Cinayet soruşturmasında neredeyiz?

  • Giriş : 13.02.2007 / 00:00:00

Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden onca zaman geçti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tutuklulardan azmettiricilikle suçlanan Yasin Hayal cezaevinde fikir değiştirdiği için ikinci kez savcılara ifade verdi. Ayrıca basına yansıdığı kadarıyla Hayal avukatı aracılığıyla bu ikinci ifadesine yansıyan iddialarını da aşar nitelikte iddiaları bir dilekçeyle savcılığa iletecek veya iletti bile.

Bir yanıyla baktığınızda görece kolay bir soruşturmadan söz ediyoruz: Katil zanlısı suçunu kabul ediyor, bir azmettiricinin adını veriyor. Azmettirici de suçunu kabul ediyor, o da başka bir azmettiricinin adını veriyor.

Ama tam da iş burada çatallaşıyor, çünkü eğer bu cinayetin arka planında daha örgütlü bir durum var ise şimdilik soruşturma burada tıkanıyor. Erhan Tuncel konuşmadıkça veya onun (polis diliyle) 'iltisakları' diğer teknik yöntemlerle ortaya çıkarılamayacaksa siyasi cinayetler tarihimize yeni bir 'efsane' eklenecek demektir.

Eğer arkadan daha büyük bir şey çıkacaksa Erhan Tuncel'in konuşmaya ikna edilmesi kuşkusuz önemli. Daha soruşturmanın ilk aşamalarında bir 'yetkili' Sabah gazetesine, 'Tuncel'i konuşturmak için savcı ona yüksek ceza istemeli' demişti. Bilmiyorum bu yöntem geçerli olabilir mi veya Tuncel'in bu yolla itiraflara başlaması sağlanabilir mi ama kendini daha ağır cezadan kurtarmak isteyen itirafçı sanıkların bilgi kirliliğine ve bu yolla suçu yaymaya yönelmeleri ihtimalini hiç göz ardı etmemek gerek.

Elbette savcıların sahip olduğu bilgilerin tamamına sahip değilim ama Erhan Tuncel hiç konuşmasa, hatta elde Erhan Tuncel adlı bir sanık hiç bulunmasa dahi, bana göre işlenen suç örgütlü terör suçudur.
Terörle Mücadele Yasası, 'terör'ü şöyle tanımlıyor:
"Terör; baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa'da belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devleti'nin ve Cumhuriyeti'nin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir."

Hrant Dink cinayeti sonrası girdiğimiz ortam bu tanımdaki pek çok unsura birden uyuyor kuşkusuz.
Tabii terör hiçbir zaman tek başına 'terör' olamaz. Bir de o terörü yaratan ideoloji, en azından ideolojik altyapının mevcut olması gerekir.

Bana soracak olursanız o ideolojik altyapıyı internette, kimi dergi gibi basılı yayın organlarında, kimi kitaplarda ve hatta kimi günlük gazetelerde rahatça bulmak mümkün.

Daha önce bazı internet sitelerinin yayınlarını örnek vermiştim, bunlara devamen daha geçenlerde başka pek çok ismi art arda sayıp değerlendirdikten sonra benim adımı öldürülmeye en uygun insan olarak ilan eden bir başka siteyi de örnek gösterebilirim.
Ama bu doğrudan ve hiç kuşkuya yer bırakmayan örneklerle yetinmemek gerek. Geçenlerde başka bir vesileyle de söyledim, önemli olan kendilerini 'milliyetçi' veya 'ulusalcı' diye adlandıranların kullandıkları dil. Bu dil, savaş ve askeri terminoloji ile dolu. Ya kazanıyorsunuz ya kaybediyorsunuz, ikisinin arası yok. Ya anti-emperyalistsiniz ya da emperyalizmin uşağı.
Terörü yaratan, Hrant'ı öldüren ikliminin yapıtaşları bunlar.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious