Casson: Davayı engellemek istediler

Casson: Davayı engellemek istediler.15535
  • Giriş : 26.01.2009 / 10:00:00

İtalya'nın toplumsal istikrara kavuşmasında tarihi rol oynayan Gladyo davasının savcısı Casson açıklama yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Soruşturma boyunca İtalya'da yaşanan gelişmeler, şaşırtıcı bir şekilde Ergenekon süreciyle benzerlik gösteriyor. Türkiye'deki davayı uzaktan da olsa takip eden Casson, on yıl süren Gladyo araştırması sırasında en büyük engellemeyi yargı mensuplarından gördüğünü vurguluyor.

DAVAYI ENGELLEMEK İSTEDİLER

26 yaşında olduğundan 'tecrübesiz' diye davayı elinden almak için büyük gayret sarf edildiğini belirtirken, şu tespitte bulunuyor: "Başka bir mahkemeye tayinimi çıkarıp davayı engellemek istediler. Operasyonlar üst düzey yetkililere uzanınca, 'devlete hizmet etmiş kişilere bu nasıl yapılır?' diye kıyamet koptu. Fakat sonunda generaller ve üst düzey görev-liler suçlu bulunarak mahkûm oldu."

KAMUOYU İKİYE BÖLÜNDÜ

Dava boyunca İtalyan kamuoyunun adeta ikiye bölündüğünü belirten Felice Casson, ordunun olayın dışında kaldığını ve müdahil olmadığının altını çiziyor: "Çünkü problem ordunun geneliyle değil, jandarma ve gizli servisin generalleri ile ilgiliydi."
İtalya'nın siyasi ve toplumsal istikrara kavuşmasında tarihî bir rol oynayan Gladyo davasının ünlü savcısı Felice Casson, on yılını verdiği Gladyo mücadelesiyle ilgili tecrübelerini anlattı.

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar, üst düzey devlet memuriyeti yapmış, toplumda saygınlığı bulunan kişileri soruşturmaya dahil edilince kamuoyunda tepkilere yol açtı. Siz de Gladyo davasında siyasî, askerî ve emniyet mensuplarını soruşturmuştunuz. Bu İtalya'da nasıl karşılanmıştı?
Bu durum İtalya'da sıra dışı bir olay değildi. 1960, 70 ve 80'li yıllarda sağcı terörizmle ilgili hemen hemen bütün soruşturmalarda, generaller, gizli servisler, yüksek yargı mensupları ve üst düzey emniyet görevlilerinin dahli vardı. İtalya'da, gerginlik stratejisi diye adlandırdığımız bir strateji yürürlükteydi. Teröristlerle devletin bazı organları arasında bağlar bulunuyordu. Mesela, benim soruşturduğum Peteano katliamı davasında, Carabinieri'nin (Jandarma) generalleri, albaylar, bir vali, emniyet görevlileri, askerî gizli servis mensupları vardı. Mahkum oldular ve hapse gittiler. İtalya için çok sıra dışı bir olay değil. Devlete hizmet etmek, devletin kanunlarına saygı göstermektir. Demokrasilerde, herkes kanunlar önünde eşittir. Eğer bir kişi, anayasayı veya kanunları ihlal etmişsse, bu kişi hakkında soruşturma açmak gerekli. Herkes kanunlara saygı duymalı.

Bu kişilere yönelik operasyonlar kamuoyunda tepkiye yol açmadı mı?

Doğal olarak büyük tepkilere neden oldu. Özellikle de sağcı basında. Ama, sonunda bu kişiler mahkum olunca, bunların gerçek olduğu görüldü. Peteano katliamı davası kolay geçti. Fakat, daha büyüğü Milan'daki Piazza Fontana davasında, İtalya'daki karşı casusluk servisinin şefleri ve jandarmadan kişiler vardı. Teröristlere yardım etmek suçundan mahkum oldular.

Bu kişilere operasyon düzenlendiğinde, az önce ifade ettiğiniz soruşturmayı eleştiren gazetelerin tepkisi ne olmuştu?

Devlete hizmet etmiş bu kişiler nasıl bu işleri yapabilir dediler. Gizli servise operasyon yaptığımızda, bunun mümkün olmaması gerektiğini söylediler. Çünkü, onlara göre jandarmanın ve gizli servisin adamları devletin hizmetindeydi ve bu yüzden bu mümkün değildi. Bu operasyonu yapamazdık. Buna karşılık, yargıçları soruşturma yapmaya, suç işlenmiş mi işlenmemiş mi diye teyit etmeye zorlayan bir anayasamız ve bir ceza hukukumuz var. Bu soruşturmaların yapılması sonuçta devletin çıkarına. Devlet kavramı üzerinde bir karışıklık yapmamak lazım. Devlet, hükümet değil. Devlet, Ordu değil. Devlet, halk; bütün vatandaşlar. Özellikle bir demokraside, devletin çıkarını bu anlayışa göre savunmak lazım.

Operasyon düzenlediğiniz kişiler arasında yüksek yargı mensupları da bulunuyor muydu?

Evet. Yargı mensupları da bulunuyordu. Bir cumhuriyet savcısı olduğunu hatırlıyorum, başka yargı mensupları da vardı. Bu son derece karmaşık ve çok özel stratejide bu mümkün, özellikle de, Propaganda Due (P2) mason locası söz konusu olduğunda. Bu konuda soruşturma yapan yargıçlar; Roma'dan, Floransa'dan yüksek yargı mensuplarının işin içinde olduğunu gördüler.

Siz de bir yargıçtınız, bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Soruşturmanın başında sorgu yargıcıydım, daha sonra cumhuriyet savcısı oldum. Büyük bir baskı hissettim. Başlangıçta, yüksek yargı mensuplarıyla sorun yaşadım. Bana, soruşturmayı bırakmamı, yapılacak bir şey olmadığını söylüyorlardı. Bu durum, görevimin ilk iki yılında büyük sıkıntı verdi. Başlarda, soruşturmanın önündeki en büyük engel, yüksek yargı mensuplarından kaynaklanan problemlerdi. Sorun, yargının içindendi. Fakat, devam ettim. Sonunda, beni göndermeyi denediler. Bir ara, Venedik'ten alınıp başka bir yere tayinim istendi. Çünkü, bazı konularla ilgili soruşturma yapılması istenmiyordu. Ama İtalya'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Konseyi var. Konsey, müdahale etti ve soruşturmaların çok mükemmel gittiğini açıkladı. Problem kalktı ve gizli servisler, generaller ve aşırı sağ terörizmi üzerinde araştırma yapmaya devam edebildim. Hakim ve Savcılar Yüksek Konseyi, beni destekledi. Bu sayede soruşturmaya devam edebildim ve beni başka bir mahkemeye tayin ettirmek isteyenler kaybetti.

Sizi kim Venedik'ten göndermek istedi?

Venedik İstinaf Mahkemesi başkanı. Bölgenin en üst düzey yargıcı bana karşıydı. Venedik'in genel savcısı da.

Soruşturmaya başladığınızda kaç yaşındaydınız?

26 yaşındaydım. Genç olmamdan dolayı eleştiriliyordum. Takip ettiğimiz kişiler, gerçekleştirdiğimiz telefon dinlemelerinde 'Bu yargıç, çok genç, 26-27 yaşında, bu soruşturmayı bitiremez, hiçbir şeyden anlamıyorlar' diyorlardı. Öte yandan, 'hayır hayır, her şeyi çok iyi anlıyor. Hatırlıyor musun, biz de onun yaşındayken ne olup bittiğini gayet iyi anlıyorduk' diyenler de bulunuyordu.

ORDU MÜDAHİL OLMADI

Soruşturmalarda, askerlerin de tutuklandığını ifade ettiniz. Peki, soruşturmanız boyunca ordunun tavrı ne oldu?

Ordu, olayın dışında kaldı. Müdahil olmadı. Hiçbir şey söylemediler. Çünkü problem, jandarma ve gizli servisin generalleri ile ilgiliydi. Ordunun geneliyle değil.

Ergenekon soruşturması, Türk kamuoyunu bölmüş durumda. Gladyo soruşturması sırasında İtalya'da durum nasıldı?

Kamuoyu, gazeteciler, siyasi partiler ikiye bölünmüştü. Bir yanda, soruşturmaya karşı çıkan Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga, diğer yanda gizli servislere operasyon yapmama izin çıkaran Başbakan Giulio Andreotti. Fakat, yargıçlar kamuoyuna bakmaz, sadece kanunlara göre hareket eder. Bu, çok zor bir şey ama böyle. Durum, sonunda, birkaç yıl sonra, haklı olduğumuz ortaya çıkınca değişti. Cumhurbaşkanı bile, Gladyo'nun İtalya'da muhalefeti kontrol etmek için kullanıldığını kabul ederek haklı olduğumuzu söyledi.

Basının tavrı?

Sağcı basın sert bir şekilde karşıydı. Sol ve merkez soldaki gazeteler ise soruşturmaya destek veriyordu.

Soruşturulanlar arasında gazeteciler de var mıydı?

Benim soruşturmamda yoktu fakat daha öncekilerde gazeteciler de vardı.

ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*