CEYHUN YILMAZ'LA KONUŞTUK

CEYHUN YILMAZ'LA KONUŞTUK.56122
  • Giriş : 29.12.2007 / 12:40:00
  • Güncelleme : 29.06.2008 / 17:34:53

Best FM'in eskimeyen sesi Ceyhun Yılmaz'la canlı yayında konuştuk.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kolay değil Ceyhun Yılmaz'la röportaj yapmak. Hatta her babayiğidin harcı da değil. Verdiğiniz küçücük bir açıkla köşeye sıkışabilir, Ceyhun'un esprilerine kurban gidebilirsiniz. Hele hele röportaj Best FM'de, canlı yayında yapılıyorsa...

Onu görünce Hayat Bilgisi dizisindeki Ruhi tiplemesiyle oynadığı karakter canlandı gözümde:

Bir! Röportajı neden yayında yapıyoruz? İki! Ben neden burdayım? Üç! Bu bir çelişki mi? Bu üçünü istiyorum!

Hem şiir yazıp hem de stand-up show yapan birisinin sorularıma vereceği cevapları merak ederken Ceyhun Yılmaz'la anlaştık bile. Saat 13:00'te Best FM'de...

***
Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni
Redakte: Esra İşeri Fotoğraflar: Recep Eren

***

— Bilenler biliyor ama bir de bilmeyenler için soralım: Ceyhun Yılmaz kimdir?

1,76 boyunda, 76 kilo, 21 yaşında bir genç kızın ikinci çocuğu olarak 1976 yılının Ekim ayında dünyaya gelmiş, içinde ormanlar yanan aynı zamanda deniz kenarı olan bir erkek çocuğuyum.

— Ceyhun Yılmaz, insanları çok güldüren biri ama aynı zamanda çok duygusal şiirlerin de sahibi. Bunu göz önüne alırsak Ceyhun Yılmaz’ın hangi yönü daha ağır basıyor?

Ceyhun Yılmaz sadece ait olduğu türe uygun davranan bir adam. Biz insan olarak mizahla hüznü zaten yan yana taşıdığımız için insanız. Bizi hayvanlardan ayıran en önemli özellik gözyaşı ve kahkahadır. İkisini atabiliyorsak bu ikisinin aynı bünyede olmasına şaşırmayacağız.



— Şiir kitaplarınız da var.

Tabi, 3 tane şiir kitabım var. Üçünün de geliri vakıflara bırakıldı, dördüncü kitabım da yayınlanacak.

HİÇ ŞİİR KİTABI ALMADIM DİYENLER KİTAPLARIMI ALDILAR

— Best FM'de gülmeyi unutan insanları bile güldürebilen bir program çizginiz var. Ancak bu programların sonu hep duygusal ağırlıklı bir şiirle noktalanıyor. Bu konsept, bir kompozisyon zaafiyeti olarak değerlendiriliyor mu?

Hiç kimseden böyle bir eleştiri almadım. Benim komedyenliğimle, mizahımla ilgili yüzüme karşı söylemeseler bile mutlaka çok eleştiri alıyorumdur. Herkesin bir fikri olduğu insan... Mizahımı beğenmek için kabul etmek, beğenmemek için bir kabul edilmeyiş gibi bir şey yaşamak zorundalar. İnsanlar beni kabul etmeye çalışmak için uğraşıyorlar. Bazılarının beğenisine hitap etmiyorumdur, bazıları da beğeniyordur. Ama şiirle ilgili hiçbir ayrım yaşamadım. Şiir sevmeyen dinleyiceler, "ben hiç şiir kitabı almadım" diyenler bile kitabımı aldılar. Böyle çok insanla tanıştım.



YILMAZ ERDOĞAN İYİ BİR ÖRNEK AMA...

— Komedyenliği ağır basan birinin şairliğini biz Yılmaz Erdoğan örneğinde görüyoruz. Bir klişe vardır hep ‘çok esprili insanların içinde aslında açıklayamadıkları derinlikleri vardır’ diye. Yani normalden daha fazla esprili olmanız aslında normalden daha fazla duygusal olmanız anlamına gelir bazı insanlara göre. Sizin bu şiirlerinizdeki hassasiyeti de bu şekilde açıklayabilir miyiz?

İnsanoğlunu hayvanlardan ayıran en ayırıcı özelliği gülebilme ve ağlayabilme yeteneğidir. Bu ikisi de beyin ve kalple, hislerimizle alakalı. Bu yüzden bir insanın hem mizâhla, hem şiirle içli dışlı olması hiç kimseyi şaşırtmasın. Yılmaz Erdoğan iyi bir örnektir ama bir düzeltme yapayım; Yılmaz Erdoğan bunun ilk örneği değildir. Hatta örneklenmiş ve örneklenmemiş bu topraktaki hemen hemen bütün şairlerin okuduğumuz anılarından, kitaplarından anladığımız kadarıyla aynı zamanda mizah yollarının güçlü olduğunu görebiliyoruz. Örnek vermek gerekirse dört arkadaş Şinasi, Melih Cevdet, Oktay Rıfat ve Orhan Veli Kanık, Üsküdar'da Üç Nal lokantası açarlar ve camına şöyle yazarlar: "Üç nala gelen dört nala gider." Orhan Veli Kanık’ın şiirlerindeki hicvi zaten biliyoruz. Bence ikisi çok ayrı olgular değil. Birbirine kardeşten bile yakın iki duygu. İçimizde aynı zamanda ve aynı sürede yaşayan ve hep varolan olgularımız bunlar.



SAHNEDEKİ GÜCÜMÜ HAYATTA HİÇBİR ŞEYDE TATMADIM

— Radyo, TV programları, diziler, sinema filmleri, stand up showlar… Sizi seven insanlarla buluşmak için kullandığınız iletişim yollarından bazıları… Acaba bu kanallardan hangisiyle kendinizi sevenlerinize en iyi şekilde yansıttınız, hangi araç sizi en iyi yansıtıyor?

Sorunun şekline göre cevabı değişecek bir konu bu. Eğer "en iyi yansıtansa" soru tabiki şu anda içinde bulunduğumuz bu ortam yani radyo derim. Ama "yaparken güçlü olduğunu hissettiğin" diye sorarsan eğer -ki sormadın ama ben yine de kendi kendime sordum ve cevap veriyorum- sahnedeki gücümü hayattaki hiç bir şey de tatmadım, görmedim. Çünkü beğeniyi, sevgiyi, özlemi, nefreti, gülüşü, gülmeyişi, kahkahayı, hüznü hemen o an nakit olarak ödenen duygular sahne benim için. O yüzden sahnenin de hakkını verelim. Ama "yaparken kendini en iyi ifade ettiğin" diyorsan beni radyodan sürekli dinleyenler bu sorunun cevabını bilirler aslında…



İKİ-ÜÇ AY YAPAR RADYOCULUĞU BIRAKIRIM DEMİŞTİM...

— Dizilerde, ekrandaki komedi programlarında, kitaplarda gördük sizi. Ancak sizi bulmak için döndüğümüzde kendimizi hep radyoda bulduk. Neden radyo?

Radyodaki programlarıma hiç ara vermedim. Ben televizyonculuktan radyoculuğa bir geçiş yaptım. İnsanlar bilmezler ben 1993 yılında Kanal 6’da haber muhabiri, aynı sene içerisinde Star TV'de yapım asistanlığı, 1994-95 yıllarında Akşam Gazetesi'nde Galatasaray muhabirliği, TGRT Galatasaray muhabirliği, aktüel muhabirlik, Star TV aktüel muhabirliği ve en son TGRT'de spordan sorumlu müdür yardımcılığı yaptım. Bu televizyonculuğun ve bilgi birikiminin yanı sıra radyo başka bir hikâye, tesadüfen hayatımıza girdi. İki üç ay yapar bırakırız dedik. Öyle olmuyormuş. Radyo niye devam etti? Bunu merak eden varsa sorunun cevabı olarak şunu söyleyebilirim. Üzerinden yayaların yürüdüğü çok güzel bir köprüden geçiyorum hayat olarak… Hani filmlerde olur ya iki dağ arasında yalnızca bir kişinin geçebilecegi kadar dar, tahta bir köprüden yol. O yol benim hayatım. Ama radyo o köprüden geçerken sağa sola çok sağlam bir şekilde koyulmuş bir ip, ona tutunarak yürüyorum. O yüzden radyonun varlığı beni düşmekten hep koruyor.



BENİ FATİH TERİM YETİŞTİRDİ

— Radyoda program yapmaya başlama serüveniniz...

Milli takımlar teknik direktörü Fatih Terim beni radyomuza önerdi. Fatih Terim yalnızca Milli Takım alt yapısına değil şova da önem verir. Fatih Terim beni buldu, yetiştirdi ve kendisi gönderdi. Sağolsun, radyoya torpille girdim ben yani.

— Yaptığınız bu işin eğitimini aldınız mı?

Kırbaç… Ben Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları okudum ama bitiremedim. Zaten onun bu eğitimle pek alakası olduğunu düşünmüyorum. Ben Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencilerinin bu meslekte daha fazla baş göstereceği yılları hakikaten hasretle bekliyorum.

YAYIN YAPARKEN STÜDYOYA HERKES DAVETLİ

— Bu işin eğitimini fakültelerde almadığınız halde şuan Türkiye'nin en iyi radyo programcılarından birisiniz. Bu işin eğitimini verebilecek bir duruma da geldiniz. Bu işin eğitimini alarak radyocu olmaya karar kılan gençlere ne tavsiye ediyorsunuz?

Eğitim aldıkları o fakülteler onlara gerçekten bilgi birikimi ve teorik anlamda çok önemli şeyler veriyor. Ama beraberinde pratiği unutmamaları lazım. Radyo ve televizyon programlarına gidip gidişatı takip etmeleri lazım. Buna şahit olmaları lazım. "Abi biz nasıl gidelim, ne yapalım? Biz daha öğrenciyiz" falan filan... Hayır efendim! İletişim öğrencisiysen çalacak kapıyı gireceksin içeri. Ceyhun Yılmaz Show olarak yaptığım her programa herkes davetli. Bunu dinleyen herkes bilir. Çünkü ben çok açığımdır bu konuda. (Sağındaki hanımefendiyi işaret ederek) Bakın, hemen sağ tarafımda bir kız çocuğu var. Kendi istediğiyle bu işi öğrenmek için burada. Ben isteyen herkese ölene kadar açığım. Pratik yapmaları şart.


                
— İnternette zaman geçiriyor musunuz?

Geceleri internetten gazeteleri okuyorum. Haberleri çoğunlukla www.hurriyet.com.tr'den okurum. Eğer radyo programı yapıyorsanız bu ülkede olan, ölen, giden her şeyi bilmek zorundasınız. Dünyada olup bitenlerin bizi ilgilendiren kısmını takip etmeye çalışırım. Şuna inanıyorum: İnsanların telefon açıp konuşabileceği bir radyo programı yapıyorsanız telefon açan kişinin konuşacağı her şeyden bilgi ve fikir sahibi olmanız gerekir. O yüzden internet kullanırım. MSN’den özlediğim, konuşamadığım, görüşemediğim arkadaşlarım varsa özel randevu ile girer yazışırım. www.haberaktuel.com'u da Hürriyet'den sonra ikinci site yapıyorum. Beni kandırabilirse birinci olur.

...bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious