CMYLMZ: Şahsen ben izlerim bu filmi

CMYLMZ: Şahsen ben izlerim bu filmi.14420
  • Giriş : 30.11.2008 / 10:11:00

Cuma günü vizyona girecek yeni filmi A.R.O.G'u anlatan Cem Yılmaz, oldukça iddialı... Filmleri ile ilgili eleştirileri yanıtlayan Yılmaz, ilginç göndermeler yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cem Yılmaz'ın yeni filmi A.R.O.G, haftaya sinemalarda. Beklentiler yüksek ama onun gönlü rahat. Meşhurluk konusunda doygunluğa ulaştığını ve filmin başrolde olmasını istediğini söyleyen Yılmaz, "iyi bir film yaptığımızı düşünüyorum. şahsen ben izlerim bu filmi," diyor..

A.R.O.G'u başka biriyle izleyip gülmek için can atıyorum

'Sayılı gün çabuk geçer,' derler ya gerçekten öyleymiş! Yazın A.R.O.G'un setine gittiğimizden beri 5 Aralık için gün sayarken, bir de baktık ki beklenen tarih gelmiş. Bu süreçte, işin doğası gereği, her ne kadar teaser ve fragmanlarla idare etmek zorunda kalsak da artık önümüzde 128 dakikalık, Cem Yılmaz'ın deyişiyle 'epik bir fantastik komedi' var.
Cem Yılmaz, son bir buçuk yıldır A.R.O.G'la yatıp kalkıyor.

Tüm motivasyonun da iyi ve kaliteli film yapmak üzerine kurulu olduğunu en başından söylüyor. Memlekette çoğu şey 'kalitesizlik' üzerine şekillenirken insanın yaptığı işe böyle bir hedef koyması yorucu da oluyor elbet.
Bunun için Yılmaz'ın yorulmadığını düşünmek aymazlık olur herhalde. Ama Cem Yılmaz yorulsa da son tahlilde planladığı filmin yüzde 99'unu hayata geçirdiği için gönlü epey rahat.
Hokkabaz'da olduğu gibi Ali Taner Baltacı ile yönettiği A.R.O.G, mütevazı hamlelerle sinema tarihimize geçmeye hazırlanırken Cem Yılmaz'la filme son rütuşları attarken buluştuk.

- Beklentiler bayağı yüksek, siz de A.R.O.G'u vizyona girmeden kısa bir süre önce izlediniz. Ama bir buçuk yıldır bu film üzerinde çalışıyorsunuz. Son tahlilde A.R.O.G nasıl bir film oldu?
- İyi bir film yaptık diye düşünüyorum. Şahsen ben izlerim bu filmi. Gerçi benim sinema zevkim konusunda insanların kafalarında şüphe olabilir, olsun. A.R.O.G birçok pozitif tecrübeyle işin içine girilmiş ve planlananın da yüzde 99'u yapılmış bir filmdir.
Hokkabaz'da da aynı duygular içerisindeydim. Filmin, bütünüyle genel bir beğeniye hitap edeceğine inanıyorum. Milletin 'Afferim güzel yapmışsınız demesini,' beklemiyorum.

- Bu süreçte Arif karakteriyle çok samimi oldunuz. Sizin gözünüzde Arif neye tekabül ediyor?
- Arif'in iletişim kurmakla, karşı tarafın dilinden konuşmakla ilgili bir gayreti var. Bu pozitif özelliği. Ama hiçbir şey bilmiyor. Durduğu pozisyon, hep etrafındakilerden daha çok bilmek üzerine kurulu. İnsan herkese akıl verir mi? Toprağa, taşa, böceğe akıl veriyor. Bu da negatif özelliği. Allah var negatif özellikleri daha çok. (Gülüyor) Ama zararsız da bir yanı var. O karakteri sevme nedenlerimden biri de bu yönü.

- Bu sefer Mazhar Alanson yok ama, eski takımdan Ozan Güven, Özkan Uğur ve takıma yeni katılan Zafer Algöz var.
- Hepsi çok özel oyuncular. Mesela Ozan Güven çok başarılı bir komedyendir ama kimse bilmez. Çünkü işlerine yansımıyor.
Çok komik bir herif. Benim kadar komik.
(Gülüyor) Hokkabaz'da ona göre bir rol yoktu. Çünkü onunla oynayacaksan karşılıklı oynaman gerek. Özkan Uğur içinse bir şey diyemem. Şimdi bir tanıtım yaptık orada 'Okullarda ders olarak okutulacak aktörlüğü ile' şeklinde bir seslendirme yaptım. Bu çok samimi bir düşüncemdi.

- Filmin adı Cem Yılmaz adını bastırmaya başladı. Bununla ilgili de net bir tavrınız var galiba.
- Filmin birkaç ay ya da bir yıl öncesinden ismini meşhur etmemle ilgili çabam tamamen bununla ilgili. A.R.O.G dediğin zaman benim ismimin önüne geçmesini isterim. 'A.R.O.G'a gittin mi?' denilsin istiyorum. Çünkü kendimi meşhur etmekle ilgili bir derdim yok. Film başrolde olsun istiyorum. Çünkü iyi film kalıyor tarihe. Mesela 1917'de yapılmış Chaplin filmini al koy izle, daha dün çekilmiş gibidir. Diğer taraftan adam 'Ben sinemaya 20 yılımı verdim,' diyor. Ya senin 70'lerde yaptığın filmi de biliyorum. Bir senin filmi bir de Chaplin'in 1917'de yaptığını izleyince sonucu görüyoruz. Chaplin'in yaptığı daha iyi.

- Gittikçe tahammülsüz bir toplum haline geldik. Siz 'şakayla' uğraşan bir insansınız ve yaptığınız şakalar öncelikle bir tahammül gerektiriyor. Bu tahammülsüzlük durumu sizi nasıl etkiliyor?
- Aslında mizahçının durduğu yer itibariyle herhangi bir insana yaraması pek mümkün değil. Bunun için bu tahammülsüzlük beni hiç şaşırtmıyor. Uğraştığım şeylerin bizim memleket için lüks olduğunu düşünüyorum. Şimdi ben sahne hayatımda hep kapalı gişe oynadım. Bunun sonucunda gösteriye gelen insanlarla bir sürü şeyi paylaştığını düşünüyorsun. Ama gerçek hayatta böyle bir şey yok. Aynı değerleri paylaştığın, aynı şeylere güldüğün insanlar o kadar kalabalık değil. Hani bir sürü ortak paydamız vardı, hani birlikte gülüyorduk? Bu durum insanın şevkini kırıyor.

Hiç ticari bir film yapmadım. Ticari film nasıl yapılır, fikrim yok...

- Seyircinin yaptığınız işleri rahat izlemesini mi istiyorsunuz?
- Mesela adam oyununa gelir, arabasını düzgün bir yere park edememiştir, devamlı içi karıncalanır 'Acaba kelebek camından arabaya girecekler mi?' diye, oyundan da hiçbir zevk almaz. Bu da onun gibi bir şey. Bunun için tekrar söylüyorum; bizim uğraştığımız şey biraz lüks, ama bu lüksü de paylaşmak gerekiyor. Ben işimi yaparken çok eğleniyorum. Ama A.R.O.G'u ikinci bir kişi izlese de onla beraber gülsek diye can atıyorum. Çünkü şu an biz işin kaba bölümündeyiz. O kaba bölümde, bir mesai yapıyoruz. 5 Aralık'ta seyirciyle birlikte izleyince zevk almaya başlayacağız.
Bu film sırf o zevki tadabilmek ve tattırabilmek için yapılıyor. Ben hayatımın hiçbir döneminde ticari film yapmadım. Ticari bir film nasıl yapılır hiç fikrim yok. Şimdi Özkan (Uğur) olsun, Ozan (Güven) olsun, komedi de tutar abi diye bir formül mü var sanki. Bunlar ticari kararlar mı? Sorarlar adama film iyi mi, kötü mü diye. Hepsi o kadar işte.

- Biraz önce Okan Bayülgen dediniz. Hani Bayülgen, Yılmaz Erdoğan, Beyaz ve siz komedyen, şovmen olarak programlara falan çıkardınız. Sinema konusunda Yılmaz Erdoğan'la siz öne çıktınız. Bunun sebebi nedir?
- Bence, senaryo yazmakla ilgili bir ayrım olmuş olabilir. Çünkü bitmiş bir filmi tamamen tasarlayan olmak önemli, film yapma arzusu konusunda Yılmaz'la (Erdoğan) bu gruptan ayrılmış olabiliriz.

- Peki bu kuşağın bizim mizah algımızı değiştirdiğini düşünüyor musunuz?
- Açıkçası kimsenin mizah algısını kişisel olarak değiştirdiğimi düşünmüyorum. Çok saçma gelecek ama ben babamın mizahını yapıyorum, bunun da yeni bir mizah olduğunu söyleyemem. Benim yaptığım şey zaten yapılıyor. Profesyonel komikler vardı, onlar hiçbir zaman senin benim yaptığımız mizahı yapmıyordu. Onun tuhaf bir geleneği vardı, ya tiyatro kökenli oluyordu, ya çeviri kökenli. Onun bir şeyi eksikti. Benim yaptığım 'Bunlara gülmüyoruz artık, şu profesyonel komiklik bitsin artık' demek oldu.

Yaptığım işleri sevmeyenleri kazanmakla ilgili sıkıntım var

- Sinemada yaptığınız işlere eleştiri geliyor hep. G.O.R.A gösteriliyor, 'Çok küfür var', Hokkabaz çekiliyor, 'Çok gülmedik', A.R.O.G'un teaser'ı çıkıyor 'Çocuklar korkar bundan'... A.R.O.G'la ilgili nasıl tepkiler gelecek merak ediyor musunuz?
- Yaptığımız işler reaksiyon tabii. Mesela bazı tepkileri ilk 10 saniyede anlamakta güçlük çekiyorum. Sonra gülüyorum. Çünkü büyük resme bakınca, malın ne olduğu meydanda. O reaksiyon neden veriliyor hemen anlıyorsunuz. Mesela 'O ne ya siyah tişörtle gösteri yapıyor,' dedikten bir zaman sonra 'Çok güldük, ne komik ya,' diyen bir sürü insan tanıyorum.
Ama yapmaya yeltendiğimiz işin karşılığında çok güzel reaksiyonlar da alıyoruz. Bu işi seven bir sürü insan da var. Ben de zaten sevene yapıyorum bu işi. Ama sevmeyeni kazanmakla ilgili sıkıntım var. Sevmeyeni kazanmak istiyorum. Bazen bu, bir ticari çaba olarak algılanıyor. Ben öyle düşünmüyorum. Hani sanatçı sahneye çıkar gösterisini yapar, kimse gülmez sonra da beni anlamadılar tribine girer ya... Ona ben 'Başka bir yöntem dene,' derim, o zaman. Mesela Almanya'ya turne yapıyorsunuz üçüncü kuşak sizi izlemeye geliyor, tabii sizi anlamaz. Sizin onların anlayacağı dilde şakalar yapmanız gerek.

Okan'ın 'krizden doğduk' tespitine katılmıyorum

- Derdimiz var; onları unutmak için gülelim durumuna karşı bir tavrınız mı var?
- Var tabii. Çünkü hayat bize, gülmenin bir kaçış olduğunu falan söylüyor. Mesela deniyor ki 'Kriz var herkes sinemaya gidecekmiş abi'. Böyle sinemaya gidecek seyircinin kime faydası var? Kriz olmasın da insanlar zevkten sinemaya gitsin.
Hayatın zorluklarından bir kaçış olarak eğlenceye sığınmak çok doğru gelmiyor. Mesela bana 'Abi sen bu zorlu günlerde insanın güler yüzüsün,' deseler itiraz ederim. Niye zorlu gün olsun birader, günler güzel olsun ki daha keyifli gülelim. Bunun için ben öyle bir unsur olmaktan memnun olabilecek bir komedyen değilim. Eğer memlekette her şey kötü giderse komedyenlere çok iş düşecek gibi bir algı yaratılıyor. Geçenlerde Okan (Bayülgen) öyle bir tespiti vardı. 'Biz krizde doğmuş komedyenleriz,' diyor. Ben bu tespite katılmıyorum.


Sabah-Pazar

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*