Çiçek: 301 AB ülkelerinde de var

  • Giriş : 31.01.2007 / 00:00:00

Adalet Bakanı Çiçek, TCK’nın 301. maddesinin ’Türkiye’nin ayıbı’ diye nitelendirildiğini ifade ederek, "Bu Türkiye’nin ayıbı ise bu ayıbı taşıyan pek çok ülke var. Özellikle de Avrupa Birliği üyesi ülke var" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cemil Çiçek, Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) Ocak ayı Meclis toplantısına katılarak, oda üyelerine TCK’nın 301. maddesi hakkında bilgi verdi. Çiçek, toplantının basına açık gerçekleştirilen açılış bölümünde yaptığı konuşmada, bilgi edinme yasası kapsamında tüm vatandaşların bilgi edinme hakkı, ülkeyi yönetenlerin de toplumu bilgilendirme görevi olduğuna işaret etti. Toplumda kamplaşmalara imkan veren önemli konuları tartışırken yapılan bazı yanlışlar olduğuna dikkati çeken Çiçek, "Maalesef her konuyu siyasi zemine taşıyoruz. Konu hukuki ise evvela hukukçuların tartışması lazım. Çünkü, hukuki bir konuyu konuyla alakası olmayan ya da yeteri kadar bilgisi olmayan insanlar, şurasından burasından tartışmaya başladığında o hukuki olmaktan çıkıyor, siyasi tartışmaya, ideolojik tartışmaya dönüşüyor" diye konuştu. 301. maddenin ceza kanununda yer alan bir madde olduğunu belirten Çiçek, bunun hukukçular, öncelikle de ceza hukukçuları tarafından tartışılması gerektiğini vurguladı. "Ama herkes konuşuyor, yani bunu gündem maddesi olarak kabul eden herkes konuşuyor da sonuçta nereye geliyoruz ona bir bakmak lazım" diyen Çiçek, şöyle devam etti: "Evvela denildiki ’bu 301. madde, Türkiye’nin ayıbıdır.’ Bu Türkiye’nin ayıbı ise bu ayıbı taşıyan pek çok ülke var. Özellikle de Avrupa Birliği üyesi ülke var. Çünkü aynı madde ya aynen ya da ifadeleri değişik olarak, cezaları da değişik olarak, üstelik Avrupa Birliği’nin birinci liginde olan, Avrupa Birliği’nin kurucu ülkelerinde var. O zaman niçin onlara ayıp olmuyor da Türkiye için ayıp oluyor. Halbuki bunu bir ayıp bağlamında, ayıp ifadesi ile tartışmak yerine bunun özünü tartışarak daha uygun bir madde düzenlemesi yapılsa diye bu çerçevede değerlendirmek uygun olacakken, hemen Türkiye bir maddeden dolayı bütün dünyada ayıplı hale geldi. Öylesine de keskin ifadeler kullanıldı ki bu tartışmalar sırasında... İkinci yanlışımızda buradadır." Çiçek, herkesin kendi söylediklerini tek doğru olarak kabul ettiğine dikkat çekerek, hukukta ve sosyal bilimlerde mutlak doğrunun olmadığını, olsa olsa kişisel kanaatlerin bulunduğunu söyledi.

YÜZDE 10 BARAJI

"Ayıp" ifadesinin seçimlerdeki yüzde 10 barajı için de kullanıldığını ifade eden Adalet Bakanı Çiçek, şöyle konuştu:

"Bunun için sayısız raporlar hazırlandı, pek çok makam, mevki, imkan sahibi insan bunun için konuştu. ’Bu yüzde 10 barajı demokrasi için bir ayıptır.

Şöyledir, böyledir.’ Şimdi, dünkü İnsan Hakları Mahkemesi kararından sonra neticeyi tartışmak yerine en azından bu üslubun Türkiye için ne kadar yanlış olduğunu herkesin oturup düşünmesi lazım. Niye yüzde 10 barajı Türkiye’nin ayıbı olsun. Her ülkede baraj var." Çiçek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına, 70’li ve 90’lı yıllarda yaşanan sıkıntılara rağmen, bazı kesimlerin bu durumu hala Türkiye’nin bir ayıbı olarak nitelediklerini belirterek, "Halbuki bunlara bir ayıp, ülkenin çok büyük bir noksanı demek yerine daha yumuşak bir üslup içerisinde söylenebilirken maalesef bıçağımızın her tarafı herkesi kesiyor, her tarafa kesiyor. Bu mahkeme kararını herkesin bir defa daha yeni baştan okumasında ve bundan sonra konuları tartışırken bunlara dikkat etmesinde fayda var" dedi.

Hukuki konuların siyasi zeminde tartışılmasının yanlış olduğunu, bunun herkesin kendi siyasi tavrını, siyasi pozisyonunu, ideolojisini tartışmaya yansıtmasına neden olduğunu ifade eden Çiçek, her türlü konunun bilerek, bilgi sahibi olarak tartışılması gerektiğine işaret etti. Çiçek, şunları söyledi:

"Kendi ülkemizi hiçbir şeyi olmayan, her şeyin kötü gittiği, hiçbir şeyin yapılmadığı, tepeden tırnağa ayıplarla dolu bir ülke görüntüsü olarak ortaya koymak, emin olun Türkiye’ye çok büyük zararlar veriyor. Tavaya sapı elden takarsanız, başkalarını ikna etmeniz, bunların böyle olmadığını dışarıda ikna etmeniz fevkalade zorlaşıyor. Onun için yaşadığımız son üzücü olayları da bu açıdan değerlendirmek ve olabildiğince soğukkanlı, serin kanlı, bir şeye evet ya da hayır derken bunun ülkeye ne getirip ne götüreceğini iyi düşünmemiz gerekir.

Bunu kendimiz için olmasa da çocuklarımız için, torunlarımız için, ülkenin birliği ve dirliği için yapmamız gerekiyor."

"BATI TRAKYA’DA HAK VE ÖZGÜRLÜKLER YOK"

Türkiye’nin kendi iç sorunlarına odaklandığı dönemlerde dışarıdaki gelişmeleri takip edemediğine ve bunlara ilişkin gerekli adımları atamadığına, fırsatları kaçırdığına dikkati çeken Çiçek, şunları kaydetti:

"Bakınız son bir aydan beri maalesef içe döndük. Üzücü cinayetler veya başka bir kısım konular... Mesela şu günlerde de derin devleti tartışıyoruz. Bu derin devlet konusu bugün gündeme gelmedi, zaman zaman bunları tartıştık, konuştuk. Derin devlet konusu bir hukuki kavram değildir. Terminoloji itibariyle siyasi bir kavramdır. Neyi nasıl anladığınıza bağlı olarak vardır ya da yoktur diyebileceğimiz, ideolojinize göre, anlayışınıza göre, siyaseten nerede durduğunuza göre değerlendirme yapılabilecek bir kavramdır. O nedenle biz bunları tartışıyoruz. 301’i konuşacağız, ama bugünkü gazetelere baktım Batı Trakya’da neler oluyor, olup bitenlerden kimin haberi var. Eğer 301 hak ve özgürlüklerle ilgili bir maddeyse Batı Trakya’da senelerden beri hak ve özgürlüklerin h’si de ö’sü de yok.

Buradaki insanlar kendi dini liderlerini seçiyorlar, oradaki Müslüman Türk azınlık kendi müftülerini seçemiyor. İlla da Yunan hükümeti tayin edecek Türk müftüsünü. Sen benim müftümün kim olacağını nereden, neye göre tayin edeceksin.

Anlaşmalara aykırı, insan haklarına aykırı. Neticede uzun bir uğraşı sonucu insan hakları mahkemesi bu usulün doğru olmadığına karar verdi. Bunun bir hak ihlali olduğuna karar verdi. Şimdi orada seçimlerin yapılması gerekiyor. Bu çok önemlidir. Şimdi bize, en ufak bir meselede dünya ayağa kalkıyor. Orada senelerden beri, üstelik de Avrupa Birliği üyesi bir ülkede hak ve özgürlükler aleni çiğneniyor. Buna karşılık ne bir tartışma konusu, ne bir haber konusu, ne de bizim sivil toplum örgütlerimizin gündeminde de olan bir madde. Böyle bir konu yok. Şimdi bu Türkiye’yi ilgilendirmiyor mu. Aynı şey başka ülkeler için de geçerli." Çiçek, Kuzey Irak’ta da önemli gelişmeler yaşandığını, ancak Türkiye’nin içine kapanarak başka konularla meşgul olduğunu söyledi.

Demokratik ülkelerde her türlü konunun tartışılabileceğini vurgulayan Çiçek, ancak öncelik sırası oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Adalet Bakanı Çiçek’in konuşmasının ardından meclis toplantısı basına kapalı sürdü.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious