Cindoruk'tan şaşırtan açıklama: Kurtuluş solda!

  • Giriş : 13.09.2007 / 00:10:00
  • Güncelleme : 13.09.2007 / 00:13:45

Hayatının yarım asrını merkeze sağa veren Cindoruk, şaşırtan bir açıklama daha yapıyor:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye’de bir sol oluşturmalıyız.. Cindoruk: "Ben liberal demokrat bir adamım, ama gidişata objektif olarak bakıyorum. Solun güçlenmesi lazım. Baykal’ın görüşü yanlış. Sol zaten bir güç sahibi değildi. Sağ oylar nereye gitti? AK Parti’ye gitti. Bence birliğin CHP’nin içinde olması lazım. Yüzde 21 oy almış bir parti, büyük bir çekirdek, büyük bir mayadır. Onu bozacak yerde, onun etrafında toplanacaksınız. Sonra Baykal meselesi de çözülür."
1982 Anayasası Evren için biçilmiş bir anayasa deniyor...
1982 Anayasası Türkiye’nin geleceğini tahmin edemeyenlerin yaptığı bir anayasa. Siyasette ileriyi görmek lazım. Evren ileriyi değil, geriyi gören bir adam. Geriyle kavga ediyor. Onları çok önemsiyor. Komünizme karşı, Demirel’e karşı, Ecevit’e karşı, herkese karşı... Ama geleceği görmüyor. Görseydi böyle bir anayasa yapmazdı. Zaten askerlerin anayasa yapmakta, devletin hayatını takip etmekte ileriye gitmemeleri gerekiyor. Askerlerin çok fazla siyasete girmeleri, sivil toplumun oluşmasını engelliyor. 27 Nisan Muhtırası’nın AKP oylarını artırdığı açık. 1983’te Sunalp’ın lehine Evren’in yaptığı konuşma da, Özal’ın oylarını artırmıştı. Türk halkı askeri sever, askerliği sevmez. Çünkü askerlik meşakkatli bir iştir.
Uras da dahil solcular CHP’de birleşmeli
Halk askeri sever ama dediğini de yapmaz galiba...
Öyle... Biz asker milletiz. Ama askere giden sıkıntılara uğrar. O izlenimleri vardır. Etrafına ve arkadaşlarına da anlatır. O askerlik anılarını dikkate alarak, çoğu insan askerin dediğine oy vermez. Tabii sivillerin de bir kabahati var, şimdiye kadar inisiyatif alamadılar. Geçen gün solcu arkadaşlara da söyledim, görev onlara düşüyor. Baykal diyor ki, ‘Sağ dağıldığı için bizim oylarımız da dağıldı.’ Tam tersine, sağ dağıldığı zaman solun oylarının artması lazım. Sağdan önce, sol dağıldı. Türkiye’de sendikaların, sol kitle örgütlerinin toparlanması lazım. Türkiye’de bir sol oluşturmamız lazım. Çünkü sağ yakın tarihte AKP’yi indirmek için yeterli gücü toplayamaz... Sol gelişecek, sol fikirlerini söyleyecek. Sosyalist olması şart değil, sosyal demokrat olması önemli. Bir sol blok siyaset ortaya çıkarsa, dengeler yerine oturur.
Sol bloğu kim toparlayabilir sizce? Baykal mı, Sarıgül mü?
Ben baştan onların ayrımına karşıyım. DSP’nin yaptığı da yanlıştır. DSP-CHP birleşmesi bile bir nüve olabilirdi. Türkiye’nin içinde bulunduğu tehlikeyi fark etmelerini bekliyorum açıkçası. Fark etseler, DSP Meclis’e girer girmez CHP’den ayrılmazdı. Aynı şekilde, birbiriyle uzlaşabilecek sol entelektüellerin bir araya gelip siyasete ağırlık koymaları gerekir. Ben bunun içine Ufuk Uras’ı da dahil ediyorum. Sol için bir birlik kurmalarında fayda var. O birlik, özellikle ekonomiden gerekli refah payını alamayan geniş halk kitlelerine, emekçilere çok şey vaat edebilir ve yapabilir. Dünyada solun gerilediği doğrudur, ama Türkiye’de sol ilerleyebilir. Çünkü bunca fakirliğin, bunca işsizliğin olduğu bir ülkede sağ söylemlerle fazla bir şey yapamazsınız... Zaten söyleyen, yapan bir iktidar var. Onunla mücadele edecek güç, cumhuriyetçi, laik ve Atatürkçü olmak koşuluyla bir sol bloktur.
Yani Türkiye’nin kurtuluşu solda mı?
Evet, solda. Ben liberal demokrat bir adamım, ama gidişata objektif olarak bakıyorum. Solun güçlenmesi lazım. Baykal’ın görüşü yanlış. Sol zaten bir güç sahibi değildi. Sağ oylar nereye gitti? AK Parti’ye gitti. DP’nin oyları da, ANAP’ın oyları da... Tahmin ediyorum ki, MHP’ye gidecek oylardan da oraya giden oldu, ki AK Parti yüzde 47 oy aldı.
Deniz Baykal ‘Milli sol birlik’ çağrısı yapmalı
Doğru bir sol CHP’nin içinden çıkabilir mi?

Bence birliğin CHP’nin içinde olması lazım. Yüzde 21 oy almış bir parti, büyük bir çekirdek, büyük bir mayadır. Onu bozacak yerde, onun etrafında toplanacaksınız. Sonra Baykal meselesi de çözülür. Baykal benim eski arkadaşım, 4 ay Zincirbozan’da denize karşı sefa yaptık. Kendisini severim, sayarım, iyi bir devlet adamıdır. Kendi aralarındaki ihtilafa karışamam. Ama Baykal vatanperver bir adam. Tehlikeyi görüyor. Bana yakın yaşı var. Bu yaşta milli sol birlik çağrısı yapması gerekir. Gördüğüm kadarıyla sol çok milli olmuştur. Enternasyonal sol bitmiştir, bir Türk solu çıkmıştır ortaya. Ben o sola güveniyorum. Kendi aralarında uzlaşırlarsa, bir sosyal plan, bir ekonomik plan, çevrecilik planı çıkartabilirler ortaya. Türkiye’nin gereksinmesi olan bugün sol bir parti. Sol, Atatürkçülük de dahil, her konuda çağdaş değerleri ortaya koyar. Bilhassa gençleşen seçmenlerden çok oy alır.
Peki Baykal nasıl sevdirecek kendini halka?
Herhalde gülerek değil, bir şey söyleyerek, Türkiye için proje üreterek. CHP’nin tezleri yok. Tezi olmayan partinin, bir şey isteyecek yüzü de olmaz. Tezinizi koyacaksınız ortaya.
ACABA DAYINIZIN OĞLU EMİN ÇÖLAŞAN’DAN MI ETKİLENDİNİZ?
Dayınızın oğlu Emin Çölaşan da sizin gibi Ayvalık’ta. “Türkiye’yi sol kurtarır” deyip beni şaşırttınız. Acaba aynı masada yaptığınız siyasi sohbetlerin sonucunda mı bu noktaya geldiniz?
(Gülüyor) Hayır. İki kere bir araya geldik, sohbet ettik. Emin düzgün adamdır. Beraber büyüdük. Ama merak etmeyin, ben bu yaştan sonra kimseden etkilenmem.
Ben de dükkanı kapattım...
Demokrat Parti’nin hali ne olacak?
Demokrat Parti’yi bir daha kimse birleştiremez.
Siz bile mi?
Kimse birleştiremez. Ancak Mumcu ve Ağar bir araya gelip yarım kalmış birleşmeyi sağlayabilirlerse bir sonuç olabilir.
Taban sizi istiyor ama...
Ben dükkanı kapattım.
Bugünlerde herkes dükkan kapatıyor. Büyükanıt da dükkanı kapattı...
(Gülüyor) Ben essahtan kapattım. Dükkanı da, depoyu da...Çok rahatım. Hiçbir şey yapmıyorum. Ama fikir sorarlarsa söylerim.
Çok soran varmış diye duyuyoruz...
Siyasette herkes herkese bir şey sorar. Ama herkes bildiğini okur.
En azından iki yıl sonra yapılacak belediye seçimlerine kadar sizin DP’nin başına geçmeniz konuşuluyor siyasi kulislerde...
Onlara şunu söylüyorum; başkasını bulun! Siyaseti bıraktıktan sonra geri dönmek için çok ağır şartlar olması lazım. O şartlar yok Türkiye’de.
Nasıl ağır şartlar?
Büyük bir sendrom olursa, siyasi bir deprem gibi belki... O zaman siyasete dönerim.
Erbakan hep gaza basıyor, hiç freni yok!
Erbakan’In 1991’den itibaren prensi gibiydi Abdullah Gül... Parlak bir Milli Görüşçü’ydü. Avrupa Birliği’ne, ’Hıristiyan Birliği’ diyen konuşmaları vardı. Ama AB’yi bir tarafa bıraksak bile Erbakan daha milli bir siyasetçiydi. Erbakan’ın Milli Görüş deyimi içinde zaten ‘milli’ tabirinin olması o. Dikkat ederseniz tavırlarında milli değerlere muhalefet yok. Kıbrıs’ta özellikle başarılı bir biçimde Ecevit’e yardımcı olmuştur. Oysa Gül zamanında Kıbrıs’ta geldiğimiz nokta ortada. Ben Erbakan’ı daha fazla milli görüyorum. Ama Erbakan’a bir kusur izafe ediyorum. Erbakan, hep gaza basan, çok konuşan, çok ileri şeyler söyleyen, ama hiç frene basmayan bir devlet adamı. ‘Kanlı mı olacak, kansız mı?’ tabiri onlardan biri... Ama ben ona rağmen Erbakan’ı siyasetçi olarak bugünkü siyasi talebelerinden daha vatansever, daha faydalı, daha devlet adamı görüyorum. Vatan milletle ilgili alanlarda çok dikkatliydi.

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious