Dağlar 25 yılda binlerce vatan evladına beyaz kefen oldu

Dağlar 25 yılda binlerce vatan evladına beyaz kefen oldu.16587
  • Giriş : 28.10.2007 / 09:37:00

Gabar, Cudi, Kato ve dahası... Ağrı Dağı gibi yüksekliğiyle, Uludağ gibi turizmiyle tanımıyoruz biz onları.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kayalıklarla, mağaralarla ve tepelerle dolu bu dağların karanlığı, son 25 yılda binlerce vatan evladına beyaz kefen oldu.

Bebeğe kurşun sıkacak kadar vahşileşmiş PKK’lılar, sözde davaları uğruna Mehmetçiği hain pusularına düşürmek için, bu dağların zorlu şartlarını kullanıyor. Son bir ayda verdiğimiz kayıplar da bunun göstergesi. Gabar Dağı’nda operasyondan dönen askerî time düzenlenen saldırıda 13 askerimiz şehit oldu. Buradan bütün ülkeye yayılan şehit cenazelerinin acısı dinmemişken, acılı anaların ağıtlarına yenileri eklendi. Çok değil, daha bir hafta önce Kuzey Irak’tan sızan 150-200 terörist, Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde bir askerî birliğimize saldırarak 12 askerimizi şehit etti; 8’ini de kaçırdı. Teröre lanetlerin okunduğu bu günlerde akıllara bir soru işareti düştü. Yıllardır ‘üç-beş çapulcu’ diye adlandırdığımız teröristler, nasıl oluyor da, dünyanın en büyük ordularından birine bu kadar büyük kayıplar verdirebiliyor? Canı pahasına dağlarda terörist kovalayan askerlerimiz, uzmanların dile getirdiği gibi tecrübesiz veya eğitimsiz mi? Aslında bu sorulara, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İngiltere yolunda yaptığı şu açıklamalar biraz olsun ışık tutuyor: “Er ve erbaşlarla başarılı netice alamayız. 4 ay eğitim alıyor, yavrularımız oralara gönderiliyor. Ama araziyi tanıma noktasında sıkıntı var. Hiçbirisi araziyi tanımıyor, teröristler avucunun içi gibi biliyor.” Teröre karşı profesyonel orduyla mücadele etme tezleri, Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra daha da güç kazanmış gibi görünüyor. Peki, zorunlu askerlik sisteminden profesyonel askerliğe tam veya seviyeli geçiş gerçekten soruna çözüm olacak mı?

Türkiye, son bir aydır Güneydoğu’da teröre kurban verdiği onlarca şehidine ağlıyor. Hakkâri’deki saldırıda kaçırılan askerlerin başına ne geleceği korkusu, bu acıyı büyüttükçe büyütüyor. Bir ayda gerçekleştirilen iki hain saldırıda 25 şehit birden verilmesiyle birlikte 90 yıllardan itibaren ara ara dillendirilen profesyonel Ordu talepleri de yeniden; ama bu sefer daha güçlü seslerle gündeme geldi. Stratejistler, uzmanlar, yazarlar, hatta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile 5-6 aylık eğitimin ardından dağlarda operasyona çıkan askerlerin yerine teröre karşı daha eğitimli ekiplerin mücadele vermesinden yana açıklamalar, analizler yapıyor. Hafta başında İngiltere’ye giden Başbakan Erdoğan’ın yolculuk sırasında yaptığı şu açıklama, terörle mücadelede atılacak yeni adımların güçlü sinyallerini verdi aslında: Dağları dolaştım. Helikopterle bile uçmanın riskleri var. Sarp kayalar, inişli çıkışlı, engebeli arazi… Profesyonel Özel Harekât kadrosunun oluşması konusunda hemfikiriz. Kadro ciddi sayıda… Ancak hazırlanması zaman alıyor.” Profesyonel Ordu ihtiyacını açık sözlerle ifade edenlerden biri de Prof. Dr. Mehmet Altan oldu. Altan, 22 Ekim tarihli yazısında ‘Sınır içi operasyonda böylesine askerî bir zaaf neden ortaya çıkıyor?’ sorusunu komplekssizce sormamız gerektiğini belirttikten sonra ‘Profesyonel Ordu ihtiyacı hiç bu kadar keskinleşmemişti galiba.’ ifadelerini kullandı. Böyle bir ortamda cevap bekleyen sorular ise şunlar: Türkiye, zorunlu askerlik sistemini bırakıp profesyonel paralı Ordu sistemine geçer mi? Geçerse terörle mücadelede başarı sağlanır mı?

Bugün dünya üzerinde üç tür askerlik sistemi uygulanıyor. Bunların ilki, Fransız İhtilali’nin ardından Napolyon savaşlarıyla bütün Avrupa’ya yayılan ve Türkiye’nin de kullandığı mecburi sistem. İkincisi, hemen hemen tüm Avrupa ülkeleri ve Amerika’daki profesyonel ordular. Bu ordular, teknolojinin son donanımlarını içeren savunma araçları ve bu araçları kullanan maaşlı askerlerden oluşuyor. Üçüncüsü ise bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan gönüllü askerlik. Ülkemizde profesyonel Ordu kurulmasına yönelik çalışmalar 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal dönemine kadar uzanıyor. Özal, zorunlu askerlik yerine profesyonel Ordu sistemini savunuyordu. Bunun için yasa taslağı da hazırlattı. Ancak bu isteğini gerçekleştiremeden hayata veda etti. Fakat ordunun profesyonelleşmesi adına yapılan çalışmalar son bulmadı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, 2003’te Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) zamanla profesyonel ve mecburi askerlik sistemlerinin birleşmesinden oluşan karma bir sistem uygulamayı amaçladığını açıklamıştı. Bakan Gönül, savunma sanayiinin güçlendirilmesi ile Türkiye’nin daha güçlü bir ülke olacağını savunuyordu. Ardından Genelkurmay Başkanlığı, 2004 yılında askerlik sistemi başta olmak üzere, TSK’nın personel yapısını tamamen değiştirme kararı almıştı. ‘Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Sistemi 2010’ adı verilen bir projeyle TSK’daki personel ve kadro yapısının 2010 yılına kadar değiştirilmesi amaçlanıyor. Bu gelişme TSK’nın yaklaşık 50 yıldır uyguladığı personel ve kuvvet yapısının tamamen değişeceği şeklinde yorumlanmıştı. Aslında bugün Türk ordusu kısmen profesyonelleşmiş sayılıyor. Çünkü 90’lı yılların başından itibaren TSK’ya sınavla uzman personel alımı yapılıyor.

Batılı ülkelerde askerlik

Amerika ve İngiltere gibi pek çok ülke, neredeyse kuruldukları günden bugüne mecburi askerliği kaldırmış durumdalar. Hatta bu ülkeler, savaş durumlarında Ordu içinde yer almayan ama askerî eğitim almış personele sahip özel güvenlik şirketlerini kullanabiliyor. Daha çok Türkiye ve doğusunda kalan ülkeler bugün mecburi askerlik sistemini uyguluyor. Avrupa Birliği (AB) çatısı altında bulunan 27 ülkeden 14’ünde zorunlu askerlik sistemi bulunmuyor. Diğerlerinde ise profesyonel ordular görev yapıyor. Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, Birleşik Krallık, İrlanda, İspanya, İtalya, Luksemburg, Macaristan, Malta, Portekiz, Slovakya ve Slovenya’da zorunlu askerlik hizmeti yok. Bunun haricindeki ülkelerde ise zorunlu askerlik sisteminin yanı sıra kamu hizmeti alternatifi bulunuyor.

Dr. Sedat Laçiner (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı):

Terörle mücadele orduların işi değil!


Her şeyden önce, terörle mücadele orduların işi değildir. Katkısı olabilir ama asli unsur, özellikle Batı örneklerindeki istihbarat örgütleri gibi, polis ve jandarma tarzı iç güvenlik kurumlarının içerisinde diğer güvenlik güçleri ile işbirliği yapan veya sadece terörle ilgili birimdir. İngiltere’de IRA’ya karşı bir birim sadece Kuzey İrlanda terörüne dönük olarak çalışır. Amerika’da da, İspanya’da da böyledir. Ordularını dış tehditlere karşı kullanırlar. Ama kendi sınırları içerisinde ordularını kullanmazlar. Teröre karşı da çok etkili bir yöntem değildir. Tabii bir de profesyonel olmazsa ekstra sorunlar çıkar. Bizim ordumuzda da profesyonellik şart. Kısa vadede mümkün olmazsa çatışma bölgelerinde bir birim kurulması lazımdır. Profesyonel maaş alan, işi askerlik olanlar da yeterli değil. Aynı zamanda konusunda uzman kişiler gerekmektedir. Terörde uzman profesyonel askerler kısa dönemde görev almalıdır. En azından teröre karşı hassas noktalarda sadece profesyonel askerler yer almalı; zorunlu askerlik yapanlar çok geri saflarda koruma maksatlı olarak kullanılmalıdır. Bu işin kalbinde her zaman için daha küçük daha özel birimler yer alır. Orduyla terörle mücadele etmeye kalkışırsanız bu balyozla sivrisinek avlamak gibi olur.

***

Ali Nihat Özcan (Terör Uzmanı):

Profesyonel askerler ve Ordu bir arada olmalı


Hem sayı, hem kullandıkları silahların kapasitesi hem de uyguladıkları taktikler açısından Türkiye, terörizmi aşan yarı askerî bir durumla karşı karşıya. Dolayısıyla meseleyi sadece terörizm olarak algılamamak gerekir. Sadece öyle olsaydı, bu işi kolluk çözerdi. Büyük bir coğrafyadan söz ediyoruz. Böyle bir coğrafyada profesyonel askerlik güvenlik stratejisinin bir parçası olabilir ama mücadelenin tümünü bunun üzerinden götüremezsiniz. Bu, halkın desteğini gerektiren bir sorun. Mecburi askerlik sistemi bu mücadeleyi götürürken halkın da içinde olmasını sağlıyor. Siz bunu tutar da profesyonellere yüklerseniz halkın desteğini kaybedebilirsiniz. Soruna yabancılaştırırsınız. Bazı görevler için profesyonel askerlik olumlu bir yaklaşım. Ancak tüm stratejiyi bunun üzerine kuramazsınız. Mecburi askerlik yapanları bulaştırmadan çözeceğiz derseniz yanlış olur. Bu büyük coğrafya ve sınır dışındaki harekâtı bloke edip etkisiz hale getiremezsiniz. İkisinin bir arada kullanılması lazımdır.

***

Adnan Tanrıverdi (Emekli Tuğgeneral):

Profesyonel ordularla kazanılmış savaş yoktur


Sefer kadrosunun tamamını profesyonel yapmak mümkün değildir. Derleme-toparlama personelden oluşacak birliklerde, birlik ruhu da gelişmemiş olur. Dolayısıyla muharebe gücü zafiyete uğrar. Profesyonel ordularla kazanılmış savaş yoktur. Aslında bu tür mücadele için, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı özel harekât timleri mevcuttur. Harekât ihtiyacına yetecek derecede bu birliklerin miktar ve kadrolarını, geçici olarak artırmak yeterlidir. Hizmet tamamlanınca kadrolar tekrar ihtiyaç miktarına indirilebilir. En iyi çözüm, iç güvenlik harekât ihtiyacı için, yükümlülerden muvazzaflık hizmetleri sırasında, yetenekli oldukları tespit edilenlerden, gönüllü olanları, ücretleri karşılığında hizmet sürelerini 3-4 yıla çıkarmak suretiyle özel birlikler teşkil etmek. Bu birliklerin personelini özel eğitime tabi tutmak.

***

Süleyman Şensoy (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Derneği (TASAM) Başkanı):

Kademeli geçiş sağlanmalı


Gerillaya karşı düzenli orduyla savunma yapmak çok zor bir şey. TSK’nın da son yıllarda bahsettiği bir profesyonelleşme var. Terör bölgesinde görev alacak komando tugaylarına 2008’den itibaren er ve erbaş alınmayacak. Bu sadece 6 tugayı içeriyor. Bütün ordunun profesyonelleşmesi uzun zaman alacak. Bir de şunu karıştırmamak lazım. Bizdeki askerlik duygusu ile Batı’daki birbirinden çok farklı. Ordumuz ABD veya Avrupa gibi olsun diyemeyiz. Bu ülkenin gerçeği, insanî yapısı, tarihi, kültürü, tehditleri farklı. Ancak, profesyonel orduya kademeli geçişin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hem ekonomik hem de sosyal olarak buna altyapı hazırlamalıyız. Tabii ordular sadece muharip unsurlardan ibaret değil. Arkadaki onlarca birim için de geçerlidir bu. Birden olacağını düşünmek mümkün değil ve temel değerlerle çelişir. Ama terörün karşısına en iyi eğitimi almış olan ve onların taktiklerini bilen insanların çıkması hem başarıyı getirecek hem de kayıpları azaltacaktır.

ZAMAN-PAZAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious