Çin'e Türk akını

  • Giriş : 18.12.2006 / 00:00:00

Başta ucuz iş gücü olmak üzere yatırımcılara büyük avantajlar sunan Çin'de, Türk yatırımları da artıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) hazırladığı raporda, Çin'in giderek büyüyen ihracat potansiyeli sayesinde, başta tekstil olmak üzere belirli sektörlerde Türkiye'de de iç pazarları tehdit ettiği ve Türkiye'nin dış ticaret açığının büyümesine neden olduğu belirtildi.

İki ülke arasında karşılıklı doğrudan yatırımlarda son dönemlerde bir hareketlenme gözlendiği, Çin'in başta ucuz iş gücü maliyeti olmak üzere sunduğu avantajlarla yatırımcılar için önemli bir “fırsat” olarak görülmeye başlandığı vurgulanan raporda, şunlara yer verildi:

“Çin'e komşu olan Orta Asya bölgesinde çeşitli sektörlerde büyük yatırım projelerine imza atan ve bu bölge ile birlikte Rusya, Ukrayna ve Kafkaslar'ı da içine alan Avrasya coğrafyasında Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından bu yana toplam 7 milyar dolarlık yatırım yapan Türk iş çevreleri, henüz Çin pazarının sunduğu imkanlardan yararlanmış değildir. Türk firmalarının Çin'de plastik, inşaat, gıda ve tekstil alanında az sayıda girişimi bulunuyor ve bu yatırımların toplam değeri 25 milyon dolar civarında. Bununla birlikte elektronik, gıda ve tekstil sektörlerinde de pek çok Türk firması üretimlerinin bir bölümünü Çin'de gerçekleştiriyor.”

YATIRIMCILAR VE YATIRIMLAR...

Rapora göre; mühendislik, teknolojik çelik imalat ve elektro mekanik montaj alanlarında faaliyet gösteren Çimtaş, 2002'de Şanghay'da “Çimtas Ningbo” firmasını kurdu. Demirdöküm, 2004'de kurduğu fabrikada yağlı radyatör, Fabeks Dış Ticaret de “Silk&Cashmere” markasıyla ipek ve kaşmir üretiyor. Golden Meyve Suyu, yerli bir ortakla meyve suyu ile içme suyu fabrikası kurarken, Ünsa Ambalaj çuval fabrikası kurdu. Atasay Kuyumculuk, Çin'in Guangzhou kentinde takı üretimine başlarken, Şişecam, 2003 yılında Şanghay'da yatırım yaptı. Ev aletleri firması TEMA da Çinli Yongsheng şirketi ile Pekin'de bir şirket kurdu.

Şanghay'da Zorlu Tekstil'in ofis açtığı, Goldaş, Garanti Bankası ile İş Bankası'nın temsilcilikleri bulunduğu da açıklanan raporda, şöyle denildi:

“Bu firmaların yanı sıra Anadolu Grubu'nun bira, Vestel'in elektronik eşya, Aksa Akrilik'in kimyasal ürünler, Kibar Holding'in demir çelik ve Yeşim Tekstil'in tekstil ürünleri ve konfeksiyon alanında yatırım planları bulunmaktadır.”

TİCARET AÇIĞI 6.3 MİLYAR DOLARI AŞTI

Rapora göre, 2004 yılında Çin'e 390 milyon dolar değerinde ihracat yapan Türkiye, buna karşın Çin'den 4.45 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi ve ticaret açığı bir önceki yıla göre neredeyse iki katına çıktı.

2005 yılında Türkiye'nin ihracatı azalmaya devam etti, ithalat ise hız kazandı. Türkiye 2005 yılında 549 milyon dolarlık ihracata karşılık 6.83 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. 2006 yılının 9 aylık döneminde de ihracatı 503 milyon dolarda kalırken, ithalatı 6.98 milyar dolara yükseldi ve Türkiye'nin bu ülkeyle ticaret açığı 6.38 miyar doları aştı.
Türkiye'den Çin'e yapılan ihracatın hacmi kadar yapısının da henüz arzu edilen görüntüyü sergilemediğine işaret edilen raporda, ihracatın büyük oranda demir-çelik ürünlerine dayandığı ifade edildi.

“TURİZM ÖNEMLİ BİR FIRSAT”

Türkiye'nin Çin'e olan ihracatının miktar olarak artırılması ve ürün bazında çeşitlendirilmesi amacıyla DTM'nin başlattığı “Asya-Pasifik Stratejisi” çerçevesinde çalışmaların sürdürüldüğü belirtilen raporda, Çin'de inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, demir-çelik ve diğer maden ve metal, kimyasallar, islenmiş gıda ürünleri, hazır giyim ve tekstil makineleri ile müteahhitlik sektörünün Türkiye'nin ihracatı açısından potansiyel taşıdığı ifade edildi.

Çin'in Ar-Ge projelerine en çok bütçe ayıran ikinci ülke olduğu, Türk firmalarının bu teknoloji birikiminden faydalanmak üzere girişimlerde bulunabileceği dile getirilen raporda, 2008 yılında Pekin'de düzenlenecek Olimpiyatlar nedeniyle kentin çevre ve altyapısındaki yenilemeler için proje çalışmalarının başladığı, bu çerçevede Türk firmalarının girişimlerde bulunması önerildi.

Türkiye'nin, Çin tarafından tanınan 23. resmi turist güzergahı olduğu hatırlatılan raporda, “Dünya Turizm Örgütü raporlarına göre, 2020 yılı itibariyle Çin'in yılda yaklaşık 180 milyon turist ile en fazla turist çeken ve aynı zamanda 100 milyon Çinli turist ile en fazla turist gönderen ülke olması beklenmektedir. Bu durum ikili ticarette Türkiye aleyhine seyreden durumun dengelenmesi açısından oldukça önemli bir fırsattır” denildi.

“AB ALICILARI TÜRKİYE'YE DÖNMEYE BAŞLADI”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili Süleyman Orakçıoğlu da yaptığı açıklamada, Çin'in uyguladığı ekonomi politikalarına işaret ederek, Çin'in parasının değerini düşük tutarak ihracatta, başta işçi ücretleri olmak üzere girdi maliyetlerini düşük tutarak da üretimde ve yatırımda avantaj sağladığını söyledi.

Birçok sektörde şirketlerin alımlarını Çin'e kaydırdığını anlatan Orakçıoğlu, “Özellikle tekstil ve hazır giyimde orada üretim yapmak daha kolay. Türk firmaları, Çin'de üretim yapıp Çin'de satacaksa onların bu ülkedeki yatırımlarını kayıp olarak görmemek lazım” dedi.

Orakçıoğlu, Türkiye-Çin dış ticaret hacminde 6.3 milyar dolarlık açığın kabul edilebilir bir rakam olmadığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Türkiye, Çin'e baskı yapmalı. Çin, işlenmiş ürünlerde gümrükleri kaldırmalı. Bu rakamlar, artık altından kalkacak rakamlar değil. Stratejik ortaklıklar kurulmalı. Özellikle müteahhitlik sektöründe dünyada ihalelere birlikte girilmeli, ticaret dengesini pozitife çekmenin başka yolu yok.”

Türkiye'nin geçen yıl Çin'e yaptığı tekstil ve hazır giyim ihracatının 43 milyon dolar, buna karşılık ithalatının 690 milyon dolara çıktığına işaret eden Orakçıoğlu, “Çin'e giden birçok firma, artık Türkiye'ye dönmeye başladı. AB alıcıları ve zincir mağazalar, kalite sorunları yüzünden Çin'de aradıklarını bulamayınca geri döndü. Bu, ihracatımızda avantaj sağlayacak” dedi.


Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious