Cuntacıları ürkütecek fotoğraf karesi

Cuntacıları ürkütecek fotoğraf karesi.16610
  • Giriş : 16.06.2009 / 03:30:00
  • Güncelleme : 15.06.2009 / 23:59:37

Bıkıp usanmadan tekrarlanan darbe tezgahlarına karşı cuntacıları ürkütecek tek bir fotoğraf karesi olabilir...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Osman Özsoy yazdı...

Taraf gazetesinin Cuma günkü “AKP ve Gülen'i bitirme planı” manşetini görünce, 10 yıl öncesine ait bir estantene canlandı gözümün önünde... Dudaklarımda hafif bir tebessüm belirdi.

1999 yılı ocak ayının ilk günleriydi...

28 Şubat'ın sert rüzgarlarının esmeyi sürdürdüğü günler...

Sayın Fethullah Gülen'in İstanbul'da o sırada kaldığı Altunizade'deki mekanda bir akşam yemeği sonrasında bir sohbet ortamındaydık. Sayın Gülen sohbet sırasında bir ara, “çeşitli çevrelerin -işte şimdi işleri bitti- diye ellerini oğuşturarak beklediklerini, ellerinden geleni artlarına koymaktan geri durmadıklarını, ama Allah istemezse hiçbirşeyin bitmeyeceğini, herşeyin O'nun kudret elinde olduğunu” söyledi ve sonunda şu tavsiyede bulundu: “Siz Allah ile olan irtibatınızı gözden geçirin. Eğer O'ndan yana bir sorunumuz yoksa, gayrısına aldırmayın. Allah'ın sahip çıktığına kimse zarar veremez, O'nun gözden çıkardığına da kimse sahip çıkamaz”, dedi.

Taraf gazetesinin gündemi sarsan manşetinden sonra Sayın Fethullah Gülen'in konuyu değerlendiren sohbeti düştü internet ortamına. Sayın Gülen'i izlerken, duruşundaki rahatlık dikkatimi çekti. Nitekim konuşmasının bir yerinde; “Bu tür işler belli kesimler tarafından 30 defa planlandı, üzerinde duruldu. Bunların hepsi, bitirme mülahazasına matuftu. Bitirme...” dedi.

Demek ki Allah bitirmeyi murat etmezse, başkalarının tezgah çevirmesi bir mana ifade etmiyor ve planlar ellerinde patlıyordu. Herkes 'ben yaptım oldu' zannederken, demek 'O' istemezse birşey olmuyordu.

Basiretleri bu defa açılır mı?

Bakıyorum bazı medya organlarına, şimdiye kadar kimbilir kaç defa ne dümenlere alet olduklarının şokuna girmemek ya da bunu da gündemden düşürüp unutturmak için hala kıvırma çabasındalar... Sanırsınız ki, böyle bir hadise ilk defa oluyor da, onun şokundalar... Bu kaçıncı beyler... Bırakın rol yapmayı...

Taraf gazetesinin manşetinden bir gün önce bu köşede, “Kimi ne zaman öldürürler, tahmin edin?” başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu ülkede işlerin, senaryo sıkıntısı yaşayan yönetmenlerin yaptığı gibi birbirine benzeyen filmlerin devreye sokulduğunu ve artık olan bitenin baydığını yazmıştık. O kadar ki, ülkenin geçmişindeki hadiseleri iyi analiz edebilenlerin, gelişen hadiseleri de iyi gözlemlemek suretiyle, günümüzde ülkeyi karıştırmak isteyenlerin neler planlayabileceğini, hatta bir kaos ortamı oluşturmak amacıyla kimlerin öldürülebileceğini bile kestirebilir hale gelebileceklerinden söz etmiştik.

İşte Taraf gazetesinin manşeti bu gerçeği bir kez daha gösterdi. Herşey birer kurgu bu ülkede... Ve tezgahı planlayanlar açısından kullandıkları herkes ve her çevre birer figüran...

28 Şubat sürecinde benzer andıçların neticesi olarak bazı gazetecilerin şerefi ile oynanırken, Basın Konseyi Başkanı ve Hürriyet gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi “Alçakları tanıyalım” başlıklı bir yazı kaleme almış ve meslektaşlarını cuntaya satmıştı. Sonradan özür dilemiş olması bir şeyi değiştirmez.

Özürlerinde samimi olduklarını gösterecek temel ölçüt, Taraf gazetesinin manşetinde yer alan ve proje gereği yandaş gazete ve gazetecilerin de kullanılacağını öngören çalışma karşısında hangi tepkiyi verdikleridir. Şimdiye kadar benzer andıçlarda hangi gazetecilerin süreçlere çanak tuttuğunun sorgulanması ve özeleştiri yapılmasıdır. Bu son mu, elbette değil... Yine kullanılacaklar, yine alet olacaklar... Bu tezgahlar sürüp gidecek... Ta ki, cesur yürekler “yeter artık” deyinceye kadar...

Böyle 10 insan lazım...



Gelelim yazı başlığında temas ettiğim fotoğrafa...

Gördüğünüz fotoğrafı Amerikalı James Nachtwey 1992 de çekmiş. Fotoğrafta Çin'de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor. “Tarihe Damgasını Vuran 50 Fotoğraf” arasında yer alan bu resim, kapalı bir rejim olan Çin'in o tarihten sonra giderek dünya ile daha da bütünleşmesine katkı yaptı ve bir milat oldu. Çinliler benzer duruşlarla despot rejime karşı varlıklarını hissettirdiler.

“Bu resim sizlere ne anlatıyor?” diye final sınavında öğrencilere de sordum. Görüyorum ki, mesaj gençler tarafından alınmış. Artık herkes kendisi açısından bu resmin bir muhasebesini yapmalı.... Böyle 10 yürekli adamı olsa bu memleketin darbe yapmayı kimse aklından geçiremez.

Sarhoş Boris kadar olmak...

20. Yüzyılın görevdeki en alkolik devlet adamlarından biri Putin'in selefi, Gorbaçov'un halefi olan Rusya Cumhurbaşkanı Boris Yeltsin idi. Gorbaçov'dan sonra Kremlin'e oturdu. 19 Ağustos 1991 de Sovyet Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov'a karşı sertlik yanlıları tarafından düzenlenen darbeye karşı koydu. Tankın önüne atladı ve üzerine çıktı. Darbecilere karşı halkı direnişe çağırdı. Darbecileri suçlu ve hain ilan ederek darbenin başarısızlığa uğratılmasında ve Gorbaçov'un yeniden göreve dönmesinde en önemli rolü oynadı. Darbecilere karşı gösterdiği kararlı tutumuyla büyük bir prestij kazandı. Güçlü bir siyasi figür haline geldi ve Rusya'nın siyasi yıldızı oldu..

Halbuki bu ülkede darbeler Cuma günü olduğu halde, insanlar o gün korkudan Cuma namazına bile gitmiyorlar. Bu korkaklıkla daha çok boza pişirirler toplumun ensesinde... Bir ay önce bu köşede, “Darbecilerin beslendiği en önemli kaynak” başlıklı bir yazı kaleme almış ve darbecilerin toplumu korkutmaktan ve sindirmekten beslendiğini anlatmıştık. Son günlerde basına yansıyan türden kaos ve yıpratma planlarının temel amacı da bu zaten... Bunlara papuç bırakmamak lazım. Resimdeki Çinli kadar, bir Boris kadar cesur olmak lazım...

Şunu unutmayalım. Her darbe meşru yönetimlere karşı bir hukuk ihlalidir. Bir kanunsuzluktur. Kanunsuz emre de uyulmaz. Nitekim Anayasa'nın 137. Maddesi, “Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz” der.

Daha önce ifade etmiştim, burada birkez daha tekrar etmeyi gerekli görüyorum. Hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, seçimle işbaşına gelmiş meşru hükümete ve millet iradesinin tecelligahı olan Meclis'e yönelik tüm girişimleri daha baştan gayri meşru ilan ediyoruz. Bu işe yeltenenler sonucuna da katlanmalıdırlar.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*