CHP'ye farklı bir önerge tavsiyesi

CHP'ye farklı bir önerge tavsiyesi.7997
  • Giriş : 20.05.2008 / 20:59:00

ATV-Sabah'ın en iyi değerden satılmasına öncelik verildiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren 'İhale şeffaf bir şekilde yapılmıştır' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, ATV-Sabah'ın en iyi değerden satılmasına öncelik verildiğini, ihalenin şeffaf ve kurallara uygun şekilde düzenlendiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin ATV-Sabah'ın satışıyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde Hükümet adına konuşan Ekren, gerekçede belirtilen veri ve bilgilerin, sürece dahil ilgili taraflarca yapılmış açıklamalardan derlendiğini, kavram yanlışlıkları, teknik ve finansal bilgi eksikliğinin gensorunun kalitesine gölge düşürdüğünü belirtti. Ekren, Gerekçede sübjektif değerlendirme ve hükümlerin büyük ölçüde yer aldığını bildirdi.

Gensorunun ana konusu bankacılık olduğu için sektördeki gelişmeleri milletvekilleriyle paylaşma isteğini dile getiren Ekren, banka ve banka sisteminin düzenlenmesi, denetimi ve denetim sonuçlarının karar bağlanmasında yaklaşımın değiştiğini, bağımsız otoritelerin kurulduğunu, AK Parti hükümetleri döneminde çıkarılan yasayla otoritelerin güçlerinin artırıldığını anlattı. Ekren, Kamu bankalarında görev zararı uygulamalarına son verildiğini, bu bankaların faaliyet alanı ve mali durumlarının yeniden yapılandırılması sürecinin de tamamlandığını ifade etti.

Düzenlemeler ile idari ve adli cezalar arasında ilişki kurulduğunu,müeyyidelerin artırıldığını belirten Ekren, şöyle konuştu:

''Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de Türk banka sektörünün uluslararası boyutudur. İçeride kurumsal kimliklerdeki ve organizasyonlardaki artışlar yanında, uluslararası bankacılık işleminin artıyor olması, Türk banka sektöründe eskiye oranla daha iyi konuma gelindiğini de göstermektedir. Bu sayede ekonomik faaliyetin finansmanına da önemli katkı sağlamaya başlamışlardır. Bankacılık sektörünün performansının artışında elbette bankalardaki özerklik ve yetkinliğin dışında, ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanmış olmasının da özel bir önemi vardır. Temel büyüklükler açısından bakıldığında bütün bilanço kalemleri ciddi şekilde artış göstermiş, ama bu gensoruda özellikle üzerinde durulan kredi riski, sorunlu krediler önemli ölçüde durmuş ve aktif kalitesi de ciddi oranda artmıştır.''

Ekren, İMKB 100 ve 30 endeksinde yer alan bankaların sektör paylarının nereden nereye geldiğinin de önemli olduğuna işaret ederek, İMKB 100'de kamu bankalarının ağırlığının yüzde 5.30, özel sektörün 32.79, İMKB Ulusal 30 endeksinde ise bu oranlar yüzde 7.06 ve 42.33 olduğunu kaydetti.

''İHALE ŞEFFAF VE KURALLARA UYGUN DÜZENLENMİŞTİR''

Ekren, Türk banka sektörünün şu anda bulunduğu konumun net toplam aktiflerin GSYİH'ya oranı ve kişi başına toplam aktif açısından bakıldığında Avrupa ortalamaları da gözönünde bulundurulduğunda önünde ciddi bir potansiyel olduğunu ifade etti.

ATV-Sabah'ın yönetiminin TMSF geçişi, satış süreci, satış sürecinin ertelenmesi, ihaleye tek teklifin gelmesi, ihaleyi kazanan firmaya ödeme için süre verilmesi ve kazanan firmanın yabancı ortak alması gibi konularda özel kanunlarda belirtildiği şekilde karar alma ve uygulamada bağımsız olan TMSF tarafından yürütüldüğünü ve tamamlandığına işaret eden Ekren, ''Bu süreçte söz konusu ekonomik bütünlüğün en iyi değerden satılmasına de öncelik verilmiştir. İhale şeffaf ve kurallara uygun şekilde düzenlenmiştir'' dedi.

CHP'YE ELEŞTİRİ...

Gensoruda adı geçen devlet bankalarının uygulama süreçlerinin de özel bankalardakine benzer bir yapı taşıdığını belirten Ekren, kamu bankalarının performanslarının son 5 yılda özel bankalara yaklaştığını, bunda özerklik yetkinlik ve kredibilitenin de özel bir yeri olduğunu verilerin ortaya koyduğunu anlattı.

Ekren, kamu bankalarının özel bankalar gibi özerk ve yetkin bir çerçeve içinde banka karlılığını ve bankaların sermaye yeterliliğini dikkate alan bir düzenleme içinde faaliyette bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Gensoruyu sunan Anamuhalet partisinin, piyasa payı oldukça yüksek bir özel bankanın en üst düzey yönetiminde temsilcilerinin bulunmasına rağmen fon kaynak ve kullanımı sürecinde, risk ve getiri dengesini belirlemede bankaların son dönemlerde kazandığı yönetim yetkinliğiyle denetime ilişkin yasa, yönetmelik, kural ve prensiplerden habersiz davranmasının, kurumsal bilgi, birikim ve tecrübeyi önergeye yansıtmamasının temsil görev ve yetkisi olan alanlarda, kurumsal ve siyasi sorumluluk sürecinden uzak olduğunu göstermiştir.

Son 5 yılda ülkenin geçirdiği normalleşme ve düzelme sürecinde işleyen piyasa ekonomisinin kurumlaşma düzeyinin farkındalığının da söz konusu olmadığını gösteren 2002 öncesi dönemin paradigmaların geçerli olduğu alışkanlık ve düşüncesi ışığında hazırlanan bu gensoru için geçmiş dönemlerin örneklerinin tekrar sorgulanmasına, bunların hatırlanmasına vesile olacağı için de teşekkür etmek lazım. Büyük bir özel bankanın fon kaynak ve kullanım sürecini gensoruyu arz ve teklif eden anamuhalefet açısından değerlendirilmesini bir kez daha gündeme getirmeyi hükümet etme ve devletimizi yönetme ciddiyetimize bağdaşmıyor.''

''NORMALLEŞME VE DÜZELME ADIMLARI...''

Siyaset, ekonomi ve finans ilişkilerinin gerekçe gösterildiği gensorunun TBMM'ye sunulması ve bu konuda geçmiş dönemlerde olanları hatırlamadan siyaseti ön plana çıkartan konuşma ve açıklamaların yapılmasının, partilerin rol ve fonksiyonunun, toplum kesimleriyle ilişkilerinin yeniden değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Ekren, hepsinden önemlisi içselleştirilememiş işlevsel ve kültürel değişim ve dönüşüm sorununun yaşanmakta olduğunu da gösterdiğini söyledi.

Ekren, 58, 59 ve 60. hükümetlerin, milli iradenin oluşumunu sağlayarak demokratik devlet ve toplum düzeni içinde Türkiye'yi çağdaş, muasır medeniyet seviyesine çıkarma amacını, faaliyetini, çabasını, hedeflerini genel bir perspektifle vizyondan uzak, kendi kısmı bakış açısıyla sekteye uğratmanın, geciktirmeye çalışmanın Türkiye adına sadece ekonomik kaygılardan dolayı değil siyaseten de doğru olmadığını dile getirdi.

AK Parti iktidarında 2003-2007 yılları arasında Türkiye'nin ekonomik açıdan normalleşme ve düzelme konusunda önemli adımlar attığını ifade eden Ekren, kendi imkan ve kaynaklarının farkındalığını artırdığını, girişim ve kendine güven duygularını da güçlendirdiğini söyledi.

''KAPTANIN SÜREKLİ DİKİZ AYNASINA BAKMASI...''

Özellikle etkin politika ve strateji geliştirmenin, vatandaşa güçlü bir perspektif sunmanın, kaptanın sürekli dikiz aynasına bakması ile değil önüne ve geleceğine odaklanmasıyla mümkün olabildiğinin, Türk halkının hafızalarından silinmeyecek bir şekilde ortaya konduğunu, gelinen bu seviyenin oluşmasında gerekli politika ve uygulamaların Başbakan Erdoğan'ın liderliğinde şekillendirildiğini söyleyen Ekren, şunları kaydetti:

''Tarihini, bilgi birikimini ve tecrübesini her zaman ön plana çıkartan, değişik dönemlerde iktidar görevi üstlenmiş CHP'nin, TBMM'de şu andaki rol ve fonksiyonunu farklı neden ve gerekçelerle de olsa değişik bir zemine oturtan anlayışını ve yaklaşımını siyasi hayatımız ve kültürümüz, siyasi sermayemizin kalitesi bakımından son derece ilginç ve detaylı şekilde değerlendirilmesi gereken farklı bir aşama olarak görüyorum. Özellikle bizlerin milletin vekilleri olarak farkında olmamız gereken en önemli husus, ülkemizdeki seçmen kitlesinin oldukça hızlı öğrenen ve doğru teşhislerde bulunan önemli bir siyasal aktör konumunda olduğudur. Bu vesileyle iktidar partisinin anamuhalefet partisi için TBMM'ye bu konularda özel bir gensoru vermesinin daha uygun ve şık olacağını da ifade etmek isterim. Ülkemizin son yıllarda yaşadığı ekonomik ve siyasi değişim ve dönüşümü, ilgili kurumların, otoritelerin hassasiyetini, dürüstlüğünü, görev yetki ve sorumluluk bilincini ihmal eden bir yaklaşımla hazırlanmış bu gensoruyu takdirlerinize arz ediyoruz.''

Ekren'den sonra sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'nin PAOŞ ihalesiyle ilgili sözlerine yanıt verirken, CHP olarak İş Bankası'nda sadece temsil görevi yaptıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''POAŞ ihalesinde CHP'yi hortumlamakla suçluyorsanız...Siz iktidarsınız, bizden bunun hesabını sormazsanız namertsiniz. Ama biz söz veriyoruz bunun hesabını soracağız'' dedi.

Konuşmaların ardından gensorunun gündeme alınması reddedildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious