Çiçek: ANAVATAN veya DYP gibi olmayız

  • Giriş : 11.03.2007 / 00:00:00

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda, AKP'nin dağılması gibi bir sürecin yaşanmayacağını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Turgut Özal ve Süleyman Demirel'den örnek veren Çiçek, Türkiye'de kendi iç bütünlüğü en fazla olan partinin AKP olduğunu vurguladı.

Cemil Çiçek Kanal 7'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MİLLİ MAHKEMELER, PARLAMENTOLAR KARAR VERECEK NOKTAYA GELDİ

Çiçek, önceki gün dünyanın en medeni ülkesi olarak kabul edilen İsviçre'de, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında bir karar verildiğini anımsatarak, "Böyle bir ülkede sadece fikrini söyledi diye mahkumiyet kararı verilebiliyor ve ilk defa soykırım yapıldı diye milli bir mahkemede karar çıkabiliyor" dedi. Üstelik verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ve hakimin tutumunun hiçbir şekilde anlaşılır olmadığını kaydeden Çiçek, "Artık jenosid konusunda Lahey Adalet Divanı değil, milli mahkemeler, parlamentolar karar verecek noktaya geldi" dedi.

ÖCALAN'IN ZEHİRLENDİĞİ İDDİASI YALAN

Çiçek, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddialarının da "yalan" olduğunu vurguladı. İmralı ile ilgili kamuoyunun yanlış bilgi sahibi olduğunu dile getiren Çiçek, "Orada F Tipi statüsünde yüksek güvenlikli bir cezaevi var. Yani Sincan F Tipi cezaevinde uygulanan statü neyse İmralı'da da o uygulanıyor" diye konuştu. Avrupa'da geçen hafta Öcalan'ın yeniden yargılanması konusunda bir karar çıktığının altını çizen Çiçek, şöyle dedi:
"Artık Abdullah Öcalan'ın Türkiye'de yeniden yargılanması sözkonusu değildir. Yandaşları buna çok bel bağlamıştı, buna göre siyaset yapacaklardı. Şimdi zehirlendi diye kargaşa çıkarmak istiyorlar. Türkiye'nin bu oyuna gelmemesi lazım. Zehirlenme var diye dışarıda Türkiye aleyhine kullanmak istediler. Bu yalandır. Çünkü burası çok yüksek güvenlikli bir cezaevi. Oradaki, Türkiye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde cezası infaz edilen bir hükümlüdür."

BARZANİ'Yİ PKK'NIN ELİNDEN TÜRKİYE KURTARDI

Cemil Çiçek, Kuzey Irak'ta PKK mensuplarının yuvalandığı, Türkiye'ye oradan sızdıklarının ortada olduğunu, meselenin bu örgütün üst düzey yöneticilerinin Türkiye'ye teslim edilmesi olduğunu kaydederken, Türkiye'nin de bunu beklediğini söyledi. Çiçek şöyle dedi:
"Görüşülsün, görüşülmesin diyen adamları da Türkiye kurtardı bu örgütün elinden. Bu da unutulmasın. Türkiye olaya kardeşçe bir yaklaşım içinde bakıyor, husumetle bakmıyor. Saddam döneminde yaşanan olaylarda başka ülkeler gaz verdi ama yardım eden Türkiye oldu. Türkiye olaya emperyal bir yaklaşımla değil, orada petrol var diye değil, tamamen barış ve kardeşçe yaklaşıyor olaya. Türkiye, Irak'ın birlik ve bütünlüğünü istiyor."
Bakan Çiçek, 301. madde ile ilgili tartışmaların anımsatılması üzerine, ise Gandhi'den bir örnek vererek şöyle dedi:
"Gandhi'nin bir sözü var, 'İki tip insan vardır birisi üreten, çalışan, ortaya koyan ikincisi de çalışmadan gayret etmeden bunun pazarlamasını yapan. Sen birincisinden ol, bu alanda rekabet az olur' diye. Türkiye'de aferin alacak işler olunca herkes atlıyor üzerine, sıkıntılı olduğu zaman o atlayanların hiç birisini görmezsiniz."

301. madde konusunda "Kalksın, kalkmasın, değişsin" diyenler olarak toplumun üçe bölündüğüne işaret eden Çiçek, oysa yasalarda sanıldığı kadar problem olmadığını, problemin uygulamada yaşandığını söyledi. Çiçek, adalet bakanının elinden alınan soruşturma açma yetkisinin, ya bakana ya da HSYK'ya verilmesi gerektiğini söyledi. "301. maddenin değişmesi gerekiyorsa değişecektir" diyen Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin gündemi o kadar yoğun ki en öncelikli mesele 301 midir? Bu belli insanların gündeminde var. Bir şeyi ele almamız için Türkiye'nin tamamının gündeminde olması gerekmiyor. Şu an vatandaşın öncelikli 10 meselesinin içinde 301 yok. Onun için bunu yaparken, tartışırken kırıp dökmemek lazım. Makulu aramak, soğukkanlı davranarak, kırıp dökmeden bir şey yapmak lazım. Bu konuda birilerinin biraz hırpalanması gerekiyor, canı sağolsun varsın adalet bakanı olsun bu. Siyaset benim memleketimde kahır çekmek anlamına gelir. AB'nin hamallığını biz yaptık, o zaman yaşa, varol diyenler şimdi neredeyse ipimizi çekecekler."

CUMHURBAŞKANINI BU PARLAMENTO SEÇECEK

Cemil Çiçek, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili soruları yanıtlamaktan kaçınırken, Başbakan Erdoğan'ın "günü gelinceye kadar bu konuları konuşmayı doğru bulmuyoruz" şeklindeki sözlerini anımsattı. Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin hususların Anayasa'da öngörüldüğünü dile getiren Çiçek, "Bu parlamentonun görev süresi bitmediğine göre, feshedilmediğine göre, işbaşında olduğuna göre bu parlamento bu seçimi yapacak" dedi. Bunun dışındaki her türlü değerlendirmenin kişisel olduğunu ve sonuca etkisi olacak değerlendirmeler olmadığını belirten Çiçek, "Bu tartışmayı bugünden yapmak Türkiye'ye zarar vermektir. Türkiye'nin meselelerini konuşsak 16 Nisan'dan itibaren de bu konuyu konuşsak" dedi.

ANAVATAN VE DYP GİBİ OLMAZ

Çiçek, Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması durumunda AKP'de neler yaşanağına ilişkin soruyu önce yanıtlamaktan kaçınırken, şöyle dedi:
"Rahmetli Özal çıktıktan sonra parti zayıflamamıştı, çıkmadan zayıflamıştı. Turgut Bey yukarı çıktığı için Anavatan Partisi zayıflamadı, ardından kıran kırana bir parti kongresi geçirdi. Yani parti tümüyle karpuz gibi ortadan bölünmüştü o kongrede. Bugün farklı. Zaten bu tartışmaların 1-1.5 sene önce gündeme getirilmesinde acaba AKP'yi zayıflatabilir miyiz anlayışı yatıyor. Kendi iç bütünlüğü en fazla olan parti AKP'dir. O yüzden kimse spekülasyonlar yapmasın. Demirel çıkmadan önce iktidar olduğunda emanet oylar vardı. Zaten köşke çıkmadan önce de hükümetin bazı icraatlarından dolayı o emanet oylar gitmişti. Yani, Özal ve Demirel döneminin verilerini iyi ortaya koymak gerekir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious