Çiçek: MİT, TSK'yı yıpratmak istedi

Çiçek: MİT, TSK'yı yıpratmak istedi.19711
  • Giriş : 12.02.2009 / 19:30:00
  • Güncelleme : 12.02.2009 / 19:04:33

Çiçek, MİT şemasının MİT imalatı olduğunu ve TSK'yı yıpratma kampanyasının bir sonucu olarak imal edildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



''Ergenekon'' davasının bugünkü duruşmasında, savunmasını yapan tutuklu sanıklardan Hikmet Çiçek, ''Bugüne kadar mahkemenizin karşılaşmadığı yeni bir suç ortaya çıktı: 'Ulusalcılık', 'vatanseverlik'. Bu yeni suça uygun olarak da yeni bir suçlu imal edildi: (vatansever teröristler)'' dedi.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın bugünkü duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan İşçi Partisi Genel Merkezi Basın Bürosu'ndan sorumlu, gazeteci-yazar Hikmet Çiçek, bağlı olduğu tek örgütün İşçi Partisi olduğunu söyledi.

''Karargah Evlerine'' ilişkin MİT'in Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği şemada kendisinin de adının geçtiğini öne süren Çiçek, bu belgenin kendi kanısına göre bir MİT imalatı olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) yıpratma kampanyasının bir sonucu olarak imal edildiğini savundu.

Çiçek, bu kapsamda İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin'in de gözaltında bulunduğunu ifade ederek, bu soruşturmanın birkaç gün içinde takipsizlikle sonuçlanacağını ileri sürdü.

İddianamede, kendisinin ''Karargah Evleri''nin yöneticilerinden olduğunun savunulduğunu ve bu örgüt aracılığıyla TSK içinde bir örgütlenme gerçekleştirildiğinin belirtildiğini anlatan Çiçek, ancak Karargah Evleri şemasında adı geçen subay ve askeri öğrencilerle İşçi Partisi arasında bir bağlantı, görüşme ya da telefon tapesi gibi hiçbir delilin bulunmadığını savundu.

Hikmet Çiçek, 2007 yılında MİT'in TSK'ya gönderdiği bu konudaki rapor ve şemaya ilişkin, MİT'in ''bunun sadece bir duyumdan ibaret olduğunu, bir delil olarak kullanılamayacağını ve kendilerine böyle pek çok ihbar geldiğini'' Mayıs 2008'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazıda belirttiğini iddia etti.

İşçi Partililerin ''Ergenekon'' davasında tutuklanmasından 1 yıl önce MİT'in Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği bu raporun her sayfasının altında ''Bu bilgi hassas kaynaktan elde edilmiştir. Bilgilerin kontrolsüz kullanılması halinde kaynağın hassasiyeti zedelenir'' ibaresinin yer aldığını öne süren Çiçek, ''MİT, hassas kaynağa gösterdiği duyarlılığı, şemada ismi geçen şahsiyetlere göstermiyor. 6'sı kurmay albay olan isimler şemada yer alıyor'' diye konuştu.

Hikmet Çiçek, Karargah Evleri'ne ilişkin üretilen pek çok yalan haberin Genelkurmay tarafından tekzip edildiğini de ifade ederek, Genelkurmayın ilk açıklamasında, haberlerde ''Hava Kuvvetlerinde uzun süredir devam edilen bu soruşturmanın yeni bir olaymış gibi'' açıklandığını, ''Soruşturmanın Türkiye'nin gündemindeki soruşturmayla ilgisi yoktur'' denildiğini söyledi.

-KARARGAH EVLERİ-

Çiçek, mahkemeden, Genelkurmaydan Karargah Evleri soruşturmasına ilişkin bilgi istenmesini talep ederek, Genelkurmaydan gelen açıklamalarda, ''Ergenekon oluşumu isimli belgenin TSK ile ilgisi olmadığı, Ergenekon tipi yapılanmaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de Genelkurmayda mevcut olmadığının'' ifade edildiğini kaydetti.

Genelkurmaydan gelen ikinci bir yazıda, ''MİT'in raporundaki belgeler dikkate alınarak İP hakkında herhangi bir işlem başlatılmamıştır'' denildiğini belirten Çiçek, ''Karargah evleri bir kurgudur, bir senaryodur. Bu senaryoyla MİT'in gönderdiği bu rapor ve şema hiçbir hukuki delile dayanmamaktadır'' görüşünü savundu.

''Ergenekon''un ilk kez 2001 yılında gündeme geldikten sonra 2008'de soruşturma başlayana kadar hiçbir gelişme olmadığını ileri süren Çiçek, ''2001'de Tuncay Güney yurt dışına kaçırıldı. Niye ses çıkmadı? Tuncay Güney yok da ondan. Ergenekon belgeleri dediğimiz bu belgelerin tümü ya Tuncay Güney ya da onun bağlı olduğu ekip tarafından imal ediliyor. 2001'de Güney ortadan çekilince, Ergenekon belgeleri de ortadan çekiliyor'' iddiasında bulundu.

Hikmet Çiçek, yaklaşık 5 yıldır TSK'yı hedef alan çok sayıda haberi izlediğini, bunların çoğunda, operasyonlarda hep şemaların, krokilerin ortaya çıktığını, o dönemde bazı medya organlarının bunları kamuoyunu yönlendirmek için kullandığını, bu davada da aynı şeyin söz konusu olduğunu savundu.

Çiçek, ''5 yıldır kamuoyu krokiler, şemalar CD'lerle oyalanıyor. Bunları tertip eden merkez, Gladyo, hiç yaratıcı değil. Eskiden 'polis kızdığı adamın üzerinde esrar yakalatır' denirdi. Şimdi sağa sola krokiler koyuyorlar, krokilerle insanlar yargılanıyor. Huzurunuzda terör örgütü üyeliğinden değil, işte bu tip CD'lerden dolayı 11 aydır yatıyoruz'' görüşünü ileri sürdü.

-İŞÇİ PARTİSİNDEN ALINAN BELGELER-

İşçi Partisine yapılan baskında CD, DVD ve VHS'den oluşan bin 37 belgenin alındığını kaydeden Çiçek, ''Belgeler genel merkezde 21 Mart günü bulunuyor. Aradan 48 saat geçmeden genel başkanımız Doğu Perinçek'e 2 CD soruluyor. Bin 37 CD'yi İstanbul Emniyeti ne zaman inceledi? İnceleme tutanağını ne zaman yazdı da Sayın Genel Başkan'a bu sorular soruldu? Bu çok açık. Tam bir tertip. Öyle bir tertip ki bin 37 CD'den tombala çeker gibi bu CD'leri çıkarmışlar'' dedi.

Bir CD'de, ''Hikmet Çiçek'e Ulaşanlar'' başlıklı bir belge olduğunu, kendisinin bundan haberi olmadığını söylemesine rağmen, ''Hayır, üzerinde isminiz yazıyor'' dendiğini öne süren Çiçek, CD'nin kendisine ulaştığının ispatı için parmak izi tespiti istediğini, onun da yapılmadığını iddia etti.

Hikmet Çiçek, ''Bizi suçlayan 4 CD var. 4'ü de sekreterlik odasında bulunmuş. 'Gelin, alın, bulun' diye oraya bırakmışız sanki'' diye konuştu.

İşçi Partisi'nde basın bürosunu yönettiği için elinde pek çok bilgi ve belge bulunduğunu anlatan Çiçek, bunların büyük kısmının Genelkurmayın halka açık, kolayca temin edilebilecek belgeleri olduğunu ve kendisinin ''İrticaya Karşı Genelkurmay Belgeleri'' adıyla kitaplaştırdığını söyledi.

Çiçek, bu bilgilerin aynı şekilde Aydınlık dergisinde de haberleştirildiğini belirterek, ''Ben bu belgeleri haber, kitap yapmışım. Şimdi bunlardan dolayı huzurunuzda bulunuyoruz'' dedi.

''Ergenekon''un bir ''çatı örgütü'' olduğunun ve PKK, Hizbullah, İBDA-C ile DHKP-C'yi yönettiğinin, yönlendirdiğinin iddia edildiğini kaydeden Çiçek, Hizbullah'a ilişkin pek çok haberin 2000'e Doğru dergisinde yayımladıklarını, bunun sonucunda derginin Diyarbakır Temsilcisi Halit Güngen'in Hizbullah tarafından öldürüldüğünü söyledi.

Hizbullah'ın, tipik bir Gladyo yapılanması olduğunu ve PKK'nın bir başka tehditle yok edilmesi maksadıyla kullanıldığını ileri süren Çiçek, ''İşçi Partisinin tarihi, Hizbullah gibi örgütlerle mücadelenin tarihidir. Şimdi bizlerin uydurma bir Ergenekon örgütü imal edilerek PKK'yı yönlendirdiği iddiası alçakça bir iddiadır. Türkiye, Hizbullah terör örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu'nu bizim haberlerimizden öğrendi. Bu amaçla yöneticilerimizi şehit verdik. Şimdi biz, yöneten, yönlendiren olarak buraya getirildik'' dedi.

-KAPIŞMA YAŞANIYOR-

Tutuklu sanık Hikmet Çiçek, yürütülen soruşturma ve açılan dava ile Türkiye'de bir kapışma yaşandığını savunarak, ''Bu kapışma, Türkiye'nin ölüm kalım kapışmasıdır'' diye konuştu.

Gözaltına alınmasını önceleri anlayamadığını, kendisinin son 10-15 yıldır Fethullah Gülen cemaatine karşı haberler yaptığını, Nusret Senem'in bu cemaate ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu kaydeden Çiçek, ''Hikmet Çiçek yaptığı haberler, Nusret Senem de suç duyurusunda bulunduğu için listeye alınmış'' görüşünü savundu.

Çiçek, evinde yapılan aramalarda bulunan belgelerin suç unsuru olarak gösterilmesini eleştirerek, bir gazetecide çeşitli belgeler bulunmasının, bir doktorda tıbbi malzeme, harita mühendisinde harita bulunması kadar doğal olduğunu ifade etti. Çiçek, ''Bir gazetecinin arşivi ne kadar genişse, o gazeteci o kadar iyi gazetecidir'' dedi.

''Ergenekon adı verilen bu operasyonun aslı TSK'ya karşı yapılan bir darbedir'' iddiasında bulunan Çiçek, operasyonlar kapsamında TSK'nın adeta parça parça tasfiye edildiğini öne sürdü.

Emniyet Genel Müdürlüğünde verilen bir brifingde ulusalcılığın tehdit kapsamına alındığını, bunun basına da yansıdığını savunan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bugüne kadar mahkemenizin karşılaşmadığı yeni bir suç ortaya çıktı: 'Ulusalcılık', 'vatanseverlik'. Bu yeni suça uygun olarak da yeni bir suçlu imal edildi: 'Vatansever teröristler'. Gözaltına alınan değerli subaylara, astsubaylara baktığımızda, hepsi pırıl pırıl, tertemiz insanlar. Hayatları PKK ile terörle mücadele içinde geçmiş. Tamamı aklanacak ama sicillerine Ergenekon'un bilmem kaçıncı dalgasında gözaltına alındı, Ergenekon davasında yargılandı diye not düşülecek. Değerli insanların terfileri bu operasyonla engellendi.''

Çiçek, savunmasını, tahliyesine karar verilmesini isteyerek tamamladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*