CHP Lideri Deniz Baykal'dan, Tuncay Özkan'a destek

CHP Lideri Deniz Baykal'dan, Tuncay Özkan'a destek.20589
  • Giriş : 04.06.2008 / 12:17:00
  • Güncelleme : 04.06.2008 / 14:20:52

Kanaltürk'ü sattığı için eleştirilen Tuncay Özkan'a CHP lideri Baykal sahip çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Baykal, YSK Başkanı’nın ‘Erdoğan yasaklı olsa da bağımsız milletvekili olabilir’ sözlerini çok yadırgadığını söyledi. CHP lideri, Anayasa Mahkemesi’nin karar verirken ortaya ‘güvenilir bir içtihat’ koymasını istedi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ‘telekulak’ skandalının patlak vermesinin ve Önder Sav’ın telefon kayıtlarına ilişkin Turkcell’den de Telekom’u teyit eden 44.06 dakikalık görüşme kayıtlarının açıklanmasının hemen ardından ilk özel demecini AKŞAM’a verdi. Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut, Ankara Temsilcisi İsmail Küçükkaya ve CHP Muhabiri A. Rezzak Oral'la TBMM'deki makam odasında görüşen Baykal şunları söyledi:

VALİ GELİYOR, VAKİT ARIYOR: Bu olayda dinlemenin yapıldığı bir teyp var mı, varsa incelenmesi lazım. Arkadaşlarımız yargı aşamasında bunu talep edecek elbette. Olay şudur: İki kişi konuşuyor, telefon da ortada duruyor. Her şey net bir şekilde kayda alınıyor. Garip bir olay. Bakın Vali, Önder Bey’e saat 10.00’da geliyor, 10.03’te de Vakit arıyor. Garip değil mi bu?

O ADAMI KOYMA KARDEŞİM: Konya’daki köylüyü de, ihaleye girecek işadamını da, gazeteyici de, yargıç-savcıyı da izleyeceksin. Hem de nasıl? Başkanını bizzat Başbakan’ın atadığı bir birimle. Aslında ben de üzülüyorum. Benim amacım cemaat bağını sorgulamak da değil. Ama ya bu kadar önemli bir biriminin başına da böyle birini koyma kardeşim, bunu da yapma.

2008’DE 1984: (“Buradan nasıl çıkılır” sorusuna karşılık) Kamuoyunu tatmin edecek şeffaflık sağlanırsa buralardan çıkılır. Bunlar totaliter rejimlerde olabilecek şeyler. Üstelik korkunç teknolojik imkanlar da var artık. Bir bakıma George Orwell’in ünlü 1984’ünü biz 2008 dünyasında yaşıyoruz. AKP iktidarı Orwelvari bir dünya kuruyor.

YSK BAŞKANINI YADIRGADIM: YSK Başkanı’nın, henüz Kurul’un önüne gelen bir konu yokken AKP’nin olası kapatılmasına karşın Başbakan Erdoğan’ın siyasi yasaklı olması durumu ile, bir ara seçimde yeniden bağımsız milletvekili olabilmesi üzerine basına bizzat ‘Sorun yok’ yönünde görüş belirtmesini çok yadırgadım. Ortada açıklama yapmasını gerektiren bir durum yokken, Anayasa Mahkemesi’nin ne karar vereceği bilinmezken, kurul üyeleri ile istişara etmeden yorum yapması ve YSK’nın ne karar alacağına yönelik açıklamalar yapması kurulun tarafsızlığı anlayışına da aykırıdır.

BANA SÖZ DÜŞMEZ: Kapatma davalarından sonraki siyasi yasaklamalar çok tartışmalı konudur. Anayasa Mahkemesi’nin tezleri var, ‘Siyasi yasağa giren birisi artık vekil olamaz’ diyenler var, bunu Sabih Kanadoğlu’ndan önce diyenler de oldu.

Dışarıdan söz düşmez; onlar daha iyi bilir. Anayasa Mahkemesi’nin karar verirken, YSK’nın da konu önüne gelirken bir güvenilir içtihadı ortaya koymasına ihtiyaç vardır. Bir hukukçu olarak elbette benim de diyecek şeylerim vardır, ama müsaade edin burada bana söz düşmesin.

ERDOĞAN VATANDAŞ OLSUN DA GÖRELİM: Ben Başbakan’a sert olmaktan çok ona yanıt verme durumunda kalıyorum. Siyaset bir konjonktür işidir. Meclis’in yetkisini kullanabileceği bir siyasi aritmetik tablo da oluşabilir. Başbakan’ın dokunulmazlığı kalktığında, normal vatandaş olduğunda siyasi hesap verme konusunu göreceğiz. (“Kapatma bu süreci başlatır mı” sorusuna) Onları bilemem; bildiğim şey şu ki, siyasetçiler de günü geldiğinde hesap verir.

DİYARBAKIR KRİTERİ: Devlet kimliğe bakamaz, sorgulayamaz. Elbette herkes ana dilini öğrenecek, konuşacak, yayın yapacak. Irak gibi bu tuzağa düşmeyelim. Senin ayrı kimliğin benim başımın tacı; ama etnik temelde siyaset ayrışmadan başka şeye yaramaz.

DEMİREL GAP’I GAPTIRMADI: GAP aslında bir barış projesidir. (“Demirel GAP’ı gaptırmam derdi” hatırlatması üzerine) Aslında gaptırmadı da. Çünkü bunlar 2004 yılından bu yana kaynak aktarmıyorlar. Şimdi sanki sıfırdan bir proje açıklıyorlarmış gibi hava yaratıyorlar. Olsun yine de bitirirlerse ondan da memnuniyet duyarız. Yap bitir kardeşim, sen yapmazsan ben gelip yapacağım. Olay bu.

Kanaltürk’e kimi atamışım söylesinler

BAYKAL, dün Star gazetesinde çıkan Tuncay Özkan zamanında Kanaltürk’ün yüzde 40’ını CHP’nin aldığı haberi için şöyle konuştu: “Kanaltürk’le yaptığımız hizmet sözleşmesinden hukuken hiçbir sorun çıkmaz. Ortaya atılan iddiaların hiçbir ciddi tarafı yoktur. Bunlarla gündem de değiştirilmez. Daha sonra Kanaltürk’ü alan satan belli. Bize bir şey soran yok. Alanlar bizi arayıp ‘Ya sizin burada payınız varmış’ diye sormuş değil. Hizmet sözleşmemiz tamamen yasal. Kanaltürk’ün satılması ayrı konu. Sanıyorum kuşatıldı, bunaltıldı, çaresizlik içinde satmak zorunda kaldı. İktidara yakın gruba satmayı o da (Tuncay Özkan’ı kastediyor) istemezdi herhalde. Bizim İcra Kurulu Üyesi atadığımız iddiası varmış. Bir söylesinler bakalım kimi atamışım ben de bileyim.”

Istihbarat tarikat yuvası

Türkiye’de 70 milyonun izlendiğini öne süren Baykal: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na sadece Başbakan’ın talebiyle atama yapılıyor. 5 bin kişinin dinlediği muazzam bir sistem Başbakan’ın kontrolünde oluşturulmuş. Başına da bir emniyetçi atanmıştır. İstihbarat Daire Başkanı’nın cemaat ilişkisi var. Koca Türkiye bir cemaate teslim edilebilir mi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye’de 5 bin kişinin “dinlediği” muazzam bir dinleme sistemi bulunduğunu söyledi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda cemaat örgütlenmesi bulunduğunu öne süren Baykal, partisinin grup toplantısında şöyle konuştu:

TEKNOLOJİYLE BAŞA ÇIKAMAYIZ: (Vakit’in Önder Sav-Vali Serindağ diyaloğunu yayımlaması üzerine) Bu militan gazetenin CHP’yi ve Genel Sekreteri gündeme taşımayı istediği günlerde telefon çalıyor. Genel Sekreter tek kelime bile demeç vermemeye özen gösteren biri. Ama ondan 44 dakikalık bir konuşmayı ele geçiriyorlar, ortadaki telefondan aldıklarını söylüyorlar. Biz bundan kuşku duyuyoruz. Bir defa telefonlar kapalı olsa dahi açıkmış gibi izlenebiliyor, dinlenebiliyor. Dışardan sizin farkına varmayacağınız şekilde size bir mesaj yükleniyor. Siz kapalı tutsanız dahi o cep telefonu bir mikrofon gibi konuşmanızı o merkeze aynen intikal ettiriyor. Günün teknolojisi bu.

GAZETECİLERE SORARIM: Gazetecilere soruyorum: Siz hiç sizin görüşmek istediğiniz biriyle bu şekilde görüştünüz mü? Dinleme fırsatını bu biçimde bulabildiniz mi? Düşünsenize bu tarihi şans ilk kez bu gazeteye nasip oluyor. 44 dakika tek kelimesi kaçırılmadan kayda geçiriliyor. Önümüzdeki dava süreci içinde bu teybe alınan konuşmanın kaydı herhalde gazeteden istenecektir.

5 BİN KİŞİ 70 MİLYONU İZLİYOR: 2005 yılında kabul edilen yasayla Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kuruldu. Bu kuruma sadece Başbakan’ın talebiyle atama yapılıyor. Kurumun teknik birim başkanlığına da özel bir atama yapılıyor. Burada 5 bin kişinin dinlediği muazzam bir dinleme sisteminin Başbakan’ın kontrolünde oluşturulduğu ortaya çıkmıştır. Başına da bir emniyetçi atanmıştır. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda cemaat kadrolaşması var. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na getirilen kişi Yargıtay cemaat bağlantısı kararını onayladıktan sonra oraya atanmıştır. Teknik birimin başkanlığında aynı cemaate mensup olduğu bilinen bir başkası var. İkisinin de cemaat bağlantısı mahkeme kararıyla netleşmiştir. Türkiye’de 70 milyon vatandaş izleniyor ve bunu öngören karar yürürlükte.

Laikliği benimsemeyenler en tehlikeli yerde oturuyor

BAYKAL, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda söylediği “Türkiye’de Müslümanlar da baskı altında” sözleri için şöyle dedi: “Acaba bunu söyleyen kişilerin kafasındaki İslamiyet ile ülkedeki 70 milyonun hiçbir şikayeti olmadan yaşadığı İslamiyet arasında çok büyük fark mı var? Sorun laiklikle ilgili. Şikayetçi oldukları her konuyu takip edin, iş laiklik konusuna, anayasaya gelir dayanır. O laikliğin, İslamiyet’in güzelliği, Türkiye’nin bu noktaya gelişinin güvencesi, demokrasinin teminatı. Başbakan, iç dünyasındaki zihniyeti, modeli, Türkiye’ye dayatmaya çalışıyor. ‘Laikliği milletimiz benimsemiştir’ diyor. Laikliği benimsemişse, bu tartışma nereden çıkıyor? Laikliği benimsememiş de birileri var, o birileri de maalesef en tehlikeli yerlerde bulunuyorlar.” Baykal, Erdoğan’ın ‘Yalancı çoban’ sözlerine de “Ben hiçbir şeyden kaçmadım ama sen geçmişinden kaçıyorsun. Bana yalancı diyorsun, senin yalancılığın mahkeme kararıyla kanıtlandı” diye yanıt verdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious