Cemil Çiçek: 'Siyaseti her an bırakabilirim'

Cemil Çiçek: 'Siyaseti her an bırakabilirim'.11015
  • Giriş : 15.11.2008 / 21:41:00

Evinin kapısını Sabah muhabirine açan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, sohbet sırasında bir an gözünün dolması çocuklarını bile şaşırttı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cemil Çiçek'in hikâyesini ilk Mümin Sekman'ın kitabında okumuştum. İnsan İsterse, Azmin Zaferi Öyküleri.

Yozgat'ın 25 km. uzağında bir köyde, 11 kardeş, iki buçuk odalı evde büyümüşler. Çiftçi olan babası Hacı Ahmet Bey, okuyamadığı için bu hayalini en büyük oğlu Cemil'i okutarak gerçekleştirmiş.

Cemil Çiçek, Yozgat'ı ilk kez ortaokula yazılmaya gittiğinde görmüş. İlk lastik ayakkabılarını ona yine babası, sınıfını başarıyla geçtiği için almış.

Liseyi birincilikle bitirmiş. Bazı geceler sokak lambasının altında ders çalışarak üniversiteyi kazanmış... İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yılları, avukatlık ve siyaset.. "Bunlar doğru. Azı var, çoğu yok," diyor, Cemil Çiçek.
Evlerinin kapısını bana altı ay önce açmış olsalardı, Cemil Çiçek yine bu kadar duygusal konuşur muydu, bilmiyorum. İlk kez röportaj vermeyi kabul eden Gülten Hanım, eşinin hiç bilmediğimiz duygusal tarafını anlatırken, Cemil Çiçek'in gözleri yine dolar mıydı bilmiyorum.

Şaşırdım, bazen üzüldüm, kavgalarla geçen siyasi tarihimizi düşündüm.
32 yıl önce evlendiği sınıf öğretmeni Gülten Hanım, üç çocuğunu yetiştirirken, zorlu geçen siyaset hayatında eşine hep moral vermiş.

Şimdi de öyle. Cemil Çiçek'in kırgınlığını dile getirerek "Her an siyaseti bırakabilirim," lafı üzerine Gülten Hanım, bir anda eşinin kolunu tutarak heyecanla şunu söylüyor: "Ne diyorsun Cemil Bey? Sağlığı yerinde olduğu sürece ülkesine faydalı olsun. Siyaseti bırakmasını istemiyorum. Neden bıraksın ki?"

Gülten Çiçek

* Cemil Bey'in mizacı biraz serttir ama duygusaldır...
* Öldürseniz, devlet sırlarıyla ilgili bir şey söylemez. Ya asker olmalıymı. ya da casus.
* Cemil Bey'le bir göz temasımız oldu. O an hakikaten bir elektriklenme oldu. Anneme dedim ki, 'Bak o avukat beni isteyecek.' Bir hafta içinde istemeye geldi. İlk bakışta birbirimizden etkilendik. İçimden gelerek söyledim bunu.
* Annem evlendiğimizde Cemil Bey'e ilk 'Oğlum, kızıma kıyamadım, yemek yapmasını öğretemedim, ona kızma,' dedi. Yemek yapmayı bana Cemil öğretti. Çok güzel yemek yapar. Güveç, kuru fasulye, çorba, sac kavurmalar... Bir tek hamur açmayı bilmiyor. Bir de ekmek kadayıfını çok güzel yapar. Tatilde çoğu yemekleri kendisi yapıyor.

Cemil Çiçek

* Evlendikten sonra balayı yerine parti kongrelerine gittik.
* Kadında kiloyu sevmem. Kadının huyu güzel olsun. Güzellik geçici.
* Siyasetçinin aklının önüne hırsı geçerse, çok yanlış yapar. Geçmişte benim de hırsımın aklımın önüne geçtiği çok zamanlar oldu... Ne zaman ki Özal'la tanıştım, işte o zaman aklın daha öne çıkması gerektiğini anlamaya çalıştım.
* Kendimde gördüğüm eksiklik yeterince hoşgörülü olamamak.
* Oğlum evleniyor. Bir yandan 'Hoşgeldiniz,' diyorum davetlilere, bir yandan kulağımda telefon... Verhaugen gelmiş. 'Altı yasa şu tarihe kadar çıkmazsa, AB'den umudunuzu kesin,' diyorlar... Bir buçuk ay içinde binden fazla maddesiyle altı yasa çıkartıldı. Gece gündüz uyumadık. Sağlığım bozuldu. Bu çalı.malarıma rağmen kimseden, kendi partimden bile bir teşekkür almadım. Zaman zaman çok kırıldım.
* Sıkıntılarım oldu, görevi bıraksam mı diye düşündüm.. Sayın Başbakan'a bu konuda bir iki söylemim oldu.

- Kolay mı Cemil Çiçek'in eşi olmak?

- G.Ç: Aslında hem kolay, hem zor. Küçük yaşta, 19 yaşımda evlendim. Nişanlandığımda Cemil Bey'le siyasetin içine girdim. ANAP'la Anadolu'yu gezerken, küçük kızım Şeyma 12 günlüktü.

- Ne zaman evlendiniz?

- C.Ç: 12 Haziran 1976'da. 32 sene olmuş.

- Aradaki yaş farkını öğrenebilir miyim?

- C.Ç: Esas itibarıyla 47 doğumluyum.

Doğum olduğunda babam askerde. Günü gününe yazmazlarmış doğan çocukları. Ne zaman fırsat bulurlarsa, o zaman yazdırırlar.
Babam 48'de askerden gelmiş, o nedenle 48 yazar. Okula gittiğimde yaş tutmadığı için 1946 yazılmış. Ama doğrusu 47'dir.

- G.Ç: 51 yaşımdayım. Aramızda 10 yaş fark var..

- Siyasetçilere 'Siyasete başladıysanız, siyasete devam edecekseniz, evi unutun!' dermişsiniz. Bu doğru mu?

- G.Ç: O kadar değil....

- C.Ç: Evet doğru. Bir oğlum, iki kızım, bir gelinim, bir damadım ve bir torunum var.

Kasım 2002'den bu yana, 5-10 günü geçmez hepimizin bir arada olduğu. Düzensiz bir hayat.

Onun için evde kalanlara büyük fedakârlık düşüyor. Eşim hatırlar; evlendikten sonra balayına değil, parti kongrelerine gittik.

- 32 sene bu fedakârlığa değdi mi Gülten Hanım?

- G.Ç: Evet. Ne diyebilirim ki, biz alıştık.

- Hiç ağladığınız olmadı mı?

- G.Ç: Çok ağladım. Altı-yedi sene öncesine kadar. Nereye gitse, yurtiçi-yurtdışı fark etmiyordu. Ağlıyordum. Kızardı bana 'Bu benim görevim,' derdi. Halbuki onu düşündüğüm için ağlıyordum. Son altı yıldır ağlamıyorum. Kızlar büyüdükçe onlarla paylaşabildim.

- Nasıl tanıştınız?

- C.Ç: Yozgat'ta avukatlık yapıyordum.

Gülten, Van Öğretmen Okulu'ndan mezun.

Yozgat'a tayini çıkıyor, ama tayini o günkü şartlarda uzak bir köy. Gelişi gidişi zor. Bir arkadaşımız benim ismimi veriyor, yardımcı olayım diye. Baro'da beni buldular. Böyle bir durumda bir elektriklenme oldu.

- G.Ç: Evet, görür görmez kalbi yakınlık oldu. Dilekçe vermek için babamla gitmiştim Yozgat'a. Valiye gidecektik. 'Size bir yemek yedireyim öyle gidin,' dedi. Nasıl utanıyorum, öyle şık da değildim. Uzun paçalı şeyler modaydı, üzerimde bir hırka falan....

- C.Ç: Hacı Ozan'a gittik. Yozgat'ın en meşhur lokantası. Bakın onu en iyi Mehmet Barlas tanır. Babası Yozgat'tayken sıkça gelip gitmişlerdir. Hacı Ozan lokantacılık yapar ama siyasi kültürü fevkalade zengin bir insan.
CHP'nin ileri gelenlerini evinde ağırlamıştır.

- G.Ç: Cemil Bey'le bir göz temasımız oldu.

O sırada hakikaten bir elektriklenme oldu.

Dönünce anneme dedim ki, 'Anne bak o avukat beni isteyecek.' Annem 'Ne biçim konuşuyorsun?' dedi. Sonra hakikaten haber geldi.

- Ne kadar zaman sonra gittiniz istemeye?

- C.Ç: Bir hafta içinde. Biraz canı tez bir adamım.

- Hayatınızı paylaşacağınız insan olduğunu nasıl anladınız bir anda?

- C.Ç: Bu bir hafta içinde sorup soruşturmuşuzdur. O tarihlerde insanlar daha çabuk karar veriyorlardı.

- Kızınız yapsa şimdi bunu, ne dersiniz?

- G.Ç: Herhalde çok tuhaf karşılanır.

- C.Ç: Bir hafta bugünkü teknolojik imkânlar içinde yeterli zaman olarak görülür herhalde. Küçük şehirlerde insanlar birbirlerini daha çabuk tanıyorlar.
- G.Ç: Altı ay içinde evlendik. Hemen resmi nikâh yapıldı. Sonra dini nikah yapıldı.

- Evliliğin başarılı gitmesi için ne olmalı?

- C.Ç: Evlilikte kötü günler de vardır. Karşılıklı sabır, birbirinize tahammül önemli. Mazbut bir aile hayatı olmayan siyasetçi, topluma en büyük yüktür.
Türkiye bunun örneklerini yaşadı. Politika yapan kişinin çok önemli hizmetleri olmasına rağmen, ailesinin, çocuklarının çok tartışılır olması, sistemi yozlaştırıyor, aile değerlerimizi bozuyor.

- G.Ç: 70 milyon insan içinde böyle bir eşe sahip olmak benim için şans. Kaç tane Cemil Çiçek var? Devlet sırlarıyla ilgili öldürseniz asla bir şey söylemez. Ya asker olmalıymış ya da casus. Genelkurmay Başkanı'na boş mermilerle ilgili bir şey söylemiş ya, onu dahi evde söyletemedik.

- Sizi üzdüğü zamanlar olmaz mı Cemil Bey'in?

- G.Ç: Üzer. Sinirli gelir. Küçük bir şeyden sorun çıkarabilir.

- 'Yemeği beğenmedim,' gibi mi?

- G.Ç: Yemek yapmayı bana Cemil öğretti.

Evlendiğimizde annem dedi ki, 'Bak oğlum, kızıma kıyamadım, yemek yapmasını öğretemedim, ona kızma.' Cemil, güveç bile yapar. Bir de ekmek kadayıfını güzel yapar.

- En son ne zaman yemek yaptınız Cemil Bey?

- C.Ç: Yazın, tatilde. Yemek yapmaktan çok zevk alıyorum. Tüm mesele zaman sıkıntısı.

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*