Çiçek: Kimse yargının ağabeyi değildir

Çiçek: Kimse yargının ağabeyi değildir.11015
  • Giriş : 15.01.2009 / 16:46:00

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, her yargıcın, her savcının yasalar karşısında bağımsız olduğunu, yaptığı bir hata varsa bunu düzeltme yolunun yine yasalarla belirlendiğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Çiçek, ''TÜSİAD En İyi Genç Hukukçu Ödülü''nün verildiği törende yaptığı konuşmada, yaşanılan çağda hukuk devleti ve adaletin, toplumun da devletin de demokrasinin de oksijeni olduğunu dile getirdi.

Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir devlet yapısı ve standardı yüksek bir demokrasi arzu ediliyorsa bunun altyapısını oluşturacak olanın da hukuk olduğunu anlatan Çiçek, toplumun sosyal ve ekonomik yönden gelişmesinin de büyük ölçüde hukukla bağlantısı bulunduğunu kaydetti.

''Özellikle şu kriz dönemini dikkate alarak ifade etmem gerekirse, Türkiye'nin çok yönlü kalkınma çabalarının en önemli motoru hukuktur diye düşünüyorum'' diyen Çiçek, ''insan hakları yüzyılı'' denilen, öte yandan bütün dünyayı üzen gelişmelerin yaşandığı 21. yüzyılda insan haklarının en önemli teminatının da hukuk olduğunu anlattı.

Cemil Çiçek, ''Hukukun lafını ettik, acaba gereğini yaptık mı?'' konusunda herkesin, her kurumun ve başta siyaset yapanların bir muhasebe yapmasında ciddi fayda olduğu görüşünü taşıdığını belirterek, hukukun gereğini yapmanın birinci yolunun hukuka uymak, ikinci yolunun da hukuku uygulamak olduğunu vurguladı.

-TÜRK TOPLUMUNUN HUKUKA İLİŞKİN TAVRI-

Hukuka uymak konusunda Türk toplumunun ''biraz oportünist olduğunu'', kendi menfaati söz konusu olduğunda ''Acaba bu işi nasıl kotarırız?'' mantığıyla yaklaştığını ifade eden Çiçek, herkesin uyması gereken bazı temel yasalar bulunduğunu söyledi.

Çiçek, Anayasa'nın 138. maddesine göre hiçbir organ, makam ya da merciin mahkemelere, hakimlere emir ve talimat veremeyeceğinin öngörüldüğünü, TCK'nın 288'inci maddesine göre, bir olayla ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme ya da tanıkları etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı beyanda bulunmanın cezalandırılmasına hükmedildiğini hatırlattı.

''Değerli basın mensupları da var, onları da ilgilendiren Basın Kanunu'nun 19. maddesi de var'' diyen Çiçek, buna göre hazırlık soruşturmasının başlatılmasından sonuçlanıncaya kadar geçen süre içinde cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme işlemleri ve soruşturmayla ilgili diğer bilgilerin içeriğini yayımlayanlara para cezası öngörüldüğünü kaydetti.

Çiçek, ''Bu temel maddeler açısından baktığımızda, olup bitenleri değerlendirdiğimizde biz hukuk devletinin neresinde bulunuyoruz, yargı bağımsızlığının neresinde bulunuyoruz?'' diye konuştu.

-''EVVELA ZİHNİMİZDE AYRICALIKLAR VAR''-

Bu yasa maddelerinin, eğer gereksizse kaldırılabileceğini, ama bunun da ancak hukuk yoluyla yapılabileceğini söyleyen Çiçek, ''Kime mikrofon uzatılırsa görülmekte olan davayla ilgili konuşuyorsa, içeriğini bilmeden, ne olduğunu bilmeden bunları çarşaf çarşaf yayımlıyorsa, sonra da hukuk devletinden bahsediyorsa, biz bir tiyatro oynuyoruz, bir rol kesiyoruz demektir. Yani, hukuk konusu bir rol konusu değildir. Uyulması gereken kurallar bütünüdür. Bizim toplumumuzda maalesef böyle bir keyfiliği yaşıyoruz'' dedi.

Bakan Çiçek, hukuku uygulayanların özellikle, yargı mensuplarının ne zorluklar çektiğini bilen bir insan olduğunu belirterek, Türkiye'de hukuku uygulamakta ciddi zorluklar bulunduğunu söyledi.

Hukuku uygulamakta karşılaşılan en büyük zorluğun ''ayrıcalıklar'' olduğuna işaret eden Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

''Evvela kendi zihnimizde, kendi beynimizde ayrıcalıklar var. Adeta çıkarılan kanunlar toplumun avam tabakası için, toplumda belli bir yer edinememiş kimseler için uygulanacak gibi bir anlayışa gelmişiz. Eğer insanlar belirli bir statüyü taşıyorsa, onlar dokunulmaz hale geliyor. Bizim hava alanlarının VIP'in kapısında oradan istifade edeceklerin listesi var. Hiçbir demokratik ülkede bu kadar uzun bir liste görmedim. O liste aynı zamanda ayrıcalıklar listesidir hukuk devletinde. Yargılama yapanlar, soruşturma yapanlar, kovuşturma yapanlar o listede olanlarla ilgili çok ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Birincisi yasalar ve Anayasa'dan kaynaklanıyor, ikincisi de Anayasa'da, yasada olmasa bile kendi zihnimizde, kendi beynimizde bazılarını farklı yere koyabiliyorsak, kanun nezdinde, hukuk nezdinde eşitlik ilkesi zarar görüyor demektir.''

-''MESLEK DAYANIŞMASI SUÇLUYU HİMAYE EDİYOR''-

Çiçek, somut olaylardan görüldüğüne göre, meslek dayanışmasının Türkiye'de hukukun uygulanmasının önünde en önemli engel olduğunu aktararak, ''Meslek dayanışması, yasaların ve kuralların önüne geçiyor. Halbuki suçu meslekler işlemez, suçu insanlar işler. Her mesleğin içerisinde de bu suçu işleyen insanlar olabilir'' dedi.

Cemil Çiçek, şöyle devam etti:

''Geriye dönük uygulamalara baktığımızda çok somut örnekler görebilirsiniz. Bu meslek dayanışması meselesi, Türkiye'de hakikaten suçluyu himaye eden bir anlayışla bugüne kadar sürdürülmektedir. Birçok yolsuzluk olayının üzerine yeteri kadar gidilemediyse, gidildiği noktada birden karşınıza öyle yüksek duvarlar çıktıysa, bu meslek dayanışmasıdır. Ben genel kuralı söylüyorum, gündeme gelmiş birçok konuda niye netice elde edilemedi diye bakarsak, bunun önemli olduğunu düşünüyorum.''

''Hukukun uygulanmasında bir başka engelin, bölgecilik, ideolojik saplantılar ve hemşehricilik duyguları olduğuna'' işaret eden Çiçek, birçok meselede gerçeğin ortaya çıkarılmasında olumsuz etki yaptığının söylenebileceğini dile getirdi.

Bakan Çiçek, ''Ben bir ideolojiye mensupsam, benim grubumdan ya da mensup olduğum ideolojiden, benim olduğum kesimden birisi suç işlerse farklı muamele, 'ah oldu'; öbür taraftan birisi yaptığı zaman 'oh oldu' anlayışı içerisindeki yorumlar, kabuller, değerlendirmeler, Türkiye'de hukukun uygulanmasındaki bir başka önemli engeli teşkil ediyor'' dedi.

Hukuk devletinin gereğini yapmada hala alınması gereken epeyce mesafe olduğunu anlatan Çiçek, bu nedenle TÜSİAD'ın ödülünün önemi bulunduğunu kaydetti.

-YARGI BAĞIMSIZLIĞI-

Yargının bağımsızlığına inanan bir insan olduğunu dile getirerek, yargının tarafsızlığının önemini vurgulayan Çiçek, ''Yargının bağımsızlığı hem yasamaya ve hem yürütmeye karşıdır. Hem de yargının kendisine karşıdır. Hem de diğer kişi, kurum ve kuruluşlara karşıdır'' dedi.

Çiçek, bir soruşturmada 10 tane savcı varsa, soruşturmayı sadece birisi yapsa bile, soruşturmanın gizliliği kuralının diğer 9'u için de geçerli olduğunu aktararak, bunun nedeninin, suçlunun kaçması ihtimalinden çok delillerin ortadan kaldırılmaması, karartılmaması amaçlı olduğunu anlattı. Çiçek, şöyle devam etti:

''Onun içindir ki, her önüne gelen o dosyanın içeriğini bilebiliyorsa, velev ki yargı mensubu dahi olsa, bu söylediğim kavram açısından ciddi sıkıntılar yaşıyoruz demektir. Her yargıç, her savcı yasalar karşısında bağımsızdır, yaptığı bir hata varsa, bunun yolu yasalarımızda yine belli. Tevkife itiraz edilebilir, olağan kanun yolları var, olağanüstü kanun yolları var, itiraz yolları var. Kimse yargının ağabeyi değildir, yargının kendi içinde olanlar dahil. Usül kuralları gereği, itirazen ve temyizen dosya önüne geldiği takdirde o konuda karar verebilir. Değilse, yargı mensubu olmak, filanca yerdeki hakimin ve savcının yaptığı işe karşı da müdahale etmek, ona telkinde bulunmak, ona yol göstermek doğru değil.

Dolayısıyla Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı açısından da sadece yasamaya ve yürütmeye karşı olan bağımsızlık konusu üzerinde duruluyor. Diğer anayasal kuruluşların, diğer kuruluşların, sivil toplum örgütleri de dahil ve yargının kendisi de dahil yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının dört başı mamur, yeni baştan üzerinde durmamızda fayda vardır diye düşünüyorum.''

-ADALET BAKANININ HSYK'DA YER ALMASI-

Bir ülkenin başına hukuken gelebilecek en büyük felaketin yargının siyasallaşması olduğuna da vurgu yapan Çiçek, bunun ülkenin başına dert açacağını, bu nedenle herkesin yargının bu manada tarafsızlığı ve hukuk çerçevesinde karar vermesi için elinden gelen çabayı göstermesi gerektiğini söyledi. Çiçek, şunları kaydetti:

''Hiç kimse kendisini yargının yerine koyarak insanları mahkum da ettirmemeli, beraat de ettirmemelidir. Güven içerisinde bu mesleğin mensupları işlerini yapsınlar. Türkiye açık toplum. Hak kaybına uğradığı iddiasında olanlar varsa, anayasa ve yasalar çerçevesindeki haklarını kullanabilirler. Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve yargının siyasallaşması konusu gündeme geldiğinde, adalet bakanının, müsteşarının kurulda görev yapmış olması bunun en belirgin örneği olarak gösterilir. Biz bu sistemi Fransa'dan aldık. 82 Anayasası'nda Fransa'nın büyük etkisi var. Bana göre yargının siyasallaşmasının en temel göstergesi, yargının hukuk denetimi yerine yerindelik denetimi yapmasıdır. ''

Ödül töreni sonrası, salondan ayrılırken gazetecilerin Tuncay Güney'in anlatımlarına ilişkin soru yönelttiği Çiçek, ''Ben hukuka uymak zorundayım, başkaları uymasa da. Yargıda devam eden bir konu, ona ilgili makamlar karar verir, ben bilmem onu. Ben o konulara girmem'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*