Çiçek: AB'nin PKK'yı kabul etmesi 20 seneyi aldı

Çiçek: AB'nin PKK'yı kabul etmesi 20 seneyi aldı.10525
  • Giriş : 09.11.2007 / 14:56:00
  • Güncelleme : 27.03.2010 / 02:33:31

Çiçek, terör konusunda Avrupa ülkelerinin çok duyarsız kaldığını, 20 senede PKK'yı kabul ettiklerini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, terör konusunda Avrupa ülkelerinin çok duyarsız kaldığını, Avrupa Birliği üyeliği konusunda Türkiye'nin lütuf istemediğini söyledi.

Çiçek, Türkiye'de en önemli gündemin PKK terör örgütü olduğunu, Avrupa Birliği'ne ve 'dost' olarak nitelendirdiği ülkelerin, PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmelerinin 20 seneyi aldığını vurguladı.

Avrupa Birliği Karma İstişate Komitesi'nin (KiK) 23'üncü toplantısı bugün Sapanca'da başladı. Sapanca Richmond Otel'de gerçekleştirilen Türkiye- AB Karma İstişare Komitesi toplantısına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk- İş Başkanı Salih Kılıç, Türkiye AB Karma İstişare Komitesi eşbaşkanı ve Türkiye Ziraat Odaları Başkanı Şemsi Bayraktar, AB-Türkiye Karma İstişare Komitesi 1'inci Grup eşbaşkanı Bryan Cassıdy ve çok sayıda yabancı delegasyon ve sivil toplum temsilcileri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan ve terör konusuna değinen Cemil Çiçek, terör örgütünün hak ve özgürlükler açısından insanlık suçu işlediğini söyledi. Çiçek, “Hak ve özgürlükler insanlar içindir. Hayatı şu veya bu şekilde söndürülmüş ve sona erdirilmiş insanlara hiçbir hak ve özgürlük lazım değildir. Söylemek istediğim terör olaylarıyla ilgilidir. Eğer insanlar bu tarzda vahşi saldırılar sonucu, silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybediyor. 2 yaşındaki bebek, 80 yaşındaki yaşlılar, hamile kadınlar hayatlarını kaybediyorlarsa, bu hayatlarını kaybeden insanlara ne seyehat özgürlüğüne, ne ifade özgürlüğüne, ne kişisel hak ve özgürlüklere ihtiyaç vardır. İş o noktada bitmiştir” dedi. Cemil Çiçek şöyle devam etti:
“Dolayısıyla bugün 21'inci Yüzyıl'ı demokratik değerlerin en çok vurgu yapıldığı bir yüzyıl olarak mütalaa ediyoruz. Buna inanıyoruz. Türkiye olarak böyle önemli konulara vurgu yapılırken, en büyük tehdit teşkil eden terör karşısındaki insanlığın aymazlığını, kararsızlığını hatta samimiyetsizliğini, hatta ikiyüzlülüğü anlamak da mümkün değildir. Bir taraftan hak ve özgürlükleri, öbür tarafta bir insanlık suçu Ükemizde, bölgemizde ve bütün dünyada işlenirken bu konuda samimi bir kararlılık ve tutarlılık iyi işleyen bir mekanizma söz konusu değildir. Tabiatıyla kendi ülkemiz söz konusu olduğunda bugün AB'nin kabul ettiği Türkiye içinde de kan akıtmış, can yakmış birçok insanın ızdırabına neden olmuştur. İki tane örgüt Avrupa Birliği listelerindedir. Bunu memnunuyetle karşılıyoruz. Doğru bir tespittir.”

'AB'NiN PKK'YI KABUL ETMESi 20 YILI ALDI'

Avrupa Birliği'nin PKK terör örgütünü kabul etmesinin 20 seneyi aldığını kaydeden Çiçek, şunları söyledi:

“İki tane serzenişi ifade etmeden geçemeyeceğim. Bu da şudur. Türkiye'de en önemli gündem gazete başlıkları da olmak üzere PKK terör örgütüdür. Malasef AB'li dostlarımızın PKK'yı terör örgütü kabul etmeleri 20 seneyi aldı. Bu nasıl iştir ki bir örgütü Avrupa gibi her türlü teknolojik imkana sahip, her türlü teknik deneyimi olan bir dünya 30 binden fazla insan hayatını kaybettikten sonra terör örgütü olarak kabul edebildi? Acaba burda algılama zafiyeti mi vardır diye kendi kendime soruyorum. Yani bir terör örgütünün terör örgütü olarak kabul etmesi eşittir 30 bin kişinin bu saldırılarda hayatını kaybetmesidir. Birincisi de budur. İkinci ifade etmek istediğim husus ise bir örgütü terör örgütü olarak kabul etmeniz önemlidir. Bundan dolayı teşekkür ediyoruz. Ama bir örgütü terör örgütü olarak kabul etmek yetmiyor. Bunun gereğinin yapılması lazım.”

Çiçek, “Gereği yapılmayan tespit ve kararların bu belaya destek olduğu gibi bir sonuç ister istemez çıkıyor. Çünkü siz onu bir terör örgütü olarak kabul eder ve gereği yapılmazsa, bunlara yayın desteği sağlanırsa, bunlar o ülkelerde her türlü faliyeti serbestçe yapabilirse, her türlü faliyeti, başta uyuşturucu olmak üzere en büyük finans kaynaklarını demokratik ülkelerden, bu ülkelerin demokrasisinin sağladığı imkanlardan temin eder. Gelir bizim ülkede, ya da komşu ülkede kan akıtırsa o zaman o örgütü terör örgütü olarak kabul etmenin ne anlamı var?” diye konuştu.

'4.5 SENEDE HİÇ BiR TERÖRİSTİ ALAMADIM'

Cemil Çiçek, 4.5 yıl Adalet Bakanlığı yaptığı dönemde bir tane terör örgütü üyesini alamadıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Bakınız ben 4.5 yıl Adalet Bakanlığı yaptım. Şu kadar terör örgütü mensubunu istedim. Bana teslim edilen bir tane terör örgütü mensubu gösterilemez. Ama biz bunların nerede olduğunu biliyoruz. İade dosyalarıyla istedik. O zaman suçluların iadesine dair anlaşmanın ne anlamı kalıyor? Ben biliyorum ki Avrupa Birliği'nin temel felsefesi hukukun üstünlügüdür. Hukukun işlediği bir dünyadır. Hukukun önünde de bu türlü uluslararası anlaşmalar var. Onların kaynaklarından, temellerinden bir tanesi bu. Uluslararası sözleşme, suçluların iadesine dair sözleşme, adi suçlar için geç de olsa işliyor. Terör suçları bakımından ben 4.5 senede bir tek teröristi hiçbir ülkeden doğru düzgün alamadım. En sonunda bunlar sığınmacı statüsünde bir çıkış yolu buluyor. Bu ülkede izini tespit ediyoruz. Tam oradan alacakken bir başka ülkeye geçiyor. Köşe kapmaca oynayıp duruyoruz. O zaman üzücü olaylardan sonra gönderilen taziye mesajları bu sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Biz dostlarımızdan, aldıkları kararların arkasında durmalarını istiyoruz. Çünkü terör bir insanlık suçudur. Terörist insanlığa karşı suç işleyen kişidir. Zehirli bir yılandır. 'Bana deymeyen yılan bin yıl yaşasın' Ama o yılan yaşadığı sürece hep birilerini ısırmaya devam eder. O nedenle yaşadığımız son olaylar, hakikaten aldığımız kararlar doğrultusunda durma anlamında son uyarıcı üzücü olaylar diye düşünüyorum.”


'301 BiZE MAHSUS BiR MADDE DEĞİL'

Konuşmasında 301'inci maddeye değinen ve bunun sadece Türkiye'ye mahsus bir madde olmadığını söyleyen Cemil Çiçek, “Bu toplantı vesilesiyle yurt dışından gelen değerli dostlarımıza hükümetimizin Avrupa Birliği'ne bakışını ve bu vesileyle hususları anlatmak istiyorum diyerek” şöyle konuştu:
“Şundan emin olabilirsiniz. 301 kapsamına girmeyen ifade özgürlüğünün tam olarak kullanıldığı bir toplantıdır. İnsan haklarına saygılı olması ve ifade özgürlüğü tam olarak kullanılıyor. 301'lik bir dava da çıkmaz bundan. Herkes emin olabilir. 301'inci madde tabiatıyla hukukçular bilir. Ama bize mahsus bir madde değildir. Bu maddeyi savunduğum için söylemiyorum. Bir hukukçu olarak ceza kanununda düzenleme yaparken, AB ile paralel AB müktesebatına uygun ve Avrupa'da uygulanan ceza kanunlarını esas alarak bir düzenleme yaptık. İleride 'Bu madde sizde neden vardır?' sorusuna muhatap olmamak için. O nedenle Türk delegasyonu rahatlıkla Avrupalı dostalarına şunu söyleyebilir. Bugün ceza kanunundaki hiçbir madde bize mahsus değildir. Benzeri ve aynısı Avrupa ülkelerinde vardır. Uygulamada farklılıklar var. Bu yasadan kaynaklanan bir husus değildir. Netice itibariyle uygulamayla ilgili zaman zaman karşılaştığımız sorunlar değildir. Bunun çok farklı nedenleri vardır. Konumuz bu değil. Ama madem ki uygulamalarda da bu sorunu yaşıyoruz. Bu maddeyi baştan ele almak ve belki bir kısım itirazları yanlış uygulamaları düzenlemeyle ortadan kaldırmak yakın gelecekte mümkün olabilecektir diye düşünüyoruz.”


'LÜTUF DEĞİL, ADALET İSTİYORUZ'

Türkiye'nin AB içersinde yer almayı hak eden bir ülke olduğunu söyleyen Cemil Çiçek, “Biz değerli dostlarımızdan şunu istiyoruz. AB ile ilgili müzakereler sürecinde ayrıcalık istemiyoruz. Kimseden lütuf istemiyoruz. Sadece adalet istiyoruz. Adil davranılmasını istiyoruz. Çok şey de istemiyoruz.

Bu olmadığı taktirde bu beraberliğin de bir anlamı kalmaz” dedi. Türkiye'nin kendi yükümlülüklerini yerine getireceğini, getirmeye devam ettiğini de beliren Çiçek şöyle devam etti:
“İnanıyoruz ki, Türkiye'siz bir Avrupa eksik bir Avrupa olur. Belki siyasi bir güç olur. Belki büyük bir ekonomik güç olur. Ama bir stratejik güç olmaz. Stratejik güç olmadığınız sürece de bu bir eksik olur. Nitekim öyle olduğu için Avrupa ortasındaki en büyük insan hakları ihlali olan Bosna katliamında hiçbir şey yapılamadı. 250 binden fazla insan, çoluk, çocuk Bosna'da, Kosova'da başka yerlerde katledildi. Bunu Avrupa Birliği engelleyemedi. Ta ki NATO devreye girene kadar. ABD devreye girene kadar. O halde Türkiye AB'ye yük olan bir ülke değil. Tam tersi AB'ye güç katan güç katacak olan, daha güçlü yapacak olan en önemli faktördür. Girse AB'ye farklı bir zenginlik katacaktır. Biz halkın çok büyük bir kesiminin müslüman olan bir ülkeyiz. Ama demokratik değerlerle kendi inancını bağdaştırmış, demokratik değerleri benimsemiş onu hayat tarzına getirmiş ve onu bir politika olarak da sürdürmeye kararlı bir ülkeyiz. Bunun sağlayacağı zenginliğin ne anlam ifade ettiğini yaşadığı bunca tecrübeden sonra çok daha iyi anlamış olmamız gerekir diye düşünüyorum.”


'TüRKiYE SON DERECE İDDiALI BiR YOL HARiTASI BENiMSEDi'

AB- Türkiye Karma İstişare Komitesi Eşbaşkanı Bryan Cassıdy ise, Türkiye'nin AB ile ilgili iyi bir yol haritası belirlediğini söyleyerek, “Son toplantıdan sonra 7 ay geçti. Türk ve Avrupa delegasyonları ile 7 ay önce buluşmuştuk. O günden bugüne kadar temaslarımızı sürdürüyoruz. Dolayısıyla bu 7 aylık süre sükut değil, çok heyecan dolu geçti. Tabii ki katılım müzakerelerinin daha hızlı ilerlememesi konusunda hayal kırıklığı duygularını anlıyorum” dedi.
Toplantı yarın da devam edecek. Delegasyon yarın Sapanca Gölü'nde tekne gezisine çıkacak.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious