CHP İstanbul adayı: Kemal Kılıçdaroğlu

CHP İstanbul adayı: Kemal Kılıçdaroğlu.11391
  • Giriş : 23.01.2009 / 19:00:00
  • Güncelleme : 06.09.2016 / 11:08:45

Baykal adayları açıkladığı toplantıda dün kamuoyuna duyurulan İstanbul adaylığı için büyük sürpriz yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun 29 Martta yapılacak yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday gösterileceğini açıkladı.

Baykal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında aralarında İstanbul, İzmir, Adana, Aydın ve Bursa'nın da bulunduğu bazı illerin belediye başkan adaylarını açıkladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Aydın'da ise halen bu ilden milletvekili olarak parlamentoda görev yapan Özlem Çerçioğlu'nun aday gösterileceğini açıklayan Baykal, bazıları daha önce kamuoyuna duyurulan belediye başkan adaylarını tek tek sahneye davet ederek tanıttı.

Flash Animasyonu

İŞTE CHP'NİN ADAYLARI

Aydın: Özlem Çerçioğlu.

Bursa: Sena Kaleli

Kastamonu: Müjgan Alagöz

Antakya: İris Şentürk

Erzincan: Nuran Uygun

Eskişehir: Aydın Güngör

Adana: Soner Çetin

İzmir: Aziz Kocaoğlu

Ankara: Murat Karayalçın

İstanbul: Kemal Kılıçdaroğlu

İşte Baykal'ın açıklamalarından satırbaşları:

- Bugün önümüzdeki yerel seçimlere yönelik olarak CHP'nin yapmakta olduğu aday çalışmalarının ulaştığı son aşamaya ilişkin bir bilgilendirme yapacağız.

- Kararlaştırmış olduğumuz aday arkadaşlarımızı açıklayacağız.

- Bu yerel seçimler bakımından büyük ilgi ve önem taşıyan bir noktada bulunuyoruz.

TÜRKİYE TRAVMA YAŞIYOR

- Türkiyemizin tarihi bir dönemden geçmekte olduğuna bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyoruz.

- Hepimiz günlük tartışmaları bir kenara bırakarak, ülkemizin çok ağır bir bunalım döneminin içinden geçmekte olduğunu hatırlamalıyız.

- Bir süreden beri Türkiye dalgalarla bir büyük travma yaşıyor. Ancak darbe dönemlerinde karşılaşabilinecek uygulamalar günlük uygulamalar haline dönüşmüş durumda.

- Bir buçuk yıldan beri bu süreç işliyor. İki yıla yaklaşan bir dönemdir Türkiye bu toplumsal şokları taşıyor.

Böyle bir büyük toplumsal şoku, haklı gösterecek bir toplumsal çalkantıyı yaşamış değiliz. Böyle olaylar çok büyük iç kargaşaların getirdiği noktada kendisini zaman zaman gösterir.

BU İNSANLAR NİYE ALINDI

- Bu iktidarla son iki yıldır toplum büyük bir depreme maruz bırakılmaya başlandı.

Niye alındı, bunlar ne yaptılar, kamuoyuna bunu inandırıcı kabul edilebilir bir şekilde anlatmaya yeterli hiçbir açıklama sunum yapılmamıştır.

- Bunu sıradan bir hukuk süreci gibi anlamak imkanı yoktur. Hukuk süreci gizli bir ilk tahkikatın sonucunda bulunan kanıtlarla delillerle ortaya çıkan bir iddianame ve bu iddianamenin yargı tarafından değerlendirilmesiyle sonuçlanır.

Ama böyle bir şey yok.

- Hiçbir demokratik hukuk devletinde böyle bir tablo olmaz, olmamıştır. Şimdi Türkiye bunun içinde.

Toplumun bütün kesimlerden insanlar şimdi sıra ona da mı gelecek, şuna da mı gelecek diye tahmin yürütmeye başladı.

KORKU CUMHURİYETİ

- Türkiye bir korku cumhuriyetine dönüştürülüyor.

Bizim hukuk sistemimizin dört tane temel dayanağı var.

- Bizim sistemimiz laik olacak. Demokratik olacak. Sosyal olacak ve bir hukuk devleti olacak. Bizim devletimiz bu dört ana sütuna dayanır. En temellerinden birisi laiklik

- Anayasa Mahkemesi kararıyla 11 üyenin 10'unun kararıyla iktidarın laikliğe karşı eylemlerin odağında bulunduğu hükme bağlanmıştır.

- Yani anayasal düzenimizden birinin çökertilmiş olduğu en yüksek yargı organının hükme bağlanmıştır.

- Eğitim sağlık fiilen paralı hale gelmiştir. Sosyal güvenlik hayal hakline dönüştürülmüştür.

- Sosyallik ancak ramazan çadırlarına ve seçim öncesinde dağıtılan kömürlere ve yiyecek paketlerine indirgenmiştir. Anayasamızın anlamı olan sosyallik bu mudur?

Sosyallik ortadan kalkmış, laiklik kalkmış. Şimdi elde hukuk devleti ve demokratiklik var.

- Son dönemde bu ikisi de çok ciddi tahribat görmüştür. Türkiye'nin artık bir hukuk devleti kimliğini taşıdığını söylemek inandırıcılığını yitirmiştir.

BAROLAR OLMAZ DEDİ

- Yaşadığımız olaylar, gerçekleşme biçimi açıkça ortada. Kısa bir süre önce 74 tane barosu, içlerinde AKP yöneticiliği yapmış baro başkanları var. Bir araya geldiler ve böyle iş olmaz, bu kabul edilebilir değildir, bu Türkiye'nin hukuk standartlarına uymaz dediler.

- Bunu Türkiye'nin hukukçuları söylüyor. Hukukçu –kimliğinin gereği olarak bunu söylyüor. Türkiye'de hukuk devleti uygulamasının çok net bir biçimde gündemden düşmekte olduğu açıkça ortada.

- Türkiye'nin AİHM'de yılllarca temsilciliğini yapmış Rıza Türmen, bu yapılan işlerin hukuka sığmadığını söylüyor.

- Ucu açık iddianame olmaz. Sanıktan delile gidilmez. Önce insanı alıcaksın, yahu buna bir bakacaksın, yok mu bir açığı diyeceksin. Tuttuğun suçlu olduğuna tek taraflı olarak hüküm verdiğin insanların hiçbir zaman sınırına tabi tutulmadan, iddianamesini bile hazırlamadan, hayatından ailesinden toplumundan koparılmasına göz yumacağız ve çağdaş hukuk anlayışı içinde bu doğal karşılanacak.

KÖŞK'E ERGENEKON TEPKİSİ

- Sen sıkışınca Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne çağıracaksın.

Bu olayların sorumlularını aynı masada buluşturacaksın, sonra bunu unutmamızı sağlayacaksın.

- Yolsuzluğun bir devlet hakine dönüşmüş olması, dokunulmazlığın arkalarına saklanmalarıyla Türkiye artık bir hukuk devleti ve çağdaş bir demokrasi olmaktan hızla uzaklaşmaktadır.

- Ne kaldı elde? Laiklik, sosyallik, hukuk devleti ce demokratiklik. Çeyrek porsiyon demokrasi, yarım porsiyon hukuk devleti, Allah ne verdiyse sosyallik ve laikliği tamamen bir kenara bırak.

Böyle bir devlete dönüşüyoruz. Çok üzüntü verici saptamalar bunlar biliyorum ama olay bu.

BU GİDİŞ İYİ BİR GİDİŞ DEĞİL

- Bunu söyleyecek bir cesarete ihtiyaç var. Bu gidiş iyi bir gidiş değildir.

Türkiye'nin 85 yıllık o büyük tarihinin ulaşması gerektiği nokta kesinlikle bu değildir. Bunu kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.

- Türkiye sürekli bir darbe mazur görülebilecek, yaşanan uygulamalara muhatap olacak ve bunları önemsemeden biz yaşamımıza devam edeceğiz bunu kabul etmiyorum.

Bu yanlışlığın bir yerden dönmesi lazım. Bütün bu yanlışların döneceği bir mahkemeyi arıyoruz.

GÖZALTINA ALINANLARIN ORTAK NOKTASI

- Öyle bir mahkeme var mı yok mu bilmiyorum. Ama önümüzde seçim var. Seçim bu anlamda bütün bu yanlışların değerlendirileceği bir mahkeme olacaktır.

Bu dalgaların altında bunun altında kalmayacaklardır. Acılar çekeceklerdir ama bu acıların o insanların haysiyetine şerefine hiçbir zaman vereceğine inanmıyorum.

Bu insanların ortak noktası bu gidişi reddetmek.

- Çok kritik bir noktada bulunduğumuzu ve sessiz kalmanın sorumluluğunu hiçbirimizin üstlenemeyeceğini ifade etmek istiyorum.

Bu insanların hesaplarını en güzel şekilde vereceğine inanıyorum.

- Bu tutuklamada gözaltına alınmış insanlar, sendikacılar, aydınlar, yorumcular, araştırmacılar.. Gerçekten Türkiye'ye yakışmayan bir olay.

Bunların cevabını yerel seçimlerde vereceğiz.

SON DALGADAKİ ADAYLARIMIZ

- Bu son dalgadaki adaylarımızı sizlere sunuyoruz.

Aday belirlemek güç bir iş. Her seçme tartışma götürmez bir biçimde bir yanlışı da içerir. Seçme sorumluluk taşır. Her seçmenin yüklediği bir sorumluluk vardır. Hayat sürekli seçme kararlarının birbirini takip ettiği bir süreçtir.

- Bu dönemde de partimizin yetkili organını oluşturan arkadaşlarımız onlara yardımcı olan bütün partililerimiz, içinde bulunduğumuz dönemde en doğru kararları almaya çalıştık.

Her birinin önemini değerini göz önünde bulundurduk ama mutlaka bir kişiyi belirlemeliydik.

- Bu sürece katılmış ve aday olarak ismi belirlenmemiş olan bütün arkadaşlarıma, CHP'ye destek verdikleri için teşekkür ediyorum.

Seçilememiş arkadaşlarım, partimizin temel unsurları olarak devam edecek. Seçilenlerde sorumluluk üstlendiklerini, herkes adına görev yapmaya devam edecekler.

ADAYLARIMIZ NASIL OLMALI

- Önce Türkiye'nin dürüst bir yerel yönetim anlayışına şiddetle ihtiyacı olduğunu hiç unutmadan adaylarımızı belirledik. Bizim adaylarımız önce her koşulda hesabını en iyi şekilde verecek.

Hiçbir şekilde kamu kaynaklarını yanlış kullanmaya yönelmeyecek insanlar olmalıdır. Dürüst siyasetçiler olmalıdır diye düşündük.

- Arkadaşlarımızı seçerken dışlayıcı değil kucaklaştırıcı olmalarını, önemseyerek onları görevlendirdik. Bizim eklediğimiz seçilecek olan arkadaşlarımızın daima temsilcisi oldukları yörenin tüm insanlarına, sahip çıkma sorumluluğu içinde olmalıdır. Hiçbir ayrımın içine girmemelidir. Bunlar kafalarında taşımamalıdır.

- Çünkü Türkiye'nin toparlanmaya ihtiyacı var.

- Arkadaşlarımızın Türkiye'nin sosyal demokrat belediyeciliğinin bayrağını tekrar dalgalandırmalarını, halkımızın önüne koymayı bekliyoruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*