Çelik: Dava açacağız

  • Giriş : 26.08.2006 / 00:00:00

100 Temel Eser mahkemeye taşınacak

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Büyüyen Beşik

Çelik, MEB’in tavsiye ettiği 100 Temel Eser’de küfür, argo ve müstehcenlik içeren kelimeler bulunduğu ile ilgili iddialara yanıt verdi. ’100 Temel Eser kapsamındadır’ ifadesi bulunan kitaplarla ilgili olarak bir liste hazırlatılacağını belirten Çelik, veli ve öğrencilerden bu tür kitapları ihbar etmelerini istedi. Hakaret içerikli kitapların okullara tavsiye edilmesinin söz konusu olamayacağını kaydeden Çelik, "Müstehcenlik, küfür, argo, kaba kelimeler, eğitimin ruhuyla kesinlikle bağdaşmaz. Bizim böyle bir şeyi tavsiye etmemiz de mümkün değil" diye konuştu. Piyasadaki kitapları kontrol edecek güçleri bulunmadığına dikkat çeken Çelik şöyle devam etti:

"Biz Türk Şiiri Antolojisi demişiz, Yunan Şiiri Antolojisi demişiz. Birisi tutup da belden aşağı müstehcen ifadelerle bir şiir antolojisi hazırlarsa ve MEB çocuklara şiir tavsiye etti, diye verse bunda bizim bir günahımız aranmaz ki."

100 Temel Eser projesinin hedefine ulaştığını söyleyen Çelik, tavsiye ettikleri

kitaplarüzerinde yayınevlerinin yaptıkları işlemlerin kendilerini bağlamadığını vurguladı. Çelik, "Diyelim ki Tolstoy’un ’Savaş ve Barışını okuyun dedim. Tolstoy’un ’Savaş ve Barış’ını tutup da özünü yok edecek şekilde üslubunu değiştirip üzerine bir damga basarsa yanlış yapmış olur. Korsan yayın neyse bu da odur" şeklinde konuştu. Ciddi yayınevlerinin kitaplarının bir hafta sonra korsanlarının çıkartıldığına işaret eden Çelik,

"Hep birlikte bunun üzerine gidelim. Yani, MEB okullara kitap tavsiye etmeyecek mi?" diye sordu.

Çelik, küfür, argo ve müstehcen ifadelerin yer aldığı kitaplarda, MEB logosunun bulunması durumunda ilgili yayınevi hakkında dava açacaklarını bildirdi. Konunun gazetelerde yer alış biçimine de tepki gösteren Çelik, "Bazı gazeteler kendileri argo manşetler atıyor, argo ifadelerle sözüm ona yayınevlerini kınıyorlar. Bu çok ayıp. Herkes bu konuda nezih bir üslup kullanmak zorunda" şeklinde konuştu.

"Biz müstehcen kitap falan tavsiye etmiş değiliz" diyen Çelik, şunları dile getirdi: " Benim bakan olarak veya bürokratlarımın, okullara müstehcen, kaba, küfür dolu bir kitabı tavsiye etmesini kim niçin aklından geçirebilir... Bunlar bize yakıştırılan ithamlardır. Bu ithamları reddediyorum"

Çevirilere de değinen Çelik, birebir yapılan tercümelerin anlamsız olabildiğinin altını çizdi. Ülkenin kültürel unsurlarını göz önünde bulundurmakla Hıristiyan dünyasında yazılmış bir kitabı Müslümanlaştırmak arasında fark olduğunu vurgulayan Çelik, " Şimdi sen Heidi’yi çok sevdiysen- orada bir kilise sahnesi vardır. Buram buram Hristiyanlık propaganda edilir-Heidi’yi Müslümanlaştırmaktan vazgeç. Böyle bir tavır içerisine girme. Bu doğru değil. Otur kendi Heidi’ni yaz,. eğer yapacaksan, eğer yayın yapacaksan. Kendi çizgi filmini yap, kendi Heidi’ni yaz" dedi. Bir yayınevinin Pinokyo eseri çevirisinde, yer almadığı halde ’Burayı cennete çevirmişsin’ ifadesinin yer aldığını hatırlatan Çelik, "Bir tatil köyüne gittiniz, masmavi bir deniz, arkanızda yemyeşil bir orman, kumsal o biçim, ’Burası cennet gibi bir yer’ derseniz. Siz yeni bir terminoloji mi kullanmış olursunuz? ’Siz burayı iyiden doğrudan yana olumludan yana değiştirmişsiniz’ ifadesi yerine ’cennete çevirmişsiniz’ dediğiniz zaman burada garipsenecek bir şey yok" ifadesini kullandı. Pinokyo kitabında, ’Oh God’ dendiğini, bunun ’Tanrım, Allahım, Yarabbim’ diye tercüme edilebileceğini kaydeden Çelik, "Bunda bir gariplik yok. Hıristiyanların tanrısı ile bizim tanrımız farklı falan değil. Onlar ’Oh my God’ diyor, sen bunu ’Aman Allahım’dan başka nasıl tercüme edebilirsin?" şeklinde konuştu.

Sefiller kitabının başkahramanının şekilden şekile sokulmasını tasvip edemeyeceğini vurgulayan Çelik, kitabın özünü yok etme, esas mesajlarını ortadan kaldırma ve tahrip etmeye yönelik yapılan tercümeleri onaylamasının mümkün olmayacağını kaydetti. Ahmet Vefik Paşa’nın ’Molier’ tercümelerinde ’No, no’ ifadesinin ’Haşa ki haşa’ şeklinde tercüme edildiğini anımsatan Çelik, o dönemlerde bu tercümenin yerine oturduğunu ancak şuan bunun kabul edilemeyeceğini kaydetti. Çelik, "Dolayısıyla çeviri yaptığınız dilin konuşulduğu toplumun kültürü, onların anlayışı şüphesiz ki göz önünde bulundurulur bunu en iyi çevirmenler bilir" dedi.

ÖSS’Yİ KAZANAMAYAN OKUL BİRİNCİLERİ

Bakan Çelik, üniversiteyi kazanamayan 2 binin üzerindeki okul birincilerinin durumunu değerlendirirken de Türkiye’de 8 bine yakın ortaöğretimde okul birincisi olduğunu, bunların 6 bine yakınının üniversiteye girdiğini söyledi. Meslek okulları birincilerinin üniversiteye girmesinin zor olduğunu belirten Çelik, "Meslek okullarının birincileri dezavantajlı oldukları için bir yere giremeyebilirler" dedi. Bazı okul birincilerinin bu yıl tercih yapmamayı seçerek,1 kendilerini ’nadasa’ bıraktıklarını söyleyen Çelik, bazı okul birincilerinin de yüksek yerler istedikleri için tercih yapmadıklarını anlattı. Her okul birincisinin aynı kapasitede olmayacağını belirten Çelik, okul birinciliğinin göreceli bir kavram olduğunu, az sayıda öğrencisi olan vasatın altındaki okulların birincileri ile Kabataş, Galatasaray, Kadıköy Anadolu liselerinin birincilerinin karşılaştırılamayacağını söyledi.

Eğitimde, sağlıkta, sanayide ve ticarette olduğu gibi bölgeler arası farklılıklar bulunduğuna işaret eden Çelik, bu farklılığı en aza indirmek için çalıştıklarını anlattı. Bu uçurumun hemen giderilemeyeceğini dile getiren Çelik, "Çünkü oraya giden öğretmen tezkereci asker gibi davranıyor, iki yılım bitse de gitsem diye bakıyor" dedi.

ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN TEK DERS MAĞDURLARINA BİR HAK DAHA VERİLİYOR

Üniversiteyi kazandığı halde lisede tek dersten kalan öğrencilerle ilgili her zaman bir uygulama yaptıklarını kaydeden Çelik, "Onun için biz afların hepsine paydos ettik. Zaten üst üste gelen aflar, işi dejenere ediyor. Bunun için af meselesine girmiyoruz. Eğer tek dersten kalmış ve üniversiteyi kazanmışsa her sene yaptığımız gibi bu sene onlara bir hak vereceğiz" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious