Cumhurbaşkanı Gül: Cesur olalım

Cumhurbaşkanı Gül: Cesur olalım.10267
  • Giriş : 18.05.2009 / 08:26:00

Gül, 'Tarihi fısat'ı eleştiren ve kendisin topa tutan muhalefete seslendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Sivil-asker, devletin tüm kesimlerinde ortak bir anlayış oluştu. Ben çok ümitliyim. Bunlar zor meseleler, şimdilik uğraşmayalım demenin faydası yok... Cumhurbaşkanlığımda iki sene doluyor. Hükümetler sonuna kadar kalacak değil, her görevin sonu vardır..."

Suriye'ye resmi ziyarette bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisini izleyen Türk gazetecilerle Şam'da bir araya geldi. Bölgesel sorunlardan, ABD Başkanı Obama'nın ziyaretine birçok konuda önemli açıklamalar yapan Gül, muhalefetin sert tepkisine neden olan 'Kürt sorununun çözümü için tarihi fırsat' sözüne de açıklık getirdi.

Gül'ün mesajları şöyle:

HÜKÜMETLERİ AŞAN MESELELER: Türkiye, dışarıdaki meselelerle uğraşırken, içeride enerjisinin zaman zaman boşa gittiğini, israf edildiğini görüyoruz. Siyasi parti liderleri ile yaptığım konuşmalarda da söyledim. Ben hükümet meselelerine, günlük, konjonktürel meselelere girmem. Ama Türkiye'nin hükümetleri de aşan meseleleri var. Bunlarla elbette ilgileneceğiz. Polemik söz konusu değildir. Kim görev başında ise çözüm için sonuna kadar uğraşacaktır. 'Aman bunlar zor meseleler, zamanımızda uğraşmayalım, şurada dursun' demenin memlekete faydası yoktur. Zamanı geçtikten sonra, bir şey yapmanın anlamı yoktur.

İKİ SENEM GEÇTİ, HER ŞEYİN SONU VAR: Cumhurbaşkanlığımda iki sene doluyor. Hükümetler sonuna kadar kalacak değil, her görevin sonu vardır. Zorsa, zorla yüz yüze gelecek olan yine bizleriz. İster Güneydoğu meselesi deyin, ister Kürt meselesi, terör deyin; ne derseniz deyin, çözüme gitmek durumundayız.

EKSİKLERİ TAMAMLAYALIM: Eksikliğimiz nedir diye cesaretle bakabilmemiz lazım. Bunun en iyi yolu Türkiye'deki bütün demokratik standartları modern devletlerde olan standartlara yükseltmek. Bazı problemler niye var? Bundan 15 sene önce çok daha büyük olan problemler şu anda önemli ölçüde çözüm yoluna girmiştir. Standartlar yükselince şikayet mevzuları ortadan kalkıyor. Televizyonlar için Kürtçe yayın suçtu, şimdi değil. Başka konularla ilgili de böyle.

TERÖR OLMASAYDI: Terör var diye mi Türkiye'de bazı şeyler değişiyor? Yoksa terör var diye gecikiyor mu? Bunun sorgulanması lazım. Terör olmasaydı Türkiye daha hızlı gelişecekti, AB süreci daha hızlı ilerleyecekti. Sıkıyönetimlerin, olağanüstü hallerin, DGM'lerin olmadığı bir Türkiye daha hızlı gidecekti. Ne bu kadar maliyeti olacaktı ne de can kaybı. Türkiye'nin son 20-25 yılının iki ayrı simülasyonunu yapmak lazım. Bir bugünü düşünelim bir de terör yok, onu düşünelim. Türkiye serbest pazar ekonomisine girmiş, Doğu bloku çözülmüş, yarış içine daha hızlı girecekti. Türkiye o yılları kaybetti. Kürtçenin serbest olması terörden dolayı zorla yapıldı diye düşünülürse büyük bir yanılgı olur. Terör olmasaydı bunlar çok daha erken olurdu.

LİDERLER KONUŞUR, POLEMİĞE GİRMEM: Parti başkanları haklı olarak günlük siyaset yapacak. Ben hiçbir zaman onlarla polemiğe girmem. Dinlerim takip ederim. Onlar mecbur, bir şey diyecektir. Belki yarın kendileri hükümet olacak. Problemleri kronik mi bulmak ister çözülmüş olarak mı? Esas dinamo elbette hükümet olacaktır. Partilerin de çözüm konusunda katkı sağlayıcı olması lazım.

HAMASET KONUSU YAPMAYALIM: Abdullah Gül, 'çözüm' konusunda herkese görev düştüğünü vurguladı: 'Entelektüellerin de sorumluluğu var. Afganistan'la ilgilenip, kendi sorunlarımızla ilgilenmemek olmaz. Kuzey Irak'la da ilgileneceğiz. Oranın bir terör merkezi olmaması için ilgileneceğiz. Bizim büyük ekonomik çıkarlarımız var. Bu konularda hamaset yapmamak lazım. Daha açıkçası Çetin Altan'ın dediği gibi; Türkün Türk'e Türklük propagandasına dönüştürdüğümüz zaman Türkiye'nin milli çıkarlarını zedelemiş oluruz. 10 senedir devlet sisteminin içindeyim. Hiçbir dönemde olmadığı kadar, sivil asker bütün kesimler ortak anlayış, işbirliği ve koordinasyon içinde. Daha çok enerji harcayarak, bir şeyi yaparken diğerini bozmadan sorunlar çözülecektir.'

Obama'ya biz telkinde bulunduk

ARAPLARLA YAKINLIK, BATI'DAN KOPMAK DEĞİL: Türkiye çok ilkeli hareket etti. Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedi. Telaviv'de intihar saldırısı olduğunda onları da kınadı, Gazze konusunda da söyleyeceklerini söyledi. Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilgilenmesi, AB'den, Batılı müttefiklerinden uzaklaştığı anlamına gelmez, aksine Türkiye'ye itibar kazandırır.

ABD BİZİM ÇİZGİMİZE GELDİ: ABD, Suriye-İsrail konusunda Türkiye'nin çizgisine geldi. Suriye ile ilgili beş-altı sene önce bir adım attığımızda 10 kişi çekiyordu bizi gel gitme diye, ikinci adımı atıyorduk 20 kişi gitme diyordu. Şimdi onlara bizim noktamıza geldiklerini hatırlatıyoruz.

OBAMA ZİYARETİ İYİ ANLAŞILAMADI: Obama, Türkiye'ye geldiğinde sadece Türkiye-ABD ilişkilerini konuşmadık. O ziyaret Türkiye içinde iyi değerlendirilemedi, iyi anlaşılamadı. Dünyanın en önemli ülkesinin başkanı, daha 100 günü dolmadan, Türkiye'ye geldi ve hiçbir empoze (telkin) söz konusu olmadı. Empoze olmuşsa, bizim empozemiz olmuştur. Filistin-İsrail arasında şunu yapmanız gerekir, İran'ın nükleer meselesi ile şöyle uğraşın, Pakistan, Afganistan meselesinde böyle yapın dedik. Afganistan coğrafyası imparatorlukların battığı yer, Büyük İskender batmış, İngilizler, Sovyetler gitmiş. Bunları söyledik. Dikkatle dinledi.

İsmail Küçükkaya/Akşam

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*