Çok kritik bir aşamaya geldik PKK her taraftan kuşatıldı!

  • Giriş : 25.11.2007 / 08:19:00

Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki istişare toplantısında hükümetin yol haritasını çizdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yeni dönemde Türkiye'nin sıçrama yapacağını belirten Erdoğan, bunun için demokrasinin ve hukuk devletinin çıtasını daha yükseğe çıkaracaklarını kaydetti, terörle mücadeleyi de bu çerçevede yürüteceklerinin altını çizdi. Özgürlük ortamını 'şiddet ve terörün' en büyük düşmanı olarak tarif eden Başbakan, nihai sonuç için çoğulcu demokrasiye sahip çıkılmasını istedi. Terörle mücadelede kritik bir noktaya gelindiğini vurgularken, yürütülen diplomasi ile bölücü örgütün tam bir kuşatma altına alındığına dikkat çekti. Başbakan, bundan sonraki süreci başarılı bir şekilde yürütebilmek ve siyasi, diplomatik, askerî araçları etkili kullanabilmek için toplumsal psikolojinin iyi yönetilmesinin önemine değindi. Ardından da 'iç çatışma çıkabilir' uyarısında bulunan muhalefet partilerine yüklendi: "Ateşle oynamayın, bu mesele siyasî istismara gelmez. Bu memleketi seviyorsanız bunu telaffuz dahi edemezsiniz. Kimi neyle tehdit ediyorsunuz? Sokakları tahrik ettiğinizin farkında mısınız?"

Konuşmasında menfi milliyetçiliğin toplumsal barışı zedelediğine de işaret eden Başbakan, hükümetin elindeki bütün kartları açmasını isteyenlere, "Siz kimden yanasınız?" diye sordu. Erdoğan, terörle mücadele stratejisini ise şöyle özetledi: "İlgili kurumlarımızla çalışarak, terörü ortadan kaldırmak için siyasî, askerî, diplomatik bütün araçları devreye sokuyoruz. Hepsini zamanı ve zeminine göre etkili biçimde kullanıyoruz. Örgütün nasıl tecrit edildiğini görüyorsunuz. Bazı konularda açık konuşmuyorsak, stratejik olarak muğlak kalmaları gerektiği içindir. Bizi, mahrem tutulması gereken konuları kamuoyu önünde tartışmaya zorlayanlar terörün ekmeğine yağ sürüyor. Ama siyasi şantajlara boyun eğerek milletimize böyle bir bedel ödetmeyiz."

AK Parti milletvekilleri 11. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı için dün Kızılcahamam'da buluştu. Asya Termal Tesisleri'ndeki toplantının açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede gelinen noktayı anlattı. Terörün reçetesinin daha fazla demokrasi olduğunu ifade eden Erdoğan, muhalefet partilerinden dert yandı. Tüm kesimlere birlik ve beraberlik çağrısı yapan Erdoğan, özetle şu görüşleri dile getirdi:

Değerlerimizi çarptırmayacağız

Bize göre çoğulcu demokrasi farklı düşüncelerden rahatsız olan bir demokrasi değildir. Aksine farklı düşüncelerin bir ortak aklı kavuşturucu sistemin adıdır. Bu ülkenin bütün şarkılarını, bütün türkülerini birlikte söyleyeceğiz. Birbirimizle Yunus Emre'nin diliyle konuşacağız, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Mevlânâ'nın, Mehmet Akif'in gönül zenginliğini taşıyacağız. Türkiye'nin hiçbir değerini diğer değerlerle çarpıştırmayacağız. Türkiye'nin kronik sorunlarını nasıl tedavülden kaldırdıysak önümüzdeki sorunları da birlik siyasetiyle ortadan kaldıracağız. Bu vatanın bütün evlatları aynı ortak değer etrafında kenetlendiğinde neleri başaracağımızı düşünmek bile bizleri heyecanlandırıyor."

Teröre karşı yürüttüğümüz mücadele çok kritik bir aşamaya geldi. Bu safhada terör örgütünü gerek içeride gerek dışarıda tam olarak izole etmeyi, sosyal lojistik, finansal ve psikolojik bütün desteklerini kesmeyi başarmak zorundayız. Bugüne kadar yoğun bir diplomasi trafiği yürüterek mevcut politikaların başarıya ulaşması için çok iyi bir fırsat elde ettik. Bu istikamette önemli mesafeler aldığımızı söyleyebilirim. Sonuca gitmek için çok önemli bir fırsat yakalamış bulunuyoruz. Terör örgütü her taraftan kuşatılmış durumundadır. Bugüne kadar ne yazık ki dost ve müttefikleri tarafından bile yalnız bırakılan Türkiye, terörle mücadelesinde dünyadan ilk kez bu kadar güçlü bir destek bulmaya başlamıştır. Komşularımız, AB ve ABD haklı mücadelemizde en azından söylem düzeyinde Türkiye'nin yanında yer almaktadır. Daha düne kadar terör örgütünün menfi propagandasının tesirinde kalanların bile gerçeği görerek söylem değişikliğine gittiğini görüyorsunuz. Dostlarımızın söylemle yetinmeyerek terör örgütünün özellikle finans kaynaklarının kurutulması ve maskeli faaliyetlerine son verilmesi için somut tedbirler almasını bekliyoruz.

Menfi milliyetçilik tehlikeli

Birlik ve beraberliğin bozulmaması lazım. Bölücü örgütün istediği de budur zaten. Buna fırsat verecek hiçbir söylem ve davranışı kabul edemeyiz. Muhalefet partilerine sesleniyorum. Türkiye'ye yapacağınız en büyük kötülük, menfi milliyetçilik söylemini sürdürmektir. Nara atarak, hamasi nutuklar atarak hiçbir yere varmak mümkün değildir. Gelin bundan vazgeçin. Bizim milliyetçiliğimiz müspet milliyetçilik yoludur. O da vatana, millete hizmettir. Milletin hiçbir ferdini dışarıda bırakmadan bir bütün olarak kucaklamaktır. İçeride düşman aramak, vatandaşlarımızın bir bölümünü sadık olanlar ya da olmayanlar diye ayırmak birlik, beraberliğimize zarar verir. Suça karışanlar varsa savcılarımız gereken takibi zaten yapıyor.

Kimsenin demokratik zemin dışına itilmesini istemiyoruz

Kimsenin kimseyi kenara itmeye hakkı yoktur. Atatürk'ün en büyük başarısı, etnik kökeni, dini inancı ne olursa olsun milletin bütün fertlerini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında birleştirmiş olmasıdır. Bu bağı özenle korumak zorundayız. Aksi takdirde terör örgütünü içeride de tecrit etmeyi başaramayız. Herkes kendini özgürce anayasal düzen içinde meşru yollarla demokratik zeminlerde ifade edebilmelidir. Demokrasi, içindekileri dönüştürme gücüne sahiptir, kendisini koruması için çalıştırılması için yeterlidir. Demokrasi için gerçek tehlike, içindekilerden değil dışında kalanlardan gelir. Çünkü hiçbir sistem, dışında kalanlara nüfuz etme imkanına sahip değildir. Kimse demokratik zeminin dışına itilmesin istiyoruz.

DTP'ye 'terörü değil, demokrasiyi tercih et' çağrısı

Terörle ve şiddetle henüz yollarını ayıramayanları tercih kullanmaya çağırıyoruz. Onların demokratik zeminlerde kalmalarını bizim arzu etmemiz tek başına yeterli değil. Onların da, ikisinin bir arada olmasının mümkün olmayacağını anlayıp terör yerine demokrasiyi tercih etmeleri gerekir samimi bir şekilde. Demokrasiden haklarınızı korumasını bekliyorsanız bu kadarı da demokrasinin hakkı olmalıdır.

İran'la komşuyuz, ilişkimizi kesemeyiz

Başbakan Erdoğan, önceki akşam Kızılcahamam'da toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında ilginç açıklamalarda bulundu. ABD gezisini anlatan Başbakan, İran konusunun da gündeme geldiğini bildirdi. Amerika'nın "İran'la ilişkinizi kesin" talebinde bulunduğunu dile getiren Erdoğan, cevap olarak "Ticaretimiz var, sınır komşumuz. Nasıl yapalım?" dediğini aktardı.

Erdoğan, MHP'nin DTP'lilerin dokunulmazlığının kaldırılması konusundaki teklifine karşı çıktı ve dışlayıcı bir tutumun çözüm olmayacağını vurguladı. Başbakan DTP'nin kapatılmasına karşı olduğunu belirtti; suç işleyen milletvekillerine karşı tedbir alınması gerektiğini savundu. Erdoğan, Devlet Bahçeli'yi de terör üzerinden siyaset yapmakla suçladı; bunun çok yanlış bir tutum olduğunu dile getirdi. Başbakan Erdoğan, terör örgütü elebaşıları Cemil Bayık ve Murat Karayılan'ın yakalandıklarına yönelik iddialar konusunda net bir açıklama yapmadı. Ancak MKYK üyelerinin haberlere inanmamasını istedi. Erdoğan, "Bunlar gazete haberleri, gazete haberlerine itibar etmeyin." dedi. Bu arada MKYK üyesi Ayşe Böhürler, "Yurtdışı gezilerinize götürdüğünüz gazetecileri seçerken uzmanlık alanlarına göre davet etseniz" şeklinde bir öneri ortaya attı. Bunun üzerine Erdoğan, "Zaten buna göre seçiyoruz." ifadesini kullandı.

Sivil anayasanın kılık kıyafet sorununa indirgenmesi yanlış

Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam kampının açılış konuşmasında sivil anayasa çalışmalarına da değindi. Başbakan, toplumsal katılımı en üst seviyede gerçekleştirerek taslağa nihai şeklini vereceklerini dile getirdi. Anayasanın AK Parti anayasası olarak adlandırılmasına karşı çıkan Erdoğan, "Anayasa tartışmalarını giyim kuşam sorununa indirgemek 25 yıl süren anayasa tartışmalarını hiçe saymaktır." dedi. Başbakan Erdoğan, 82 Anayasası'nın değişmesi gerektiğini söyleyenlerin AK Parti'nin girişiminden sonra tavır değiştirmesinden yakındı. Erdoğan, bu konuda şu görüşü dile getirdi: "Yeni ve bütünlüklü çağdaş bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu herkes söyledi, siyaset meydanlarında da sempozyumlarda her yerde söyledi. İktidar sorumluluğuyla harekete geçince herkesi hayrete düşürecek manzarayla karşılaştık. Birden onun müdafaasına yöneldiler. Anayasa tartışmalarını giyim kuşam sorununa indirgemek 25 yıl süren anayasa tartışmalarını hiçe saymaktır. Geçmişte yaptıkları çalışmaları okuduk, geçmişte yazdıkları ile şimdi farklılıkları okuyoruz. Tarihe kayıt düştüler. O kaydın hesabını bu millete veriyorlar, verecekler. Yaptıklarımızı sivil ve çağdaş bir anayasayla taçlandırmak bir zorunluluğa dönmüştür."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious