler. Her zaman yapabileceklerinin en iyisini yapmaya gayret ediyorlar.

Fenerbahçe derbisi yaklaşıyor ve Fenerbahçe derbisinin Galatasaray taraftarı için ne kadar önemli olduğunu geçen sene öğrenmiştin. Neler söyleyeceksin bu derbiyle ilgili?

Ben geçtiğimiz yıl Fenerbahçe'ye karşı kupa maçlarında görev yaparak ne kadar önemli maçlar olduğunu zaten öğrenmiştim. Bizim şu anda Fenerbahçe maçından önce gelen maçlara konsantre olmamız gerek. Şu anda tüm konsantrasyonumuzu Fenerbahçe maçına yöneltip diğer maçları önemsiz görmek lüksüne sahip değiliz. Almanya'da çok önemli maçlar oynamaya alıştım. Almanya'da her hafta oynanan maçların belki altı tanesi yedi tanesi lig için çok önem taşırlar, fakat Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki bu karşılaşmanın diğerlerinden ayrılan çok özelliği var. Ama yine de bizim sadece o maça odaklanmamıza sebep olmamalı.

Artık son sorulara geliyoruz. Antrenman ve maçların olmadığı günlerde neler yapıyorsun?

Ben ya uyurum ya da telefonla Brezilyadaki ailemle konuşurum. Dışarıya çıkmayı ya da hayatını dışarıda geçiren bir adam olmayı hiç sevmedim. Gerçekten evde olmak bana çoğunlukla daha fazla keyif verir.

Türkçe dinlediğin şarkılar var mı?

Benim Brezilya müziğine karşı özel bir tutkum var. Bende biraz müzik yapmaya gayret ettiğim, evde bir iki enstrüman bulundurduğum için daha fazla Brezilya müziği dinlerim

Hangi enstrümanları çalıyorsun?

Çinba, repik, tantan ve pandero çaldığım enstrümanlar bunlar.

Artık programımızın sonuna geldik, mikrofonu artık sana bırakmak istiyorum. Neler söyleyeceksin bizlerin aracılığıyla Galatasaraylı taraftarlara?

Taraftar, dediğim gibi bizi her maçta her zaman desteklerine devam etsinler çünkü biz futbolcular olarak bundan çok büyük keyif alıyoruz, buna ihtiyaç özeduyuyoruz. Ben l olarak taraftarın bana gösterdiği ilgiden çok keyif alıyorum. Zaman zaman İstanbul'un herhangi bir yerine gittiğim zaman çocukların bana gösterdiği ilgi, gençlerin bana gösterdiği yakınlık gerçekten çok hoşuma gidiyor. Geçtiğimiz yıl benim sorunlu bir dönemimde bana çok yardımcı oldular ve burada kalmamın en önemli sebeplerinden biri oldular. Bu desteklerinin çok önemli olduğunu bilmeliler.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*