Cindoruk’tan çarpıcı açıklamalar!

Cindoruk’tan çarpıcı açıklamalar!.13112
  • Giriş : 23.02.2009 / 17:58:00
  • Güncelleme : 23.02.2009 / 18:02:21

Üç çocuğunu evlatlık verdiğini doğrulayan Cindoruk, 28 Şubat ve Karadayı yanıtı verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk siyasetinin "şahsına münhasır" karakterlerinden Hüsamettin Cindoruk ile adeta "kıran kırana" bir söyleşi yaptık. Cindoruk'un eşi Dilek Hanım'ın Hasan Polatkan'ın eşi Mutaharre Polatkan'ın kız kardeşi Meryem Çiftkurt'un evlatlığı olduğu, Hüsamettin - Dilek Cindoruk'un kızları Serra, Revza ve Nerma'nın da Meryem Çiftkurt'a evlatlık verildikleri uzun süre siyasette kulaktan kulağa yayıldı, kapalı kapılar ardında "dedikodusu" yapıldı, ama bir türlü kendisine sorulamadı.

Cindoruk bu konuda ilk kez konuştu, dobra dobra sorularımıza cevap verdi. Cindoruk'un genel başkanlığını yaptığı DTP, 28 Şubat sürecinde Refahyol'un yıkılmasında ve "havada ikmal formülünün" başarıyla sonuçlanmamasında kritik rol oynadı. 28 Şubat sürecini de konuştuğumuz Cindoruk yine hayli tartışılacak açıklamalarda bulundu...

Siyasetin 'şahsına münhasır' ismi Hüsamettin Cindoruk'tan çarpıcı açıklamalar:

ÜÇ ÇOCUĞUMU DA EVLATLIK VERDiM

Cindoruk ile 46 senelik eşi Dilek Cindoruk'un Serra, Revza ve Nerma adlı 3 kızları var. Cindoruk kendi deyimi ile bir 'aile içi hadise'yi ilk kez kamuoyu ile paylaştı: Eşimin annesi, 3 kızımı da evlatlık edindi. Haberim yoktu ama itiraz etmedim...

Eşinizle nasıl tanıştınız?

1960 yılında ihtilâl oldu. Ben Yassıada Mahkemeleri'nde 18 kişinin avukatlığını üstlendim. Bunlardan birisi de rahmetli Maliye Bakanımız Hasan Polatkan'dı. Davalar devam ederken de Yüksek Adalet Divanı'na hakaret suçundan beni tutukladılar. Oradan çıktıktan sonra da İstanbul'dayım, biraz da yalnız kaldım, bekardım, 27 yaşındaydım. Polatkan'ın ailesinin evine gidip gelirken eşimle tanıştım. Eşimin teyzesi Polatkan'ın hanımıydı. O ilişki sürdü, aradan zaman geçti, infazlar bitti, duygular yatıştı, ben de eşime evlilik teklif ettim. 1962 yılı Kasım'ında evlendik, 46 senedir de mutluyuz.

3 kız çocuk, 2 torun

Çocuklarınız...

3 kızımız var, Serra, Revza, Nerma. İkisi evli, birisi bekâr. Lale ve Ali olmak üzere de iki torunum var.

Eşinizin teyzesi Hasan Polatkan'ın eşiydi.

Mutaharre Polatkan'ın kardeşi Meryem Çiftkurt eşimin annesi.

Sizin 3 kızınızın da Meryem Çiftkurt'un evlatlığı olduğu ifade ediliyor.

Son dönemlerinde evlatlık olarak aldı. Üç kızımı da evlat edindi.

Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz?

Yakınlıktan. Çok seviyordu çocukları.

Bilgim yoktu

Çocukları olmadığı için mi?

Hayır. Bizim çocukları çok seviyordu. Tahmin ediyorum bu sevgisi etkili oldu. Benim bilgim dışında oldu. Ama, ben itiraz etmedim. Çünkü, Meryem Hanım'ı çok severdim.

Eşiniz de mi itiraz etmedi?

Hayır, etmedi. O bir duygudur.

Çocuklarınız nasıl karşıladılar?

Küçüktüler.

Meryem Hanım yaşlanınca mı evlat edindi onları?

Tabii, yaşlandığı safhada oldu.

Çok ilginç bir durum, baba olarak ne hissettiniz?

İtiraz etmedim. Talep edenin insani duygularıdır, saygı gösterdim. Benim için olağan n Siyasetle uğraştığınız için mi itirazda bulunmadınız? Yok. Aile içi bir hadise, siyasetle alakalı bir hadise değil.

Pek rastlanır da bir olay değil.

Tatbikatta çok var. Ben avukat olduğum için avukatlık hayatımda çok gördüm. Çok da evlatlık mukavelesi yaptım, mahkemelerde tespit ettirdim. Benim için olağan bir şey.

27 Mayıs'ı yaşadınız. Yassıada'da avukatlık yaptınız.

Siyaset boşluğu...

Hem bir hukuk problemi ortaya çıktı hem DP'liler açısından bir siyaset boşluğu... 27 Mayıs'ın bizde bıraktığı izler bunlar. Yapay bir davadır. Dokunulmazlığı olan iktidar partisi milletvekillerinin dokunulmazlıkları bir emirname ile kaldırıldı. 600 kişilik parlamentoda CHP'liler ve diğer partiden olanların dokunulmazlıkları sürdü, yargılanmadılar, ama 400 kişi Yassıada'da bir spor salonunda muhakeme edildiler. Olur şey değildi. Hem itirazımız vardı hem de dünyadaki bütün hukuk adamları buna karşı çıktılar, ama mahkeme devam etti.

Ne zaman darbe olmaz?

Türkiye'de neden bu darbe süreçleri yaşanıyor?

Siyasal istikrarın olmamasından doğuyor. İktidara gelenler seçim sonuçlarını yanlış yorumluyorlar. Devletin tapusunun kendilerine verildiğini varsayıyorlar. Verilen sadece bir dönem için devletin bazı organlarını yönetme yetkisidir. Bu da hükümettir, Meclis çoğunluğudur. Devletin diğer otoriteleri, erkleri seçim sonuçlarıyla el değiştirmez. Bizim iktidarlarımız bu olguyu anladıkları zaman darbe de olmaz.

160 YIL SONRA SADRAZAMI YANİ BAŞBAKANI ASTIK

Yassıada davalarına katılıyorsunuz, katıldığınız davaların sonunda üç kişi de idam ediliyor. Bu sizi nasıl etkiledi?

İdam sehpası ve sandık

İki duygu var. Birincisi bir hukukçu, avukat olarak yenilmişlik duygusu. Müvekkilinin idamı ile karşılaşmış bir avukat. Benim müvekkillerimden Refik Koraltan da idama mahkum edilmişti. Koraltan'ın cezası infaz olmadı, Polatkan'ı idam ettiler. İnanılmaz bir duygu. Allah hiç bir avukata böyle bir idam kararı ve bu kararın sonrasında ailesiyle ilişki nasip etmesin.

Çok zor bir durum. Bu şahsi yenilgim, kırgınlığım. Diğer taraftan demokrasi için çok üzücü. Bir demokrasi idamlarla başlayabilir mi? Marangozlar bir yanda idam sehpalarını yapıyordu bir yandan da seçim sandıklarını. İdam kararlarından bir ay sonra seçim oldu. Kan üzerine kurulu bir demokrasi Türkiye'de ondan sonra sağlıklı yaşamadı. Osmanlı'da bile son sadrazam idamı 1800'de Benderli Ali Paşa. Ondan 160 sene sonra biz Osmanlı'nın yapmadığını yaptık, Başbakan'ı astık. Bu çok ayıp, utanılacak bir hadisedir.

BENCE 28 ŞUBAT AMACINA ULAŞTI

28 Şubat sürecini de yaşadınız. DTP'yi kurdunuz. DYP'den milletvekilleri transfer ettiniz.

Demokrat Türkiye Partisi'ni 7 Ocak'ta kurdum. Partiyi kurduğumuz zaman 28 Şubat yoktu. 28 Şubat'ı biz kucağımızda bulduk.

Hareket Refahyol Hükümeti'nin yıkılmasında rol oynadı.

28 Şubat kararları nerede çıktı? MGK'da. Ben var mıyım MGK'da? Kararı imzalayanlar kimler? "MGK'nın kararı darbedir. Bu darbe sonuçlarını verir" dedim, verdi tabii. Hükümet dağıldı, yeni bir hükümet kuruldu, ben o hükümete de girmedim.

Dönüp baktığınızda 28 Şubat süreci devam ediyor mu?

Bugün iktidarda Refahyol var. Bir yanda Bülent Arınç, Tayyip Bey gibi, Abdullah Gül gibi Milli Görüşçüler var, bir yanda da Köksal Toptan gibi o zamanki pek çok Doğruyolcu var. Bir de üstelik Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga gibi solcular da var. Yani bu iktidar zaten bir koalisyon.

28 Şubat amacına ulaşamadı öyle mi?

8 yıllık eğitimi gerçekleştirdi, yargı organlarının da katılımıyla AK Parti'nin dinsel kurumları hayata geçirmesini engelledi. 28 Şubat'ın temelinde cumhuriyetçilik var, laik cumhuriyet ilkeleri var, laikliği sürdürüyor. AK Parti "Ben laikim" demeye başladığına göre 28 Şubat sonuca ulaşmıştır.

KENAN EVREN NAMAZLARINI CEM EDERDİ

AK Parti yüzde 47 oy aldı, Gül Cumhurbaşkanı oldu. Oy gerçeği değiştirmez. Şimdi seçim olsa "Müslüman Cumhurbaşkanı" sloganı işe yarar mı? Abdullah Gül ne yaptı? 5 tane yazarı toplayıp, oturup yemek yemekle bu işler çözülür mü? Anamuhalefet partisi genel başkanı cumhurbaşkanını ziyaret etmiyor, toplantılara gitmiyor. Cumhurbaşkanı eşiyle orduevlerine giremiyor.

Babası tabur imamı

Cumhurbaşkanı ve eşi ordunun yaptığı şanlı şerefli törenlere katılamıyor. Böyle bir krizi yaratmaya ne gerek vardı? Hepimiz dindarız. Cumhurbaşkanlarımız da dindar. Ben Celal Bayar ile birlikte Gemlik'teki Umurbey Köyü'nde cuma namazı kıldım, hem de 95 yaşındaydı. Bayar gerçek bir dindardı, babası da imam, hoca. Bayar dinsiz, Abdullah Gül dindar, olur mu böyle bir şey? Kenan Evren bile bana bir gün "Ben akşamları bütün namazlarımı kılarım. İbadetimi yaparım. Benim babam tabur imamıydı" dedi. Dinsiz olduğunu nereden çıkarıyorlar? Cevdet Sunay da fevkalade dindar, Oflu bir adamdır.

27 NİSAN'DA İSTİFA EDERDİM

27 Nisan'la ilgili değerlendirmeleriniz de oldukça tepki topladı.

"27 Nisan da darbedir" dedim. Hatta "e-darbedir" dedim. Hayatımda ilk defa bilgisayarda darbe duydum. Ben Başbakan olsaydım, o gün istifa ederdim.

Hükümet reddetti bu bildiriyi.

Hükümetlerin karşılığı istifa etmektir. Reddetse ne olacak? Reddetti de ne oldu? Anayasa Mahkemesi'nin kararını durdurabildiniz mi? Hangi söylediğiniz, karşı durduğunuz olayı gerçekleştirdiniz? Evet 27 Nisan yanlıştır, ama 27 Nisan'ı sadece bir bildiri ile geçiştirenler daha büyük yanlış yapmışlardır. Böyle hallerde aksiyon lazımdır. Sonuçta ne oldu?

O MİT'Çİ İLE YEMEK YEDİM"

1. MİT Raporu" diye bir rapor var, orada Banker Bako olayına ilişkin sizinle ilgili iddialar var.

O MİT Raporu'nun gerçeklere sığmadığını MİT kabul etti, raporun kendisinde olmadığını söyledi. O MİT Raporu'nu hazılayanlar içinde Turgut Özal da var. Siyasi rekabetle hazırlanan bir rapordur. Hiçbir şey de çıkmamıştır, ayıp da bir şeydir. MİT o yüzden kendi içinde eleman tasfiye etmiştir. Sonra o raporu yapanlarla oturduk yemek de yedik biz. Meclis Başkanı'yken onlardan birisinin devlete dönmesi için benden izin aldı MİT Başkanı.

Benden izin aldılar

Nasıl izin aldı?

"İhtiyaç duyduk, bir operasyonda kullanacağız" dedi, 3 kişiden izin aldı. Biri ben, birisi Demirel, diğeri de Nevzat Ayaz. Ben, "Devletin bir kırıntıya ihtiyacı varsa o bile önemlidir benim için, hay, hay" dedim. O rapor MİT Raporu değil, MİT'te bir adamın Turgut Özal'ın talimatıyla hazırladığı özel bir rapordur. Onu birileri ele geçirip bize verdikleri için açıkladık.

Ergenekon Davası'nı, kontrgerilla tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunlar ıvır zıvır işler, bunlardan sonuç çıkmaz. Siyasal iktidarın buna ümit bağlamasını da çok yanlış buluyorum.

KARADAYI İLE AHBAP DEĞİLİM

Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın olduğu iddia edilen bir ses kaydı ortaya çıktı. Karadayı ile konuşan kişi siz misiniz?

Karadayı ile öyle bir konuşma yapmadım da Karadayı'nın böyle bir konuşma yaptığı nereden öğrenilmiş? Halka açık mı konuşmuş? Var mı hukukta dinleme? Özel hayatın en açık ihlali bu tür kanunsuz dinlemeler. Kimden çıkarsa çıksın insanların iletişim özgürlüğüne kayıt koyan, onlardan alıntılar yapan bu hadise fevkalâde önemlidir.

Arda Turan'ın çapkınlığı ile ilgili o resimler ne kadar ayıpsa bu kayıtlar da o kadar ayıptır, hukuka aykırıdır. Ben Karadayı'yı senelerdir görmedin, Karadayı ile hiçbir ahbaplığım da yok. Sayarım, severim, çok iyi bir Genelkurmay Başkanı'dır. Ben Meclis Başkanı'yken Karadayı da Genelkurmay Başkanı'ydı.

Hüsamettin CİNDORUK KİMDİR?

1933'de İzmir'de doğdu. 1954'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Siyasi hayatına DP gençlik kollarında başlamasına rağmen, 1958 yılında "ispat hakkı" tartışmaları sırasında DP'den ayrılarak Hürriyet Partisi kurucuları arasında oldu.

Yassıada'da aralarında Hasan Polatkan'ın da bulunduğu 18 DP'linin avukatlığını yaptı. 14 Mayıs 1985'te DYP liderliğine seçildi. Bu görevi siyasi yasağı biten Demirel'e bıraktıktan sonra 16 Kasım 1991 - 1 Ekim 1995 tarihleri arasında TBMM Başkanı seçildi. 17 Nisan 1993'te Cumhurbaşkanı Özal'ın vefatı üzerine 16 Mayıs 1993'e kadar vekaleten bu görevini üstlendi.

Demirel'in cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından DYP liderliği için ismi geçti, ancak, aday olmadı. O kongrede lider seçilen Tansu Çiller ile daha sonra ters düştü. Bir grup arkadaşıyla DYP'den ayrılıp Demokrat Türkiye Partisi'ni kurdu. DTP 28 Şubat sürecinde kurulan Mesut Yılmaz başbakanlığındaki koalisyona katıldı ama kendisi görev almadı. 18 Nisan 1999'da yapılın genel seçimde Meclis dışında kaldı ve DTP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti. İngilizce bilir, evli ve 3 çocuk babası.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*