'Çocuğa cinsel eğilim hastalıktır'

  • Giriş : 17.12.2006 / 00:00:00

Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emin Baki Adaş, çocuk pornografisi olayına karışanların genelde orta sınıf, profesyonel meslek erbabı olmasının, olayı daha dramatik kıldığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yrd. Doç. Dr. Adaş, yaptığı açıklamada, son günlerde çocuk pornografisi ya da çocuğa karşı cinsel eğilimler ile ilgili haberlerin medyada sıkça gündeme geldiğini, ancak bu durumun, yaşanan olaylarda artış yaşanıp yaşanmadığını göstermediğini belirtti.

Bu konuda geçmişe yönelik sağlıklı verilerin bulunmadığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Adaş, olayların, bilişim suçları kapsamına alınmasının ardından ortaya çıkmaya başladığını ifade etti.

“Son dönemde karşımıza sıkça çıkan olaylar, kuşkusuz yeni teknolojinin yarattığı sonuçların bir yansıması olarak görülebilir. Eskiden bunlar duyulmuyordu, ancak bu eskiden yoktu anlamına gelmiyor” diyen Yrd. Doç. Dr. Adaş, geçmişte bu durumu ortaya çıkaracak veri ve araçların bulunmadığını vurguladı.

Medyaya yansıdığı kadarıyla çocuk pornografisi olayına karışan kişilerin alt sınıf olarak tabir edilen tabakadan olmadığına dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Adaş, şöyle konuştu:

“Bunu yapan kişilerin genelde orta sınıf, profesyonel meslek erbabı olduğunu görüyoruz. Bu durum olayı daha dramatik kılıyor. Çünkü genelde bu tip saplantılar, eğitim yoksunu ve cinsel sorunları olan insanlara mal edilir. Ancak son olaylar, orta sınıf mensubu diyebileceğimiz, eğitimli kesimleri işaret ediyor. Kuşkusuz bu çakışmanın bir nedeni, teknolojinin kullanımıyla alakalı olabilir. Alt sosyo-ekonomik kesimlerin evlerinde internete ulaşım olanakları olmadığı için, bu daha çok gelir düzeyi daha yüksek olan kesimler arasında görülüyor.

Dolayısıyla bu ikisi arasında bir korelasyon olduğu ortaya çıkıyor. Ama burada birtakım genel yargılara varırken temkinli olmak gerekir. 'Ahlaki çöküntüye gidiyoruz, patlama noktasındayız' gibi söylemler, hemen bir linç saldırısına dönüşebiliyor, ancak bu linç, sonuçta sorunu ortadan kaldırmıyor. 'Toplum olarak biz nereye gidiyoruz' şeklinde bizi alarma sevk edecek nitelikte bir veriye sahip değiliz. Konuyu kapsamlı bir şekilde değerlendirmemize olanak sağlayacak veriler henüz mevcut değil.”

Yrd. Doç. Dr. Adaş, diğer yandan, bunun bir de ekonomik boyutunun olduğunu, çok büyük bir sektör haline dönüştüğünü, ABD'de çocuk pornografisinin, yıllık yaklaşık 2-3 milyar dolar hacme sahip olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Yani düşünün, bu inanılmaz bir rakam! Benzer bir şekilde, Asya'da ve Latin Amerika'da çocuk seks işçiliği ve çocuk pornografisinden beslenen 'seks endüstrisi' muazzam boyutlara ulaşabiliyor. Yani bu konunun bir de ekonomik boyutu var. Bunu organize eden ve bundan çıkar sağlayan suç şebekeleri var.”

ÇOCUK SEVİCİLİĞİ HASTALIKTIR

Çocuklara karşı cinsel eğilimin bir hastalık olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Emin Baki Adaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pedofili, psikolojik bir hastalık olarak tanımlanır. Sadece fantezi düzeyinde kalmıyor, bazı durumlarda hayata geçiriliyor. Bu rahatsızlığı yaşayanlar ve hayata geçirenler, bunun yaratacağı sonuçları göze alarak yapanlar, ya yaptıklarının sonucunu değerlendirebilme ve muhakeme edebilme gücüne sahip değiller ya da kendilerini engelleyemiyorlar. Bunun suç olduğunu bilmemeleri pek mümkün değil gibi. Çünkü bu son olaylarda da görüldüğü üzere eğitimli insanlar arasında da görülebiliyor.”

Pedofili hastalarının tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Adaş, yetişkin birey karşısında kendini savunma olanaklarından yoksun çocuklara karşı cinsel istismara yönelen bu kişilerin, kanunlar çerçevesinde cezalandırılacağını, ancak bunların, aynı zamanda tedavi altına alınması ve psikolojik hastalıklar kapsamına alınması gerektiğini söyledi.

ÇOCUK YARALANIYOR VE UTANÇ DUYUYOR

Çocukların bu konuda çok ciddi bir şekilde eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Adaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çünkü sonuçta istismara maruz kalanlar, küçücük çocuklar. Çocuklar bu yaşadıklarından dolayı utanç duyuyorlar. Bu onları yaralıyor ve benliklerinde yarılmalara neden olabiliyor. Dolayısıyla istismara maruz kalan çocukların bu yaşadıklarını, açık bir şekilde dile getirmesi çoğunlukla mümkün olmuyor.

Bu yüzden eğitim kurumlarında konuya yönelik eğitimler verilmeli. Bazı durumlarda, özellikle aile içinde istismara maruz kalan çocukların durumunda, 'Aile içinde kalsın, ailenin onuru zedelenmesin' diye olay örtbas edilebiliyor. Bu durumda asıl zedelenen, zarar gören kişi çocuk oluyor. Bu çocukları koruyacak bir şemsiyenin oluşturulması lazım, bu da ancak devlet kurumları olabilir.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious