Danıştay sanığı ifadelerini reddetti

  • Giriş : 18.10.2006 / 00:00:00

Danıştay'a saldırının sanığı Alparslan Arslan, bugünkü duruşmada Cumhuriyet'e bomba atan ve Danıştay Üyesi Özbilgin'i öldüren kişinin kendisi olmadığını iddia etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Danıştay 2. Dairesine silahlı saldırı ve Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması olaylarıyla ilgili olarak yargılanan Alparslan Arslan, mahkemeye daha önce sunduğu mektubundaki iddialarını tekrarlayarak, ''Cumhuriyet Gazetesine bomba atan ben değildim, Mustafa Yücel Özbilgin'i de öldüren kesinlikle ben değildim'' dedi. Danıştay 2. Daire üyeleri ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılarla ilgili 7'si tutuklu 9 sanığın yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz, Danıştayda görevli personel Aynur Taslı, Cafer Özbey ve Yılmaz Demir'in mazeret bildirerek duruşmadan önce ifade vermek istediklerini belirttiklerini ve bu nedenle bu kişilerin ifadelerinin duruşmadan önce alındığını açıkladı. Karadeniz, bu kişilerin ifadelerini mahkemede okudu.

-DANIŞTAY PERSONELİNİN İFADELERİ-

Tanık Aynur Taslı, ifadesinde, olay günü düzgün giyimli bir kişinin Danıştay 2. Dairesi Başkanını sorduğunu, kendisinin de müzakere odasında toplantıda bulunduğunu belirtmesine rağmen bu kişinin müzakere salonuna yönelerek, salonun kapı girişinden içeride bulunanlara tek tek hedef alarak silahla ateş etmeye başladığını anlattı. Danıştay 2. Dairesinde görevli Cafer Özbek de müzakere salonunda bulunan Daire Başkanı ve üyelerine çay götürdüğü sırada bir kişinin kapıda belirdiğini ve içeridekilerin üzerine silahla ateş etmeye başladığını ifade etti.

Mustafa Yücel Özbilgin'in kendini korumak için sandalyesini kaydırdığını, bu sırada da yaralandığını gördüğünü belirten Özbek, elindeki çay tepsisini ateş eden kişiye fırlattığını, bu kişinin üzerine atılarak engel olmaya çalıştığını ancak başaramadığını kaydetti. Yılmaz Demir ise olaydan bir gün önce Alparslan Arslan'ın olay yerine gelerek, başkanın odasının kapısını zorladığını, daha sonra da oradan ayrıldığını belirtti. Sanık Alparslan Arslan'ın avukatı Ahmet Doğan bu sırada söz alarak, ifadeleri okunan tanıkların duruşmada dinlenilmesini ve sanık Arslan'ı teşhis etmelerini talep etti.

Arslan da avukatının yaptığı savunmaya katılarak, tanıkların mahkemede dinlenilmesini istedi. Danıştayda görevli polis memuru Şenol Altan, olay günü saat 10.15 sıralarında danışma görevlisi Mahmut Cengiz'in uyarısı üzerine ek binada bulunan 2. Daireye doğru gittiğini, bu sırada ana bina ile ek bina arasındaki tünelde sanık Arslan ile karşılaştığını anlattı.

Arslan'a üç defa ''o tarafta bir problem mi var'' diye sorduğunu, sanığın da kendisine gülümsediğini ifade eden Altan, temizlik görevlilerinin uyarısı üzerine Arslan'ın kolundan tutuğunu, bu sırada da Arslan'ın çantasından silah çıkardığını söyledi. Silahı sanığın elinden almak için aralarında boğuşma yaşandığı sırada tabancanın bir el ateş aldığını ifade eden Altan, çevreden gelenlerle Arslan'ı etkisiz hale getirerek, polis odasına götürdüklerini anlattı. Altan, 2. Dairedeki silahlı saldırı olayını Arslan'ın kelepçeledikten sonra öğrendiklerini belirtti.

-''ALLAH'IN ASKERİ, OSMANLININ TORUNUYUM''-

Danıştay 8. Dairesi üyesi Atıl Üzergül'ün koruması polis memuru Enver Akpolat da polis memuru Altan ve Arslan'ın boğuşması üzerine olaya müdahale ettiğini, Arslan'ı etkisiz hale getirdikten sonra polis odasına götürdüklerini anlattı. Akpolat, Arslan'ı polis odasında yüz üstü yatırdığı sırada sanığın kendisine, ''elimi sıkma ben Allah'ın askeri, Osmanlının torunuyum'' dediğini aktardı.

Kendisinden Arslan'ı teşhis edilmesi istenen Akpolat, kısa bir süre duraksadıktan sonra Arslan'ı teşhis etti. Sanık Osman Yıldırım'ın dinlenilmesini talep ettiği tanıklar yeğenleri Çetin Aksu ve Ercan Yıldız da Yıldırım'ın dayıları olduğunu ve yaklaşık 10 yıldır görüşmediklerini söylediler. Yıldız, dayısı Yıldırım'ı Ankara'ya geldiğini görmüş olsaydı yaşanan olaylara karışmasını engelleyebileceğini ifade etti.

Yıldırım'ın avukatı Ertuğrul Demirel, tanıklara soru sorarak, Yıldırım'ın sosyal hayatı ve dini yaşamı hakkında bildiklerini anlatmalarını istedi. Mahkeme Başkanı Karadeniz, bu sorunun üzerine, ''Ne yapacaksın dini hayatını? Para ile imanın kimde olduğu bilinmez'' dedi. Karadeniz, tanık Yıldız'a, ''Osman Yıldırım, camide namaz mı kılıyor, barlarda mı geziyor'' diyerek soruyu yöneltti.

Tanık Ercan Yıldız da ''Dini, imanı çok kuvvetli değil, kuvvetli olduğun sanmıyorum. Namaz kıldığını bilmiyorum, umumiyetle barlarda gezer'' diye yanıt verdi. Osman Yıldırım, tanık ifadelerine katıldığını ancak, Ercan Yıldız'ın ''dayımı görseydim olaylara karışmasını engellerdim'' şeklindeki ifadesine katılmadığını, kendisinin dava konusu olaylarda katılmadığını savundu.

-ARSLAN'DAN MAHKEMEYE MEKTUP-

Karadeniz, sanık Alparslan Arslan'ın mahkemeye mektup gönderdiğini ancak mektupta cezaevi kaydı bulunmadığını belirterek, bu duruma açıklık getirmesini istedi. Arslan da mektubu, imzalı dilekçesiyle birlikte cezaevi yönetimi aracılığıyla gönderdiğini, cezaevi idaresinin mektuba neden kayıt düşmediğini bilmediğini söyledi. Karadeniz, mektup da ''Cumhuriyet Gazetesine atılan 3 bombayı atan ben değildim, Mustafa Yücel Özbilgin'i de öldüren kesinlikle ben değildim'' yazıldığını ifade ederek, Arslan'dan mektupta yazılanların kendisine ait olup olmadığını sordu.

Sanık Arslan ise mektuptaki ifadelerin doğru olduğunu belirterek, ''Cumhuriyet Gazetesine bomba atan ve saldırıda Yücel Özbilgin'i öldüren ben değildim'' dedi. Sanık Tekin Irşi'nin avukatı Atılgan Göymen, Arslan'a müvekkili ile ilişkisi olup olmadığını ve dava konusu olayları daha önce konuşup konuşmadıklarını sordu.

-''ANAYASAL DÜZENİN NE OLDUĞUNU BİLMEYEN BİRİ...''-

Avukat Göymen, müvekkili Irşi'nin Ankara'ya gelmediğini, yaşam şartları itibariyle de muhafazakar bir grup ile hareket etmesinin anlamsız olduğunu öne sürdü. Göymen, ''Anayasal düzenin ne olduğunu bile bilmeyen birinin, Anayasal düzeni değiştirmek için eylemde bulunması düşünülemez'' diye konuştu. Mahkeme Başkanı Karadeniz de gülümseyerek, ''Olsa bile söyler mi'' dedi.

Karadeniz'in sözleri üzerine gülümseyen Alparslan Arslan, Irşi ile yapılan eylemleri daha önce konuşmadığını, bilgisinin bulunmadığını ifade etti. Sanık Süleyman Esen'in avukatı Mehmet Ener, müvekkili ile ilgili iddia makamının herhangi bir maddi delil öne sürmediğini, müvekkilinin Arslan'ın daha sonra reddettiği ifadeleri sonucu yargılandığını belirterek, tahliyesine karar verilmesini istedi. Diğer sanık avukatları da müvekkilleri yönünden dava dosyasında maddi hiçbir delil bulunmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin tahliyesine karar verilesini talep etti.

Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci de Arslan'ın avukatı Ahmet Doğan'ın soruşturmanın genişletilmesi isteğinin reddini ve sanık avukatları tarafınca dinlenmesi istenen tanıkların, davanın esasına etki etmeyeceği gerekçesiyle mahkemece dinlenmemesine karar verilmesini talep etti. Demirci, sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi. Mahkeme Başkanı Karadeniz, yazılı ifadeleri okunan Aynur Taslı, Cafer Özbey ve Yılmaz Demir'in mahkemede tekrar dinlenilmelerine gerek olmadığını ve diğer bazı kamu tanıklarının da dinlenmesinden vazgeçildiğini açıkladı.

Karadeniz ayrıca, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddine ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dava dosyasının cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar verdi. Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildiğini de açıklayan Karadeniz, duruşmanın 23 Kasım 2006 Perşembe gününe bırakıldığını belirtti.

-''YÜZÜNE BAKTIM, YAPMADIĞINA EMİNİM''

Bu arada duruşmanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arslan'ın babası İdris Arslan, cezaevinde görüştüğü oğlunun olayı kendisinin yapmadığını söylediğini ifade etti. Danıştayda yakalanmasının, saldırıyı oğlunun gerçekleştirdiği anlamına gelmediğini iddia eden İdris Arslan, ''Görüşmemizde 'Baba ben yapmadım' dedi. Yüzüne baktım, yapmadığına eminim'' diye konuştu

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious