Cumhurbaşkanını bu meclis seçmemeli

  • Giriş : 28.12.2006 / 00:00:00

Süleyman Demirel, mevcut hükümetin görev süresini geçen kasım ayında doldurduğunu dolaysıyla cumhurbaşkanını seçme hakkı olmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Demirel, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında cumhurbaşkanlığı seçiminden başörtüsüne kadar çeşitli konularda görüşlerini açıkladı. Ortada bir sürtüşme, ihtilaf, çatışma varsa o zaman kurala bakmak gerektiğini dile getiren Demirel, Türkiye'de seçimlerin çok partili siyasi yaşama geçilmesiyle birlikte 4 yılda bir yapılır hale geldiğini söyledi. 1982 Anayasası'nın 5 yılda bir yapılabileceğini söylediğini, bunun 5 senede yapılacak anlamı taşamadığını aktaran Demirel, "Bu zamana kadar alışılmış şekliyle 4 senede bir yapıldı seçimler. 1983, 1987, 1991, 1995, 1999 ve 2002 seçimleri 4 yılı geçmeden yapılmıştır. 2002 seçimleri sonrasında 4 yılda seçim yapılmalıydı. Şimdi ilk defa 4 sene sonunda seçim yapılmış olacak. seçim yapılsaydı geçen kasımda görevi tamamlanmış olan bir meclis cumhurbaşkanını seçmek gibi bir durumla karşı karşıya kalmazdı. Şimdi meclis 4 ay sonra cumhurbaşkanını seçecek, ardından tatile girecek ve seçime gidecek. Müddeti bitmiş meclisin ne kadar halkın temayülünü gösterdiğini kimse söyleyemez. "dedi.

Hükümet isterse kanun çıkarır

Avrupa'da 17 ülkenin cumhurbaşkanını halkın seçtiğini vurgulayan Demirel, Türkiye'de ise bu makamın milletvekilleri marifetiyle doldurulduğunu kaydetti. "Halk milletvekilini, belediye başkanını, muhtarı seçiyor niye cumhurbaşkanını seçmesin" diyen Demirel, program sunucusunun "Siz elinizde yetki varken niye değiştirmediniz?" sorusuna, "Bu en ucuz polemik. En ucuz söylenecek bir laf." diye cevap verdi. Demirel, anayasayı değiştirecek gücünün hiçbir zaman olmadığını dile getirerek, "Önceki hükümetlerin de hiç birisinde bu güç olmadı. Şimdi vakti geldi bunun. 1999'da 185 imzalı önerge ile bu istendi ama o gün gerçekleşmedi. Benim siyasi iktidarlarım arızalı oldu, pek çok sıkıntılar içinde olduk. Biz selin önünden kütüğü kaptık. Farz edin ki ben kusurluyum. Bundan dolayı milleti cezalandırmaya gerek var mıdır ?" dedi.

Yapılacak şeyin çok basit olduğunu ve iki satırlık "Cumhurbaşkanını halk seçer" şeklinde kanun çıkarılması gerektiğini anlatan Demirel, mevcut hükümetin bunu yapmaya vakti olduğunu savundu. Demirel, kendisinin önerdiği modelin iki turlu seçim olduğunu, ikinci tura en yüksek oy alan iki ismin katılması, birinci turda da yüzde 50 oyu aşan kişinin Cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiğini dile getirdi. Demirel AK Parti'nin seçim öncesinde halkın seçmesini vaad ettiği yönündeki hatırlatmaya ise "Onu tabi ki siyasi parti halk önüne çıkınca soracaktır. Verecekleri cevap vardır." diye cevapladı.

Siyaset kişilere makam hazırlama sanatı değildir

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 1966'da neden Cumhurbaşkanı olmadığı yönündeki soruya da "O dönemin gerekliliği açısından" cevabını verdi. Demirel, "1965'te seçimler yapıldı. Galibi yüzde 53 oyla Adalet Partisi oldu. 226 üyeyi bulan cumhurbaşkanını seçebiliyordu. 1966'da Cemal Gürsel'in cumhurbaşkanlığı görevi hastalığı nedeniyle bitti. 42 yaşındaydım o zaman Cumhurbaşkanı olabilirdim. 1960 ihtilali sonrasında ülke ikiye bölünmüştü. Bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak için, siyaseti rayına oturtmak için Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'a gittim. Siz benim emrimdeydiniz şimdi ben sizin emrinizdeyim. Cumhurbaşkanı siz olun dedim. O da 1971'e kadar gayet güzel idare etti ülkeyi. Cumhurbaşkanı yaraları derinleştirmeden halkla devleti bütünleştirmeli. İç yaralar kadar ülkeyi tehlikeye sokan bir durum yoktur. Dış tehlikelere karşı millet tek yumruktur. Ancak içeride ayrı iseniz size dışarıdan bakanlar hasta olarak bakar. Siyaset bir takım kişilere bir takım mevkiler hazırlama sanatı değildir. Siyaset ülkenin birtakım sorunlarını çözmeye bir takım kişileri hazırlama sanatıdır. Kişiler o hizmeti yaparken bir makama ihtiyacı vardır. Ama sorun çözümünü bir kenara bırakıp sırf şöhret için ünvan için o işin girerseniz yanlıştır."dedi.

Demirel halk seçerse tekrar aday olup almayacağı şeklinde soruya ise böyle bir hevesi olmadığını belirterek, "Ben halkın hukukunu savunuyorum. Genel müdürlükten cumhurbaşkanlığına kadar her makamda yer aldım. Bana milletim her görevi verdi. Benim gibi Türkiye'de ikinci bir adam yoktur. Ben halkın huzuruna çıkıp Cumhurbaşkanı olmak istiyorum dersem zaten ben oldum. Böyle bir hevesim yok. Ben cumhurbaşkanını halk seçsin derken kendim için değil halk için istiyorum. Türkiye için son nefesime kadar varım. Bu Cumhurbaşkanı olmamı gerektirmez." şeklinde cevap verdi.

Demirel, 16 Mayıs 1993 tarihinde DYP Genel Başkanlığı'ndan ayrıldığını ve aradan geçen sürede hiçbir siyasi partide görevi olmadığını, bugünde parti içinde değil partiler üstünde yer aldığını sözlerine ekledi.

Başörtüsünün hesabını vaad edenlere sorun

Demirel, daha önce başörtüsünden yana tavır içinde olmasına rağmen zaman içinde çizgisinin değişip değişmediği yönündeki soruya da farklı üslubuyla cevap verdi. Demirel, "Başörtüsünü ben mi yasakladım. Başörtüsü sorununu çözeceğini söyleyenlere hesap sorun" diyerek sözlerini şöyle tamamladı;"Türkiye'de anayasa mahkemesi, Danıştay üniversitede türbanı siyasi simge sayıp türban takılmasına müsaade etmiyor. Bu çocuklar ne yapacak diye soruyorsunuz.? Diyanet İşleri'nin şimdiki ve geçmişteki başkanları da (Türban mı takayım, okuyayım mı?) sorusuna "oku" diye cevap veriyor. Çünkü Kuran-ı Kerim oku diye başlıyor. Türban takmak isteyenlerin okumasına kanunlar müsaade etmiyor o halde okuyabilecekleri yere gitsinler dedim. Kadınların yüzde 60'ının başı bağlı. Kimse birşey diyor mu ? Benim annemin, kız kardeşimin de başı bağlıydı. Üniversite sıralarında başını bağlayanla bağlamayan yan yana gelirse bir süre sonra laik, anti laik ayrımı ortaya çıkar. Türkiye buna müsaade etmez."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious