'Danıştay, yürütmeyi tekeli altına almak istiyor'

  • Giriş : 14.02.2006 / 00:00:00

Sağlık Sen Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Başaran; Danıştay'ı Açık Lise Yönetmeliği'nin bazı hükümlerinin yürütmesini durdurması ve başörtüsü konusunda aldığı karar nedeniyle eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Başaran, Hz. Muhammed'in karikatürlerinin yayınlanması olayına da değindi. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'ından söz konusu Avrupa ülkelerinden ithal edilen ürünlerin listesini yayınlamasını isteyen Başaran, "O ürünleri kullanmayarak tepkimizi göstermeliyiz" diye konuştu.
Türkiye ve dünyada yaşanan olayları değerlendiren Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Başaran, "Son zamanlarda tanık olduğumuz olaylar zinciri sanki aynı menbadan

çıkan kaynak suları gibi" değerlendirmesinde bulundu. Danıştay'ın başörtüsü ve meslek lisesi mezunlarını ilgilendiren kararını da sert bir dille eleştiren Başaran, "Örnek alınan töre ve ahlak kanunlarla düzenlenemez" dedi. Anayasal kuruluşların tariflerinin yeniden yapılması, görev ve yetki sınırlarının kesin hatlarla çizilmesi gerektiğini vurgulayan Genel Başkan Yardımcımız Başaran, "Hükümetlerin görevi; yasama ve yürütmeyi yapmaktır. Görünen o ki; Danıştay kendini icra makamına oturtmuş ve yürütmeyi de tekeli altına almak istemektedir. Böyle bir tutum Türkiye'nin içte ve dışta itibarını zedelediği gibi AB müzakere sürecine de balta vurur niteliktedir" diye konuştu.

"Kamusal alan adı altında ortaya çıkan ve tarifinin bile bir türlü yapılamadığı çağdışı bir uygulama artık sokaklara ve evlere kadar taşmıştır" diyen Başaran; yasa ve kanunlarla özel hayata yapılan müdahaleler önlenmeye çalışılırken, Danıştay 2. Dairesi'nin kararının insanları sokaklarda ve evlerinde bile hesap vermek zorunda bıraktığını söyledi. Başaran, şunları dile getirdi: "Söz konusu karar, Türkiye'de bir zamanlar en gözde iş olarak yapılan jurnalciliği de tekrar hortlatacaktır. Toplumu temelinden sarsacak olan bu kararla insanlar birbirlerini fişleyecek, kişi aile bireylerinden bile çekinir hale gelecektir. Korkarım ki, Danıştay'ın bu kararı toplumun en küçük ve en önemli yapı taşı aile kurumuna çok ağır darbe indirecektir. Uzun yıllardır Türk toplumunun kanayan bir yarası haline gelen başörtüsü sorunu için hükümet tarafından toplumda gerilim meydana getirmemek için başlattığı toplumsal uzlaşı anlayışına destek veriyoruz. Ancak hükümetin halkımız arasındaki mutabakatı görmezden gelip, mutlu bir avuç azınlığı ikna etme çabalarını da anlayamıyoruz."

Danıştay'ın Açık Lise Yönetmeliği'nin belirli maddelerinin yürütmesini durdurmasından ötürü de eleştiren Başaran şöyle devam etti: "Açık lise formülü' mağduriyeti bir nebze olsun rahatlatacaktı. Ancak, askeri bir darbe ürünü olan YÖK'ün; bu kadarcık bir iyileştirmeye bile tahammül edemeyerek, konuyu İmam Hatip Liselerinin önünü açacak bir girişim olduğunu ileri sürerek Danıştay'a götürmesi manidardır. YÖK'ün, meslek liseleri içinde oranı yüzde 8'i bile bulmayan ve bu devletin okulları olan İmam Hatip Liselerine karşı gösterdiği bu düşmanca tavır ancak jakoben bir anlayışın ürünüdür. Hükümet acil olarak milletin sırtında bir kambur olan ve hemen hemen her kesimin kaldırılması üzerinde mutabık olduğu YÖK'ü kaldırarak milyonların çilesine son vermelidir."


BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL, BASIN AHLAKSIZLIĞI


Başaran; Hz Muhammed'in karikatürlerinin yayınlanması olayına da değindi. Basın özgürlüğü altında İslam'a ve Peygamberine karşı yapılanların edepsizlik olduğunu dile getiren Başaran konuyla ilgili şunları aktardı: "Danimarka, Norveç, Fransa, İspanya ve diğer batılı ülkelerin gazete ve dergilerinde Peygamberimizin (SAV) ulvi şahsını karalayan yayınlar söz konusu ülkelerin Anayasa ve kanunlarıyla belirlediği basın özgürlüğünü aşmış, basın ahlaksızlığına dönüşmüştür. İslam ülkelerince gösterilen tepkiler Avrupa ülkeleri hatta ABD'ye kadar ulaşmıştır. Bu menfur olay karşısında, hazine ve dış ticaret müsteşarlığı ithal ürünlerin listesini yayınlamalı ve halk o ürünleri kullanmayarak tepkimizi dile getirmelidir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious