Cem Yılmaz yeni bir film hazırladı: AROG

Cem Yılmaz yeni bir film hazırladı: AROG.6461
  • Giriş : 08.12.2007 / 12:08:00

Cem Yılmaz şimdilerde ‘G.O.R.A.’nın kahramanı Arif’i taş devrine göndereceği ‘AROG’ adlı film üzerinde çalışıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mayısta Ali Taner Baltacı ile çekeceği filmde yine başrol oynayacak. ‘AROG’, 10 yıldır sinemayla içli dışlı olan Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı dördüncü film.

Malum, Cem Yılmaz bu yıl film çekmedi, ama bol bol sinema ortamlarında boy gösterdi. Açılışı İstanbul Film Festivali’nde yapan Yılmaz, sonra Antalya Film Festivali’nde jüri olarak mesai harcadı, ardından da Gezici Festival’in davetlisi olarak Kars’a geldi. Şimdiye kadar Cem Yılmaz’ın festivallerde pek gözükmemesinden dolayı şaşırmıştık, meğer davet edilmediği için iştirak etmiyormuş. “Davet alınca giderim” diyor. Halihazırda Kars’ta bir araya gelince kısa bir hoşbeş imkanımız oldu. Ve kendisine, birkaç ay önce çekeceğini açıkladığı yeni filmi ‘AROG’u sorduk. Yılmaz gerçekten ‘G.O.R.A.’nın kahramanı Arif’i taş devrine gönderecek ‘AROG’ta. Gerçekten diyoruz çünkü bunu ilk söylediği zaman şaka yaptığı düşünülmüştü. Şu aralar filmin senaryosuyla meşgul. Mayıs civarı da filmin çekilmesi planlanıyor. ‘Hokkabaz’da olduğu gibi filmi yazacak, yönetecek (Ali Taner Baltacı ile birlikte) ve oynayacak. Söylediğine bakılırsa da bayağı şaşırtacakmış bizleri.

İstanbul Film Festivali’nde ‘Hokkabaz’ın gösterimine geldiniz. Antalya Film Festivali’nde jüri üyeliği yaptınız. Sonra da Gezici Festival için ‘Kars’a gittiniz. Açıkçası sizi festival ortamlarında görmeye pek alışık değiliz. Birdenbire ne değişti de ‘festival insanı’ oluverdiniz?

Bu biraz benden kaynaklanıyor; ama benim dışımda da nedenler var. Aslında ben asosyal bir insanım. Açıkçası şimdiye kadar da hep davet edildiğim yerlere gittim. Mesela Sinema Yazarları Derneği’nin Türk Filmleri Ödül törenlerine hep giderim, eli boş dönsem de. Fakat şimdiye kadar festivalleri takip etmediysem bu biraz da davet edilmediğimden dolayı. Fakat insanlarda bahsettiğiniz bir ayrım var. Mesela beni İstanbul Film Festivali’nde izleyici olarak gören insanlar “Aa ne işi var bu adamın burada?” diyor. Yani böyle bir algı var. Ama bu festival insanı olma halim emin ol, planlı bir şey değil. Sadece davet edildim. Tabii bu ortamlarda sinema konuşuluyor. Ben de bu tür konuşmalar yapmayı seviyorum. Neticede bir alışveriş, kaynaşma ortamı oluyor.

Bu alışverişten siz neler alıyorsunuz?

Bu önyargıyla uğraşmak, onunla vakit kaybetmek istemiyorum. Çünkü insanlar ‘Aa Cem Yılmaz niye geldi?’ hissiyatı içerisinde olabiliyor. Sonuçta mesela; Kars’ta, Gezici Film Festivali’nde bir atölye çalışmasına katıldım. Kars öyküleri çekmek isteyen gençlerle Zeki (Demirkubuz) buluşmuştu. Şimdi orada konuşulan şeylerle, profesyonel dünyada film yapmak üzerine konuşulanlar farklı şeyler değil. Ayrıca festivallerde daha önce çalıştığım, çalışacağım ya da çalışmayacağım bir sürü insanı görüyorum. Açıkçası, filmlerle ilgili yoğun konuşmaların yapıldığı yerler festivaller. Çeşit çeşit tepkiler alabiliyorsunuz, filmlerinizle ilgili.

‘Hokkabaz’daki performansınızla Brüksel’de düzenlenen Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nden en iyi erkek oyuncu ödülü aldınız. Neler hissettiniz?

Jüriyi tanımıyorum, bilmiyorum. Muhtemelen yabancılardan oluşuyor. Dile dayalı bir mizah var filmde. Yabancı dile çevrilince bir şeyler kaybedebiliyor. Ama ödül verdiklerine göre bir şey geçmiş. Bu da beni sevindirdi tabii.

‘Hokkabaz’ böyle sıcak, samimi bir filmdi. İyi bir kaliteli popüler film örneğiydi. Ama ‘GORA’da bir absürd komedi yapmıştınız. Şimdi yeni filminiz ‘AROG’ta, ‘GORA’nın yolundan ilerleyecek misin? Çünkü Arif’i taş devrine gönderiyorsunuz.

Absürd komediyi seviyorum. Ve bu tarz film çok yapılmıyor. Mesela seyirci olarak da bu tür filmlerin azlığından şikayetçiyimdir. Şimdi ‘GORA’dan sonra bu tür filmler yapıldı ama ‘GORA’ kadar başarılı olamadılar. Bu da bu tür filmlerin kolayına yapılmadığının bir ispatı gibi geliyor bana. Ama ‘Hokkabaz’ türünde filmler de çok fazla üretilmiyor Türkiye’de. Kaç tane kaliteli popüler film izliyoruz ki? Ama benim sinema maceram bir ondan bir öbüründen gidecek gibi duruyorum herhalde.

Peki Arif’i taş devrine gönderme fikri nasıl gelişti?

‘G.O.R.A.’yı çekerken Arif’in, tıpkı Turist Ömer gibi dolaşma potansiyeli olduğunu fark ettim. Evet ‘AROG’ta Arif taş devrine gidiyor. Ben tarihin o bölümüne pek inanmıyorum. Ateş bulunmuştur, sonra avcılık ve toplayıcılık dönemi başlamıştır falan diye anlatırlar ya okullarda. Bu anlatım bana komik geliyor. Bunun için de iyi bir malzeme olacağına inanıyorum. Mesela ‘GORA’da bir Türk uzaya gitse ne yapar gibi algılandı, oysa ben orada uzaylılar tarafından kaçırılan bir insanın durumunu anlatmaya çalıştım. Tıpkı bunun gibi bugünden taş devrine gitsek ne yapardık; bunun peşine düşeceğim. Çünkü düşününce bayağı bir garip geliyor bana. Ama şunu söyleyebilirim, bu konuda ilk akla gelen şakalar olmayacak. Fikre dayalı bir komedi meselesi var ‘AROG’ta. Çok riskleri de var.

Nasıl bir takvim işleyecek ve yine yönetmenliği Ali Taner Baltacı ile paylaşacak mısınız?

Evet Taner’le yöneteceğiz filmi. Açıkçası şubata kadar senaryoyu yazıp bitirmeyi, iki üç ay hazırlık yaptıktan sonra mayıs ayında filme başlamayı planlıyoruz.

Bu filmde de ‘Hokkabaz’da olduğu gibi birkaç şapka giyiyorsunuz. Senaristlik, oyunculuk, yönetmenlik, zor olmuyor mu?

Her zaman zorlanmıyorum. Yazmanın, yönetmenin çocuksu bir tarafı yok, ama oynamanın var. Sette çekim anını idare etmenin çocuksu bir tarafı yok. Eğer bir teknik geliştirirseniz yönetmeninizle de iyi anlaşırsanız, oyunculuk cazip olabiliyor. O kadar büyütülecek bir şey gibi gelmiyor o zaman bana. Bir de çocukluğumdan beri, oynayan Cem Yılmaz gibi hayaller kurmuşumdur filmler izlerken. Ama yazmak en zor olanı. Yazarken işin tamamını tasarladığım için bayağı zorlanıyorum. Ama kendimce eğlenceli yöntemler de buluyorum. Mesela ‘Hokkabaz’ı şöyle yazdım. Görüntü yönetmeni, kostümcü, sanat yönetmenini falan bütün ekibi çağırdım. Bir masada oturduk. Bir kamera koyduk. Ben onlara bir film anlattım, sinemada izlediğim bir filmi anlatır gibi. ‘Nerede izledin dediler?’. ‘Yok böyle bir film, biz çekeceğiz’ dedim. Sonra da o kamerayla yaptığımız kaydı çözüp senaryoyu yazdım. Diyalog yazma konusunda sıkıntım yok. Ama öyküyü belli bir süreye sığdırma, neyi gösterip göstermeme konusunda acemiliklerim olabilir. Fakat ‘AROG’un seti de zor olacak gibime geliyor. Ama zor olmasın diye ‘Hokkabaz’ tecrübesini aklımda tutuyorum. Sette macera arama gibi bir durumumuz yok. ‘Hokkabaz’da rahatlıkla macera arama durumumuz varken aramamıştık, çok planlı gittik.

Bir yolculuk yapma hali var filmlerinizde. ‘Herşey Çok Güzel Olacak’ ve ‘Hokkabaz’ yol filmlerinde, ayrıca ‘G.O.R.A.’da farklı bir yolculuk vardı. Sizin filmlerinizde karakterlerin yerinde duramama halleri nereden kaynaklanıyor?

Aslında bu bir tesadüf. Ben aslında sıfır, sıfır elde var sıfır türünde filmleri seviyorum. Filmin başında adama eşeğini kaybettiriyorsunuz sonra da bulduruyorsunuz. Bu, ilgimi çeken bir şey. Mesela ‘Hokkabaz’ ve ‘Herşey Çok Güzel Olacak’ta yeteneği veya o işe kabiliyeti olmadığını bilmeden tutkuyla işe bağlanan insanların macerasını izliyoruz. Çünkü bu tip insanları seviyorum. Oysa onu birisi bir kenara çekse, oğlum sen vazgeç bu işlerden dese belki başka türlü olacak. Ama demiyorlar. Açıkçası, ‘Herşey Çok Güzel Olacak’ ve ‘Hokkabaz’da ben kahkaha ile ilgilenmedim. Bana göre ortak özellikleri budur.

Hemen hemen 10 yıl geçmiş sinemaya başlayalı. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu süreci?

Bu geçen 10 yılda kendi yazdığım üç tane film olması bana biraz az geliyor. Çok fazla sahneye çıktım. Asıl beni yaşlandıran bu oldu. Çünkü her an bir şey olabilir duygusu çok yorucu. Ama sinema kontrollü bir heyecan ve bana daha eğlenceli geliyor. Ama sahne beni hırs, başarı konusunda fazlasıyla tatmin etti. Ama artık yılda bir-iki film yapabilirmişim gibi geliyor.

CEM YILMAZ gösterilere başlıyor

Yaz aylarında gerçekleştirdiği turnesinin ardından bir süredir sahneden uzak kalan Cem Yılmaz, Ankara’da seyirciyle buluşuyor. CMYLMZ 2007, 13 ve 14 Aralık’ta Ankara’da sahnede olacak. Cem Yılmaz, daha sonra da, İstanbul’da hem Anadolu hem Avrupa yakasında gösteri yapacak.

13 Aralık Perşembe 21.00 Cem Yılmaz
Ankara Anatolia Showland

14 Aralık Cuma 21.00 Cem Yılmaz
Ankara Anatolia Showland

24 Aralık Pazartesi 21.00 Cem Yılmaz
TIM Maslak Show Center

25 Aralık Salı 21.00 Cem Yılmaz
TIM Maslak Show Center

26 Aralık Çarşamba 21.00 Cem Yılmaz
Bostancı Gösteri Merkezi

27 Aralık Perşembe 21.00 Cem Yılmaz
Bostancı Gösteri Merkezi

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious