Cep telefonlarının önlenemez yükselişi (HABER YORUM)

Cep telefonlarının önlenemez yükselişi (HABER YORUM).9813
  • Giriş : 26.06.2007 / 07:22:00

Bu festivalde dijital mecranın nasıl hızla yükseldiği anlatıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu yıl Cannes Lions Reklam Festivali'nde verilen seminerlerin yüzde 80'den fazlası dijital mecranın nasıl hızla yükseldiğini anlatıyordu. Ancak bu yıl ilk kez reklam otoritelerinin, reklam bütçelerinin en çok hangi mecralarda kullanılacağına dair bir dayatması yoktu. Oysaki, altı yıl önce televizyon ve basın reklamları arasında yaşanan mücadele konuşuluyordu. Sonunda televizyonun reklam için vazgeçilmez ilk mecra olduğu fikri kabul görmüştü.

Aradan iki yıl geçti, 2004-2005 yıllarında web sitelerinin, e-mesajların ve SMS'lerin hayatımıza ne kadar çok girdiği konuşulmaya başlandı. Bugün ise rakamlarla da ortaya konularak mobil mecranın, yani cep telefonunun nasıl bir reklam mecrası olacağı üzerinde görüş geliştiriliyor. Ancak görünen o ki, hangi mecranın ne kadar büyüyeceği konusundaki belirsizlik bir süre daha devam edecek. Reklam otoriteleri, 'bekleyelim, görelim' derken, dijital mecra sahipleri de boş durmuyor ve kendi mecralarının ne denli etkin olduğuna ve de olacağına dair söylemlerine devam ediyorlar. Cannes'da çok rağbet gören seminerlerden bir tanesi de Nokia Başkan Yardımcısı ve Multimediya Genel Müdürü Annsi Vanjoki'nin yaptığı sunumdu. Vanjoki ilginç rakamlar paylaştı bizlerle. İşte birkaç tanesi: Cep telefonunu sadece konuşmak için değil de pek çok fonksiyonu için satın alan gençler artık cep telefonunu bilgisayar gibi görüyorlar. Yapılan araştırmada ortaya çıkmış ki, cep telefonunu kamera olarak kullanmak isteyenlerin oranı yüzde 76, cep telefonundan müzik dinlemek isteyenlerin oranı ise yüzde 64. Boş zamanlarında cep telefonunda oyun oynamak isteyenler yüzde 54 ve cep telefonundan internete bağlanmak isteyenlerin oranı ise yüzde 48.

Sunumda cep telefonu kullanımı sayısına ilişkin veriler de vardı. Dünya nüfusunun 3 milyar kadarı cep telefonuna sahip ve bunların bir milyarı Nokia kullanıyor. Cep telefonundan mesaj gönderim oranı öylesine yüksek ki, dünya genelinde bir gün içinde 350 milyar adet sms gönderilmekte. Bir son rakam da Doğu ülkelerindeki cep telefonu sahipliği üzerine. Doğu Asya'daki nüfusun yüzde 90'ı cep telefonu sahibi olarak gözükmekte. Şimdi cep telefonlarımızın markalar tarafından göz ardı edilmesinin olanaklı olmadığını bilmem söylememe gerek var mı? Ayrıca pazarlama süreci içinde yer alan herkesin bu mecrayı göz ardı etmemesi gerektiğini de daha şimdiden söylemek isterim.

İzin almadan gönderilen sms'ler can sıkıyor

Pek çok okurumuz, izni olmaksızın cep telefonuna gelen sms'lerden yakınıyor ve "Olur olmaz zamanlarda gelen mesajlarda ilgi alanımıza girmeyen ürünler, kampanyalar önerilmekte. Bunun durdurulması için yasal bir yol yok mudur?" diyor. Cep telefonlarına izinsiz mesaj gönderimi yapan kurumlar için herhangi yasal bir düzenleme yok. 22 Haziran günü Swiss Otel'de, Ericsson ve Turkcell'in sponsorluğunda MMI tarafından Mobile Marketing Lab adı verilen bir konferans yapıldı. Mobil mecranın kullanımına ilişkin perspektif vermeyi amaçlayan konferansta konuşmacıların üstünde önemle durduğu konulardan biri de izinsiz gönderimlerde tüketicinin markadan vazgeçtiği ve bunu da markaya söyleme zahmetine girmediğiydi. Aldığı mesaja kayıtsız kalan tüketici, bununla yetinmiyor, markaya da kayıtsız kalmaya başlıyordu. Büyümekte olduğu çıplak gözle bile görülen cep telefonu mecrasının doğru kullanımı hem markaların hem de pazarlama iletişimi sektörünün işine çok yarayacak. Oysaki bu türden izinsiz gönderimler filizlenmekte olan yeni bir işkolunu budayacakmış gibi gözüküyor. Burada sorumluluk, hem mobil reklam ajanslarının hem markaların ve hem de sektörün büyük oyuncusu GSM operatörlerinin.

Türk reklamcılığı kendini sorgulamalı

Bu yıl yine Cannes'da dünya reklamcılığının nabzının attığı yerdeydim. Ne yazık ki benim nabzım sonuçlar açıklanmaya başlayınca hızını azalttı. 82 ayrı ülkeden 10 binden fazla reklamın katıldığı ve 54'üncüsünün yapıldığı bu yılki festivalde Türkiye'den sadece 5 iş finale kaldı. Kazananların listesi açıklandıkça da heyecanım giderek söndü. Böyle zamanlarda insan ülkesinin reklamlarını bir kez daha sorguluyor. Kazanan işlere baktığımda görüyorum ki, saf aklın yansıdığı işler başarı kazanmış. Anlatımı basit, kafa karıştırmayan ve herkesin anlayabileceği dünya diliyle kendini ortaya koyabilen reklamlar başarılı olmuş.

Bazen reklamın fikri çok iyi olsa bile uluslararası bir yarışmaya gönderilen iş, hem görsel kalite hem de sunu açısından yeterli standartta olmayınca jüri üyelerinin dikkatini çekmiyor bile. Böylesine prestijli reklam festivallerine ayrı bir özenle hazırlanmak gerekiyor. Bizim, yarışmaya katılan 189 işimizin ne kadarının bu jüri standardını yakalayabildiğini bilmiyorum; ama hiçbir kategoride ödül alamadığımız ortada olduğuna göre biz uluslararası standart için daha çok yol almalı ve daha çok işle yarışmalara katılmalıyız diyorum.

'Küçük bir detay için reklam yapılır mı?'

Bir Türk elektrik düğmesi markası olan Viko reklamlarına ilişkin düşüncelerimi geçmişte yazmış ve 'Bu kadar küçük bir detay için reklam yapılır mı?' demiştim. Yapılırmış. İşte dünyadan bir örnek daha ekranlarımızda reklamlarını döndürmeye başladı. 130 ülkede faaliyet gösteren Schneider Electric, yeni reklam filmleriyle benzer bir üründe marka bilinirliğini artırmayı hedefliyor. Propaganda Ajans tarafından hazırlanan kampanyada duvardaki küçük ayrıntının gerisindeki teknoloji birikimi izleyicinin rahatlıkla anlayacağı biçimde ekrana yansıtılmış. Schneider Elektrik'in altyapısını sağladığı havalimanı, stadyum gibi ortamların doğal sesleri üzerine giydirilen elektrik düğmesinin açma kapama sesi ve görseli küçücük ayrıntıyı zaten önemli kılmamızı sağlıyor.

'Küçük bir ayrıntı için reklam yapılır mı?' soruma geri dönüyor ve markalarını rakiplerinden ayrıştırmak isteyen her türlü irili ufaklı ürün ve hizmet üreticisine reklam yapın diyorum. Ama sadece reklam yaparak çok satacakmışsınız gibi bir sihir beklememeniz gerektiğini de hemen söyleyerek.

GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious