Cumhurbaşkanını kim seçsin?

  • Giriş : 10.05.2007 / 00:00:00

Milletvekilleri mi yoksa milletin bizzat kendisi mi? Türkiye bunu tartışıyor şimdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Milletvekilleri seçmeyince halkın seçmesini tartışmak doğal.
Sıkışık takvim yerine daha geniş zamana yayılamaz mıydı, yayılabilirdi elbette. Ama unutmamak lazım ki Çince kökenli 'kriz' kelimesinin bir diğer anlamı da 'fırsat' demek... Cumhurbaşkanı seçiminin doğurduğu siyasi kriz, çıkış yolu olarak bir başka fırsat sundu bize; bu da cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi...

AK Parti ile Anavatan anlaştı, CHP bütün gücüyle engellemek için savaşıyor. Meclis, Anayasa'daki gerekli değişikler için ilk tur görüşmeleri tamamladı, yarın son tur yapılacak. Ondan sonra onay için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in önüne gidecek. Sezer'in tutumu, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören 5 artı 5 paketinin kaderini belirleyecek. Sezer'in vereceği karar kendisinin ne kadar daha Çankaya'da oturacağıyla da yakından ilgili. Bu yüzden çok zorlanacak.

Aslında Sezer'in görev süresi tam bir hafta sonra doluyor. Eğer muhalefet partileri Meclis'i boykot etmeyip Cumhurbaşkanı seçimine katılmış olsaydı, ayın 16'sında devir teslim töreni yapılacaktı. Yenisi belirlenemediği için sadece 7 yıllığına seçilen Sezer bir süre daha görevine devam edecek. Peki bu ne kadar doğru? Meşruiyet sorunu yok elbette. Her şey Anayasa'ya, yasalara uygun... Fakat siyasi ve etik açıdan pek şık değil. Zaten Sezer'in altındaki zemin çoktan kaymıştı. Onu Çankaya'ya taşıyan siyasi partiler sandıkta halkın oylarıyla tasfiye oldu. Sezer'i Cumhurbaşkanı yapan siyasi irade ilk seçimde buharlaştı. Bugünlerde bazı çevrelerde dört buçuk yılı tamamlayan Meclis'in Cumhurbaşkanı seçip seçemeyeceği tartışılıyor ya... Buna göre Sezer'in kendisini seçen Meclis'teki radikal değişikliği dikkate alması ve gereğini yapması daha doğru olmaz mıydı? Belki bunu haftaya değerlendirir.

Cumhurbaşkanını halkın seçmesi sanki yepyeni bir konu gibi bazı çevreler karşı çıkıyor... Hayır, Türkiye'nin yabancı olduğu tartışma değil bu, ilk kez karşılaşıyor değiliz, belli aralıklarla siyasetin gündemine geldi. Bu ülke bununla ilişkili olarak başkanlık sistemini bile konuştu, sayfalar dolusu kitaplar yazıldı. Kamuoyu hazır buna. Ayrıca köklü bir sistem değişikliği de öngörülmüyor. Parlamenter sistemin ruhuna halel gelmeyecek. Yeni düzenleme sadece cumhurbaşkanlığı seçiminin revize edilmesinden ibaret. Milletvekilinin seçmesiyle bizatihi milletin seçmesi arasında büyük farklar da olmayacak. Ayrıca halkın tercihinden de korkmamak lazım. İstisnasız bütün cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan seçmek veya seçtirmemek üzerine kurulu 'Çankaya savaşları veya Ankara oyunları' da son bulur. Bu, sistemi de Türkiye'yi de rahatlatır.

İsminde halk geçen CHP'nin cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesine şiddetle ve hararetle karşı çıkmasını yadırgamamak mümkün değil. Aslında bunu sol çizgide, halk merkezli sol çizgide siyaset yaptığını söyleyen anamuhalefet partisinin savunması gerekmez mi? Bazı çevrelerde anlaşılmaz biçimde 'halk korkusu' var, halkın seçeceği cumhurbaşkanından endişe ediyorlar. Halkın sağduyusuna güvenmek lazım. 70 milyonluk devasa kitle manipüle edilemez ve yanlış yapmaz kesinlikle.

Bir siyasi krizin fırsat olarak karşımıza çıkardığı cumhurbaşkanını halkın seçmesini Türkiye için doğru buluyorum, aşılması gereken ciddi engeller var, umarım Cumhurbaşkanı Sezer de reform niteliğindeki değişikliğin önünü açar ve Çankaya seçimleri güç savaşlarına sahne olmaktan çıkar.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious