ÇELİK, HÜLYA AVŞAR'I BOMBALADI

ÇELİK, HÜLYA AVŞAR'I BOMBALADI.8127
  • Giriş : 05.02.2007 / 00:00:00
  • Güncelleme : 29.06.2008 / 17:38:17

Aktüel Yayın Grubu İnternet Sitelerinin bu haftaki konuğu sanatçı Çelik...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hercai, Dilberim, Veda Etmem gibi duygusal şarkı yorumları ile tanınan Çelik’in sorularımıza verdiği yanıtlar Çelik hayranlarını tatmin edeceğe benziyor.

Müziğe başlama serüvenini “Akrabalarım arasında çok müzisyen vardı. Onlardan çok etkilendim” sözleriyle özetliyor ve ekliyor: “İlk dinlediğim türkü, Tren gelir hoş gelir

Fikret Kızılok, Erkin Koray, Suna Kan gibi isimleri “Müziğin hakkını verenler” olarak tanımlayan Çelik, Hülya Avşar’ı ise “Sanat kaygısı taşımamakla” suçladı.

Sanat bir kaygı taşımalı mı?” sorusuna karşılık Hülya Avşar’ın ismini veren sanatçı Çelik, “Ağzında sakızla golf sahasında sınıf atlanılacağını düşünebilecek kadar cahil olan, akademisyenlere fırça atan, eşek diyen, kadınlar dayağı hak ediyor diyerek sorumsuzca konuşabilenlerin sanat kaygısı yoktur.” dedi.

Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni

— Çelik kendisini "kim" olarak tanımlıyor?

Ben yaradılışın anlamını arayan, müziğini, bu bakış açısı ve eğitimi ile birleştirerek var olan yozlaşmış sistemin dışına çıkabilmek için sınırları zorlayan profesyonel bir arayıcıyım. Genel yapı, şu an bu yozlaşmış sistemin dili ile iletişim kurabildiği için, bu dili kullanmak zorunda olan, ancak bunu bir araç olarak gören, sonrasında kendi iletişim biçimini yaratmak isteyen bir müzisyenim. Bu gönül dilidir ve her türlü düşünce sisteminden çok yüksek bir hıza sahip frekanslar zinciridir. Müzik ile gönüller bir araya gelir ve ahenkle dans eder. Bu yaradılıştan var olan bir muammadır. Anlamını çözmediğim ama konser alanlarında bir gönül olmuş insanlarda sürekli olarak gördüğüm gerçeğin ta kendisidir.

ÇOK UZUN SÜRE DELİ GİBİ MÜZİK DİNLEDİM

— Çelik Bey; bize müzikle tanışma serüveninizi anlatır mısınız?

Annem bağlama çalardı. İlk dinlediğim türkü “Tren gelir hoş gelir” türküsüdür. Akrabalarım arasında da çok müzisyen vardı. Onlardan çok etkilendim. Çok uzun süre deli gibi müzik dinledim. Tüm bunlar beni çok etkileyen ve konservatuara girmeme sebep olan olaylar zinciridir.

— Çelik’in müziğinin yapı taşları nelerden oluşuyor?

Fikir -düşünce değil-, gönül, müzik bilgisi, teknolojik takip, dünya müziklerinin tamamı ile olan ilgi… Tüm bunlar ortaya basit, anlaşılır ve karmaşık olmayan bir müzik ortaya çıkarır ki, şarkılarımı dinlediği zaman birinin “Bu Çelik şarkısı” demesi temel hedefim ki; sanırım buna ulaşmak üzereyim.

— Başarılı bir müzisyen olmanın koşulları sizce nedir?

Çok çalışmak ve Tanrı vergisi bir kabiliyete sahip olmak.

— Türk müziği, Türk halkını nereden nereye getirdi ve nereden nereye götürüyor?

Aslında ideolojik bir soru. Atatürk'ün bir sözü vardır: “Her millet layık olduğu şekilde yönetilir.” Sanırım içinde bulunduğumuz süreç, müzik olarak da nerede olduğumuzun göstergesidir. Sanırım içinde bulunduğumuz pop kültürü denilen yozlaşmış şartlar, bizi iyi bir yere götürmüyor. Özünde insanı düşünmekten uzak tutmaya yönelik bir müzik süreci yaşıyoruz.

HÜLYA AVŞAR VE TÜREVLERİNİN SANAT KAYGISI YOKTUR

— Peki, o zaman sanat bir kaygı taşımalı mı? Ya da sanatın kaygısı ne olmalı?

Düşünenler için hikmet var. Düşünmeyenler için düşünmenin bir anlamı yok. Düşünen kelimesinin yerine fikir kelimesini koyalım. Fikri olan sanat, kaygısını içinde vicdan olarak hisseder. Fikri olmayan için bunun hiçbir anlamı yoktur. Leonardo Da Vinci bir ressam değildir sadece, helikopter ve daha bir sürü içinde bulunduğumuz yüzyılda kullanılan yüksek teknolojinin tasarımcısıdır. İnsan ihtiyacını kendisine kaygı edinmiştir. Bu kaygı bana sorarsanız insan olmanın gereğidir. Magazin ağzı ile konuşayım. Hülya Avşar ve türevlerinin böyle bir kaygısı yoktur. Ağzında sakızla golf sahasında sınıf atlanılacağını düşünebilecek kadar cahil olan, akademisyenlere fırça atan, akademisyenlere eşek diyen (çok özür dilerim), kadınlar dayağı hak ediyor diyerek sorumsuzca konuşabilenlerin sanat kaygısı yoktur. Kısaca şöyle diyelim; kedi için elmasın değeri yoktur, ciğer önemlidir. Elmas bir değerdir. Sanatçı ciğer peşinde koşarsa elmas anlamsızlaşır. Sanat kaygımız olmalıdır. Biz kedi değiliz. Biz düşünmek için beyin ve akıl verilmiş olarak yaratılan, kâinatın en değerli varlıklarıyız. Aksini düşünmek yaratıcıyı inkâr etmektir.

FİKRET KIZILOK, ERKİN KORAY MÜZİĞİN HAKKINI VERENLERDEN…

—“Müziğin hakkını vermek!" Bu cümle Çelik'e ne ifade ediyor? Ayrıca "müziğin hakkını verenler" deyince aklınıza kimler geliyor?

Çok şeyler ifade ediyor. Nasıl doğru müzik yapılacağını biliyorsunuz, çünkü bunun eğitimi var. Biliyoruz ki; yapılan deneyler var tüm dünyada. Müzik türlerinin dinlendiğinde insan üzerindeki etkilerini araştırıyor. Bilim, kötü müziğin insandaki hastalıkları tetiklediğine dair bulgular edinmeye başladı. Bu açıdan bakarsak müziğin hakkını vermezseniz çok ciddi bir problem ortaya çıkıyor. Bilmeden yapmak cehalettir. Bilen zaten yapmaz ancak yine kültür işine geliyoruz. Bu doğru müziği değerlendirecek yapılar gerekli. Müziğin hakkını veren gerçek sanatçılar; Fikret Kızılok, Erkin Koray, Suna Kan vb.

— Türk müziğinin dünyadaki yeri ve duruşu hakkında neler söylemek istersiniz?

Bir yeri var diyemeyiz. Bu da ideolojik bir durumdur. Bizim hak ettiğimiz bir durum değil ama gerçek bu. Konservatuarlar bu iş için öğrenci yetiştirmekle sorumlu. Eğer bugüne kadar dünyada çok önemli bir yerimiz yoksa bu eğitim sistemi gözden geçirilmelidir. Çünkü dünyada var olmanın bir yolu vardır. Bugüne kadar dünyada müziğimiz ile yoksak, bugüne kadar olan sistem yanlıştır, basit mantık.

— Dünyadaki küreselleşme sanatı nasıl etkiliyor? Sanattaki küreselleşme Türk müziğini nasıl etkiliyor?

İşte düşünen bir akıldan çok doğru bir soru. “Türkiye'de sanatçı sanatını yapmalıdır, başka bir şeyle ilgilenmemelidir” gibi saçma sapan bir kanı var. Oysa dünyada Bono gibi U2 grubu solistleri küreselleşme toplantılarının en önemli ve medyatik konukları. Onlar da bir düşünce biçiminin kontrolündedir ya neyse, o da başka bir konu.

MÜZİK BİR SİLAH GİBİDİR

Sorduğunuz soru, çok zor, açıklaması kolay ancak açıklandığı andan itibaren kariyerleri zorlayacak sonları getirecek çok önemli bir sorudur. ABD 11 Eylül sonrası savunma doktrinini değiştirmiş ve müziği top yekûn savaş doktrini içine alan en önemli silah olarak görmüştür. Dikkatinizi çekerim, müzik bir silah gibidir. Kullanılmayı bilen bir elde, müzik çok ciddi bir silahtır. Dünyaya enjekte edilen müzik bu anlamla bakıldığında küreselleşme ve müziğin nasıl bir arada ve kol kola gittiği kolayca görülür. Özü yozlaşmadır. Türk müziğini nasıl etkiliyor? Türk fikri ile birlikte Türk müziği bana çok özel bir anlam ifade ediyor. İçerisinde kültürel anlamlar taşıyan bir zincir, dil ve şimdi sayamayacağım birçok etki ile bu anlamlar anlamsızlaşıyor. Sevgi yok, seks var, düşünmek yok, tüketmek var. Bunları sorgulayan herkes antipatik vs vs. Bunları pek çok büyük etki ile herkes yapıyor. O halde ben de çoğunluğa uyayım derken, yani var olayım derken yok oluyorsunuz.

—“Unutulmamayı" tanımlar mısınız?

Tarihe mal olmak, ölümsüzleşmek, artık tüm bedenlerde fikir olarak ve yok edilemez şekilde yaşamak. Atatürk bu sebeple, "benim naçiz vücudum önemli değil" demiştir, çünkü kendisini anlayan bir beyinin, artık kendisi gibi olduğunu ve o yaşadıkça kendisinin de yaşayacağını bilen biridir. Bu sebeple "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır" demiştir. O sebeple “Atatürk gibi biri daha gelse” diye bekleyen herkes yanlış yoldadır. Atatürk'ü anlayan herkes kendisi Atatürk olabilecek sorumluluğu kendinde hissedebilmelidir. Bu sebeple benim için Atatürk unutulamaz. Unutturulmak istese de unutulamaz, yaradılışın gereği bu.

— Dünya kurtuluş için müziğe ne kadar muhtaç?

Şu anda tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir ciddiyet ile müziğe ihtiyacımız vardır ve müzik türü asla "Allah belanı versin" tarzında bir müzik değildir.

SUÇ DEĞİL, SUÇU ÖNLEME UNSURLARI İÇİN ÇALIŞMALIYIZ

— Korsanın yayılması ile ahlaksal ve geleneksel değerlerden uzaklaşma arasında bir bağ kurabilir miyiz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Korsanın yayılması konusunda sadece yeniliklere ne kadar uzak olduğumuz ve her konu için ne kadar hazırlıksız olduğumuz konusunda bir bağ kurabiliriz. Suç değil, suçu önleme unsurları için çalışmalıyız. Başımıza, her gelen dert sonrasında çare arıyoruz. Eskiden veba idi, bugün aids, yarın başka bir şey olacak. Buna hazırlıklı olmak lazım. Çalışmak lazım…

— Hayatınızdan memnun musunuz?

Ben olarak evet, biz olarak hayır. Ben hiçbir zaman “ben” olarak düşünme eğiliminde olamadım, keşke olabilsem.

— Müzik dışında nelerle uğraşıyorsunuz?

Röportajınızda sorduğunuz her şey ile… Din, dünya, toplum, bilim, spor, siyaset, hayat, maç… Ben çalışırken dinlenebilenlerdenim.

— En büyük hayaliniz?

Artık oluşmaya başlamış yeni bir idealim var. Bende saklı kalsın, gerçekleştirmek için çok çalışıyorum.

…bitti

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious