'CHP’ye yargı şefkâti'nin çetelesi

'CHP’ye yargı şefkâti'nin çetelesi.10888
  • Giriş : 11.11.2008 / 13:57:00

Özellikle kritik davalarda hep CHP’nin görüşü yönünde kararlar alan yargı; bu partiye yönelik suç duyurularını ve incelemeleri bir türlü sonuçlandırmıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


'CHP'ye yargı şefkâti'nin çetelesinin Vakit gazetesi tuttu.

EBERT'LE İLİŞKİ SONUÇSUZ!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı iddialarını gündeme getirdiğimiz CHP hakkında Eylül ayının son haftasında başlattığı incelemeyi, üzerinden bir buçuk ay geçtiği halde hala sonuçlandırmadı.

KANALTÜRK VE CHP

Belgesel program karşılığında CHP tarafından ulusalcı Kanaltürk televizyonuna verildiği iddia edilen yaklaşık 4 milyon YTL'nin sadece 1 Milyon YTL'sinin kayıt altına alındığı gerekçesiyle Maliye Bakanlığı suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak bu hesapta herhangi bir aksaklık tespit edilmedi. CHP'nin “reklâm” amacıyla Kanaltürk'e aktardığı 5,5 milyon dolar ve karşılığında teminat olarak hisse almasına rağmen Anayasa Mahkemesi “Usulsüzlük yok” dedi.

AYM SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU AMA…

Anayasa Mahkemesi, CHP'nin 1998, 2004, 2005 ve 2006 yılı hesaplarında “usulsüzlük” belirledi. Yüksek mahkeme, parti yöneticileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Yüksek Mahkeme, “1998 yılı hesaplarında 35 milyar 386 milyon 533 bin 328 Lira'nın, 2004 yılı hesaplarında 267 bin 860 YTL 57 YKr, 2005 yılı hesabında 161 bin 620 YTL 2 YKr, 2006 yılı hesaplarında ise 465 bin 660 YTL 10 YKr gider karşılığı usulsüzlük” belirledi. Mahkeme, bu miktar karşılığı parti mal varlığının Hazine'ye gelir kaydedilmesine karar verdi. Yüksek mahkeme, usulsüz harcamalarla ilgili olarak parti sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasını da kararlaştırdı.

ÇATIŞMA ÇIKAR SONUÇSUZ!

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili devam eden yargılama sürecinde, “yargı süreci ve yargının vereceği kararın olumsuz olması halinde çatışma çıkacağı ve bu çatışmanın toplumun tümü için tehlikeli olacağını” beyan etmesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 277. maddesini açıkça ihlal ettiğini vurgulayan avukatlar ve sivil toplum örgütlerinin yaptıkları suç duyuruları da yine sonuçsuz kaldı. Bu sözlerinden ötürü Baykal hakkında 2007'nin Nisan ayında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Öğretmen Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, “Üzerinden bir yıl geçti. Hiçbir sonuç çıkmadı. Takipsizlikle sonuçlanmışsa bu bile bildirilmedi. İncelemenin gerektiği gibi yapılmadığı şüphesi içerisindeyiz” dedi.

HESAP USULSÜZLÜĞÜ NE ALEMDE

Anayasa Mahkemesi Haziran ayı içinde CHP'nin 1998, 2004, 2005 ve 2006 yılı hesaplarında "usulsüzlük" belirledi. "1998 yılı hesaplarında 35 milyar 386 milyon 533 bin 328 Lira'nın, 2004 yılı hesaplarında 267 bin 860 YTL 57 YKR 005 yılı hesabında 161 bin 620 YTL 2 YKR 2006 yılı hesaplarında ise 465 bin 660 YTL 10 YKR gider karşılığı usulsüzlük" saptayan AYM; usulsüz harcamalarla ilgili olarak parti sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu suç duyurusuyla ilgili ne yaptığı da bilinmiyor.

AFİŞ OLAYINDAN SES SEDA YOK

Özgür Eğitim-Sen'in, CHP'nin 32. Olağan Kurultayı için hazırlattığı afişlerle ilgili olarak bu parti hakkında yaptığı suç duyurusunun akıbeti de belli değil. Söz konusu afişte, Deniz Baykal fotoğrafının üstünde "Çekil aradan. Din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim…" ifadesi yer alıyordu.

Özgür Eğitim-Sen, Nisan 2008'de bu sözlerle laiklik ilkesinin ihlal edildiğini belirterek, yasal girişimde bulunmuştu. Özgür Eğitim-Sen'in 24 Nisan'daki başvurusunu inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Sicil Bürosu, dilekçenin kabul edilmesine ve içeriğinin değerlendirilmesine karar verdi. Ancak başvurunun üzerinden 7 ay geçmesine rağmen konuyla ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan henüz bir açıklama gelmiş değil.

DERİN İLİŞKİNİN İSBATI

CHP'nin yargıya intikal ettirdiği davalar, suç duyuruları ise hemen sonuçlandırılırken, önemli bir bölümünün bu partinin görüşü yönünde karara bağlandığı gözleniyor. Şu ana kadar, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvurularla ilgili 62 karar alındı. Bu kararlardan 49'u CHP'nin talebi doğrultusunda. 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana CHP tam tamına 122 kere yasa ve anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi'ne götürürken, 49'unda istediği kararı aldırdı. CHP'nin 60 başvurusu ile ilgili inceleme devam ederken, sadece 13 başvurusu Yüksek Yargı tarafından kabul edilmedi.

SORULARIMIZA CEVAP YOK

Ancak başvuru sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ne yaptığı bilinmiyor. Bu yöndeki sorularımız ise cevapsız bırakılıyor. Söz konusu suç duyuruları sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bugüne kadar hangi işlemleri yaptığını öğrenmek için aradığımız Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu ve vekili Mehmet Çavuşoğlu'nun sessiz kalmaları dikkat çekti. Boyrazoğlu'nun sekreteri, “Başsavcı şehir dışında. Sorunuzu iletiriz” derken, Çavuşoğlu'nun sekreteri ise, “Şu an makamında yok. Sayın savcı geldiğinde aradığınızı ve kendisine ilettiğiniz sorunuzu hatırlatırız” cevabını verdiler.

BAŞVURU SAHİPLERİ YARGININ TAVRINA TEPKİLİ

Baykal'ın “Çatışma çıkar” sözlerini ve “Çekil aradan. Din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim…” afişlerini yargıya taşıyan Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, başvurularının kabul edilip inceleme başlatıldığına dair bilgilendirmenin tarafına yapıldığı ancak aradan çok uzun süre geçmesine rağmen sonuç alamadıklarını hatırlattı. Başvurularının sonuçsuz kalması üzerine 'bilgi' istediklerini ancak aydınlatılmadıklarını da vurgulan Tanrıverdi, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Başvurularımız sonrası, inceleme başlatıldığına dair bilgilendirme yazısı aldık. Fakat ondan sonra bize dönüş olmadı. O konuda hâlâ beklemedeyiz. Yargının başlattığı bir süreci sümen altı etmemesi ve bu işi bitirmesi gerekiyor. Bilgi istedik ancak o da cevapsız kaldı. Dindar olan insanların siyaset yaparken dini alanlardaki özgürlük ihlallerini siyaset dili ile ifade edip yine siyaset içerisinde çözüm aramalarında 'din istismarı ve laiklik karşıtı' olarak değerlendiren yargı din karşıtlığı ile bilinen bir partinin, “Din de bizim” talebini kanaatimizce laiklik karşıtı olarak görmek durumunda. Bir din istismarı sonucuna varması beklentimizdir.”

“KARARLARI YARGIÇLAR DEĞİL, İDEOLOJİ VERİYOR”

Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı iddialarını gündeme getirdiğimiz CHP'yi yargıya taşıyan isimlerden bir tanesi de Hukukçu emekli albay Durmuş Türemen. Başvurusuna cevap alamayan Türemen, “Yapmış olduğum müracaatla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kalemi ile görüştüm. 'Bize yapılan her müracaatı biz değerlendiririz ve ilgiliye mutlaka cevap veririz' dediler. Müracaatların nasıl değerlendirildiğini bilemiyorum ama dün tekrar gittim ve 'Benim müracaatım vardı, cevabı bekliyorum' dedim. Hâlâ bir cevap alamadım. Biz suç duyurularını hiç kimseyi suçlamak için yapmıyoruz. Konu incelensin ve gereği ne ise o yapılsın istiyoruz. Suç duyurusunda bulunduğumuz parti de haklı ise ortaya çıksın, haksız ise cezasına katlansın. Ancak atananların CHP'ye bir borcu mu var, doğrusu bilmiyoruz? Ancak aklımıza sadece bu geliyor. Çünkü onca suç duyurusu hakkında tek cevap yokken nasıl olur da tarafsızlıktan söz edebiliriz. Kararları yargıçlar değil ideoloji veriyor” dedi.

VAKİT

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*