Cumhurbaşkanı tartışması hiç bitmedi

  • Giriş : 15.04.2007 / 00:00:00

TBMM Başkanı Bülent Arınç, cumhurbaşkanı tartışmasının 50 yıldır sürdüğünü ve bugün de tartışma olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Arınç, ''Rejimimiz tehlikede değildir ama statükocuların gücünün tehlikede olduğu kesindir'' dedi.
Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının 14. yıl dönümü dolayısıyla verdiği ''Turgut Özal Ödülleri'' kapsamında ''Turgut Özal Demokrasi Ödülü'' TBMM'nin manevi şahsiyetine verildi. Ödülü, TBMM Başkanı Bülent Arınç aldı.
Arınç, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Konferans Salonunda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanlığı seçimine değindi.
Turgut Özal'ın cenaze töreninde taşınan bir pankartın üzerinde ''sivil, dindar, demokrat cumhurbaşkanı'' yazdığını hatırlatan Arınç, şöyle konuştu:
''Sivil, dindar ve demokrat Cumhurbaşkanı taraftarları ile onun tam tersi tanımların tartışması son 50 yıldır hiç bitmedi. Bugün de tartışmanın adı budur. Meclisimizin sivil, dindar ve demokrat bir Cumhurbaşkanı seçecek olmasına yine itiraz ediliyor. Menderes'in başbakanlığına, Özal'ın başbakanlık ve cumhurbaşkanlığına yapılan itirazların altında hep bu kimlik tanımı vardır. Bu tanım kim ne derse desin Türk milletinin kendi öz Cumhurbaşkanı tanımıdır.'' Arınç, ''aynı kafadaki insanların, aynı türdeki iftiralarının devam ettiğini'' belirterek, Meclis üyelerinin gericilikle suçlandığını söyledi. Arınç, ''Reformları gerçekleştiren ekip, Türkiye'yi adeta şaha kaldırırken, birileri 'Rejim hiç bu kadar tehlikede olmamıştır' diyor. Bu ne kadar acı ve insaftan yoksun bir iddiadır'' şeklinde konuştu.
TBMM'nin köhnemiş sistemleri değiştirdiğini ifade eden Arınç, Meclisin Özal'ın miras bıraktığı değişim ve zihniyet devrimini yapmaya kararlı olduğunu dile getirdi. ''Türkiye'nin içine kapanmasına bu Meclis itiraz etmektedir'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu Meclis, milletin sesinden başka kimsenin sesini dinlememeye yeminlidir. İradesini kimseyle paylaşmaz ve kimsenin telkinini kabul etmez. Eğer bunlar yüzünden rejim tehlikedeyse başkalarının rejim tarifinde bir sorun var demektir. Ancak gerçek şudur; Rejimimiz tehlikede değildir. Ama statükocuların gücünün tehlikede olduğu kesindir.'' TBMM'nin millet iradesini güçlendirmeye devam edeceğini kaydeden Bülent Arınç, hiçbir gücün milletin istediği değişimin önünde duramayacağını dile getirdi.
''Türkiye Büyük Millet Meclisi görevini yapacaktır. Bu görevi hiç kimse engelleyemeyecektir. Türk Milleti özlediği cumhurbaşkanına çok az zaman sonra kavuşacaktır'' diyen Arınç, kullandığı ''sivil, demokrat, dindar'' ifadelerine de açıklık getirdi.

''SİVİLLİK ZİHNİYETTE OLUR''

Sivil olmanın sadece sivil kıyafet giymek anlamına gelmediğini vurgulayan Arınç, zihniyette de sivilliği yaşamakla, sivil olmanın mümkün olduğunu dile getirdi. Arınç, ''Ankara'da öyle sivil toplum örgütlerinin başkanlarını bilirim ki, birbirlerini gördüklerinde topuk selamıyla selamlaşırlar. O anlamda sivillikten bahsetmiyorum, ben sivil düşünce sahibi insanları kastediyorum'' diye konuştu.
Bülent Arınç demokrat olma özelliğini de ''çoğulculuk ve katılımcılık, farklılıklara tahammül etmek ve saygı göstermek. Onları resmen inkar etmek değil'' sözleriyle tanımladı.
''Dindar olmanın'' ''dinci olmak, İslamcı olmak'' anlamına gelmediğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:
''Biz -cılardan, -culardan uzağız. Biz, inanan insana saygı duyuyoruz, yaptığımız iş budur. Bir insan inanmıyor olsa bile, Anayasamızdaki hüküm, bizim de kabul ettiğimiz bir hükümdür. Herkes inancını ifade edebilir, bu inançsızlık bile olsa. Bu toplumda herkesin saygı görmeye hakkı var. Ama gönlünden ibadeti geçiren insanlara ve yeri geldiğinde bunu yapan insanlara saygı göstermemiz gerekir.''

"(CUMHURİYET MİTİNGİNE KATILANLAR) NASIL MESAJ VERMEK İSTEMİŞLERSE BU MESAJ ALINMIŞTIR, NE SÖYLEMEK İSTEMİŞLERSE BUNU ÇOK RAHAT İFADE ETMİŞLERDİR"

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Tandoğan Meydanı'nda dün düzenlenen Cumhuriyet Mitingi'ne katılanları kutladığını belirterek, "Nasıl mesaj vermek istemişlerse bu mesaj alınmıştır, ne söylemek istemişlerse bunu çok rahat ifade etmişlerdir" dedi.
Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının 14. yıl dönümü dolayısıyla verdiği "Turgut Özal Demokrasi Ödülü"nü TBMM adına alan Arınç, ödülün milletin hissiyatını ortaya koyduğunu belirtti.
"Biz öyle bir siyaset anlayışına sahibiz ki, milletimizin bütünlüğünü istiyoruz. Parçalanmışlık, bölünmüşlük, kamplara ayrılmak, birbirine hasım duruma gelmek hiçbir zaman aklımızdan geçmez ve bunu millete yapılacak en büyük ihanet sayarız" diye konuşan Arınç, toplantının bugün yapılması konusunda değişik iddiaların gündeme geldiğini de belirtti.
Toplantının Özal'ın ölüm yıl dönümüyle ilgili olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:
"Dünyanın hiçbir yerinde tahmin etmem ki, '15 Nisan'da bu toplantı niçin yapılıyor?' diye basın bazı şeyler uydurabilsin. Ama Türkiye'de, birileri, 'Acaba dün yapılan mitinge bir nazire olarak mı bu toplantı tertiplenmiştir?' diyebilir veya birilerinin, son günlerde çokça konuştuğu, söylediği gibi, bazı endişeler, düşünceler hakkında 'Millet de böyle düşünüyor' diye bir karşılık mı verilmek istenmiştir. Zahmet etmeyin, hayır. Bugün bu toplantının günüdür. Merhum Özal'ı anmanın günü, onun vefatına denk gelen gündür ve derneğimiz bu günü seçmekle ayrıca özel bir anlam gütmemiştir."

"MESAJ ALINMIŞTIR"

Toplantıya gelişinde gazetecilerin kendisine Cumhuriyet mitingi ile ilgili soru sormak istediğini belirten Arınç, "Bu toplantı, dün yapılan mitingle, birbirine hasım, birbirine rakip, birbirine karşı bir gösteri değildir" dedi.
TBMM Başkanı Arınç, ifade özgürlüğüne inandıklarını ve mitingin yapılmasının yararlı olabileceğini ifade ettiğini hatırlatarak, binlerce insanı zan altında bırakacak bir şey söylemediğini belirtti.
Arınç, mitinge katılanları kutladığını kaydederek, şöyle devam etti:
"Düşüncelerini ifade eden insanlara biz ancak saygı duyarız. Nereden geldilerse, ister 100 kişi, ister 100 binlerce kişi olsun, düşüncesini, inancını topluma anlatan, gösteren insanlara biz saygı duyarız. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Nasıl mesaj vermek istemişlerse bu mesaj alınmıştır. Ne söylemek istemişlerse bunu çok rahat ifade etmişlerdir." Kimin düşüncesini nasıl ifade ettiğinin, tarihin tanıklığında gerçekleştiğini dile getiren Arınç, tutanaklara geçen sözlerinin arkasında olduğunu belirtti. Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:
"Beni söylemediklerimle değil, tutanaklardaki söz ve davranışlarımla her zaman yargılayabilirsiniz. Attığı her adımın, söylediği her sözün, yaptığı her işin hesabını şerefle veren insanlarız.
Siyasi hayatımızın bizi nasıl bir sona götüreceğini Rabbim bilir. Ama hepimiz Özal kadar cesuruz, Özal kadar inançlıyız, bayramlık gömleğimizin olmadığına inanıyoruz.
Biz çatapat gürültülerinden korkup kaçacak insanlar değiliz. Hayatımızı bu davaya koyduk, onun yolunda her şeyi göğüslemeye hazırız."

ZİHNİYET DEĞİŞİMİ

Turgut Özal'ın farklı alanlarda yaptıklarına karşı çıkıldığı dönemler olduğunu hatırlatan TBMM Başkanı Arınç, AB konusunda, "Hristiyan Kulübüne girmeyiz" diye kendisinin de Özal'a itiraz ettiğini belirtti. Arınç, Özal'ın bir zihniyet değişimi önerdiğini, ancak değişime direnildiğini kaydetti.
"O, çağ atlayan Türkiye öneriyordu, bazıları ise köhnemiş sistemin değişmesine itiraz ediyordu. O bize sivil olmayı, sivil zihniyetli olmayı öğretti, bazıları bunu, 'Askerle kavga ediyorsun' şeklinde eleştirdi" diye konuşan Arınç, önerilen değişimlere karşı çıkmak için "yemin etmiş kesimler" olduğunu ifade etti.
Bu itirazların basın, siyaset ve bürokrasi dünyasından geldiğini söyleyen Arınç, "Özal'a karşı çıkmayı imanın şartlarından biri sayarlardı adeta. Ne acıdır ki, onların bir kısmı hala aynı misyonu sürdürmeye devam ediyorlar" dedi.

"ÖZAL İLE SİYASET YAPABİLSEYDİM"

Turgut Özal ile birlikte siyaset yapmadığını kaydeden Bülent Arınç, bundan üzüntü duyduğunu dile getirdi. Arınç, "Keşke Özal ile birlikte siyaset yapabilseydim" dedi.
Arınç, yaptıkları çalışmalar ve yeniliklerle alkış alacaklarını düşünürken, eleştirildiklerini söyledi. Arınç, şöyle konuştu:
"Klasik devlet anlayışı, klasik statükoculuk ve yeniliğe olan korku başıma geldiğinde itiraf etmeliyim ki rahmetli Özal'a yapılan haksızlıkları bir çok kez hatırladım ve ne kadar yanlış yapıldığını anladım. O yüzden bugün onu çok daha iyi anlıyorum ve diyorum ki,Özal'a hepimizin, başta ben olmak üzere, bir özür borcumuz var. Onu anlamayarak, yeniliklerine destek vermediğimiz için değil, sadece onun yeniliklerine üstüne üstlük engel olmaya çalıştığımız için. Ben kendi adıma sizlerin huzurunda bu özrümü bütün içtenliğimle sunuyorum." Türkmenistan'a yaptığı gezi sırasında ziyaret ettikleri türbeye Turgut Özal'ın da vefatından kısa bir süre önce gittiğini öğrendiklerini anlatan Arınç, olayı anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

"TURGUT ÖZAL EKONOMİ ÖDÜLÜ"

Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği'nin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının 14. yıl dönümü dolayısıyla verdiği "Turgut Özal Ekonomi Ödülü" ekonomide sağlanan istikrar ve milli gelirdeki artış nedeniyle Devlet Bakanı Ali Babacan'a verildi.
ABD'de bulunan Babacan'ın ödülünü AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya aldı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious