"Cumhurbaşkanı'nın adının geçmesi tam garabet"

  • Giriş : 23.03.2008 / 00:51:00
  • Güncelleme : 22.03.2008 / 23:49:45

Türk Ocakları, AKP'nin kapatılması davasını milletin ve devletin selameti bakımından talihsiz ve mahzurlu buldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Genel Merkez'den yapılan açıklamada, son birkaç yıldır yargının siyasete adım adım hakim olmaya çalıştığına dikkat çekilerek "Buna karşılık siyasetin millete yaslanarak kendisini var kıldığını ve ürettiğini görüyoruz. Yani gerçekçi olmak gerekirse, kurumlarla milletin karşı karşıya geldiğini, bu durumun da kurumların gerekliliğini ve meşrutiyetini sorgulatır kıldığını ve zayıflattığını gözlüyoruz." dendi.

Açılan kapatma davasını, milletin ve devletin selameti bakımından son derece talihsiz ve mahzurlu bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Özellikle başsavcının AKP'nin kapatılmasının sosyal bir gereklilik haline geldiği yargısının üzerinde ciddiyetle durmak gerekmektedir. Bir defa 'sosyal gereklilik' tanıma muhtaç bir kavramlaştırmadır. Nedir sosyal gereklilik? Eğer bu kavramlaştırmadan anladığımız doğru ise, haddi zatında, ortada sosyal gereklilikten bahsetmeyi mümkün kılacak bir veri ya da veriler söz konusu değildir. Tersine, eğer sosyal gereklilik diye bir ölçü kullanabileceksek, bu durumda ülkede her iki kişiden birinin oyunu almış bir partinin (doğru/yanlış) sosyal gerekliliği temsil ettiğini teslim etmemiz gerekmiyor mu?

Ayrıca, doğru söylemek gerekirse bizim ülkemizde siyasal partiler sosyal değil siyasal nedenlerle kapatılırlar. Bu defaki kapatma davasının dayandırıldığı nedenler de gerçekte yine siyasal nedenlerdir."

Söz konusu dava nedeniyle tuhaf bir durumla karşı karşıya kalındığına da dikkat çekilen açıklamada şu değerlendirmede bulunuldu:

"Ülkenin Cumhurbaşkanı bu dava nedeniyle suçlanıyor; bu dava nedeniyle bu parti kapatılsa dahi bu karar Cumhurbaşkanı'nın cumhurbaşkanlığına Anayasa gereği halel getiremiyor; ama ülkenin başında "mahkum" edilmiş bir Cumhurbaşkanı bulunur hale geliyor. Tam bir garabet örneği. Son birkaç yıldır, Yargının siyasete adım adım hakim olmaya çalıştığını, buna karşılık siyasetin millete yaslanarak kendisini var kıldığını ve ürettiğini görüyoruz. Yani gerçekçi olmak gerekirse, kurumlarla milletin karşı karşıya geldiğini, bu durumun da kurumların gerekliliğini ve meşrutiyetini sorgulatır kıldığını ve zayıflattığını gözlüyoruz. Aksi halde ne AKP'nin birinci dönemindeki yaklaşık yüzde 35'i ne de ikinci dönemindeki yüzde 47'yi açıklayabiliriz. Bu müdahaleler, Türkiye'nin birliğine ve geleceğine zarar veriyor. Milleti çoğaltma yerine azaltıcı bir etki meydana getiriyor; iç ve dış bölücü hareketlerin hareket alanını genişletiyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious