Çin'de kızıl devrimden pembe evrime

  • Giriş : 07.04.2007 / 00:00:00

Çin, Hindistan'la birlikte, bir zamanlar küresel ekonominin yarısını temsil etme konumuna 2050 yılında tekrar kavuşacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çin'in dünya ekonomisindeki ağırlığı 17. ve 18. yüzyıllar arasında ortalama yüzde 30'du. Hindistan'la birlikte, bir zamanlar küresel ekonominin yarısını temsil etme konumuna 2050 yılında tekrar kavuşacak. Türkiye de Çin'in yükselişinin farkına vardı ve daha etkin politikalar üretmeye başladı

Uzayın sakinliği aniden bozuluyor. Mavi gezegenden fırlatılan bir cisim ve bir patlama. Teleskoplarda toz duman. Başkentler karışıyor bir anda. Washington DC, Moskova, Londra, Tokyo, Paris, Berlin, Ottowa, Canberra, Seul, Yeni Delhi... Herkes ne olduğunu araştırırken bir başkent sessiz. Pekin yorum yapmıyor. Kısa sürede anlaşılıyor ki, Çin uzayda silah denemesi yaptı. Sessizlik sonrasında gelen açıklamalar teknik: Dünya'nın 865 km dışında yörüngedeki Fen Yun meteoroloji uydusu 11 Ocak 2007 akşamüstü Xichang Uzay Merkezi'nden fırlatılan balistik misil ile imha edildi. ABD ve SSCB'nin anti-uydu silah denemelerini karşılıklı olarak durdurduğu 1985 yılından beri ilk kez böyle bir girişim gerçekleşince, kaygılı tepkiler geldi doğal olarak. Diğer başkentler uzayda barışa duyarlılığı ve bu tür bir silah denemelerinin gereksizliğini vurguladılar. Her şey bir yana, patlama sonucunda atmosfer dışında yayılan 300 bin kadar enkaz parçacığının yere düşmesi, diğer uydulara çarpması veya Uluslararası Uzay İstasyonu için yarattığı tehlikelere işaret edildi. Pekin ise önce sessiz, sonra sakin bir tavırla konuyu geçiştirdi. Bunun bir bilimsel deneme olduğunu ve uzayda barışa dayalı teknolojik gelişmeye bağlı olduğunu tekrarladı. Çin 2003'te uzaya insan gönderen üçüncü ülke olmuştu. Son zamanlarda uzayda astronot yürüyüşü hazırlıkları içinde. Rusya ile de Mars'a yönelik işbirliği yapıyor. Yeni yüzyılda Çin'in hızlı yükselişinde artık bir uzay boyutu da var. Fakat diğer alanlardaki gibi etkileyici hız ve çelişkiler bir arada. Çin'in uzay giderleri yarım milyar dolar ile NASA'nın 17 milyar dolarlık bütçesinin çok gerisinde. Ülke kişi başına düşen ulusal geliri açısından diğer uzay kaşiflerine göre son derece yoksul. Teknolojileri de henüz en ileri standartlarda değil.

Küresel yükseliş
Fakat uzay yarışında var olmanın birçok getirisi var. Bunlar aynı zamanda bir dünya gücü olmanın içeriğini oluşturan etkenler: askeri hareket yeteneği, bilimsel ve teknolojik ilerleme, ekonomik atılımcılık, siyasal saygınlık, kültürel çekim gücü ve toplumsal özgüven.
Ortak bir siyasal söylemin Çin'in dünya ile temas eden kesimlerince iyi çalışıldığı ve benimsendiği söylenir. Kişisel deneyimler de bu değerlendirmeyi teyit ediyor. Gerek Pekin ve Şanghay'da görüştüğümüz, gerekse Brüksel, Ankara, Washington DC, New York, Londra gibi dış merkezlerde karşılaştığımız Çinlilerin aynı ortak heyecan, gurur ve kaderi paylaştığı gözlemleniyor. Doğup büyüdükleri yıllardaki içine kapanık ülkeleri bugün hızla küresel bir güç olma yolunda yükseliyor. Son zamanlarda uluslararası analiz raporlarına yansıyan veriler, bu yükselişin Türkiye'nin de geleceğini etkileyen farklı izdüşümlerini yansıtmakta:
# Nüfusu 1.3 milyar olan bir ülkenin ekonomisi 1989'dan beri yılda ortalama yüzde 9-10 oranında büyüyor. Milli geliri 2006 yılında 2.6 trilyon dolar. Dünyadaki payı 10 kat artarak yüzde 5 seviyesine ulaştı.
# Yaşam standartları 1978'den beri yüzde 500 arttı. Son on yılda 200 milyona yakın Çinli yoksulluktan kurtuldu. Orta sınıf nüfus 2010 yılında 500 milyona yaklaşabilir.
# Resmi askeri giderleri son on yılda arttı. 2007 savunma bütçesi de yüzde 18'lik bir farkla, 45,3 milyar dolara yükseldi; Japonya'yı geçti, Fransa ve İngiltere'ye yaklaştı.
# Yılda 762 milyar dolar ile dünyanın en büyük ihracatçısı, bir numaralı petrol ithalatçısı.
# Dünya Ticaret Örgütü'ne 2001'deki üyeliği sonrasında, Çin gümrük vergisini yüzde 42'den yüzde 9'a düşürürken 3 bin kadar yasa ve düzenlemeyi yürürlüğe koydu.
# Yabancı sermaye kullanımı yirmi yılda 60 kat artarak, 63 milyar dolar seviyesini aştı.
# Çin'de yaklaşık 594 bin adet yabancı sermayeli şirket var. Ülkenin ihracatının yarısını bunlar gerçekleştiriyor. Toplam sermayeleri 692 milyar, ödedikleri vergi 101.9 milyar dolar. Bu Çin'in yıllık vergi gelirinin yüzde 21.12'si. Son kararlarla, kalkınmada öncelikli bölgeler, tarım ve yeni teknolojiler gibi istisnalar dışında yabancı şirketlere tanınan ayrıcalıklar kısmen ortadan kalkınca, Pekin'in vergi gelirleri daha da artacak.
# Çin'in diğer ülkelere toplam yatırımı 2005 yılında 11.3 milyar doları aşmaktaydı.
# Çin'in döviz rezervlerinin 1 trilyon doları aşmakta olduğu tahmin ediliyor.
2006 cari gider fazlası yüzde 8.3.
# Yeni teknoloji projeleri ve ar-ge giderleri son beş yıl içinde 10 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktı.
# Çin yükselmiyor. 'Yeniden' yükseliyor. Çin'in dünya ekonomindeki ağırlığının 17. ve 18. yüzyıllar arasında ortalama yüzde 30 olduğu hesaplanmakta. Hindistan ile birlikte, bir zamanlar küresel ekonominin yarısını temsil etme konumuna 2050'de tekrar kavuşacaklar. Bazı veriler ise gelecek için önemli eğilimlere farklı ölçeklerde işaret ediyor:
# Pekin'in ekonomiyi soğutmak ve sermaye denetimini pekiştirmek istediğine yönelik söylentiler sonucunda 27 Şubat 2007 günü Şanghay Borsası'nda geçici bir düşüş yaşandı. Bunun üzerine hızla başta New York, Hong Kong ve Tokyo olmak üzere İstanbul dahil tüm dünyada bir kriz dalgası yayıldı. Böylece Batı kamuoyu Şanghay'ın küresel koordinatlarını daha iyi idrak etti. Kimi yorumlara göre, Yuan'ın devalüasyonunu talep eden uluslararası baskıya karşı Çin hükümetinin bir uyarı mesajı söz konusuydu.
# Kasım 2006'da Pekin 48 Afrika ülkesi liderinin zirvesine ev sahipliği yaptı. Başkan Hu Jintao şubat başında üçüncü Afrika turunu tamamladı. Çin doğal kaynaklarına önem verdiği karakıtaya 5.5 milyar dolar tutarında yardım taahhüt ederken, ABD ve Fransa'dan sonraki en önemli ortağı durumuna geldi.
# Çin dünyanın ikinci büyük otomotiv pazarı. Yalnızca Pekin'de her gün 2 bin araç trafiğe dahil oluyor. Kentin 8-12 bantlı yollarında bisikletler giderek nostaljik görüntülere dönüşmekte. Bu arada Çin markası otomobiller Asya'dan sonra başka kıtaların pazarlarına da yöneliyor.
# Şanghay'da 25 kat üstünde bina olarak 3 bin gökdelen var. 2010'daki Şanghay Expo'ya kadar en fazla 1000 gökdelen daha inşa edilmesi öngörülmüş.
# Yurtdışına çıkan Çinli turist sayısı on yılda 100 milyonu aşabilir.
# Beş-10 yıl içinde dünya internet coğrafyasında Çinli kullanıcıların ve Çince sitelerin sayısal üstünlüğü öngörülüyor. Bu arada, uluslararası internet sektörü şirketleri hükümetin sanal âlemde içeriği denetlemeye yönelik talepleri karşısında, pazarın büyüklüğünü dikkate alarak uzlaşmak zorunda kalıyorlar.
# İnternette ses ve görüntülü iletişim ağı Skype'nin 170 milyonluk üye tabanında, Çin ABD'yi geçerek birinci konuma geldi.
# Çin'in nanoteknoloji alanında ABD'ye yaklaşan bir araştırma ve yatırım hareketi içinde olduğu tahmin ediliyor. Gözle görülemeyecek kadar küçük maddelere dayalı nanoteknoloji sağlık, gıda, elektronik, enerji, ulaştırma gibi değişik alanlarda yeni bir devrim olacak. Bu konudaki araştırmalara 2006'da dünyada 12 milyar dolar harcandı. Nanoteknoloji piyasasının 2014 yılında 2.5 trilyon ile dünya sanayi üretiminin yüzde 15'ine hızla ulaşması bekleniyor.
Çin'deki tek parti yönetiminin en yüksek tartışma forumu ve yasama gücü olan 2.937 delegeli Ulusal Halk Kongresi'nin yıllık oturumu 16 Mart 2007'de kapanırken, Başbakan Wen Jiabao ülkenin yenilenen söylemini dikkatle açıkladı: 'uyumlu toplum'. Uyum kavramı sakin bir dünya görüşü içinde birçok alana yayılıyor. Bir tarafta uluslararası boyut var: Komşu ülkelerle iyi ilişkiler, eski düşman Japonya ile kalıcı barış, ABD, AB, Rusya ve Hindistan ile işbirliği, kalkınmakta olan ülkelerle dayanışma, Tayvan'ın resmen Çin'e geri dönmesi sürecinde sabır, Kuzey Kore ile Batı arasında arabuluculuk, dünyanın en büyük enerji tüketicisi olacak bir ülke olarak iklim değişikliği sorununa duyarlılık, uzay çalışmalarında ülkeler arası ortaklık...
Diğer tarafta, son zamanlarda gelir dağılımı uçurumları derinleşen, resmi verilere göre yılda 80 bini aşan kitlesel tepki eylemine sahne olan ve ekonomik kalkınma çarkları dengesiz bir toplumda istikrar arayışları: bölgesel kalkınmaya öncelik, parti içi yolsuzlukla mücadele, kendine has bir komünist 'demokrasi', Tibet ve Sincan'da etnik sorunları yatıştırma... Çin uyum odaklı siyasal felsefesini olabildiğince başararak küresel güç olma sürecini denetim altında tutmaya, her şeyden önce kendine zarar veren bir dev olmamaya çabalıyor. Dışarıdan bakıldığında, kimi açıdan yeni riskler, bazı yaklaşımlarda ise yeni dengeler tetikleyen bir evrim söz konusu.
Çin Ulusal Halk Kongresi ayrıca son yıllarda derin iç siyasal tartışmalara neden olan Özel Mülkiyet Kanunu'nu da onayladı. Bu da sessiz ve derinden bir süreç oldu. Mao'nun çağdaş mitolojik özelliklerini koruduğu bir ülkede, düzenin özüne dokunan bir reform kolay olmadı. Üstelik, anayasal zemin hazır ve ülke zaten fiilen liberal ekonomide seyretmekte olduğu halde, Hu liderliğindeki siyasal kadro parti içindeki tutucular ve akademik dünyadaki ideologları uzun bir süre yokladı ve tarttı. Yatıştırma, sindirme, uzlaşma ve alıştırma karışımı bir taktikle hedefine ulaştı. Birçok uluslararası gözlemciye göre bu sessiz ve sakin taktik, aynı zamanda Çin'in iç ve dış uyum politikalarının temel felsefesini de yansıtıyor.

Türkiye'nin Çin stratejisi
Türkiye Çin'in yükselişinin farkına vardı, daha etkin olmaya başladı. Örneğin Ankara'da Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın Asya-Pasifik stratejisi son derece kapsamlı ve iyi odaklı. Pekin'de Büyükelçi Oktay Özüye ve ekibi Türkiye'nin etkisini çok iyi hissettiriyor. Pekin'de Ticaret Başmüşaviri Zülfikar Kılıç ve Şanghay'da Göktuğ Bayrı, kısıtlı olanaklara rağmen büyük azimle çok başarılı bir etkinlik içindeler. Garanti Bankası Çinlilerin dilleri, kültürleri ve iş dünyasına olan hâkimiyeti karşısında hayran kaldıkları Noyan Rona ve İş Bankası kısa sürede başarılarını sıralamaya başlayan Tunç Türker ile Türkiye'nin Şanghay'daki güç odakları. THY Çin Müdürü Melih Topuz kârlı bir girişimi yönetmekle gurur duyuyor. Bu arada TİM iş merkezleri ve TÜSİAD temsilcilik açmak üzere. Bu tabloya son olarak çok başarılı bir genç diplomat ekleniyor. Bakanlığa birincilikle girmiş ve yükselmiş olan Murat Ülkü'nün Şanghay Başkonsolosu olarak atanması Ankara'nın Çin'e verdiği özel önemin bir göstergesi. Artık Çin'de "ucuz mal peşinde fuarlarda dolaşan Türk esnafı" görüntüsünü değiştirmek gerekiyor. Çin'i bir ihracat ve yatırım fırsatına dönüştürmek şart. Özel kalkınma, sanayi ve yatırım bölgelerinin bazıları Türk şirketler için ayrıcalıklı bir alan haline gelebilir. Halihazırda Dönmez Deri, Çimtaş ve Ünsa en büyük Türk yatırımcılar. Efes Pilsen ve Arçelik sırada. Goldaş Şanghay'da beşinci mağazasını açıyor. Çin genelinde yaklaşık yüz kadar Türk şirket var. Çinli şirketlerin de Türkiye'ye yatırımları başladı.
Artık ileri dünyanın benimsediği iletişim yöntemlerini uygulamaya geçebiliriz. Çinlilerin gözünde Türk malının, Türkiye'de yatırımların, Türk ortakların ve Türkiye'ye turizmin imajı yükselmeli. Çin'de Avrupa markasına karşı önemli bir hayranlık, güven fakat aynı zamanda belli bir mesafe gözlemlenmekte. Türkiye kendi markasını bu ikilem içinde Avrupa imajının olumlu ögelerini benimseyerek, fakat aynı zamanda Asyalı esneklik etkenleri ile bağdaştırarak oluşturabilir: Örneğin: "The nearest European country to China, and not only geographically" (Çin'e en yakın Avrupalı ülke, ve yalnızca coğrafi olarak değil)
Turizm için ise özel bir markalaşma gerek. Çinli turistlerin sayıları önümüzdeki yıllarda artacak, grup turizmi ağırlık taşıyacak. Bu yönde dikkate alınması gereken bazı etkenler var. Birincisi deniz-güneş turizmine rağbet az. İkincisi, Avrupa'nın marka olarak çekim gücü yüksek. Üçüncüsü turist grupları aynı çıkışta Atina-Roma-Paris gibi bir seferlik güzergâhlarla seyahat etmekte. Dördüncüsü, imparatorluk geçmişinden gelen bir ülke halkı olarak, diğer kültürel ve tarihsel ihtişamların arayışı mevcut. Bu çerçevede, yalın bir markalaşma İstanbul üzerine yoğunlaşabilir: "Istanbul, capital of Empires - Turkey, land of civilisations" (İmparatorluklar başkenti İstanbul, uygarlıklar diyarı Türkiye). Bu arada, Pekin 2007 yılını dev bir şantiye olarak geçiriyor. Bir yıl sonraki Olimpiyatlar öncesinde kent 3 bin yıllık tarihinin tozlarından tekrar doğmaya çalışıyor. Havaya ıslak çimento kokusu ve bej bir sis egemen. İnşaat toz dumanı içinde geleneksel Pekin evlerinin gri ve kırmızı renkleri birbirine karışıyor. Bir zamanların kızıl devrim ülkesinde ortaya şimdilik pembe bir evrim çıkıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious