Chirac ve Merkel'in dayatması kızdırdı

  • Giriş : 06.12.2006 / 00:00:00

'Türkiye ile ilişkileri askıya alalım' teklifiyle gündeme gelen Alman Başbakanı Angela Merkel dün yumuşama sinyali verdi; ancak takvim dayatmasından vazgeçmedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


14-15 Aralık'taki AB zirvesi öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile dün Almanya'nın Mettlach kasabasında bir araya gelen Merkel, müzakere sürecinin 2009'da yeniden gözden geçirilmesini istedi. 'Müzakerelerin 8 fasılda askıya alınması' talebini olumlu bulan Merkel, Türkiye'yi destekleyen üye ülkelerin tepkisine rağmen takvim ısrarından vazgeçmedi. "Ankara'ya ültimatom vermek istemiyoruz." diyen Merkel, Türkiye'nin limanlarını Rumlara açması için çabalarını sürdüreceklerini kaydetti.

Chirac'ın tam destek verdiği Merkel'in tekliflerinin, bugün yapılacak Daimi Temsilciler Komitesi'ne (COREPER) nasıl yansıyacağı merakla bekleniyor. Almanya ve Fransa'nın istediği mühletin karara dönüşmesi halinde Komisyon 2009 baharından önce yeni bir tavsiyede bulunmak zorunda kalacak. Limanlar sorunu o tarihe kadar çözülemezse Ankara'ya yeni cezalar kesilecek. AB kaynakları, Merkel'in teklifinin muğlak olduğunu vurgulayarak, içinin nasıl doldurulacağının önümüzdeki günlerde netleşeceğine işaret ediyor. Merkel'in, limanlar için açık bir takvim ısrarında bulunmaması ise 'geri adım' olarak yorumlandı. AB Komiseri Olli Rehn, Fransız-Alman ittifakına açıktan tavır alırken, ABD de dün AB'yi Türkiye'yi küstürmemesi konusunda uyardı. Dünkü üçlü basın toplantısında Polonya Başbakanı Leh Kaczynski ise Ankara'ya tam destek verdi.

Chirac ve Kaczynski ile yaptıkları basın toplantısında konuşan Merkel, "Biz Türkiye'ye ültimatom vermek istemiyoruz. Amacımız Ankara Protokolü'nün uygulanması. Bazı dosyaları müzakereye kapatalım teklifi var. Bu konuda nihai karar 15 Aralık'ta verilecek. Durumun Türkiye'de genel seçimlerin yapılacağı 2007 sonbaharı ile 2009 ilkbaharı arasında bir rapor ile değerlendirilmesini AB Komisyonu'na önerme kararı aldık." dedi. Bu konuda kesin bir tarih belirlemediklerini ifade eden Merkel, "Bu süre zarfında Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü onaylayıp onaylamayacağına bakacağız.'' diye ekledi. Türkiye'nin de, şartların sertleştirilmediğini görmesi gerektiğini belirten Merkel, Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü uygulaması için çabalarını sürdüreceklerini kaydetti. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac da, görüşmede Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyonu konusunu ele aldıklarını belirterek, "Ankara Protokolü'yle ilgili olarak gelişme olmaması üzücü. Olumlu gelişmeler olmasını ümit ediyoruz.'' diye konuştu.

Bu konuda Fransa'nın Almanya ile aynı görüşleri paylaştığını ifade eden Chirac, Polonya'nın görüşlerinin de kendi görüşlerinden fazla farklı olmadığını savunmasına rağmen Polonya Başbakanı Leh Kaczynski, Türkiye'ye net destek verdi. "Polonya olarak Türkiye'nin tam üyeliğini her zaman destekledik. Tam üyelik sürecinin hiçbir revizyona tabi olmadan sürmesinden yanayız. Türkiye'nin AB'ye kabulünü savunuyoruz. Ben Türkiye'nin mevcut sorunları çözeceğine inanıyorum. Polonya ayrıca AB'nin Türkiye ile ilgili olarak kendi koyduğu kriterlere uymasını savunmaktadır." dedi.

Merkel, baskı altında kaldı

Merkel'in Türkiye'ye karşı sürpriz yumuşaması hem hükümet ortağı Sosyal Demokratların seslerini yükseltmesine hem de Türkiye'yi destekleyen AB üyeleri ve kurumlarının tavrına bağlanıyor. ABD'nin de son günlerde Türkiye lehine "derinden" görüşmeler yaptığı biliniyor. Merkel'in "müzakereleri 18 ay boyunca durdurma ve daha sonra devam için tekrar oylama yapma" yani Türkiye ile müzakere kararı alan 17 Aralık 2004 kararlarını tartışmaya açma hamlesi, en başta AB Komisyonu'nun tepkisine yol açtı. Genişleme Komiseri Olli Rehn, mühletlerin işe yaramadığını net bir şekilde muhataplarına iletti. Rehn'in tepkisinin ardından ABD Dışişleri Bakan yardımcılarından Nicholas Burns de önceki gün Brüksel'de AB'nin Türkiye'ye kapıları kapatmasının "büyük bir stratejik hata" olacağı uyarısı yaptı. "Türkiye'siz Avrupa bütünleşmiş sayılmaz" diyen Burns'e İngiltere, İtalya, İspanya, İsveç ve Estonya da AB içinde destek verdi. Merkel'i zor durumda bırakan bir diğer gelişme ise hükümet ortağı Sosyal Demokratların, Merkel'i Türkiye tavrı yüzünden "zekice" olmamakla itham etmesi oldu. Erdoğan'ın dün sabah Merkel'i telefonla arayarak uyarmasına, Chirac ve Polonyalı liderin "frenlerinin" eklenmesinin Alman Başbakan'a geri adım attırdığı yorumları yapılıyor.

Komisyon: Mühlet tehlikeli

AB Komisyonu, Fransa-Almanya ikilisinin ikazlarına rağmen takvimde ısrar etmesine kızgın. Komisyon, "tehlikeli" bulduğu mühlet ya da takvime şiddetle itiraz ediyor. Merkel'in açıklamalarını da oldukça muğlak bulan Komisyon, zaten her yıl Türkiye ilerleme raporu hazırladıklarını ve bu raporlarda limanların durumunu da değerlendirdiklerini, dolayısıyla "ekstra" bir rapora gerek olmadığını düşünüyor. Merkel, Mattlach'da Fransız lider Chirac ve Polonya Cumhurbaşkanı Kaczynski'yi ağırladı. Brük- sel, Zaman

Seçim hesabı Chirac'ı çark ettirebilir

İktidardaki kendi partisi Halk Çoğunluğu Birliği (UMP) ve kamuoyunun muhalefetine rağmen şimdiye kadar Türkiye'nin AB üyeliğine destek veren Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın bahar aylarındaki seçimler dolayısıyla tavır değişikliğine gidebileceği belirtiliyor. 'Türkiyeci' olarak adı çıkan Chirac'in, üçüncü kez aday olması durumunda kamuoyuna siyasi mesaj vermek için Türkiye konusunda sürpriz çıkışlar yapabileceğine dikkat çekiliyor. Fransız sağındaki cumhurbaşkanlığı yarışında Chirac'ın karşısında yer alan Nicolas Sarkozy, Türklerin Avrupalı olmadığını savunarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkıyor. UMP Başkanı Sarkozy, adaylığını geçtiğimiz hafta resmen ilan etmişti. UMP'nin kesin adayı 14 Ocak'ta yapılacak olan kongrede belli olacak. Geçtiğimiz hafta 74.doğum gününü kutlayan Chirac, üçüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yapmadı. Eylül ayında bu konuya ilişkin bir soruya, "Bu soruya zamanı geldiğinde cevap vereceğim" demişti. Cumhurbaşkanının çevresinden Fransız basınına sızan bilgilere göre Chirac, yeniden aday olmayı düşünüyor; fakat kesin kararını ocak ayında verecek. Cumhurbaşkanının eşi Berrnadette Chirac'ın geçtiğimiz günlerdeki açıklamaları da bu yöndeki iddiaları güçlendirdi. Bayan Chirac, eşinin Anayasa Mahkemesi'ne gidip gitmeyeceğine ilişkin bir soruya "Gidecek. Ama beş yıl sonra. Anlıyor musunuz? Beş yıl sonra." demişti. Fransa'da cumhurbaşkanları görevleri bittikten sonra Anayasa Konseyi üyesi olabiliyor. "Benim için o." diyen bayan Chirac, sürprizlerin olabileceğini söylemişti. Ali İhsan Aydın, Paris

Lordlar: KKTC'ye direkt uçuşlara izin verilmeli

İngiltere'de Lordlar Kamarası üyesi 8 lord, İngiliz hükümetine KKTC'ye direkt uçuşların başlaması çağrısında bulundu. AB Komisyonu'nun Türkiye ile müzakerelerin 8 başlıkta askıya alınmasını "Türk halkına hakaret" olarak değerlendiren lordlar, "Laik ve NATO'nun önemli bir üyesi olan Türkiye, Avrupa'dan uzaklaştırılarak radikal akımlara itiliyor." dedi. Daily Telegraph gazetesinin mektuplar köşesinde, "Türkiye'ye hakaret" başlığıyla yayınlanan ve 8 lordun imzalarını taşıyan mektupta, AB'nin kararı "büyük bir hata" olarak nitelendirildi. Lordlar, AB'nin Kıbrıs Türklerine yönelik sözlerini tutmadığının altını çizerek, "Bu Kıbrıs'la izah edilemez. AB, Annan Planı'na evet demeleri halinde KKTC'ye yönelik izolasyonun biteceğine dair sözünü tutmadı. Aksine, Annan Planı'na hayır diyen Rumları ödüllendirerek AB'ye aldı." ifadesini kullandı.

Annan'dan 'tecrit kaldırılmalı' çağrısı

İngiliz lordlar, mektuplarında Türkiye'nin bugünkü Kıbrıs'ı değil Türklerin ve Rumların anlaşmaya vardığı bir Kıbrıs'ı tanımak zorunda olduğunu hatırlattı. "AB'nin hem Türkiye'den limanlarını Kıbrıs'a açmasını istemesi hem de Avrupa limanlarını Kıbrıslı Türkler'e kapatması haksız ve mantıksızdır." diyen lordlar, İngiliz hükümetinin KKTC'ye direkt uçuşlara tek taraflı olarak izin vermesi gerektiğini kaydetti. Bu arada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 31 Aralık'ta görevinden ayrılmadan önce yayınladığı son Kıbrıs raporunda, KKTC'ye uluslararası tecritin sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Londra, Cihan

San Diego'da Kıbrıs meydan muharebesi

Kıbrıs Rum Kesimi yüzünden Türkiye-AB ilişkileri büyük bir krize girerken, yine Rumlar yüzünden bir başka kriz Brüksel'den binlerce kilometre uzakta Amerika'nın San Diego şehrinde yaşanıyor. Annan Planı'na "hayır" demelerine rağmen Rumlar, AB üyeliğini aldıktan sonra Kıbrıs Türklerini her açıdan tecrit etmek için büyük bir kampanya yürütüyor. Arı Grubu'nun davetlisi olarak Brüksel'de temaslarda bulunan KKTC'li 20 kişilik akademisyen grubu, Rumların, üniversitelerini boğmak için akıl almaz faaliyetlerde bulunduğunu açıkladı. Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektörü Prof. Dr. Halil Güven başkanlığındaki heyet Rumların "her alanda tecrit" siyasetinin devam etmesi durumunda 2009'da KKTC üniversitelerinin "çökebileceği" uyarısı yaptı. Rum Kesimi'nin tecridi hayatın bütün alanlarına yayma çabalarına bir süredir San Diego Devlet Üniversitesi (SDSU) şahitlik ediyor. Kaliforniya eyaletinde faaliyet gösteren SDSU, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "KKTC'ye tecridin kaldırılmasını destekliyoruz" tavsiyesinden sonra DAÜ ile bir işbirliği antlaşması yaptı ve ardından öğrenci değişimi programı başladı. Değişim programını durdurmak için yoğun girişimlerde bulunan Rum yönetimi, çabalarının etkisiz kalması üzerine KKTC'ye gelecek Amerikalı öğrencileri tutuklama tehdidinde bulundu. Rum Kesimi'nin ABD Büyükelçisi Euripides L. Evriviades, SDSU Başkanı Dr. Stephen L. Weber'e mektup göndererek, DAÜ'nün illegal bir üniversite olduğunu iddia etti ve bütün akademik ilişkilerin derhal kesilmesini istedi. Rum ve Yunan lobilerinin yoğun tacizine maruz kalan SDSU bir soruşturma açılmasına karar verdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious